En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
Seine akıyor Mirabeau Köprüsü’nün altındanVe şu bizim aşkımızOlur mu durasın şimdi anımsamadanSevincin geldiğini ancak acının ardından Çalsana saat insene ey geceGünler geçiyor bense hep aynı yerde Yüz yüze duralım böyle elin elimde kalsınVe aksın dursunSonsuz bakışlar dalgalar yorgun argınKöprüsü altından kollarımızın Çalsana saat insene ey geceGünler geçiyor bense hep aynı yerde Aşklar akıp gidiyor şu …
Şub 23
Hâtıralar, ne istersiniz benden?.. Sonbahar…Durgun gökte ardıç kuşları uçuşmadalar,Güneşten, ölgün ve soluk bir ışık vurmadaİçinde poyrazlar esen sararmış ormana. Yapyalnızdık, yürüyorduk, türlü hulyalarda;Saçlarımız ve düşüncelerimiz rüzgârda.Çevirip güzel gözlerini bana “HangisiEn güzel günün?” diye sordu o billûr sesi. Bir melek sesi kadar tatlı, o kadar derin.Hafif bir gülümseyiş cevap verdi sesine,Öptüm ellerini, ibâdet edercesine. -Ah! İlk …
Şub 23
Musiki, her şeyden önce musiki;Onun için tekli mısradan şaşma.Kıvrak olur, erir havada sanki;Ağır aksak söyleyişe yanaşma. Kelime seçerken de meydan senin;Bile bile bir nebze aldanmalı.Dumanlısı güzeldir türkülerin;Öyle hem seçik olsun, hem kapalı. Güzel gözler tül ardında görünsünGün ışığı titremeli şiirindeAk yıldızlar maviliğe bürünsünIlgıt ılgıt sonbahar göklerinde. Ararengin peşindeyiz çünkü biz;Rengin değil, ararengin sadece.Ancak öyle sarmaş …
Şub 23
Giysisiz, sınırsız,şüphesiz, duraksamaksızın,öylece bakınıyordu bir kadındört yol ağzında, en saf güzelliği ile. Çıkageldi bir kör kalabalığıkadının doğasını çözmek istiyorlardı;saçlarına denk geldi kadının, ilki;dedi ki “Kadın dediğin şelale sanki,akıyor dağların eteklerinden.” Koluna, parmaklarına dokundu ikincisiyse,ve ilan etti cümle aleme,“Kadın, Kibele’nin elindeki lale.”üçüncünün kalçada, butta eli,“Kadın Vernel yumuşağı” dedi.dördüncüsü, vareden şarkılar söyleyendudakları keşfediverdi:“Kadın, olgun ahududu” dedi.beşincinin sancağı, …
Şub 23
Nereye gittiysem yadırgadım yerimiCanıma tak etti bu göçebe yaşamTam alışırken yurduma yuvamaBir de bakıyorum saat tamam Yüzümü iyiden iyiye tanıyorumElim ayağım benim deBaşkası çıkacakmış gibi karşımaAynalardan kaçıyorum şimdi Zaman içinde böyle darmadağınNe mutluluğum belli ne mutsuzluğumBir düşteymiş gibi hafifSis dağlarından yuvarlanıyorum Nahit Ulvi Akgün
Şub 23
Hayat, kar altında kalan baharÇiçekleri üzerinde ölüyor en bereketli ağaçlarÜretkenlik dört duvar arasındaKar yağıyor bahar dallarına Üç bin yıllık hayatın bilgesiSevene acı veren, bedeni bal ülkeIşıklarının ardından solup gidiyor insanlarKar yağıyor güneşli kirpiklerine Yalnız sevda ve kocalma hüznünü yakıştıran ozanKarşında bir sigara içip ölebilirdikİlk sen mi soldun böyle uzak toprağındanKaradeniz’de yatanlar, adları yitikBoyna dolanan kent, …
Şub 23
Ormanda yürüyordumÖylesine ve kendimce Ve hiçbir şey aramamak İşte buydu niyetim. Sonra gölgeler arasında Bir çiçekçik gördüm, Yıldız gibi parıldayan, Bir göz gibi gülümseyen. Yerinden koparmak isterken onu, İncecikten bana: Solup ölmemi istiyorsun. Tutup kopararak beni? deyiverdi. Onu kökleriyle birlikte, Hiç incitmeden çıkarıp, Güzel evin başındaki, Büyük bahçeye taşıdım. Büyük sakin bahçede, Ektim onu yeniden. …
Şub 23
Artık ne bekleyebilirim, yenidenBuluşsam da o gonca çiçekten Cennet ve cehennem seni bekliyor Duygular kararsızlık dalgalarında sarsılırken, Bitsin bu kuşkular artık! İşte gök kapında Kaldırıyor yerden seni kollarıyla İşte cennete kabul edildin, keşke Değer olsaydın sonsuz güzel hayata Artık ne istek, ne umut, ne tutku kaldı Burasıydı yöneldiğin içten çabalarla Karşında görünce eşsiz güzelliği Yanık …
Şub 23
Acaba bu gerçek mi, yıldızların yıldızıSeni tekrar kalbimin üstünde sıkıyorum! Ah, şu ayrılık denen gece nasıl bir acı Nasıl derin uçurum Evet neşelerimin Sevgili, hoş rakibi sen; Düşününce geçmiş acıları Ürperirim halden. Düha ezeliyetin, Tanrının sinesinin Uyurken bir yerinde en kuytu ve düzgün derin Hazırladı ilk anı Çok yüce bir yaratma isteğiyle Tanrı `Ol!` emrini …
Şub 23
Sapanca Gölü’nün yanından geçiyoruz. Onlarca küçük kuş var durgun suyun üstünde.Kuş mu, başka bir şey mi (mutluluk mu) o da pek belli değil ya!Aytül de müziği bıraktı, uyumaya başladı. Başı omzumda. Kıpırdayamıyorum. Şiir çalışamıyorum artık. Şiir yaşıyorum.İnsanın sevdiğinin başı omzunda uyuması, yüz şiire bedel değil mi… Necmi Zeka Şiiri/Yom Yayınları