Bir saat beklemek çok uzun is,
Aşk biraz ötede duruyorsa;
Kısadır sonsuzluğu bekleyiş,
Sonunda aşk armağanı varsa..
Emily Dickinson
Çeviren: Talat Sait Halman
Şub 23
En hüzünlü ses en tatlı ses
En çılgın ses büyüyen,-
Kuşların sesidir baharda,
Gece hoş bir tat bırakıp giderken.
Mart’la Nisan arasındaki çizgi-
O büyük sihirli sınır
Ötesinde Yaz, nefes alsa duyulur
Yakınlıkta, kararsızlıklar yaşamaktadır.
Bir zamanlar bizimle eyleşen
Dostları hatırlatır bir bir,
Ki ayrılığın kara büyüsüyle büyüyen
Hasretleri artık insafsızca derindir.
Yasını tuttuğumuz ne varsa
Hatıra gelir yeniden,
Ötmesin isteriz kuşlar
Sussun isteriz bu siren.
Bir kulak deşebilir bir kalbi
Bir mızrak kadar kıvrak,
Keşke kalbe bu kadar tehlikeli
Bir şekilde yakın olmasaydı kulak.
Emily Dickinson
Şub 23
Bir kurum emlağında yaşarız biz, kızımla ben.
Dokuz yaşında, fakat çok daha küçük gözükür.
O daha okumayı öğrenmedi akıllarından geçeni
ve sebeplerini komşularımızın. Bir ay geçti
aradan onlar durdurduklarından beri onunla oynamayı,
Hedır, Helen, Edmınd ve Saymın.
Ben onu okuldan eve getirdiğim zaman
çıkarmaz ceketini, fakat bekler.
Bir meltem rüzgârı ıslık çalıp geçerken evi
mavi kapıyı açar bir gülümseyişle
dışarda kimse bekliyor mu diye görmek için
onunla oynamak isteyecek kayıtsız caddenin üstünde
düşmanca tozun içersinde boğularak öldürülmüş; fakat hiç kimse yoktur orada.
Uzun bir boşluk kudurmuş bir köpek gibi ulur
bilinmez nefretin içine zincirlenmiş kapıdaki.
Katılaşır onun kalbi yorgun
kaldırım taşları gibi. Gelmez birisi
yumuşatmaya kızımın kırılan hevesini.
Mir Mahfuz Ali
Çeviri: Vehbi Taşar
Şub 23
Şub 23
nedir senin yerin
şiir uzamımda benim
kurtulamadığım bir imge misin,
duraksadığım bir dize
bir şiirde mi tutuklu kaldım ya da yüreğinde
az mı tanış öldürdüm
ulaşmak için sana
bunca ayinden sonra
kurban mıyım cellat mı
senin içindi bunca yakarış
izlerken seni
gölgem gölgene karışmış
çoğalan sen misin kayboldukça ben
günlerce gözbebeklerim
ayna tuttu sana
yanılıp yakana bakışımı taktığında
belge miyim varoluşuna
ve bir hüznün yankısıysa eğer şiir
sana yaklaştıkça şiire yaklaşıyorum demektir
Lale Müldür
Şub 23
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin…
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında
Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında…
Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin,
Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim!
Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!
Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini,
O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini
Ümit Yaşar Oğuzcan
Şub 23
Dostları olmalı insanın,
Aynen gemilerin limanları gibi
Zaman zaman uğradığın
Yükünü boşalttığın
Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda
Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
Geri döneceğin günü bekleme umuduyla
Bazen rüzgara o açmalı yelkenini
Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
Halatlarını çözmeli
Seni çok ama çok özlemeli
Dostları olmalı insanın,
Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren
Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen
Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde
Üzerindeki tek gömleğini.
Oğuzkan Bölükbaşı
Şub 23
*
ah kafeslerdeki hayvanlar
acınız ne kadar yabancı bana
bilseniz ne kadar uzak diliniz
ve canavarca.
*
gözlerimden ufak gözleri var kuşların
ellerimse onların ayakları gibi
yürümek isterdim sevgilimin yolunda böyle
çektiğim acıları hiç tanımadan
bir selam bile vermeden.
*
kaybettiğim ne kadar çok şey var
unuttum artık gülmeyi
ağlarken gülüyorum.
bir sahtelik yok artık davranışlarımda
dünya gözle görülen bir varlık değil artık
bir kuş gibi yakalandım uçamıyorum
gönlümün dilediği yere
Sami Baydar
Şub 23
dirimin inceliğini yazdığım monodram bitti
ve içimdeki deniz çekildi
kurudum
tuzum hasret yığını
sol boşluğum ferfecir
yemen ellerine s a v r u l d u m
yoluna kurban olduğum
farkında değil miyim sanıyorsun
ustaca gözlerimden çekilmiş
zamanın ağında
bilirim, gösteri balıkları yaşamaz artık
çırpınış balıkçıl kuşlar için bayram sofrası
bin kıratlık inciyi kaybederek yaşamak
karada mercan beklemektir, farkındayım
aslında bana sorarsan en zor olan da bu
gazze iklimine benzeyen havayı
böyle durağan; tek başına, direnerek solumak
hayat! durma
bana bir yağmur bulutu ısmarla n’olur
karla karışık bir melodram
iyot kokusuyla bezenmiş inziva da olur
kuzeydeyim
içim dışım karagöz perdesi
gör bak telvem kuru, ruhum çorak
beni çöz, beni bu sahneden indir
yüzümü yağmur taşı gibi ummâna
göğün aynasına
n’olur
aşkolsun de, kıbleye çevir
Temrin/48 Nisan 2012
Fatih Yavuz Çiçek