En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
gün soldu, eteklerinde kızıl pırıltılarla damlarken sugecenin yenik bahçesinde dolaştım, sarı bir yağmurdubitip tükenmeyen kayalıkların ortasında mahsuriçimde titrerken anılar ve kaçışın bakır kokusuçocukluğum bir taht odası, bursa’da yenik sultanlığımbütün kapılar kapanmış, bütün kapılar surdöndüm, ardımda yansıyan o büyük aynayı gördümvarlığın ve hiçliğin kaynaştığı, göçebe yağmur. gün soldu, eteklerinde kızıl pırıltılarla damlarken suvardığımda yoktu bütün kapılar. …
Şub 23
yemin ederim şiir değildir, şiir değildirdaha başka bir şeydir ki, göz yumulur.. nasıl yadsınabilir yüreklerde gezinmesitozlu bir gümüş tabağın, çiçeksiz bir sardunyanınbir kadifenin avuçları kamaştıran anısııpışık caddelerden, armağanlık çiçeklerdenkanı çekilir gibidir eski dünyanınkalabalıkta, yarışsız bir hipodrom ıssızlığındabir suyun durmadan durmadan aktığı sanısıgeceyi, egemen geceyi hazırlayan akşamıbir altın yüzük gibi sıyırmak taşbebeklerdenköşebaşları acımasız bir yüzdürler sunarlar …
Şub 23
giden gitti (yiten zaman)açtığın kapıdan girdim, adımı söyledimişte orda kaldım herkes nerde? (gibi yanlarında durdum)yiten zaman (onlar öyle sandı)hiç ayrılmadım ki (aklım)ben orda kaldım senden bana hiç durmadan akan neyseolsan olmasanyansıladım (yüreğim, ben)sen yoksan da iki oldukgidenlerle gittim (gibi)dünya (zaman)ben orda kaldım Gülten Akın
Şub 23
Gitmediğin hiçbir uzak kalmasın Yakınlarda kaybolma ihtimalin yüksek Silerek ayak izlerini kendi içimdeAyaklarım üzerinde doğrulmam gerek*Doldurarak delik ceplerine kederi Yoksanmış umutların yolculuk vakti Hatmi karşı kıyıda, kokusuna küs nergis Oysa dün yaprakları şeker pembeydi*Bir kenara yazılıp formüle dönüşse de İlle de unutulur bir kaç önemli ayrıntıİçindeki dipnotlar yalnızlığa teğelliBaştan düğüm atılmış karmaşık olma hali*İğreti duran …
Şub 23
Bütün evlilikler bir gün bitecekSize bunu bildirmeyi bir görev bilirimBütün kelimesine yakışmayanHer ne anlamı varsa evliliğinBütün koltuk takımlarıyla beraberBütün ah canım nasılsınlarGüzel kadın çirkin kadınHasta ve gebehepsi bitecekTüller de perdeler deGündüz ve gecehepten sönecekBelki aranızdan biri ilk sabah hiç bitmesin isterİlk sabah hiç bitmeyecektirBen bunu kastetmemiştim Ben bunu kastetmemiştimİlk sabah hiç bitmeyecektirKuşların uğultulu kanat çırpışları …
Şub 23
yoksulların çocukluk fotoğrafı az olurhiç olmaz belki de avuntunun bez bebeğimisketler yuvarlanır yokuş aşağıher şey masallar kadar yakınken gerçeğesabahları umuda yoran babalarakşamları yarı bunak ve kamburyokuşu sırtlanıp da gelirler eve çok yokuşlu semtlerde yaşadık hepderimiz de bahtımız da abanozgillerdenbeş taştan biri yuvarlanır dört taşakız oyunu der çekilir erkeklereğilir topaçlar ve gazoz kapaklarıölüler de yoksulluğun payandasıymış …
Şub 23
1. Ay kesik yol urgan bu geceBin yıllık bir yağmur toptan yağmış gibiTevrat’tan bir yaprak kopmuşÖlüme bulaşmış akşam yemekleri Bu gece eşsiz bir duvar devrilmişŞurda burda rüzgar yamyamları türemişGümüşlü horoz gürültüleri işitilmiş Ben bu gece çok çıraklık ettimYarılan yağmura aşılanan ateşeİnsanları birden gökyüzüne ayarladımGecede bir göz oldum bir sabah doğurganı 2. Bu gece ölüler şehri …
Şub 23
kim satın alır ki ikinci el hüzünlerimiben şimdi ne yapayım kendimikim çizdi altını şaşkınlığımınbu yeryüzü denen cehennemdeama kimhangi yaşam tarzı sarhoş kederlerimisabaha varmaz öksüzlüğümühangi merhem iyi gelir yitik aşklarıma denize bıraktımellerimle yaktığım aşkın küllerinive yoksaydım ne varsabu çağlayan beni de boğar nasılsa fahişeleri ve minareleri bol olan bu şehirde çengeliyle, çengisiyle, çingenesiyle Mustafa Suphi
Şub 23
gözlerin yağmurdan yeni ayrılmışgibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak sen bir şehir olmalısın ya da narbelki granada, belki eylül, belki kırmızı gövden ruhunun yaz gecesi mi neçok idil, çok deniz, çok rüzgar çocukluğun tutmuş da yine aşık olmuşsunsanki bana, sanki ah, sanki olur a aşk bile dolduramaz bazı aşıkların yerinidiye övgü, diye sana, diye haziran …
Şub 23
… DönelimHer geçen gün bir açıklamadırBiz yıllarca önce daha bir bunalırdıkKullanılmış eşyalar gibi ordan orayaTaşınır atılırdıkBir ağır çekimde yüzlerimizŞöyleydiSu içen güvercinler gibi ürkektik, bakışıklıydıkBir de alkollere düşkündük ki, kınanırdık, niye sankiÇünkü biz bilmez miydik alkol hiçbir zaman kurtuluş değildiÜstümüzde bir karabasandı yalnızcaYalnızcaBir anlayan olsa anlatırdık gözyaşını daHem o zaman gözyaşı bile kınanırdıHüzün de kınanırdı, yalnızlık …