En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
Kim bir kadını sarıyorsa odur Adem. Kadın da Havva.Herşey ilk kez olmaya başlar.Gökyüzünde beyaz bir şey gördüm. Bana Ay olduğunu söylüyorlarama bir kelime ve bir mitoloji ile ne yapabilirim.Ağaçlar korkutuyor beni biraz. Öyle güzeller ki.Sakinleşmiş hayvanlar onlara adlarını söyleyebileyim diye yaklaşıyor.Kitaplıkdaki kitapların harfleri yok. Ben açınca ortaya çıkıyorlar.Atlasın yapraklarını çevirirken tasarlarım Sumatra′nın şeklini .Karanlıkta kim …
Şub 23
I. Nesi var bu adamın?Bütün bir öğle sonu (dün, önceki gün, bugün)öyle kaldı gözlerini bir aleve dikerek.Akşam üzeri bana çarptı merdivenden inerken.Şöyle dedi bana:“Beden ölür, su bulanır, ruhkararsız kalırve unutur yel, hep unuturama değişmez alev.”Sonra ekledi:“Biliyor musunuz, belki de öteki dünyaya göçmüş olan bir kadınseviyorum ben; ama bundan değil böylesine terkedilmiş halim,bir aleve tutunmaya çalışıyorumçünkü …
Şub 23
Galiba biraz acemisiydik (!) güzel şeylerin.Külebi’nin kamyonları kavun değil, hüzün taşırdı. Yaşamak, hüzün yüklü kamyonların, keskin dönemeçlerde eksilen düşlerimizle rüzgarda yol alması gibiydi.Sonra…Giderek azaldık.Başka hayatlara savrulduk.Okullar bitti.Rastlantılara dönüştü arkadaşlıklar.Alınan adresler hiç bir işe yaramadı.Çürümeye yüz tutan anılar konuşuldu ayaküstü. Herkes kendi küçük dünyasına hapsoldu.Coşkularımız yetim kaldı.Yoksul kağıtlarımızı onarmadı şiirlerimiz.Hayatımıza bulduğumuz anlam, kendimize yazdığımız kader bize …
Şub 23
Annemin sesi öksüz bir çocuğa benziyorduBabam ölmüştü. Çocuklarım gözlerimin önünde bir uzaklıktı.Çoktan sönmüştü kalabalığın kandilleri.Günahlarımdan oluşan bir geceydi karım günü bitiren ve başlatan.Göğsümdeki kederle yumuşatmaya çalışıyordum ağzımdaki taşı.Akıl almaz bir hızla azalıyordu her şey.Ne şiir, ne kitaplar. Aptalca türkü söylüyordum.Sesinden başka suçum, yüzünden başka iyiliğim kalmamıştı. Sana neden sığındığımı anlıyor musun?… …
Şub 23
“Gelecek Yüzyılın Çiçeğiyim” “1984 çıkıp gidiyordu dünyadan. Saat 24’e doğru 67 ilimizin bazılarında bir sürü olay oldu. Ben bunların ancak bir kısmını anlatacağım. Tabii, çok küçük olaylar. Ankara’da bir çocuk erken uyudu, düşünde bir ırmağın kıyısında kocaman bir çiçek gördü; ata benziyordu çiçek; konuşuyordu da. “Ben”, dedi, “gelecek yüzyılın çiçeğiyim.” *** “Hiçbir Yılbaşını Birlikte Geçirmedik” …
Şub 23
Dedi ki kuşkonmazDüşte kımıldar gibiÇok kızıyorumAdımı böyle koyanlara ben Ya kuşlar duyarsa bunuYaBile bile konmazlarsa bana – BilmiyorumEllerine ne geçecekNe kazanacaklarAdımı kuşkonmaz koyanlar Fazıl Hüsnü Dağlarca
Şub 23
Güneş öğretmenSevdirir kendisini çokOna döner bitkilerin hepsiYoksa oOnun aydınlığına döner hepOlduğu olmadığı başkaYaksa tam tepemizdeykenYandırsa da biziKavursa da yalaz yalazOnun sıcaklığı başka Bütün günler sürerÖğrettikleriGeceleyin bileKaranlıkta dolaşır sözleri onunAydeden yıldızlardan başka Fazıl Hüsnü Dağlarca
Şub 23
Yeniden yola koyulduk. “Piramitlere ilişkin daha neler bu İbni Battuta?” “Onları, yıldızların devinimlerini çok iyi bilen, tufanı önceden haber veren bir bilge kişinin yaptırdığını. Piramitleri şu nedenle yaptırmış: Sanatın ve bilimin bütün yapıtlarını buralarda saklayıp yok olmalarını önlemeyi amaçlamış.” Daha alay edilmemek için çarçabuk ekledim. “Yine de İbni Battuta bunların varsayım olduğunu, bu yabansı yapıların …
Şub 23
“Aramızda kalsın, kaç yaşındasın Antonio Jose Bolivar?” “Çok, ama çok yaşlıyım. Kafa kağıdıma göre altmış filan, ama kaydım yapıldığında çoktan koşturduğuma bakılırsa yetmişime yaklaşmış olmalıyım.” “Sucre”nin hareket çanı çalınca kalkıp vedalaşmak zorunda kaldılar. İhtiyar, gemi ırmağın kıvrıldığı noktada gözden kayboluncaya kadar iskelede kaldı. Sonra artık o gün kimseyle konuşmamaya karar verip takma dişlerini çıkardı, bir …
Şub 23
IGöğün karanlık denizlerinde yelkenlerini şişiriyor ayÜlkeme bakıyorum uzayıp giden bir gecedeSuskun ve boynu bükük yalnızlığında bir sokağın.Elimde henüz açmamış bir gül varVe boşanmayı bekleyen bir konuşma isteği dilimdePerdeleri çekilmiş, kapıları sürgülenmiş evlerdeYaşayıp giderken halkım. Rüzgara bırakılmış bir mumun alevi gibiTitriyor bakışlarımda bütün görüntülerTabak, çatal sesleri geliyor çok derinlerdenFısıltılı konuşmalar, ürkek gülüşmeler…Çocuklar, ilk silah sesinde yaşlanacakmışcasınaSıkıca …