Şiir Antolojim

"Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum..."

Günün Şiiri

Rastgele Seçki

Giderken İçimden Geçeceksin

Şair: Veysel Çolak

Su da şaşırır yatağı tutuşunca.

Bir insanın diğerine verdiği kırık dökük bir sabah
kirli sokak kedileri, tiner ve delikanlılar
parkta kaçamak telaşında birkaç kız
eteklerinde delice savrulan müzik

Gene de balıkçılar usulca başlatıyor denizi.

Kaygan, yosunlu, o ballı kuyu
sevgilim büyüyen bir dalga sanıyor kabini
dağılan bir uğultu diye yüzünü çoğaltıyor
parasız yatılı bir umut, ama yokluğu iri
onu saklamak için yumardım avuçlarımı
ben ateşe, o rüzgara katılıyor.

Elinde kararlı bıçak
oyup çıkartacak kendini aşk tarihinden

Evde körelmiş bir oda, teninde seğiren acı
keskin, ağzına kadar dolu, öyle güzel
unutmuş kuytusunda sakladığı hayvanı
bilmiyor yürüdüğü sokakların derinlik olduğunu
iyi ki çocuklar uyutmuş karanlığı
iyi ki saçları bir açık deniz.

Her gece bir başka gömülüyor insana.

Uyanırız, akşamları bekleriz hep
kan revan bir yalnızlık ve yaşlı bir öfke
bir dil, ama kelimeleri silinmiş
bir dolu insan, duyguları okunaksız.

Ben o dünyayı gördüm
kırılan zamanın buzdan rengini.

Bedenime değince yandı aldığın gömlek.

Hiç değilse giderken içimden geçeceksin.

Veysel Çolak

Son Eklenen Şiirler

Uzaklara giden Leylâ'nın kervanı mı seni özleme düşürdü?

Şair: Abdullâh Bin Revaha

Leylâ'nın uzaklara göçen kervanı mı seni özleme düşürdü?
Evet; gözyaşlarımın serpiştirdiği hüzün göğsüme hâkim oldu.
Uzak diyarlara gidenlerin ardından ağladım;...
27.07.2026 Oku
Ve herkes eninde sonunda kendini bir şekilde masum görecek bir yol bulur

Şair: Nuri Bilge Ceylan

Doğu YÜCEL: "Filmlerinizde karakterleriniz kötümser, nihilist görüşler paylaşsa da Kuru Otlar Üstüne, üç karakterin bir arada dostça gezdiği aydınlık bir sahneyle ve Samet’in Sevim’e yönelik söylediği, umut vadeden sözlerle (bir mektupla) sona eriyor. Bir anlamda en karanlık filminiz belki de filmlerinizdeki en iyimser replikle kapanıyor. Buradaki kontrast mı sizi cezbetmişti?"
Nuri Bilge Ceylan: "Değişimler, dönüşümler, yeni başlangıçlar, katarsisler hayatta olan şeyler olsa da daha tipik olanın, daha renksiz olanın içinde bir cevher bulmaya çalışan sinema anlayışımla fazla uyumlu değil. Bir kere sondaki iç düşünceler bana hiçbir şekilde iyimser gelmiyor. Samet karakterini getirip bıraktığımız bu yeni duygu durumunun daha büyük belirsizlikler içeren çok daha karanlık bir bölge olduğunu düşünüyorum. Ona bir aydınlanma yaşatmak gibi bir düşüncem hiç olmadı çünkü bu gerçekçi gelmiyor ama geçen zamanın da yumuşatıcı etkisiyle, anlam vermekte zorlandığı birtakım belirsizliklere, ruhunu huzura kavuşturabilecek bir formülasyon getirme arzusunu göstermek istedim. Belki hatta biraz kendini kandırmak da zorunda bırakarak. Başka da çaresi kalmamış gibi. Çünkü genelde yaptığımız böyle bir şeydir ve herkes eninde sonunda kendini bir şekilde masum görecek bir yol bulur, ya da yaratır. Ama bu formülasyon bazen zihinde bir takıntı hâline gelmiş bir düğümü çözerek kaynağı belli bir problemi katlanılabilir bir forma sokarken, çok daha çözümsüz daha muğlak bir melankolinin kapılarını da aralayabilir. Bana burada olan, daha çok böyle bir şey gibi geliyor. Sondaki düşüncelerinin Samet’i getirip bıraktığı yer bana göre daha kaynağı belirsiz daha çetrefilli daha bulanık bir yer. Bu duygunun belirtileri hem sözlerde var hem de filmin son planında uçup giden kuşun ardından bakarken Samet’in yüz ifadesinde. Sıcacık güneş, dostane gezinmeler falan bir iyimserlik, bir kontrast duygusu veriyor olabilir ilk bakışta doğru. Ama dış görünüşteki olumlu ya da iyimser hava çoğaldıkça tüm bu güzelliklere tezat içte oluşan karamsarlık inadına çok daha karanlık çok daha yıkıcı bir kimliğe bürünmüyor mu? Kontrastı asıl burada görmek ya da göstermek bana daha trajik geliyor. Stavrogin’in tam da İsviçre’nin şirin bir vadisinde huzurlu bir hayat kurma hayallerinden bahsetmesinden, hatta Daşa’yı da orada birlikte yaşamak için davet etmesinden hemen sonra intihar etmesinde, daha doğrusu ancak bu olumlu hayallerle baş başa kaldığında intihar etme cesareti bulabilmesinde de benzer bir kontrast yok mu? Salt bu hayallerin ardından geldiği için bu intihar bana o kadar acı gelmişti ki ilk okuduğumda. Çünkü bu, insan ruhunda olup bitenlerin devasa büyüklüğü ve öngörülemezliği hakkında korkutucu bir duyguyla baş başa bırakıyor insanı."
Nuri Bilge Ceylan'ın bu cevabı, aslında sadece Kuru Otlar Üstüne filminin sonunu açıklamıyor; bütün sinema anlayışını, insan psikolojisine bakışını ve hatta Dostoyevski okumalarının sinemasına nasıl sızdığını da anlatıyor. Metni birkaç katmanda okumak mümkün....
27.07.2026 Oku
Neden Eve Dönmek İstemeyiz?

Şair: Şiir Antolojim

İnsanın Kendi Evine Yabancılaşmasının Hikâyesi
Akşam olur. Sokaklar yavaş yavaş boşalır. İnsanların adımları hızlanır. Herkes bir yere yetişmeye çalışır: bir kapıya, bir ışığa, bir sese, bir sofraya…
Çünkü insanın içinde çok eski bir çağrı vardır:...
26.07.2026 Oku
Döndüğün ev, her zaman bıraktığın ev değildir

Şair: Muhsin Kızılkaya

Ertuğrul Özkök'ün; Christopher Nolan'ın son günlerde bütün dünyanın konuştuğu “The Odyssey” filminin vizyona girdiği gün yayımlanan, Ege Denizi'nde “Homeros Rotasını” takip ederek çıktığı bir haftalık yolculuğu anlatan yazısını, iliştirdiği bir notla birlikte bana yollayan kıymetli Murat Ülker, belki de bu zamana kadar birçok kişinin aklına gelmiş ama pek sorduğuna rastlamadığım birkaç önemli soruyu arka arkaya sıralıyordu.
Murat Bey diyordu ki notunda: “Meşhur destanı, acaba kim, niye antik tarihin sayfalarından çıkarıp meşhur etti? Tarihte Yunanlılar, Helenler hakikaten anlatıldığı kadar önemli mi? Yoksa Mezopotamya’da da geçmişte benzer devletler ve halklar yaşamışken Helen ve Mısır’ın öne çıkarılışının bir başka sebebi var mı?”
Bu soruların dört başı mamur cevaplarının bende olmadığını elbette biliyordu Murat Bey. Peki, bildiği halde bu soruları neden bana soruyordu? Sanırım en büyük nedeni beni böyle bir yazıyı yazmaya teşvik etmekti....
26.07.2026 Oku
SEVDİĞİNİ SÖYLESENE

Şair: Ferit Edgü

- Çok güzel, ela gözleri vardı.
- Göğüsleri de fena sayılmazdı.
- Kalçaları olağanüstüydü....
26.07.2026 Oku
GECE SONESİ

Şair: Tristan Corbiere

Otuz altı ölüme tutunan
Ey uyuyan pencere
Elmas camdır tarazlanan...
25.07.2026 Oku
AH

Şair: Ferit Edgü

AH
Bir Bursa Ah'ı çektim ipeğe
Gene yüzün çıktı ortaya....
25.07.2026 Oku
İntikamda ve aşkta kadın erkekten daha barbardır.

Şair: Nietzsche

“İntikamda ve aşkta kadın erkekten daha barbardır.”
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Friedrich Nietzsche...
25.07.2026 Oku
Rastgele Şiir
Haki Zamanlar

Şair: Mustafa İslamoğlu

kafesler içinde kafesler
iniltiye dönüşen ninniler var şimdi içimde
bir ihtilal gibi yayılıyor acı
geçmişime
geleceğime
kalbimle aramdaki o girilmez vadiye
Aşka Dair
Askerin Karısı

Şair: Nima Yusiç

İki gündür bir lokma koymadı ağzına kadın,
İki çocukla, durup dinlenmedi hiç;
Biri on yaşında, kızı uyuyor,
Ötekisi uyanık ve inliyor acıyla.
Kız ağlıyor anasının sütü için, zayıf düşmüş,
Bu başka bir üzüntüdür, (içini burkar insanın).
Yalnızlığa Dair
Yalnızca Çocuk Kitapları Okumak

Şair: Osip Mandelstam

Yalnızca çocuk kitapları okumak,
Yalnızca çocuksu düşüncelere kapılmak,
Yetişkinlere özgü ne varsa uzaklaşmak,
Sonra tüm acılarından yeniden doğmak.