En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
Ansızın bir kanama olmalı beni düşünmenbir zamanlar vardın sen şimdi kemiren bir yanılsama. Mevsimler gelip geçiyor hızla dökülüyor günler değişiyorsun usulca ve kendini aldatan bugünü anlamsız kılan yalan arkası yarın korkular öpüşen iki çığlık ağzımda ben derimi yüzdüm sen soyunurken. İstedim ki karanfiller birden sana kanasın. Kaldığınız yerden başlayalım kırılmaya bu kendinde kayboluş ellerinin içine uzaması kocaman …
Şub 23
Kendi rüzgârında savrulan bir hayat bu benimkisiöyle usul, sessiz, belli belirsiz. Gün günden çoğalırken içi boş bir ev şimdi şehrim sokaksa, kimi kimsesi kalmamış çocuk bakışlarında yağmur. İşte yerini değiştirdi kederle, yersiz yurtsuz ruhumda bir yer edinen hüzün. Eteklerime sürtünen kedi terk edip gitti evi, aşınmış eşya kokusu, ürperti, akşam! uzanıp uyusam da örtse üstümü …
Şub 23
Hem sanık hem yargıç rolünü bırakAslolan yaşanandır, doğayı düşünsene birNe kimseyi suçlar, ne suçludur bir başınaHerkesin ömrü kendinin hem yanlışı hem doğrusudurVe insan ölüme ancak anılarını götürür…Dokunmak ne zaman sevmenin dili olduysaHalka halka yankılandı parmaklarımda sesinUzak dost, nazlı konukSözlerinin ipoteğinde kaç yıldır yaşadıklarımBoğuldum çırpına çırpına iki duygu arasındaYine de bir sonuca, bir sonuca varamadım… Şükrü …
Şub 23
Yankısı boşlukta kalmış bir içli çığlık,Elektrik direğine tebeşirle yazmışlar:Seni seviyorum Direnip durdu günlerceZamanların bulutundan süzülenHüzün yağmurlarınaTuhaftır silinmedi. Kimdir, hangi çalkantıdaSalmıştır çığlığını yolların ucuna?Almış mıdır bir yazıda donup kalmış titreşimiYüreğinin ocağına o gönül üzüncü? Sevmek derinimizde gülü solmuş bir zamanGeçtik her seferinde aynı soruylaDüğümlemiş bir duyguyu çözüp bağlayarak:“Sevdiğine yanıt vermedikten sonraBaşka kime yanıt verir yeryüzünde insan?” …
Şub 23
Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu; Toprağı rüzgârı denizi göğü O her zaman bir insanla anlamlı Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların Ve ucuz korkuların kör kuyularına Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz. Fırlayıp ilk …
Şub 23
Güneş uykuya yatmış bu akşam bulutlarda.Yarın fırtına var, sonra karanlık ve gece, Tan ağaracak sisin içinden sızan ışıkla, Derken günler ve geceler, ardı arkasınca! Geçip gidecek günler, geçip gidecek zaman Dağların üzerinden, dağların, denizlerin, Irmakların gümüş sularından, ormanlardan Anlaşılmaz ilahileri gibi ölülerimizin. Ve suların yüzü,ve kırış kırış ama genç Dağların alınları ve yemyeşil ormanlar Daha …
Şub 23
Değirmenden gelirim beygirim yüklüŞu kızı görenin del olur aklıOn beş yaşında kırk beş belikliBir kız bana emmi dedi neyleyim Bizim ilde üzüm olur alc olurSızılaşır bozkurtları aç olurBir yiğide emmi demek güç olurBir kız bana emmi dedi neyleyim Birem birem toplayayım odunuBilem dedim bilemedim adınıElbistan yanaklı Kürdler kadınıBir kız bana emmi dedi neyleyim Karacoğlan der …
Şub 23
SABAH NAMAZI Vakit seher? Zamanın rahmine sabahın nutfesi düştü az önce. Gün doğuyor yine ve yeniden. Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin. Hatırla ki, Rabbin seni yokluğun gecesinden varlık ufkuna eriştirdi. Unutulmuşluğun gecesinde bırakmadı seni. Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı.Şimdi seher vakti. Sıyrıl gafletin …
Şub 23
Onuncu Tablet Sâkiye Siduri, denizin ıssız bir köşesine yerleşmiştir. O tahtında oturuyor. Sâkiye için ağaçtan ayaklar yapılmıştır. Bu ayaklar üzerine altından yapılmış şıra fıçıları konmuştur. Tanrıça sık bir duvak örtünmüştür. Yüzü görünmemektedir. Gılgamış koşup onun yanına geldi. Kirle örtülüdür. Bir posta bürünmüştür. Bedeninde tanrı eti vardır. Gönlü üzgündü. Yüzü uzun yolculuk yapan bir yolcunun yüzüne …
Şub 23
Avuçlarımda dağılan kar gibiydi yüzünVe semazenler dönüyordu hüznün çevresinde Geçtin ansızın öte yakasına ölümün Yaşamaktan usanmış Nereye gidersin böyle Alıp başını giderek Gözlerin Mistik bir anlatım aracıdır artık Nereye gidersin böyle Alıp başını giderek Yaşamaktan usanmış Alışılır ölümlere de demiştin Siyahlara bile alışılır Günün birinde demiştin Alışılmadı! İsmail Haydar Aksoy