Tahattur Et (Hatırla)

Şafak hâifâne âfitâba karşı saray-ı dil-kûşasını
küşâd ettiği zaman tahattur et!
Tahattur et o demde ki leyl-i mütefekkir zîr-i
perde-i müzerkeşinden hayâl-perverâne geçer!
Arzû-yı meserretle kalbin halecân ettiği zaman!
Akşam garibliği seni tatlı hayâlâta da’vet eylediği
zaman dinle o sadâyı ki sana ormanlar içinden
tahattur et diye zemzemehân olacaktır.

Vakt olup da ahkâm-ı kadrini senden ilelebed
tefrîk ettiği zaman tahattur et!
Bu kalb-i nevmidi kader nefy ve seneler mürûru
mahv eylediği zaman!
Hazin aşkımı düşün, o ulvî vedâ’yı yâda getir!
İnsan sevdiği zaman hicrânın ve zamanın hükmü yoktur.
Kalbim hareket ettiği kadar sana diyeceği işte
budur: tahattur et!

Tahattur et o demde ki şikeste gönlüm türâb-ı
bârid altında hâb-ı ebediye dalacaktır!
Tahattur et o demde ki medfenim üzerindeki bir
tek çiçek âheste âheste açılacaktır.
Amma ki sermedî olan rûhûm bir hemşire-i sâdıka
gibi senin nezdine gelecektir.
Geceleyin dinle bir sadâyı ki tahattur et diye
inleyecektir.

Alfred de Musset
Tercüme: Nigar Bint-i Osman