İblis – Bir Doğu Öyküsü

I

Cennetten kovulan iblis gamlı,
Uçuyordu günahkâr dünyanın üstünde.
Yaşadığı güzel günlerin anıları
Bir bir canlandı gözlerinin önünde.
Işıklı dünyasında Kerrubi gibi
Işıl ışıl parladığı zamanlarda,
Kuyruklu yıldızlar sürekli
Tatlı gülüşler gönderirlerdi ona.
Ve sonsuz dumanların arasından
Öğrenme tutkusuyla yan yana
Uçsuz bucaksız uzayda izlerdi
Göçebe kervanını serpilen yıldızların.
İnançla ve sevgiyle doluyken yüreği,
O ilk şanslı Yaradan’ın
Ne öfkeyi bilirdi, ne de kuşkuyu.
Henüz örselememişti ruhunu
Yılgın silsilesi yararsız yüzyılların.
Çok güzel günler yaşamıştı, çoktu…
Hepsini hatırlamaya dermanı yoktu.

VIII

Son kez dans ediyordu Tamara.
Yazık ki şafağın aydınlığıyla
Yaşlı Gudal’ın biricik kızını,
Uçarı çocuğunu özgürlüğün
Acılı yazgısı bekliyordu köleliğin.
Yabancı bir ülkeydi bundan sonrası,
Bir aile, şimdiye dek tanımadığı…
Sık sık kederli, gizli kuşkularla
Gölgeleniyordu ışıltılı çizgileri.
Duruşu, tavrı öyle bir anlamla,
Öyle bir sadelikle doluydu ki,
Tanrının ve cennetin düşmanı
O sırada görseydi Tamara’yı.
Eski yaşantısını hatırlayarak
Başını çevirir, iç çekerdi mutlak…

XII

Gün gelecek gayretli biri, bu yerde
Yol üzerinde bir kayanın üzerine
Haç dikecekti ölenlerin anısına
Ve baharda yayılan bir sarmaşık,
Onu sevgiyle sürekli okşayarak
Saracaktı zümrüt yeşili dallarıyla.
Ve zorlu yolundan dönen biri de
Dinlenecekti onun kutsal gölgesinde…

Mihail Yurgeviç Lermontov

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.