En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
Isınmış içimde uzun taşBu benim deniz kıyısında kalmışlığımBu benim soyunmuşluğumDünya düşlerinden bütün Düşlerim gece ormanları kadar uzunAğaçlar kadar büyük, iç içe kokularlaGözlerim kapalı dinledim sesiniEn uzak yıldızın Ağaçlarla, sularla, dalgalarla geldimBir ayağım yoklukta, bir ayağımKuru dere yatağımda kalmışYavaş Çok eski zamanlardan geldimBu benim bir ağaç kadar yalnızlığımBir başıma kalmışlığımKalın bir hüzün Ahmet Ada
Şub 23
Adım adım ilerliyorumbelki karşıma bir şey çıkarbakıp bakıp düşünüyorumoysa karşımda yalnız kaçınılmazlıklar. Bir taş ki boğulmaya mahkûm.Bir perde ki kapanacakbir daha açılmadan.Bir kuş ki yalnız bir zamanlar uçtuğu bilinen. Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor.Anlaşılmaz değin uzunUzun, katlanılmazcasınakişinin alınyazısı. Ivo Andrich
Şub 23
IEller, eller –eller uzanır gecedesenden. Bir sıcaklık yayılırtürkülerindebilinmeyenlerin.Unutabilirdim de. IIİlk karı bekliyorum gecedesenin sıcaklığından uzakPencereleri düşünüyorum,yağmurlu günlerimizi,seni. Başka rüzgârların insanıikimiz,başka dağlardan esmişizbir güne. IIISislerin ötesinde olmalısın,sisli gecelerin ötesinde.Bilmediğin bir İstanbul düşünde,bir türkü anlamadan dinlediğinsonra bir mavi yaz gecesimavisini yitirmeyen. Uykun gelmiş olmalı sevmekten,yavaşça yağmura dokunmalısın:bir şehir ki şimdi uzakta bizden,bir nehir, bir dostaynı gün sevip …
Şub 23
hatalarımızı çıkarsak geriye ne kalır hayatımızdandokunulmuş yerlerimizde soğuyan sevinçli yaşamlar mıhiç solmayan çiçeği görmüş müdür hai-kai ustalarıve dikenlerini içine büyüten bir gül kimin kanayanıdırbir de bunu ekleyin neden yorgun akşamları giyindik her sabah üstümüzeaktar ölçeğinde mi incelir hüzün, sarraf nezdinde mioluksuz bıçaklarla sevişen kaçıncıda ölürve kısa pantolonlu bir çocukluğun dizleri neden hep kanarbir de bunu …
Şub 23
Bir başına çiçek açmış ağacınKıyısındasın denizin yanı başındaDalgalar parçalanır kayalardaDeğil yalnız dalgalar ruhun parçalanırDenizin uğultusuyla Deniz aldatmış değildir çakılı, kumu,Deniz adamını, su zambağınıDeniz ruhunu çağırdığındaÇıkarsın uzun sürecek yolculuğaBaşka limanlara başka kıyılara doğru Fütursuz ömürler deniz gibidirBilirsin bunu, gözünün ışığı tükenirkenNice şafaklardan nice limanlardan sonraDöndüğünde yeniden yaratılırsınKırağıyla yıkanan doğduğun kentte Neden bulamazsın doğduğun sokağı?Bir ikindi vakti …
Şub 23
2. Nerede nasıl oldu. Deniz gören yüksek bir yerdeBelki de ilk günde Yanağında cıvıldayan renkteBazan yapmayı düşündüğümüz delilikte Ta o zamandan belliydi amaKendi elimizle çekmiştik duvarları aramıza Biraz harap da olsa duvarlar duruyorDün, silindir geçti üstünden bir çiçeğinBugün yine açıyor Demek ki kalbinin çevresinde kalbim dolaşıyor Süreyya Berfe
Şub 23
Sevdinse… Aşkında yitip yok oldun, Karıştıracaksın günü, ayları. Sevgi yollarında ne kaide, kanun Kendin aşmalısın bu dolayları. Eriyip kendini yok sanacaksın Bu derdin olmayıp özge çaresi Sen hız hız ‘kazaya’ uğrayacaksın Yoktur bu yollarda yol işareti Bahtiyar VAHABZADE
Şub 23
Birkaç kuş balkona konmuşÖbür kuşları konuşuyorKıskançlık, çekememezlik, kibirVar birinin her sözünde Bu kuş bilmiyor paylaşmayı güzelliğiNe kırlarda ne balkondaKederi ayrılığı ölümü bilmiyorÜşüyecek ilk ayazda Doğrudur küçücük bir kuş olduğuOho, büyüyüp öğrenecek dahaÖlü kuşların konuşmadığınıÇürümüş otlar yapraklar arasında Ağzı taze ot kokuyor, yolu uzun,Öğrenecek şimşeğin tadını bir günKim bilir ne zaman, hangi ormandaKanatları üşüyecek ilk karda …
Şub 23
yalnız bir hata mı, sarsak adımlarıyla hayatı yürür hayat da yürür, dil ağır prangasıyla sürüklerken hayatı kuytu bir gül yaprağına sinmiştir, ne gam söz eksilmeseydi, yangın nereden nerelere yürür akşam koyu bir hatadır, telafisi üzerimize yürür gündoğumu ayrı şölen, her dilde ayrı yürür yalnız bayancı yabancılaşmaz, alışmak ağır ölüm ölüm gelir, her seferinde başlangıca yürür …
Şub 23
( ”o” geceye) Saçlarından dudaklarına giden uçurum…düşsemkaç ışık yılı yeter varmaya? O gece vapurlar intihara meyilliydi sevgilimhalatları boynuna geçirimiş yağlı urgan gibibekliyorduKadıköy iskelesindeiskemlesinevurulacaktekmeyi SahiKız Kulesi vardı.Boğazın dudak payına düşerken benüzerine sıçradı şiirim Oysarakı içebilirdik delirene kadar hep birliktesen,ben,kız kulesi. Gözlerin marmaradan daha derindi sevgilimve ben sarhoş bir şamandıra sallantısıydım O geceKız Kulesi karaya vurdubilir misin …