harf sürüleri dağılmadan gel

ağaca sarıldım
bekliyorum
gelecek
misin

önce meşe ağacına
sarıldım
sonra
selvi
söğüt
ılgın
ve denizin sesi

bıraktım hepsini
tepelere
çıktım
rüzgâr daha yukarılara
sürükledi
beni

o en yalnız ağacı
buldum
hasretle
sarıldım
ona
ağladım
seni düşündüm

gelecek
misin

ey denizlerin sırrı
açan sarı lalelerin
ıtırların
dağ başındaki
kardelenlerin
ve
gülün
kanımda açan gülün
sırrı

senin hediyen
benim

gelecek
misin

ağaca sarıldım
bekliyorum

hava kararıyor
uzakta
bir dağ köyünde
akşam ezanı
okuyor
ney sesli bir çocuk

o ağacın altında
namaza
duruyorum

alnım toprağın üzerinde
dua ediyorum

ey sevgili

gelecek
misin

rüzgâr yüzümde geziniyor şimdi
hafifçe
ışıklı
bir el gibi
yüzüme
dokunmasıyla
gözlerimden aşağıya
berrak
pınarlar
boşalıyor

toprağın üzerinde
otururken buluyorum
kendimi
namaz bitmiş
ve
yanımda
gözleri ışıl ışıl
bir
çocuk
bana
bakıyor

ellerinde tuttuğu
içi süt dolu
temiz
bir
kabı
uzatıyor usulca

içmemi işaret ediyor
gülümseyerek
ve
hiç beklemeden
geri geri giderek
otların arasında
kayboluyor

ey sevgili

şimdi
burada
bu ıssız coğrafyada
kelimelerimle
seni
bekliyorum

gelecek
misin

harf sürüleri
ile
geliyor
kağıtlar

ve benim kalemimle
ağaçlara
sarılıyorlar

yaz diyorlar
bana
yaz

yoksa dağılacak
bu
harf
sürüleri
ve
hiç
kimse
birbirini
anlayamayacak

kelimeler
kaybolacak

bu sürü
bir daha
bir
araya
toplanamayacak

ey sevgili
sen
gelmezsen

bu kelimelere
kim
çobanlık
yapacak

şimdi
o dağın başında
tek
ağacın
altında
seni bekleyen bir çocuk var

gelecek misin

ey sevgili

gelecek
misin

turgay özen

Beyaz Özel-Dağlarca Şubat 2009
Hayykitap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.