Sürûd-ı Emel

                                                          -Yine gülerken

Güldün; şeb-i şi’rimde bütün şi’r ü emeller
Pür-hande, pür-aheng ü pür-âvâz döküldü;
Mehtâb ü ziyâ, fecr ü şafak, nûr döküldü
Reyyân-ı emel, mest-i hafâ… şûh u münevver…

Güldün; şafak-ı şi’rime altınlı ziyâlar
Bir ufk-ı ezelden gülerek şimdi saçıldı;
Güldün güzelim, rûhuma handân ü müzehher
Gül-hande-i tâbân-ı lebin şimdi saçıldı…

Güldün; gülerek, güldü bütün şi’r ü hayâlim
Güldükçe, hayâtım gülecek hep ebediyyen
Hüznüm yine senden bana, mâtem yine senden!

Her lem’a-i aşkın bana her nûra bedeldir
Her hande-i nûrun bana bir şi’r-i emeldir;
Bir şi’r-i emelsin bana ey şi’r-i hayâlim!…

Ahmet Hâşim

İSTEĞİN EZGİSİ

                                                                   -Yine gülerken

Güldün; şiirimin gecesinde şiir ve istekler bütün
Gülüşle, bağırışla dolarak ahenk döküldü
Ay ışığıyla aydınlık, tanla şafak, ışık döküldü
Umuda doymuş, gizlilikten sarhoş…Şen ve aydın….

Güldün; şiirimin tan yerine altınlı ışıklar
Öncesiz ufkundan gülerek saçıldı şimdi,
Güldün güzelim, sevinen ve çiçeklenen ruhuma
Dudağının parlak ve gül renkli gülüşü saçıldı şimdi…

Güldün; gülerek, güldü bütün şiir ve hayalim.
Güldükçe, hayatım gülecek sonsuza dek;
Üzüntüm senden, yasım yine senden gelecek!

Sevginin her parıltısı bence her ışığa eşittir,
Işığının her gülüşü bence bir isteğin şiiridir,
Bir umudun şiirisin bence, ey hayalimin şiiri!…

Ahmet Hâşim
(Çeviren: Asım Bezirci)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.