Şiir Antolojim

En çok yorum alan yazıları

  1. Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
  2. DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
  3. Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
  4. Son Hatıra — 2 yorum
  5. Çamur Etkinliği — 1 yorum

Yazarın yazıları

Abuzittin Bey

Toriğini çalıştır kaşalotGır geçmeÇaparize gelirsin sonra zıngadak Kasıntından denizler bulanıyorBamya tarlası mı sandın dünyayıBak atı alan Üsküdar’ı dolanıyor Her gün ağzın dört köşeAma çıngırağı çektiğinin resmidirKim dedi sana rüzgâra karşı işe Asma sakal takma bıyıkBehey ıspanakzadeBu gidişin sonu karanlık Tenhalarda bocurgat yaparsınİşin gücün hamintoBilirim her taşın altında varsın Fazla viraj alıyorsun ağır olEşekten düşmüş karpuza …

Devamını oku

Geçmiyor gülmekle hüznüm, belki ağlarsam geçer

Zannederdim aşkımı bir şûha bağlarsam geçer
Yâr eliyle yâremi bir kerre dağlarsam geçer
Bitmiyor âh-ü figanım bülbül-i şeydâ gibi
Geçmiyor gülmekle hüznüm, belki ağlarsam geçer

Bir ağacın ölümü, büyük bir mimarî eserinin kaybı gibi bir şeydir 

İstanbul gittikçe ağaçsız kalıyor. Bu hâl aramızdan şu veya bu âdetin, geleneğin kaybolmasına benzemez. Gelenekler arkasından başkaları geldiği için veya kendilerine ihtiyaç kalmadığı için giderler. Fakat asırlık bir ağacın gitmesi başka şeydir.

Esareti bir kafes içinde olmaktan ibaret sanmayın. İnsan, söylenmesi gereken yerde susuyorsa esirdir.

Hayat bir mizansen gibi türlü kapılar açıyor sana. Ve her kapının ardında, yeni bir kapı daha! Yürüyorsun; belki yoruldun belki henüz erken vazgeçmek için. Vesveseler de bırakmıyor yakanı. Lakin yürüyorsun; çünkü insan yürümekle mükelleftir, kapılar yürüsün diye var.*Kalabalıklar arasında herkes yalnız. Bu kanıya varmak zor olmadı. Yaşadığımız devir, maalesef herkesi yalnızlığa sürüklüyor. Kalbini açmak zayıflık, düşünmek taşlanmak demek. Nezaket …

Devamını oku

Mevlana İdris’in Ardından

Günümüzün bir dervişi. Onunla olmak, dervişliği paylaşmak ve hayatın tenha dehlizlerine sokulmak. İstanbul bir post ve şeyh İdris o posta kurulmuş, bütün şairler ve bütün çocuklar onun müridi. İstanbul onunla, onun şeyhleriyle soluk alıp veriyor. Tenha sokaklardan nice zengin hayatlar devşiriyor. Karagümrük’te ehl-i tarik çaycı dendin ufak çay evinden, Kumkapı’da Ermeni Patrikhanesine, oradan yerin bir …

Devamını oku

DUVAR ARDI

Sükûn beşiği sallanıyor bir samanyolundan öbür samanyoluna
Karanlık, soğuk boşluğu ölüm usâresiyle dolduruyor
Ve kibirli hamâselerin ardında
Yalnız bir adam
Kendi cenazesine ağlıyor

İNZİVANIN SINIRINDAN

Oturaksız bir kayık gibi bulutlu gecede, karanlık denizde
Son girdaba doğru yol alıyorum
Selam umudu yok
Okşama umudu yok.

Efsus’a Yolculuk

gece suyunu sever burada ekili arazibiraz ileride elma ağaçları, vişne ve armutceviz ağaçları da vardır arazinin gerisinde,biraz uzakta, doruğa doğrusöğüt ağaçları da olmalı,neredeyse yola paralel akan bir dereböyle ezbere bilirim buralarıgeride kalanı hatırladığım gibinasıl da ferahtım eskiden aksi istikamette giderkendoluluk henüz bende tamama varmamış ikenbelirsizdi dünya, belirsizdi beni içine alacak olanbeni beklemiyordu aslında dünya bir …

Devamını oku

Efsus’a Yolculuk

annem de bilmezdi Latin alfabesini“okuma yazması yok!” kabul edilirdi bu nedenleama eski yazıyı babasından öğrenmişher sene hatim indirdi üç ayları boyuncaseher vakti, annemin sesiyle uyandım her sene üç ayları boyuncaannemin Kur’an okurken, Kur’an’ı okuyuş tarzındaki hüzünlü sesiyle..hüzün, ihtiyatlı olmak demekti, mutluluğun baştan çıkarıcılığınahüzün, utanmak demekti benzimizdeki güzellikten, özellikle gençlik yaşındahüzün kendimize karşı tetikte olmak demektiiçimizdeydi …

Devamını oku

Babam’ın anısına

Her ölüm dünyada bir çatlak açar – bir boşluk bırakıp
öyle gider her kişi: öteki kişiler de, şimdi, o çatlağı
kapatmakla, o boşluğu doldurmakla görevlendirilmiş
hissederler kendilerini.