Kırılmasından korktuğun vazoyu al yere çarp
Yükseklik fobim var. Dün VR gözlük teknolojileri denemeye gittik. “Gözlük olduğunu bilirsin” demeyin, 3 saniyede insanı bağlıyor. Gökdelenin tepesinde tahtanın üstünde yürü diyorlar. Adım atamıyorum. Denemek bile istemiyorum. Bir ömür yüksek hiçbir yere çıkmadığımı dün anladım.
Amigdala seni öleceğin konusunda uyarıyor. Adrenalin, ölüm tehlikesine hazırlanıyor. Kortizol, dikkati beyninde ve bacaklarında topluyor. Kalp atışların hızlanıyor. Gözlüğün arkasında bir odada olduğunu biliyorsun ama beyninin çok ciddi bir referans olarak gördüğü görsel korteksin gökdelenin tepesinde olduğunu söylüyor. Kendini ikna edemiyorsun.
Tam o sırada telefon çaldı. Önemli bir telefon bekliyorum. Ellerimle montun cebinde telefonu ararken gökdelenden düştüm. Yere kadar görüntüyü izledim, sonra bembeyaz. Gözlüğü çıkardım, telefonla konuştum. Tekrar taktık.
Bilinci başka bir şey oyalayınca bilinçdışı için gökdelenden düşmek, ekrandaki bir görüntü halini aldı. Hayattaki gerçek bir sorun, simülasyonu simülasyon kıldı. Prefrontal korteksi telefon oyalayınca, kaygı gitti, korku kaldı. Korku da gerçekleşmesinden korktuğun gerçekleşince silindi.
“Beyin, korktuğun olay gerçekleşince ölmediğini görünce sakinleşir, artık o konuya ölecekmiş gibi tepki vermeyi bırakır.” Bunu zaten biliyorduk. Ama tuhaftı, çünkü sadece bir defada bu olmuştu. Hangi fobi bir kerede silinir ki. Artık korkmuyordum. Artık sadece anın tadını çıkarmaya başladım. Gökdelenlerin aralarından yürüdüm, uçtum.
Simülasyonlar bu işe yarar, amigdalayı aradan çıkarır. VR gözlük taktığı için duvara vuran, yerlerde sürünen insanlara gülmeyin. Beyni ne kadar tanırsanız tanıyın hala yanılır. Hepimiz günlük hayatta kendi gözümüzün önüne taktığımız gözlüklerle yaşıyoruz. Ve başımıza geldiğinde ölmeyeceğimiz olaylar, başımıza bir türlü gelmediği için bir ömür korkmaya devam ediyoruz.
Batma korkusu bir ömrünü tüketmiş birini tanıdım, çünkü hiç batmamıştı. Yükseklik korkusunu tarihte silmek çok zordu, çünkü bir kez yüksek bir yerden düşmek gerekiyordu. Kurgu kitaplar ve filmler; bize başkalarının hayatlarında gerçekleşen olaylar yaşandığında neler olacağını göstererek normalleştirir. Simülasyon çağında hayatımızdaki her koşulu bilgisayarlara simüle ettirebiliriz. Belki de hayattaki ana dert; korktuğumuz şeylerin henüz başımıza gelmemesidir.
15 yıl önce -hadsizce şunu yazmışım; “Kırılmasından korktuğun vazoyu al yere çarp.” Bunu yazan birinin kendi beynince korku ile sınanmaya başlaması ironiktir.
VR gözlüğün sahte görüntü ürettiğini bildiğimiz halde korkuyoruz, korku ve duygular üzerinde doğru tespitler yaptığımız halde yanılıyoruz. Yanılgı, insan icadıdır.
Abdullah Reha Nazlı












