Hallac-ı Mansur

Sahne hazırlanmıştı; belki bir cilvesiydi
Önce tutuklanmana ve sonra ölümüne
Sebep olan mazinin: “Dedesi mecusi”,
Belki, “isyanda görülmüştün kölelerle”,
Belki, “fazla beraber olmuştun simyacılarla”.
Belki, Hindistan gezisi – veya başka şeyler…

Hiçbir yarar sağlamadı, nüfuzlu kişilerin
Davan için mücadelesi, veya âlimlerin
İstişareleri veya müritlerinin gösterileri –
Sadece sonu daha aşikâr kıldı…
Maksadın şöhret değildi. Islahattan konuşuyordun
Lâkin hususi – Önce kendini ıslah ederek…
Mamaafih “hususi” ne demek bilen yoktu.
Dikkatleri çekmiştin sen, vergilerin istismarına
Onların gidip kayboldukları hususi ceplere –
İşaret etmiştin sen ahlâksızlığa
Bir mutabakatmış gibi kamu adına işlenen günahlara.

Sorun bu değildi. Alışılmıştı vaazlara,
Etkileri kalmamıştı dünya işlerindeki sarsıntılar gibi
Bir defa başladıktan sonra, unutulanlar
Senin içindeki ahlâk ve adalet değildi;
Hakikatperestliğin değildi, hikmet sahiplerini
Kıskandıran, hükümdarları öfkelendiren –

Hayır, şendeki o Aşk ’tı – O’nun sana gelişi.
Senin esaret yoldaşın ve Dostun,
Sana, eşinden ve çocuklarından daha yakın.
Düşünceden daha şahsi
Asla terketmedi seni O – teslim oldun O sevdi.

Yasanın dediği gibi; lâkin O idi,
Seni seven; bir emir, bir düstur değil.
Duruşmada kıskanç bir sufi,
Mecnun ilan etti seni.
O “ermiş’tir” dedi bir muhafazakâr.
Resmî makamların gözünde ikisi de suçtu

Zindanda dokuz yıl. Asla terketmedi O seni,
Darağacına götürdüklerinde,
Sen O’na Ben diye seslendin
Seni hiçbir zaman terk etmeyen hiçbir zaman ölmeyen.

Herbert Mason

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.