En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Haz 07
1. Mevlânâ’nın İranî-İslamî düşünce ve sanat alanındaki konumunun üstünlüğü ve kendine özgü dünya görüşünün önemi nedeniyle onun düşüncesinde kadının konum ve makamının incelenip değerlendiril-mesi üzerinde düşünülmeye değer bulunmaktadır. İnsanlık bilimi alanında böylesine etkin ve yapıcı bir kişilik çok az bulunur. Mevlânâ’nın üstatlık derecesi, onun şairlik konumundan önce gelir. Hakikatte de Mevlânâ, ilk önce görüş sahibidir, daha …
Haz 07
ben suratı asıkben kayığı karaya oturmuş karaya oturmuş kayığımlaferyat ediyorum:“saplandı bedenime azapbu harap sahilin zorluklarla dolu yolundauzak düştüm sudanyardım edin bana ey dostlar” oysa al al oluyor yüzleri onlarınhalime gülmekten:bu alelade kayığıma,kuralsız kitapsız laflarımahaddinden fazla derdime haddinden fazla derdim yüzündenbir feryat yükseliyor içimden:“ölüm vakti geldiğinde-sade yok olma korkusu ve tehlikesi değildir ki ölüm–eşek şakaları, sululuklar, …
Haz 07
4 Mayıs 1925 Sevgili ve Soylu Aliye, Bana, geceleri sıkıntıyla ve uykusuzlukla nasıl baş ettiğimi soruyorsun. Bir mum gibi: Öyle ki, sabah olduğunda söndürüyor, ihtiyaç duyduğumda yeniden yakıyorum. Tersine, dün gece iyi uyudum. Ama ben uykuyu uykusuzluk için seviyorum. Yeniden hazırım. Öyle gözüküyor ki ben, uyumak denen bu rahatı, dışarıdan bir rahatsızlık gibi gözüken o …
Haz 07
Çağdaş Arap şiirinin güçlü isimleri arasında kabul edilen Nizâr Kabbânî, 1923‟te Şam‟da dünyaya gelir. İlk ve orta eğitimini Şam‟da tamamlayan şair, yüksek öğrenimine Suriye Üniversitesi (bugünkü adıyla Şam Üniversitesi)‟nin Hukuk Fakültesinde devam eder. Buradan mezun olduktan sonra 1945‟te Suriye Dışişleri bakanlığına girerek, Mısır, İspanya, Türkiye gibi değişik ülkelerde çeşitli diplomatik görevlerde bulunur. 1998 yılında İngiltere‟de …
Haz 03
“Dürüstçe itiraf etmem gerekirse, Ermenice yazdığım için pişmanım.”Zaven Biberyan, 3 Aralık 1962Dostu Hrant Paluyan’a mektubundan I Zaven Biberyan’ın 1998’de Babam Aşkale’ye Gitmedi adıyla Türkçeye çevrilen romanı bir felaketi anlatıyordu. Hikâyenin odağında, İkinci Dünya Savaşı yıllarında memleketin gayrimüslimlerini maddi-manevi yıkıma uğratan Varlık Vergisi uygulaması başladığında, Aşkale’de kurulan çalışma kampına gönderildiği takdirde yaşayabileceği muhtemel bir kötü sondan …
Haz 03
İkimiz birden sevinemiyoruz,gök, kızılken senmaviyken bulutlar.Ahşap çiçekler ekiyorum, hırsımız kurusuntelaşımı gömüyorum uykuyaömrümün ikindisi.Ama şöyle düşünikimiz birden üzülebiliyoruz.buna da şükür. İkimiz birden düşünemiyoruz, düşümüz ayrı.Sen uykudayken ben uyanıyorumellerimde peynir kokusuceketimde kağıt mendil unutulmuş,çamaşırlar dilsiz, makinalar ruhsuz.Turum tırak -Nazım’ı okuyan anlasın-İki pencere karşı karşıyaiki ayrı kıtada.hiç karşılaşamıyoruz. İkimiz birden konuşamıyoruz, biliyor musun?Taş, kağıt, makasmakas kağıt taş.Hala anlamadıysanindiğin …
Haz 03
Önceki şairin şiirinin konusu,Hayat değildi.Kuru hayal dünyasında o,Şarap ve sevgili dışında bir şeyden söz etmezdi.Gece gündüz hayal eder dururdu:sevgilinin komik zülüflerinin ağına düşmüş,öte yandan başkaları da;bir elde şarap kadehi, bir el sevgilinin zülfündesarhoşça Allah’ın mülkünde nara atıyorlardı! Bugününşiirinin konusubambaşka bir konudur…Süngüsüdür şiir bugün halkın!Çünkü şairler,Daldırlar halk ormanınınGül bahçesinin yasemin ve sümbülü değiller falanların!Yabancı değil bugünün …
Haz 03
Sen de konuş,son olarak sen konuş,söyle sözünü.Konuş –Ama ayırma hayırı evetten.Anlamı da kat sözüne:Ona, gölgeyi ver.Ona yeterince ver gölgeyi,sence ne kadar paylaştırılmışsagece yarısıyla öğlen ve gece yarısıarasında, o kadarını ver.Bakın etrafına:Gör, nasıl da canlı, çepeçevre –Ölüm aşkına! Canlı!Hakikattir gölgeden söz edenin söylediği.Ama bak, küçülmekte şimdi durduğun yer:Peki şimdi nereye, ey gölge çıplağı, nereye?Tırman. Yokla etrafını.İncelmektesin …
Haz 03
Zeynep’e Yeni çekilmiş bir dişinYadırganan boşluğuDilimin ucunda ismin.Somunu yitik bir vidaDüştü düşecek yüreğim.Biran önce gel burayaKarpuz, kavun yiyelim. Bilmem ki ne diyeyim,Sana örselenmemiş;Dostluğun böğründe sancı,Sevgi toza belenmiş,Havı dökülmüş sevincin.Biran önce gel burayaKarpuz, kavun yiyelim Batıp çıkıyorum durmadan,Ben bilirsin iyi yüzemem.Çarşafım diş gösteriyor,Dalgalı bir deniz kaç gündürSallanan bir döşeğim.Biran önce gel burayaKarpuz, kavuz yiyelim. Metin Altıok
Haz 03
Gökyüzü doldu temâşâ kelebeklerinin beneğiyle. Serçenin aksi düştü refakat sularına. Soldu mevsim içgüdüler boyunca uzanan duvar üstünde. Asma dalı üzüme Müptelâ oldu. Çocuk geldi Cepleri dolu koparma coşkusuyla (Ey cesaret baharı! Silindi uzantın Bekleyiş çamlarının gölgesinde.) Çocuk lâfızların ardından Koştu temâyülün yumuşak çayırlarına. Havuz başında Çocuğun kanı doldu yaşamın yalnızlık pullarıyla. Sonra, bir diken incitti ayağını. Yok oldu cismin yangısı çayırlar üstünde. (Ey esenlik ırmağının döküldüğü yer! Ten coşkusu sende …