Gitmeler, Hiç Olmadığın Yerlerden…

Kapıma kadar dayanan yolculuklar düştü şimdi peşime.
Bırakıp da gidilesi hayatlar var hayatımın içinde…
Bense bir limana ait tekne gibiyim; her yanımdan bağlıyım, gemici düğümleriyle.

Ve düğümler; yerinde saymaları getiriyor beraberinde.
Bir çividen bile kararlı, çakılıveriyoruz olduğumuz yere.
Kim bilir zamanın vurduğu kaç çekiç darbesinden sonra, gitmeyi bile deneyemeyeceğiz artık başka yerlere?

“Olmam gereken” yerlerim mi var benim?
“Olması gereken”lerden vazgeçemez miyim?
Valizlerim mi küstü yollara?
Yoksa onları kararsız bir anımda mı çaldırdım zamana?
Aklım sussa, içim konuşsa biraz da…
Aklım gitse ve ben unutsam onu bir yerlerde, bir daha bulamasam asla.
O zaman nereye varırdı acaba yollarım?

Ama küçük bir gölde, her an oltaya takılacak bir balığın telaşına da hayran kalamam hiç…
Bunca katılık, bunca söz geçiriş kendime, uçurtma kuyruğundaki yaşamları getirmese de peşinde, değişemem…

Şimdi denizin dibinde, koca bir taşın altındaki kırmızı balığım ben; hiçbir ağa takılmayan, varoluşlarını kendi sularına adayan…
Bilirim çünkü, ağlarda hep can çekişen balıklar takılıdır, son çırpınışlarıyla hayata tutunmaya çalışan…
Ve bütün bunlar, benim sadece uzaktan izleyebildiğim intiharlardır.
Yaklaşamam…

Kendi sularımda yapacağım yolculuklarım bitmedi ki henüz.
Bir ağa takılmak için çok erken.
Yüzmeyi unutacak daha çok zamanım var benim.
Şimdilik kendi sularımda gezinmeliyim…
Görülecek başka dünyalar, gidilecek uzak ülkeler, yüzüme gülümsemeleri sinecek çocuklar, keşfedilecek hayatlar var.
Daha kendimle, kendi içime yapılacak çok fazla yolculuk var.

Bu yüzden taşın altında gizleniyorum, bir balıkçı yaklaştığında sularıma.
Çünkü benim tüm cesaretim, kendi sularımdaki uzaklara…
Görünen en geniş ağlar bile dar geliyor ruhuma…
Ve biliyorum, hiçbir balıkçı merhem olmaz tuttuğu balığın yaralarına…

Ama sen…
Balıkçıyken…
Nasıl oldu da sıyrıldın kendinden?
Ne oldu da bir balık olup karıştın sularıma.
Bir ağa takıldık takılıcağız şimdi yanyana.

Sonra çırpınırsak birlikte, çırpındıkça daha mı çok tutunuruz hayata…
Yoksa her çırpınış da, daha da mı sert dokunuruz birbirimizin yaralarına…
Belki de kıpırtısız kalıveririz aynı ağda, acıyan yanlarımız felç olmuşcasına.

Bir ağa takılmak bile olsa sonunda, bugünlerde bir balık olalım istiyorum seninle, aynı sularda.

Elif Gizem