Sal

Bir altın damarı parlıyordu ilerleyen mağaranın ağzına doğru,
     göz kalınlığında. Orada kalabalıktılar. Birbirlerini
     yaşamaya alıştırıyorlardı. Seslerini duymuyordum.
Başımı çevirdiğimde ana-damarı gördüm: Tam saçlarımın
     hizasından toprağa doğru iniyordu. Kara saçlarımdan
     toprağa kadar altın bir rüzgârdı bu.
Sal kımıldadı.
Sıkıntılı bir ses duydum.
Hepsi birden dönüp bana doğru baktı. Canlı bir şey olduğunu
Görmek üzereydiler
Çerçevenin içinde.

Mehmet Taner

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.