Kategori: Şiir

Sana

her kuş damlasınınbir adı olmalı yere düşünce boynu incekıvılcım halinde öylece bakakalmalıyım ardındanküçücük ay şeklinde ellerine kimine horoz şekeri almalıyımsaydam gül tadında kimine ölüm kokusuvurulup düşen adını senin tek bir toz zerreciği ile bileseni düşünebilmeliyim sana ait olanne varsa ömrümden dönüp yenidensana ait olabilmeliyim. Halim Yazıcı

Hoşçakal Vapur

-beyaz bir martı süzülürve günışığı usulcacık dokunurteleğine denizin- kadın arabalı vapurdagözlerinde köpükleri ihanetin çaycı çocuk tepsidetaşımakta kılcal damarlarını yeni aşkların … hoşçakal vapur. Halim Yazıcı

Hüzzam

Bütün suyunu dışarı terleyenKuru ota döndürdün beniKırkına ermeden, neden?Kış odasında camda buğu şimdi nefesimBozkırda erguvan rüzgârdı eskiden. Birhan Keskin-Ba-

Eziyet

Ağaç duruyor. Yol da, ot da. Duran bir şey var bende, ağaç gibi. Onu ayaklandırıp, oradan oraya gitmem zor. Bende bir ağaç duruyor, bir ot Eserse arada rüzgâr Ağacın saçlarını o tarıyor. Aşk ayaklandırmıştı bir kere hatırlıyorum, ama… Şimdi rüzgâr şimdi güz Ağacın dallarını zorluyor. Birhan Keskin

Ağustos Böceği Bir Meşaledir

Böcek ki akıtıyor damla damla ağzındanÜzüm ballarında süzülmüş ağustosuTitreyen şıngırdayan bir çocuk oyuncağıAğustos bu sesteBu durmayı unutmuş seste Çam diyor ağustos böceğiÇamlara kasideler söylüyorTanrı’ya yakarıyor nesli tükenmesin diyeBu hanedanınAğaçlar içinde şah ağaç olan bu hanedanın Ey masalcı adam iftira ettin senBu harikalar harikası böceğeOnu suçladın tembellikleEn çalışkan onu görüyorum benHiç bir karşılık beklemedenYazı ağustosu çamı …

Devamını oku

Paris Akşamları

Bu kent her şeyiyle bana yabancıCaddeler, binalar, bütün insanlar…Öyle hasretim ki ezan sesineArarım çevremde minare, camiLakin takılırım çan kulesineHer semtin muhteşem kilisesineYâd el elemleri sarar içimiUzaklarda yurdum! Burdan çok uzak Her mevsimi güneşli, masmavi göklüCamili, kubbeli, kümbetli, köşklüOzanlı, garipli, kervansaraylıHele insanları: Alpli, GiraylıYok haber onlardan, baba evindenBu yüzdendir halim, kopuk bir yaprakHer şey çok uzakta …

Devamını oku

Saçmalık

Boşuna,kendi içimde dans ediyorum.Kader bu,başka bir şey değil.Hayat daha çokbir koyununparçalara ayrılmadan önceki kısa ömrü.Kader,ateşte kızardığıson andır.duyduğumve elimde kalan tek şeykelimeler.Konuşmaya çalışmakfakat sadece kelimelerin yankısı geliyor bana.Kupkuru bir dağımhiçbir pınarım yok.Sadece çılgınlık. Boşuna,hayat kupkuru bir çölbenim içinde kaybolduğum.Susuz bir hayvan gibi bağıran.Hiç su yok.Kendime olan inancımı kaybettim.Hayal etmeyi bile bıraktım.Boşlukta hiç rüya yok. Çöldür bu,ve …

Devamını oku

Aşk, Kalpte Birikir ve Taşlaşır.

Hem lodos var, hem dolunay.Adonay elehenu adonay ehad! Benim kalbimde lotos var. Adonay elehenu adonay ehad! Lotusu kim yalar? Adonay elehenu adonay ehad! Bu Dünyâda seni kim arar? Lâ ilâhe illâllah . . . Ben,seni arıyorum.Ner’desin? Seyhan Erözçelik

İkinci Yada

Ey su! Yâ su! Taş ma, taş!Aka dur gök ten, göz ler i m den,çile m ne? Dağ ı na var dum,ayna n ı gör düm. Ağaç tanyürü düm,  san a bürün ü yor um. Sâk! Ey su! Yâ su! Yağ dur  su! Ak du i göz ler i m den, çile m var,dayan a …

Devamını oku

Rüyâ Gibi Her Hâtıra

Şimdi bur’da oturduğumda, gözlerimi kapıyorum,Aklıma, Dünyânın en büyük taşı geliyor: Ayers. Rüyâ, ne zaman gelecek? Aklıma mı, gelecek? Rüyâmda, ner’deyim ben? (Evde mi, Ana?)Hâtıralar, rüyâdan rüyâya, taşınıyor.Rüyâlarsa, insandan insana. Ben, şimdi sendeyim.Atıyorum yüreğinde. Seyhan Erözçelik