Şiir Antolojim
"Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum..."
Günün Şiiri
Rastgele Seçki
Giderken İçimden Geçeceksin
Şair: Veysel Çolak
Su da şaşırır yatağı tutuşunca.
Bir insanın diğerine verdiği kırık dökük bir sabah
kirli sokak kedileri, tiner ve delikanlılar
parkta kaçamak telaşında birkaç kız
eteklerinde delice savrulan müzik
Gene de balıkçılar usulca başlatıyor denizi.
Kaygan, yosunlu, o ballı kuyu
sevgilim büyüyen bir dalga sanıyor kabini
dağılan bir uğultu diye yüzünü çoğaltıyor
parasız yatılı bir umut, ama yokluğu iri
onu saklamak için yumardım avuçlarımı
ben ateşe, o rüzgara katılıyor.
Elinde kararlı bıçak
oyup çıkartacak kendini aşk tarihinden
Evde körelmiş bir oda, teninde seğiren acı
keskin, ağzına kadar dolu, öyle güzel
unutmuş kuytusunda sakladığı hayvanı
bilmiyor yürüdüğü sokakların derinlik olduğunu
iyi ki çocuklar uyutmuş karanlığı
iyi ki saçları bir açık deniz.
Her gece bir başka gömülüyor insana.
Uyanırız, akşamları bekleriz hep
kan revan bir yalnızlık ve yaşlı bir öfke
bir dil, ama kelimeleri silinmiş
bir dolu insan, duyguları okunaksız.
Ben o dünyayı gördüm
kırılan zamanın buzdan rengini.
Bedenime değince yandı aldığın gömlek.
Hiç değilse giderken içimden geçeceksin.
Veysel Çolak
Bir insanın diğerine verdiği kırık dökük bir sabah
kirli sokak kedileri, tiner ve delikanlılar
parkta kaçamak telaşında birkaç kız
eteklerinde delice savrulan müzik
Gene de balıkçılar usulca başlatıyor denizi.
Kaygan, yosunlu, o ballı kuyu
sevgilim büyüyen bir dalga sanıyor kabini
dağılan bir uğultu diye yüzünü çoğaltıyor
parasız yatılı bir umut, ama yokluğu iri
onu saklamak için yumardım avuçlarımı
ben ateşe, o rüzgara katılıyor.
Elinde kararlı bıçak
oyup çıkartacak kendini aşk tarihinden
Evde körelmiş bir oda, teninde seğiren acı
keskin, ağzına kadar dolu, öyle güzel
unutmuş kuytusunda sakladığı hayvanı
bilmiyor yürüdüğü sokakların derinlik olduğunu
iyi ki çocuklar uyutmuş karanlığı
iyi ki saçları bir açık deniz.
Her gece bir başka gömülüyor insana.
Uyanırız, akşamları bekleriz hep
kan revan bir yalnızlık ve yaşlı bir öfke
bir dil, ama kelimeleri silinmiş
bir dolu insan, duyguları okunaksız.
Ben o dünyayı gördüm
kırılan zamanın buzdan rengini.
Bedenime değince yandı aldığın gömlek.
Hiç değilse giderken içimden geçeceksin.
Veysel Çolak
Son Eklenen Şiirler
Uzaklara giden Leylâ'nın kervanı mı seni özleme düşürdü?
Şair: Abdullâh Bin Revaha
Leylâ'nın uzaklara göçen kervanı mı seni özleme düşürdü?
Evet; gözyaşlarımın serpiştirdiği hüzün göğsüme hâkim oldu.
Uzak diyarlara gidenlerin ardından ağladım;...
Evet; gözyaşlarımın serpiştirdiği hüzün göğsüme hâkim oldu.
Uzak diyarlara gidenlerin ardından ağladım;...
27.07.2026
Oku
Ve herkes eninde sonunda kendini bir şekilde masum görecek bir yol bulur
Şair: Nuri Bilge Ceylan
Doğu YÜCEL: "Filmlerinizde karakterleriniz kötümser, nihilist görüşler paylaşsa da Kuru Otlar Üstüne, üç karakterin bir arada dostça gezdiği aydınlık bir sahneyle ve Samet’in Sevim’e yönelik söylediği, umut vadeden sözlerle (bir mektupla) sona eriyor. Bir anlamda en karanlık filminiz belki de filmlerinizdeki en iyimser replikle kapanıyor. Buradaki kontrast mı sizi cezbetmişti?"
Nuri Bilge Ceylan: "Değişimler, dönüşümler, yeni başlangıçlar, katarsisler hayatta olan şeyler olsa da daha tipik olanın, daha renksiz olanın içinde bir cevher bulmaya çalışan sinema anlayışımla fazla uyumlu değil. Bir kere sondaki iç düşünceler bana hiçbir şekilde iyimser gelmiyor. Samet karakterini getirip bıraktığımız bu yeni duygu durumunun daha büyük belirsizlikler içeren çok daha karanlık bir bölge olduğunu düşünüyorum. Ona bir aydınlanma yaşatmak gibi bir düşüncem hiç olmadı çünkü bu gerçekçi gelmiyor ama geçen zamanın da yumuşatıcı etkisiyle, anlam vermekte zorlandığı birtakım belirsizliklere, ruhunu huzura kavuşturabilecek bir formülasyon getirme arzusunu göstermek istedim. Belki hatta biraz kendini kandırmak da zorunda bırakarak. Başka da çaresi kalmamış gibi. Çünkü genelde yaptığımız böyle bir şeydir ve herkes eninde sonunda kendini bir şekilde masum görecek bir yol bulur, ya da yaratır. Ama bu formülasyon bazen zihinde bir takıntı hâline gelmiş bir düğümü çözerek kaynağı belli bir problemi katlanılabilir bir forma sokarken, çok daha çözümsüz daha muğlak bir melankolinin kapılarını da aralayabilir. Bana burada olan, daha çok böyle bir şey gibi geliyor. Sondaki düşüncelerinin Samet’i getirip bıraktığı yer bana göre daha kaynağı belirsiz daha çetrefilli daha bulanık bir yer. Bu duygunun belirtileri hem sözlerde var hem de filmin son planında uçup giden kuşun ardından bakarken Samet’in yüz ifadesinde. Sıcacık güneş, dostane gezinmeler falan bir iyimserlik, bir kontrast duygusu veriyor olabilir ilk bakışta doğru. Ama dış görünüşteki olumlu ya da iyimser hava çoğaldıkça tüm bu güzelliklere tezat içte oluşan karamsarlık inadına çok daha karanlık çok daha yıkıcı bir kimliğe bürünmüyor mu? Kontrastı asıl burada görmek ya da göstermek bana daha trajik geliyor. Stavrogin’in tam da İsviçre’nin şirin bir vadisinde huzurlu bir hayat kurma hayallerinden bahsetmesinden, hatta Daşa’yı da orada birlikte yaşamak için davet etmesinden hemen sonra intihar etmesinde, daha doğrusu ancak bu olumlu hayallerle baş başa kaldığında intihar etme cesareti bulabilmesinde de benzer bir kontrast yok mu? Salt bu hayallerin ardından geldiği için bu intihar bana o kadar acı gelmişti ki ilk okuduğumda. Çünkü bu, insan ruhunda olup bitenlerin devasa büyüklüğü ve öngörülemezliği hakkında korkutucu bir duyguyla baş başa bırakıyor insanı."
Nuri Bilge Ceylan'ın bu cevabı, aslında sadece Kuru Otlar Üstüne filminin sonunu açıklamıyor; bütün sinema anlayışını, insan psikolojisine bakışını ve hatta Dostoyevski okumalarının sinemasına nasıl sızdığını da anlatıyor. Metni birkaç katmanda okumak mümkün....
Nuri Bilge Ceylan: "Değişimler, dönüşümler, yeni başlangıçlar, katarsisler hayatta olan şeyler olsa da daha tipik olanın, daha renksiz olanın içinde bir cevher bulmaya çalışan sinema anlayışımla fazla uyumlu değil. Bir kere sondaki iç düşünceler bana hiçbir şekilde iyimser gelmiyor. Samet karakterini getirip bıraktığımız bu yeni duygu durumunun daha büyük belirsizlikler içeren çok daha karanlık bir bölge olduğunu düşünüyorum. Ona bir aydınlanma yaşatmak gibi bir düşüncem hiç olmadı çünkü bu gerçekçi gelmiyor ama geçen zamanın da yumuşatıcı etkisiyle, anlam vermekte zorlandığı birtakım belirsizliklere, ruhunu huzura kavuşturabilecek bir formülasyon getirme arzusunu göstermek istedim. Belki hatta biraz kendini kandırmak da zorunda bırakarak. Başka da çaresi kalmamış gibi. Çünkü genelde yaptığımız böyle bir şeydir ve herkes eninde sonunda kendini bir şekilde masum görecek bir yol bulur, ya da yaratır. Ama bu formülasyon bazen zihinde bir takıntı hâline gelmiş bir düğümü çözerek kaynağı belli bir problemi katlanılabilir bir forma sokarken, çok daha çözümsüz daha muğlak bir melankolinin kapılarını da aralayabilir. Bana burada olan, daha çok böyle bir şey gibi geliyor. Sondaki düşüncelerinin Samet’i getirip bıraktığı yer bana göre daha kaynağı belirsiz daha çetrefilli daha bulanık bir yer. Bu duygunun belirtileri hem sözlerde var hem de filmin son planında uçup giden kuşun ardından bakarken Samet’in yüz ifadesinde. Sıcacık güneş, dostane gezinmeler falan bir iyimserlik, bir kontrast duygusu veriyor olabilir ilk bakışta doğru. Ama dış görünüşteki olumlu ya da iyimser hava çoğaldıkça tüm bu güzelliklere tezat içte oluşan karamsarlık inadına çok daha karanlık çok daha yıkıcı bir kimliğe bürünmüyor mu? Kontrastı asıl burada görmek ya da göstermek bana daha trajik geliyor. Stavrogin’in tam da İsviçre’nin şirin bir vadisinde huzurlu bir hayat kurma hayallerinden bahsetmesinden, hatta Daşa’yı da orada birlikte yaşamak için davet etmesinden hemen sonra intihar etmesinde, daha doğrusu ancak bu olumlu hayallerle baş başa kaldığında intihar etme cesareti bulabilmesinde de benzer bir kontrast yok mu? Salt bu hayallerin ardından geldiği için bu intihar bana o kadar acı gelmişti ki ilk okuduğumda. Çünkü bu, insan ruhunda olup bitenlerin devasa büyüklüğü ve öngörülemezliği hakkında korkutucu bir duyguyla baş başa bırakıyor insanı."
Nuri Bilge Ceylan'ın bu cevabı, aslında sadece Kuru Otlar Üstüne filminin sonunu açıklamıyor; bütün sinema anlayışını, insan psikolojisine bakışını ve hatta Dostoyevski okumalarının sinemasına nasıl sızdığını da anlatıyor. Metni birkaç katmanda okumak mümkün....
27.07.2026
Oku
Neden Eve Dönmek İstemeyiz?
Şair: Şiir Antolojim
İnsanın Kendi Evine Yabancılaşmasının Hikâyesi
Akşam olur. Sokaklar yavaş yavaş boşalır. İnsanların adımları hızlanır. Herkes bir yere yetişmeye çalışır: bir kapıya, bir ışığa, bir sese, bir sofraya…
Çünkü insanın içinde çok eski bir çağrı vardır:...
Akşam olur. Sokaklar yavaş yavaş boşalır. İnsanların adımları hızlanır. Herkes bir yere yetişmeye çalışır: bir kapıya, bir ışığa, bir sese, bir sofraya…
Çünkü insanın içinde çok eski bir çağrı vardır:...
26.07.2026
Oku
Döndüğün ev, her zaman bıraktığın ev değildir
Şair: Muhsin Kızılkaya
Ertuğrul Özkök'ün; Christopher Nolan'ın son günlerde bütün dünyanın konuştuğu “The Odyssey” filminin vizyona girdiği gün yayımlanan, Ege Denizi'nde “Homeros Rotasını” takip ederek çıktığı bir haftalık yolculuğu anlatan yazısını, iliştirdiği bir notla birlikte bana yollayan kıymetli Murat Ülker, belki de bu zamana kadar birçok kişinin aklına gelmiş ama pek sorduğuna rastlamadığım birkaç önemli soruyu arka arkaya sıralıyordu.
Murat Bey diyordu ki notunda: “Meşhur destanı, acaba kim, niye antik tarihin sayfalarından çıkarıp meşhur etti? Tarihte Yunanlılar, Helenler hakikaten anlatıldığı kadar önemli mi? Yoksa Mezopotamya’da da geçmişte benzer devletler ve halklar yaşamışken Helen ve Mısır’ın öne çıkarılışının bir başka sebebi var mı?”
Bu soruların dört başı mamur cevaplarının bende olmadığını elbette biliyordu Murat Bey. Peki, bildiği halde bu soruları neden bana soruyordu? Sanırım en büyük nedeni beni böyle bir yazıyı yazmaya teşvik etmekti....
Murat Bey diyordu ki notunda: “Meşhur destanı, acaba kim, niye antik tarihin sayfalarından çıkarıp meşhur etti? Tarihte Yunanlılar, Helenler hakikaten anlatıldığı kadar önemli mi? Yoksa Mezopotamya’da da geçmişte benzer devletler ve halklar yaşamışken Helen ve Mısır’ın öne çıkarılışının bir başka sebebi var mı?”
Bu soruların dört başı mamur cevaplarının bende olmadığını elbette biliyordu Murat Bey. Peki, bildiği halde bu soruları neden bana soruyordu? Sanırım en büyük nedeni beni böyle bir yazıyı yazmaya teşvik etmekti....
26.07.2026
Oku
SEVDİĞİNİ SÖYLESENE
Şair: Ferit Edgü
- Çok güzel, ela gözleri vardı.
- Göğüsleri de fena sayılmazdı.
- Kalçaları olağanüstüydü....
- Göğüsleri de fena sayılmazdı.
- Kalçaları olağanüstüydü....
26.07.2026
Oku
GECE SONESİ
Şair: Tristan Corbiere
Otuz altı ölüme tutunan
Ey uyuyan pencere
Elmas camdır tarazlanan...
Ey uyuyan pencere
Elmas camdır tarazlanan...
25.07.2026
Oku
25.07.2026
Oku
İntikamda ve aşkta kadın erkekten daha barbardır.
Şair: Nietzsche
“İntikamda ve aşkta kadın erkekten daha barbardır.”
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Friedrich Nietzsche...
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Friedrich Nietzsche...
25.07.2026
Oku
Popüler Şairler
Edip Cansever
110 şiir
Turgut Uyar
99 şiir
Şiir Antolojim
89 şiir
Murathan Mungan
89 şiir
Haydar Ergülen
87 şiir
Şükrü Erbaş
80 şiir
Cahit Zarifoğlu
70 şiir
Cemal Süreya
64 şiir
Cahit Koytak
63 şiir
Oruç Aruoba
63 şiir
Hilmi Yavuz
60 şiir
Pablo Neruda
57 şiir
Ahmet Erhan
56 şiir
Birhan Keskin
56 şiir
Hüsrev Hatemi
46 şiir
Metin Altıok
46 şiir
Gülten Akın
46 şiir
Behçet Necatigil
45 şiir
Yahya Kemal Beyatlı
43 şiir
Bejan Matur
43 şiir
İlhan Berk
42 şiir
Louis Aragon
41 şiir
Özdemir Asaf
39 şiir
Küçük İskender
37 şiir
Furuğ Ferruhzad
36 şiir
Enis Batur
36 şiir
Cahit Sıtkı Tarancı
36 şiir
Can Yücel
36 şiir
Nizar Kabbani
34 şiir
Attila İlhan
34 şiir
Ataol Behramoğlu
33 şiir
Ahmet Altan
33 şiir
Lale Müldür
33 şiir
Kategoriler
Altı Çizili Satırlar
244
Anason Kokulu Şiirler
68
Bercestem
133
Çeviri Şiirler
2108
Deneme
666
Genel
108
Haiku
167
Hayali Cihan Değer
345
İstanbul Şiirleri
171
Kar Şiirleri
73
Kur'an-ı Kerim
19
Mektup
37
Röportaj
56
Şiir
7214
Şiir Gibi
40
Şiir Sanatı
126
Şiirdir Baba
164
Türk Şiiri
5041
Yol Üstündeki Semender
70
Konular / Etiketler
Hikaye (92)
ChatGPT (38)
Ölüm (31)
Sinema (31)
Röportaj (20)
Aşk (20)
Ayrılık (17)
İntihar (16)
Hüzün (16)
İlişkiler (11)
Baba (11)
Berceste (10)
Malatya (10)
İndeks (9)
Mizah (9)
Veda (8)
Çocuk (8)
Evlat (8)
Kitap (7)
Müzik (7)
Evlilik (6)
Çocukluk Şiirleri Bercestem (6)
Sevgi (6)
Özlem (6)
Yalnızlık (6)