Güneş Filizi

Akasya ağaçları söyledi önce
Delice kuşlarından yapraklarıyla
Irmak boylarında birer tanrı ıslığı
Yılkılık istasyonlar, kamışların duası
Sabah ezanları söyledi, çalgıcı kahveleri
Gözleri bütün dillerde merhametin gökyüzü
Köpekler söyledi sokakların ıssız çanıyla
İncinmenin ebruli ipini geçirerek canından
Kirpikleri avuçlarında birer kandil ölüsü
Çay bardaklarında soğumuş ihtiyarlar söyledi
Eşikleri hayıf terazisi evler
Deniz turnaları, balıkçı rüyaları
Arastanın rüzgârsız dükkânları söyledi
Çerçevesi can çekişen zaman eskileri
Değirmenler, okul kapıları, paslı pulluklar
Emekleri yüzlerinde soğumuş hayal
Uyku diye ikinci yoksulluğu uyuyan
Ustalarından yapılmış çıraklar söyledi
Dünyanın bütün aşklarını toplamış
Güneş filizi parmaklarına
İki çocuk söyledi günahlardan taşarak:
Yaşamayı kimse bağışlamaz bize
Biz onu ölümün ana rahminden
Aşka dönmüş bir beden arzusuyla
Harf harf yaratarak çeker alırız.
Ömür Hanım, ışık hecem, ‘mihrap sırrım’
Gökyüzünün mavi kanını doldurup ağzıma
Gecesi gündüzden yüce bir zamanda
Buydu, boynundan topuklarına yazdığım.

Şükrü Erbaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.