Yarı gecede ışığını söndürme sakın Hiç değilse perdeye düşen gölgeni izleyeyim özlemle Ve yaz güneşlerinden kopardığım ışıl ışıl hediyeni Bırakıp eşiğine uzaklaşayım Yarı gecede düşlerimin ışığını söndürme sakın Zareh YaldızcıyanÇeviri: Ohannes Şaşkal
Kategori: Şiir
Şub 23
Yapracığı Gören Balık
Minnacık bir balık bir yaprak gördü Körpe – yeşil – ve yemiş bahar güneşini -yaprak değildi Bahardı gördüğü- Ve o düşle fırladı denizden Ve düştü kaldı Balık ki yaprağı görüp sarhoşladı O ben’im işte Erik ağacından düşen yapracık Damarlarında hâlâ özsuyun hazzı Bir gözyaşıyla Sapından sarkan Yaprak ki düştü …
Şub 23
Vurulduk yapayalnız, Ceylan gibi…
“Hahoo!… Vey lımın… Oyy Hazalemın…Oyy ez bımırım… Hazal… Oyy bikesamın… “Ah! Kürdistan, bomba yağar, kan yağarGenç, Lice yas tutar, ah! Ceylan içinBurada bir kedi bin aslan boğarBu nasıl bir yağma, bu zulüm niçinYerden göğe paramparça can yağar Hahoo!… Vey lımın… Oyy Hazalemın…Oyy ez bımırım… Hazal… Oyy bikesamın… Dönmez suya giden o ceylan kızlarParamparça şimdi aşkın …
Şub 23
Ren Gecesi
Bardağımda şarap, bir alev gibi titriyor.Bakın kayıkçı ağırdan bir şarkı tutturmuş.Ayışığında yedi kız görmüş, öyle diyor;Yeşil saçları ta topuklarını bulurmuş. Kalkın, türküler söyleyin, oynayın yan yana;Kayıkçının şarkısını duymayayım gayrı;Bütün sarışın kızları getirin yanıma:Saçları örülmüş durgun bakışlı kızları. Ren sarhoştur, sularına asmalar vuran Ren;Üzerinde gecelerin altını serili.Yazı büyüleyen yeşil saçlı perilerdenBahseder ölü bir ses, son nefesinde …
Şub 23
Sante Hapihanesi’nde
ISoyunmam gerekti çırılçıplakHücreme girmeden önceVe hangi ses ötüyor GuillaumeSana ne oldu diyeMezardan çıkacağı yerdeİçine giriyor LazarElveda elveda şarkılı türkülü oyunEy benim yıllarım ey genç kızlarIIHayır hissetmiyorum kendimi artık Bu yerdeHem ben on beş numarayım On birincideCamlardan camların içinden Güneş süzülüyorIşınları benim kafiyelerimde Maskaralık ediyorVe dans ediyorlar kağıt üzerinde Dinliyorum işteİçlerinden birini tavana vuran Ayağı ileIIIHer …
Şub 23
Eski Dert
Kırmızı çiçekler açtıO minicik ellerinleEriştiğin nar ağacı. Gene yeşillendi her yerTenha ağaçlıkta şimdi.Herşeyi canlandırdı Haziran’ınAydınlık ve sıcak hediyeleri. Sen benim ağacımsınKurumuş ağacımın çiçeğiSon ve tek ümidi boşuna hayatımın. Soğuk topraklardasın şimdiKara topraklarda, kara toprak.Sana ne güneşin gezgin sevinci erişirNe de aşkın elinden gelirSeni uyandırmak. Giosua CarducciÇeviren: L. Sami Akalın
Şub 23
Hüzün ve Serseri
Agathe, uçtuğu var mı ruhunun arasıra,Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yananBambaşka denizlere, bambaşka semalara,Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından?Agathe, uçtuğu var mı ruhunun arasıra?Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün!Ne var gözyaşlarından çamurlar yuğuracak?Arasıra der mi ki Agathe’ın ruhu, üzgün,”Nedametten, azaptan ve ıstıraptan uzakHey trenler, vapurlar, beni burdan götürün.”Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet,Ey, sadece …
Şub 23
Gülümsemene Tezahürat
Sonra bir çağ geldiİçimize ölü balıklar koymuşlardı bizimİki misket dönüyordu yüzümüzün uzakları gören yarımküresindeİlle de ölmek gibi bir şeylerden yıkanıyordu zamanUçsuz bir kuraklık yıkılıyordu göklerden üzerimize. Yaradan azat etseler ya bizi.Bu kenarı kırılmış gök ile kaçıp gitsek bir kara deliğe.Şarkı sözlerinden azat etseler, hatta toptan kelimelerdenKaplara irin doldurup cehennemin kadehine kaldırıyoruzNe sussa bir dil icat …
Şub 23
Aura
bir sis bırakır ardında bazı kadınlarömre dağılan bir sistozlu bir ışık demetinin içindegümüş çakımlar gibi hatırlananhem cam hem çelik hem tülçekim alanlarının fiziğinigizemli şiirler, büyülü dumanlarladeğiştirenbeyaz rujlu auraaldanmalar diri tuttu bizigerdanlarımızda inci avcıları geceler boyu sürekpus bir iklim olarak ele geçirdi benliğimiziölümsüz olduk ilk hasardan sonra beyaz ruj, mendillerde verem aynalarda elveda… isli çay içen, …
Şub 23
Rüya Taşı
Bir rüyaydı, Ayers Kayası’ndaydım san ki. Beni biraksakal karşıladı. Yaz, dedi. Yazdım, yazıyorum. Buraya eller geliyor, dedi. Üzgündü. Bana bir şeyler anlattı. Kaybetmek, kaybolmak değildir, dedi, üzülme. Yine de bir gün hepimiz kaybolacağız. Mechûle mi, malûma mı, onu sen bileceksin, dedi. Dünya doğurur, bil, dedi. Bildim. Doğurduğunu çocukken gördüm. Yalnızdım. Sonra yaşlı bir kadın bana …