Kırlangıçlar

Kırlangıçlar gelir
Kıt’alar aşırı
Denizler aşırı.


Bu yıl da kırlangıçlar
Kasabadaki üçüncü sınıf
Bir postahanenin
Saçaklarına geldiler.

Samandan ve çamurdan
Örülmüş yuvalarında
Telgraf ve havale gibi ufak tertip
Ve bunaltıcı işleri seyrediyorlar.


Sağlam yuvalannın altında ben
Gün olur 2,00 pul yapıştınnm mektuplarıma
Beş dolar gönderirim havaleyle
Şu bizim karışık hayatımız icabı.


Çok sürmeyecek çekip gitmeleri
Gelecek bahara kadar arama
Dünyamız bu arada yüzlerce
Yüzlerce defa dönecek.


Herzamanki gibi gene geldim
Pul almaya, havale göndermeye
Acaba kırlangıçlar geldi mi diye
İçimde de bir merak hani.


Bunlar
Şu geçen yıl gelen
Kırlangıçlar mı acaba
Orasını kimse bilmez ama


Kırlangıçlar gelir gene
Kıt’alar aşırı
Denizler aşırı.

Takenaka ÎKU
(1904 – )

20260612_2021262755945887054066161-1024x768 Kırlangıçlar

Evlilik

Nezaman gördüyse şiir beni
Evlen evlen…, diye
Haykırdı suratıma.
Doğrusu o zamanlar ben de
Evlensem diye can atıyordum.
Bu gibi ince işlerin
Sırası-yeri vardır ya dünyada
örnek diye hani
Yağmurdan sıçana döndüğüm
Zamanlan gösterelim,
Rüzgârın önüne
Katıldığım zaman diyelim,
Yahut ta ah gebersem diye
Bakındığım günleri.
Eh, bıktım artık
Fırdolayı sarmış bu iş çevremi
Birtürlti becerip-edip
Aklından-fikrinden de
Çıkaramaz olmuşsun bunu,
Şiirlerimin de üstelik
öfkesi burnunda
Ben nerde, onlar orda; peşimde yani
Boyna evlen evlen…
Senin anlıyacağın
Olacak gibi değil,
Ben de kalktım evlendim,
Efendim?…
… Şiirlerim
Şıp diye kesti feryadı.
Gelgelelim şimdi çevremde
Şöyle yerdenbitme
Antika yaratığın biri dolaşıyor
Çöküp bir oturmayagörsün
Gardrobun yanına-filân
Bir avaz tutturuyor seninki
Para da paraaa… para.
Ya…

Yamanokuchi BAKU
(1903 – )

20260612_2018324574441558114450328-768x1024 Evlilik

Uzaklardasınız

Ey eski sevdalarım
Öyle uzaktasınız ki
Kutup yıldızından ötedesiniz
Yıldız kolayca bulunur geceleri
Ama hafızamda sîzler
Öyle belirsizsiniz ki
Kokunuzun neye benzediğini bile
Becerip te anlatamam.

Fukuhara KÎYOSHÎ
(1901- )

20260612_1947208074412554220356508 Uzaklardasınız

Toprakta

Bir kelebek kanadını
Sürüklüyor karıncalar
Bak
Bir yat sanki.

Miyoshi TATSUJÎ
(1900 – )

20260612_2010202793047411455876357-1024x658 Toprakta
蝶を運ぶアリ

Doğum Günü

Kelebeğin birini
Duvara
Bir güzel iğneledim
Kıpırdayamaz artık.
Ah mutluluğumu da
Böyle yapabilseydim…

Anzai FUYUE
(1898 – )

screenshot_20260612_200359_x8643736565314627596-1024x905 Doğum Günü
花嫁の最愛の父親は何年も前にこの世を去りました
彼は幼い頃 彼女にこう約束していました。「お前の結婚式には必ず駆けつけるよ」と
その約束の日 父親の姿はないけど…
純白のドレスに身を包んだ花嫁の肩に 一匹の蝶がそっと舞い降りたのです

Bir Sabah Tayfı

Bu bir kere olmuştu
O günlerde
Şimdi yalnızlıktan
İçim sıkılarak hatırlıyorum.
Bu bir kere olmuştu
O günlerde
Ben saadetle dopdoluyken.
Gümüş alınlı
Bir sabah gelirdi,
Sevinç içinde uyanırdım,
Hemen ilk işim
Yanaklarımı çepçevre dolayan
O ipek gibi yumuşacık
Saçlarını kaldırmak olurdu
Usul usul
Usul usul kaldırmak
Şaşırtmıyayım diye rüyalarını.
Ama sen sanki
Bu işareti bekliyormuş gibi benden
Gözünün birini açardın
Kamaşmadan yarı kapanık.
Sonra bir gülümseyişle
Öbür gözün de açılırdı:
“Bonjour mon amour!”


Beyaz örtülerde
Dağınık saçların
Aydınlıkta parıl parıl yanan
Gökmavisi bir kadifeye
Serpilmiş altın incilerden
Bir perde gibiydi.
Yanakların pembe,
Dudakların ateş çiçeği,
Rüya pencerelerini andırırdı
Gözlerin;
Sol pencereden gençlik,
Sağ pencereden saadetti
Dışarıyı seyredenler.


Taze puf böreği gibi
Körpecik, yumuşacık kollar,
Yarın açılmayı uman
Heykel gibi çiçekli vücut,
Ayağıma dokunurdu ayağın
Vücudumun kalbimden
En uzak bir yerine
Biryerine dokunurdu.
Yarı uykulu
Yarı uyanık
Ne güzel gelirdi bana
Yaşamak
O günlerde
Param-pulum vardı harcayacak,
O günlerde yerindeydi sağlığım,
O günlerde gençtim
Delikanlıydım.
Bütün bunlar sonradan da
Pek öyle değişmediler ama;
Değişen şey
Benim sabah yatağım oldu.
Tekbaşına uyanırken
Beyaz yatakta şimdi
işte bunları hatırlıyorum.


Bu bir kere olmuştu
O günlerde
Ben saadetle dopdoluyken
Bu bir kere olmuştu
O günlerde.

Horiguchi DAlGAKU
(1892- )

20260612_1945258547333712487487774 Bir Sabah Tayfı

Bülbül bir kere öttü

Bülbül bir kere öttü
Ama arkası gelmedi ötüşün
Alacakaranlıkta kar yağıyordu.

Aro
(1879- )

20260612_1945184915850965793244583 Bülbül bir kere öttü

Masaoka SHÎKl

Aman ne uzun gün
Kayık çene çalıyor
Deniz kenarıyla.

555.
Epeyce soğuk
Lâmbaya yaklaşacak
Böcekler yok ortalıkta.

556.
Üşüşmüş çatıya
Millet yangın seyrediyor: Kış, havada ay…

557.
Puslu ay
Meyhanedeki kavgayı
Alevlendirdi.

558.
Şöyle bir baktım ardıma
Yanımdan şimdi geçen adamı
Sisler içinde artık arama.

559.
Gece, işte seni beklerken
Soğuk rüzgâr gene
Yağmura çeviriyor.

560.
Bahar yağmuru
Şemsiyeli insanlar bakıp duruyor
Vitrindeki resimli kitaplara.

561.
Ne olacak, kış ırmağı işte
Suyu az geliyor
Dört-beş ördeğe bile.
502.
Kendi haline bırakılmış kayıkta
Dolu tanecikleri
öteye beriye sekip duruyorlar.

563.
Güvertede
Doluların tıkırtısı
Kara kara.

564.
Ta ormanın dibinde
Bir göl
Ama ne kaim buzu…

565.
İlk kar
Ne dağları şu
Denizden ötedekiler?..

566.
Tozu dumana katan tipiye doğru
Başım döndürüp geriye bakmadan
Onbir atlı at sürüyordu.

567.
Bahar… kırlarda
F. 15 Gidenler, gelenler…
Neden acaba?..

568.
Bahçedeki feneri yakıp
Minik evde kim var kim yok
Hepsi dışarıya döküldü.

569.
Büyük Buddha’nın
Bir omuzundaki
Rarlar eridi.

570.
Tapmağa adanmış
On yaşından küçük bir çocuk
Acı soğuk!..

571.
Büyük tapınağın kapısı
Örtülürken gümmm… ediyor
Bir sonbahar akşamı.

572.
Bir rahip
Üç-beş çömez,
Soğuk bir gece.

573.
Donanma fişekleri bitti
Elini-eteğini çekti insanlar
Ne karanlık, ne karanlık!..

574.
Hava soğuk
Bağrıma bastırıyorum kızcağızımı
Ne şeker ama; sevsinler maskarayı…

575.
Raket oyununda yenildiler ya
Genç ve güzel hanımcıkların
Yanlarına varılmıyor öfkeden…

576.
Üstünde en cici tuvaleti
Sezonun ilk temsilinden dönüyor
Daha soyunmamış.

577.
Evin birinde
Bir hıçkırık
Dışarda davullar…

578.
Solgun çayırlar üstünde
Yürür gider yolcunun biri
Portakal yiye yiye…

579.
Yediğim aşınlmış elmalar
Bir ağn verdi ki mideme
Sorma gitsin…

580.
Kayıkhanenin yanında
Körpecikten bir vesikalı kapatma;
Pamuk çiçekleri, pamuk çiçekleri…

581.
Bu bahar akşamında
Şu kitap kurdu bilgin de
Ne okur durur böyle acaba?..

582.
Şu göz açıp kapamalı dünyada
Bostan korkuluğunun bile
Gözü var, burnu var, ya…

583.
Bostan korkuluklarının halleri
öyle dokunaklı ki aydınlık gecelerde
Korkuluk değiller de adam sanki…

584.
Sokup beni
Sonbaharın sivrisinekleri
ölüme hazır etti.

585.
Hiç bir iş görmeden
Deniz salyangozu
Tam 18.000 yıl yaşadı.

586.
Çalıların arasında uçan
Şu yarasanın pırpırısı
Kara kara…

587.
Bahar rüzgârı bu
Tavuskuşu
Açıyor kuyruğunu.

588.
Kış ırmağının üstünde
Yaprakmış, şuymuş-buymuş, ne varsa
Gaga çalıp duruyor ördekler.

589.
Aklı durur adamın aklı
Hovarda kediler
Taş duvarı bile yıktı.

590.
Köylü oğlanın biri
Sararmış çayırlar üstünde
Köpeğini almış yanına gidiyor.

591.
Akşam yağmuru, küçük bir kayık
Yüklemişler sığırın birini içine
Irmağın öbür yakasına geçiyor.

592.
Sararıp soluyor krizantemler
Gelinciğin biri dikmiş gözünü
Tavuklara bakar da bakar…

593.
Düşüne düşüne
Her yıl krizantemleri
Onlar da beni düşünür oldular.


594.
Minimini bir dükkân
Taşbebekler…
Krizantemler…

595.
Akşamın mor dağları
Hanımeliler
Görünecek ev bırakmamışlar ki…

596.
Açılıyor kiraz çiçekleri
Aklıma gelebilenlerin
Hepsi uzaklarda, hepsi…


597.
Bir kuş öttii
Tıp etti yere
Bir böğürtlen düştü.


598.
Şeftali soyarken
Bıçağa
Tatlı damlacıklar süzülüyor.

599.
Yıkıntı bir evin yanında
Çiçek açıyor armut ağacı
Bir zamanlar buralarda savaş olmuştu…

600.
Köprü yıkıldı gitti
Arkasındaki söğüt
Yapayalnız şimdi.

601.
Üç-beş söğüdün
Çevrelediği
Minicik bir ev.


594.
Minimini bir dükkân
Taşbebekler…
Krizantemler…

595.
Akşamın mor dağları
Hanımeliler
Görünecek ev bırakmamışlar ki…

596.
Açılıyor kiraz çiçekleri
Aklıma gelebilenlerin
Hepsi uzaklarda, hepsi…

597.
Bir kuş öttii
Tıp etti yere
Bir böğürtlen düştü.

598.
Şeftali soyarken
Bıçağa
Tatlı damlacıklar süzülüyor.

599.
Yıkıntı bir evin yanında
Çiçek açıyor armut ağacı
Bir zamanlar buralarda savaş olmuştu…

600.
Köprü yıkıldı gitti
Arkasındaki söğüt
Yapayalnız şimdi.

601.
Üç-beş söğüdün
Çevrelediği
Minicik bir ev.

602.
Derenin biri
Akar gider kasabadan
İki yanı da söğüt…

603.
Şıp etti yandı lâmbası
Bizim kapı komşunun
A-aaa…, nerden çıktı bu muz ağacı…

604.
Şu incirleri görünce
Kim geldi aklıma, biliyor musun, hani
Nara’da bir handa bir uşak vardı ya… *

605.
Kesip yıkmak için onu
Baltayı kaldırdığımda
Tomurcuklanıyordu…

606.
Çiçekli daim birine
Asayım derken feneri
Sorma başıma gelenleri…

607.
A.
Şurada burada bir geyik
Çalılar arasından
Gösteriyor yüzünü.
B.
Akşam güneşi
Çalılar arasından
Hamağa süzülüyor.
C.
Küçük köyün yanında
Bir işaret, bir nişan
Birlikte boy atan ağaçlar.
D.
Gezgin rahibin biri
Oturmuş kaval çalar
Çalılar arasında.
E.
Bahçıvanın uğradığı yok
Bahçe karmakarışık
Bayağı yabanileşmiş.
F.
Bakma, ağaçlar 5.00 yıldır
Gelişip boy atıyorlar ama
Direk olamıyorlar.
G.
Gölde hiçbir adamın
Oturmadığı bir adada
Yapraklar sık mı sık hani…
H.
işte bir aile ağacı
Dördüncü, beşinci göbekten…
Büyüsün bakalım.
I.
Türbeler çepçevre ağaç
ölülerin ruhları da, mezarları da
Adamakıllı çürüyebilirler burada.
J.
Baltaya kimse el atamaz
Ağaçların sık olduğu bu yerde
Kakavan bir gûlyabanî yaşar.

608.
Mezarıma şunu yaz, emi;
iki şeye bayılırdı rahmetli
Şiir bir, Japon inciri iki.

Masaoka SHÎKl
(1866-1902)

20260612_194457330335831170476583-1024x1018 Masaoka SHÎKl

Oynaşıp durdu ateş böcekleri

Ay ışığının düşmediği yerlerde
Oynaşıp durdu ateş böcekleri
Hatıraları kaçırmıyayım diye
Sabaha kadar uğraşıp
Gözümü kırpmadığım gece gibi.

Kumagai NAOYOSHİ
(1781-1881)

20260612_1955482312567398008969490-1024x681 Oynaşıp durdu ateş böcekleri

Kobayashi İSSA Haikuları

***
Ah ah…
Yılbaşında
Çocuk olmak varmış…
***
Yıl sonunda
Azarlananlar hesabına hani
Çatlıyorum kıskançlığımdan.
***
Ne olacak; meşe kömürü ateşi…
İşte bizim senelerimiz de
Ateş nasıl geçerse öyle geçiyor.
***
Eh, ben artık yaşlandım ya,
Kıskançlıktan patlıyor millet…
Ah, ama ne soğuk hava…
***
Ne serin oluyor insanın
Şöyle sereserpe uzanması
Ama ne yalnız ne yalnız…
***
Yooo, yanımda kimsem yok, dedim
Otelin kâtibine; deftere onu bile yazdı.
Şu sonbahar gecesi amma da soğuk hava.
***
Sıcak bir gece
Uyukla dur bakalım
Bavullar denkler arasında.
***
En sıcak günü yılın
Vanm-yoğum tek Kasa da
Çalmdı gitti.
***
Sığır gelir
Mu… mu…
Sisler içinden…
***
Çiçek hırsızının üstüne
Dağlarm doruğundaki ay
Göstermemek ister gibi vuruyordu.
***
Bahar yağmuru
Genç ve güzel kızın birinde
Aman bir esneme… bir esneme…
***
Bahar yağmuru
Minicik kızın biri
Kediye dans öğretiyor.
***
Karlar eriyor ya
Meğer bu köyde
Ne kadar çocuk varmış…
***
Kapıdan şöyle biraz ötedeki
Karların üstünde
Sidiğin açtığı dümdüz bir oyuk.
***
Mevsim kış
Körpe orospunun biri
Tencerenin isini temizliyor.
***
Solgun mavi gökyüzünde
Beliriyor akşam oldu mu
Sıra sıra sonbahar dağlan.
***
Kış ormanında
Evvel zaman içinde
Kalbur saman içindenin yankıları…
***
Bugünkü âlemimizde bile
Şol dünyamızın kuşları
öter HOKEKYO deyu deyu.
***
Çocuk diyor ki
Bak anneciğim, pirinç kurabiyecisi
Komşunun kapısında…, ha?..
***
Haşlanmış kestaneler;
Minicik oğlanın biri
Akıllıca bağdaş kurup oturdu.
***
Bak ben gidiyorum
Yaramazlık etme de
Çekirgelerle oyna, emi…
***
Oburluğa yeltenen çocuklar
Maşallah oburlara bile
Taş çıkarttılar hani…
***
Ama nezaman
Nezaman okyanusu görsem
Ah anacığım ah!..
***
Ay altında, çiçekler altında
Tam 49 yıl boşuboşuna
Ha babam dolaş ta dolaş…
***
Şu bizim uşak var ya hani
Ne iyi; ne temiz yürekli adam,
Komşunun kapısındaki karları da kürüyor.
***
Dolu tanecikleri yerde
Ay ışığında sabah şırfıntıları
Döndüler evleme.
***
Ayın ondördü… parıl parıl ama…
Hani ne olmuş sanki gibilerden
Dikilip duruyor şurada bostan korkuluğu.
***
Ayıp değil ya sorması, acaba
Soğuk ne yönden gelir
Bostan korkuluğu, ha?..
***
Şu ihtiyar halimden hani
Bostan korkuluğunun önünde bile
Yerin dibine geçiyorum.
***
Dikilmiş bostan korkuluğu
Esen rüzgârdan koruyor
Memedeki yavrucuğu.
***
Kelebeğin biri geldi
Bahçedeki bir kelebeği taktı yanına
Çekti gitti.
***
Uçan kelebeğe karşı
Kendimi tozdan-topraktan
Bir yaratık hissettim doğrusu.
***
Kapının önünde bir kelebek Minik kız yaklaşınca uçuyor
Kız gene yaklaşıyor, gene uçuyor.
***
Çekirgecik
Basıp basıp ta kırma öyle
Şu parıl pani kırağı incilerini.
***
Serin bir meltem
Çekirge
Avazı çıktığı kadar ötüyor.
***
Kulübemde geceleyin
Ne var-ne yok gibilerden hani
Köşe-bucağı bir arayıp-tarama çekirgede.
***
Paşa paşa çocuklardan ol da
Eve iyice göz-kulak ol
Emi çekirgecik…
***
Koca bir ateş böceği
Dalgalana dalgalana
Geçti gitti.
***
Çalılardan bir kapı
Kilidi de
Sümüklü böcekten.
***
Hadi sümüklü böcek
Çık bakalım şu Fuji tepesine
Ama yavaş ol, yavaş ol…
***
Kapıda sinekler
Bol meyveli bir yılın
Gürültüsünü göğe çıkarıyorlar.
***
Körpe gugukçuk
Sarı bir sesle
Anasını babasını çağırıyor.
***
Yusufçuğun gözlerinde
Uzak tepelerin
Görüntüsü yansıyor.
***
Sizin için de pireler
Gece uzun olmalı
Ortalılı ta ıssız.
***
Kurbağanın biri
Nedense ekşi bir suratla
Bakıp duruyor bana.
***
Çalıkuşu
Kazanıp gidiyor hayatını işte
Şamata ettiği filân da yok.
***
Çalıkuşu bıcır bıcır
Ama hava kararıyormuş
Olsun varsın…
***
İş bilenin dememişler tevekkeli
Bak yabani kırların kargası
Hop etti muz ağacına kondu.
***
Tarlanın önünde
Uçuşan yapraklar
Baştan çıkarıyor kediyi.
***
Yılın sonu…
Hani bizden biriymiş gibilerden
Oturuvermiş şuracığa kedi.
***
Kedi kalkıyor artık, uykusunu aldı ya
Bir esneme, bir esneme seninkinde
Sonra hadi bakalım hovardalığa.
***
Karlı yolda köpekler
Halden anlarcasına
Yol verdiler de öyle geçtik.
***
Erkek geyiğin biri
Bir yiyip bir dağıtyor
Çalıyoncasının çiçeklerini.
***
Serpilen pirinç taneleri…
Bu da bir çeşit giinâh işte!
Kuşlarda bir kavga bir döğüş…
***
Dünyada böceklerden bile Kiminin şarkıya-türküye yatkın sesi
Kiminin hani berbat mı berbat…
***
Ay ışığı diyor ki sanki
Hadi hadi çalıver canım
Şu çiçekli erik dalını, hadi…
***
Geceleyin kiraz çiçekleri
Gökten inmiş
Melekler gibi.
***
Polovniya ağacı
Tezelden soyundu yapraklarından
Dikilip duruyor baston yutmuş gibi.
***
Basbayağı canlıyız işte
Ben de canlı
Gelincik çiçeği de…
***
Yabani Japon incirleri
Anne yiyor
Acılarını, hamlarını…
***
Sararıyor Pampas çayırları
Sırası işte; evvel zaman içinde
İhtiyar bir cadı varmış…
***
Kocaman ama; dağ gibi
Dağ gibi bir kestane ağacı
Nerdeee.., tepesine çıkmak!..

Kobayashi İSSA
(1763-1827)

20260606_1958404483794643067005807-461x1024 Kobayashi İSSA Haikuları