Bir taş atarsın, taş nereye düşerseMutlaka bir köşebaşıdırÇünkü yüreğin daralmıştır ve kıştırKullanılmamış bir sicim gibidir soğukİşte bak her kestaneciye sapsarı bir köşebaşı kalmıştır. Şimdi bir şamandıra denizin yüzündeDurulmamış bir anı gibi kendini salmıştır. İçimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğuYalnızlık bir başına kalmıştır. Edip Cansever
Tag: Edip Cansever
Şub 23
Bitti O Sevda
Bitti o sevda kesildi çığlıkları martılarınSu gibi bitti, suya karşıt gibi bittiİtti kıyıyı adına deniz dediğimiz şeyUnuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliğiKaybetti kumarda gözlerimKaybetti kumarda gözleri.Bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sankiUzaklaştı ağaçlar birbirlerindenYakınlaştı ağaçlar birbirlerineYani her soluk alıp verişimizde bizimBir mekik gibi kalbinBir mekiği gibi kalbimİşleyip durdu bu yitikliği yeniden.Ne kaldıFarkında mısın bilmemGündüzler..Gündüzler biraz azaldı. …
Şub 23
Saate Bakmak
Varsın her şey sonraya kalsınSonraya, en sonrayaSözgelimi iki bin altı yüz kırk bir mil.Bir papatya ne kadar uzağı görebilirseO kadar yakın kalplerimiz birbirineÖlü bir denizi bile bir tartışmaya çevirdikKayaları taş devrine göre ölçtük biçtikKalemlerimizi kesilmiş çiçek sapları gibi attıkKapıları açarken birbirimize ağladık (Ne kadar da çok severmişiz birbirimiziSahi ne kadar da çok severmişizYıllarca ,yüzyıllarca öpüştükSigaralar …
Şub 23
Uzak Yakınlık
SoruyordunIlkyaz işteUyanıp bir bahçeyi dinliyoruzTenhalık böyle Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içindeBeklesem hemen gelecek olduğunTam öyle olduğunOysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımdaKırık dökük de olsa yanımdaMesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımdaO deniz ki aramızda hiç kımıldamadanErkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun. Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsanIkimizdik, iki kişi değildikBakıyorsak birlikte …
Şub 23
Yüzümü Size Çeviriyorum
Yüzümü size çeviriyorum, siz misiniz?Elimi suya uzatıyorum, siz misiniz?Siz misiniz, belki de hiç konuşmuyorumBelki de kim diye sorsalar beniGüneşe, çarşıya, kadehe uzatacağım ellerimiBelki de alıp başımı gideceğimBiliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmeninNereye, ama nereye olursa gitmeninHüzünle karışık bir ağrısı Edip Cansever
Şub 23
Patron Masaya Gelir
Ben patronum, şöyle böyle bir adamımBırakın konuşayımBir bira içeyim konuşayımKim ne derse desin kadınlara düşkünümNe yapayım öyleyimKadın dendi mi sanki benVişneli bir dondurmayı durmaksızın yalarım. Ruhi Beyi pek tanımamYok, hayır, belki de iyi tanırımNeden derseniz ben herkesi iyi tanırımİşsizim, dülgerim, boyacıyımHerkesle bir olurumKişiliksiz kalırım. Günün herhangi bir saatinde çıkar gelirNasılsınız Ruhi Bey, derimO her zamanki …
Şub 23
O Mavilik Derdi
Beni uykudan uyandırır uyandırmaz Dünyanın bütün huyları yüzünde Ben bunlardan birini seviyorum en çok Sana bir nar kesip uzatıyor ya doğa Tutsam tanelerini Sevincin gözyaşları derdim buna. Bir süre bakışıyoruz karşılıklı Ben uykudan uyanır uyanmaz Benimle şiir gibidir bu Tam karşımda ama yazılmamış Durmadan bileniyor aklımda. Seni unutarak baktığımda bile Dünyanın her yerlerinden geçiyorsun Yayılıyorsun …
Şub 23
Öğle Sonu
Titriyor sazan balıklarıSuyun altındaDaha altında suyun saçları kesikBir kızın yürüyüşüGök bulanık ağlarken. Kırlangıç tarlaya yaslanmışBuğday giyinmiş duruyorTuğla yüklü bir arabaGeçiyor yoldanGöğsünde kırlangıcınTuğlaların iniltisi. Öğle sonu yaşlılıktır biraz. Edip Cansever
Şub 23
Bir Olay: Ruhi Bey ve Gülcünün Ölümü
Bir kara parçası sanır insanDüştü mü başı derdeKendini açık denizlerde. Şimdi bir kıyı bile değilBir ufuk çizgisi bile değilYalnızca ölüSabaha doğru yağan karın altındaKıvrılmış kalmışBesbelli tutunmak istemiş boşluğaKolları havadaSıkmış avuçlarıyla bir demet gülüYayılmış gövdesine bir gülümsemeVe çevresineTaş binalara, karanlık pencerelereKefeni kardan ve gülden. Polis arabası kapıya geldiği zamanGiyimevlerini, mezecileri, postaneyi geçerek geldiği zamanArka sokaklardaki birkaç …
Şub 23
Kısa Bir Not: Konakta Son Gün ve..
Ve yıllarca sonra kadının ölüsünüBir bulantı cenazesi gibi kaldırdılar içimden. O gece konağın bütün lambalarını yaktımElimde bir içki şişesiyle benSanki bir insan şehrayini vardı da, benGecesiz bir sarışındımGecesiz bir sarışındım ve işteBütün kapıları açtım kapadımKırdım parçaladım elime ne geçtiyseBiblolar mı olur, yağlıboya tablolar mı, kristal takımlar mıElime ne geçtiyseAçtım pencereleri dışarı attım. Durmadan atıyordum, eşyalar …