Ve Gittikçe Irayan

buğulu bir camdan bakar gibisin 
gözlerinde bu dalgın, bu yorgun bulut 
yüreğimde güz kıyamet fırtınalar koparan 
bu dargın bulut 
yaban bir yağmur sonrası sesin 
dallarına çekilmiş durgun bir çınar 
gibi sakin 
suskunluğu telâşsız sözlere sarıyorsun 
yüreğim örselenmiş kırık kanatlarıyla 
düşerken avucuna 
anlamıyorsun 
böyle mi biter aşklar 
gün batımına uçan göçmen bir kuşun 
yitivermesi gibi 
bir rüyanın ansızın bitivermesi gibi 
nasıl unutursun? 
nasıl unutursun beni sevdin 
harlı ateşler yaktın karanlığıma 
aşkların haraç mezat satıldığı dünyada 
yıldızları birer birer indirdin saçlarıma 
seni sevdim 
kocaman bir dağ gibi genişledi yüreğim 
ne çok şeyimiz vardı anlatacak 
kimsenin bilmediği ne çok şeyimiz 
ne çoktuk, ikimizdik, ne çoktuk 
ne güzeldik, hiç olmadığımız kadar 
sen alır gelirdin kendini 
beni getirirdin yüreğindeki 
öyle anlardı, aşardık insanın yazgısını 
nasıl unutursun? 
giderdin 
masamda söylenmemiş şiirleri bırakıp 
sen gelinceye kadar 
nasıl da yalnızlıktı yastığımda unuttuğun 
ve artık hep yokluğun… 
bir rüzgârdı, kapandı pencereler 
son sesleri bunlar ezgimizin 
duyuyor musun? 
gidiyorum 
kal, demiyorsun 
şimdi bozkırlarda usul usul ağlayan 
kahır yüklü ağır bir tren gibiyim 
kimsesiz bir aşkın ayak izinden 
uzak yıldızlara doğru yol alan 
ve gittikçe ırayan 
ve gittikçe ırayan
 
Ayten Mutlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.