mesela işte…

bazen şöyle hayaller de kurmuyor değilim…
sakıncası yoksa…
mesela…
fatih camiinin avlusuna kedileri ziyarete gidiyoruz ali ve ömerle.
bir tas su ve bir tas yemek elimizde.
kuşları da unutmuyoruz, güvercinlerin en çok sevdiklerinden
avuçlarımıza ceplerimize dolduruyoruz.
önce kedilerin yanına gidiyoruz,
ali ve ömer elleriyle bir yavru kediyi besliyor.
mesela işte…
o yavru kedi de bizimle birlikte güvercinlere yem vermek istiyor.
demir parmaklıkların çevrelediği güvercin besleme alanları var ya camilerde.
ali, o alanı reddediyor.
ali ömer ben ve kedi yavrusu,
hepimiz gidip, avucumuzdaki ve ceplerimizdeki yemleri şadırvan avlusuna serpiyoruz,
tam da cemaatin dağılma vaktinde.
şadırvan avlusunun içi güvercinlerle doluyor.
cemaat, bize hiç kızmıyor ve namaz ertesi dualarını güvercinlere ve bize okuyor.
mesela işte…
güvercinlerden biri ömerin omuzuna konuyor ve bizimle gelmek istiyor.
ali ömer ben yavru kedi ve güvercin, hepimiz birlikte eve dönüyoruz.
yavru kediye ve güvercine birer yatak ve birer isim veriyoruz.
aliye ‘ebu hureyre’ diyoruz ömere ‘ebu umeyr’…
bir gün ‘umeyr’ hastalanıyor,
ne ilaç verirsek verelim onu kurtaramıyoruz.
‘umeyr’i yolcu ediyoruz
ali ben yavru kedi ve en çok da ömer, ağlarken
birden kapı çalıyor.
mesela işte…
ali kapıyı açıyor ve içeri sesleniyor:
anneee
peygamber efendimiz taziye ziyaretine gelmiş…
sonra..
sonra mı…
sonrasını hayal etmek bile imkansız.
işte bazen böyle hayaller kuruyorum
sakıncası yoksa…

Zehra Betül

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.