uzak çok uzaklara bakmakla nişanlı

kar başlıyor yeniden,
çölde kum, kumda bir at, hafızada leyla.
çatısı yok evlerin.
nar bahçelerinde kuğuyu bekliyorum.
fısıldasam sesimi duyacak.
(hasat zamanı. buğdaylar yandı yanacak. oraklarımda ölü kuşlar)
güneşe bak diyor leyla, orada karanlık yok, yanmak var.
soluğumu öpen karınca
yataklara devriliyor
öpsem uyanacak leyla
aylardan muharrem, yevmiyeler yarım
kederler tam
salıncağın ipi kopuyor
saatimin kadranı
su motorları, helezonlar, buğday sapları
karışıyor kanıma,
bakışımdaki allah yorgun, allah aşık, aşk allah
kusarak geçiyor önümde bütün bir köy
yontuyorum kendimi, benzemek için leylaya
öperek topuğunu çekiçlerin
girdiğim perişan iklim
yeşil perdeler, mor mürekkepler dikiyor
yerden sürünen kaftan
leyla ölüyor
ay orada ah orada, orada gözlerinde duruyor bir tavşan.

sofralar kuruldu, koçlar üzerine ahdettim
ışıklara asılarak
ve
leyla uzaklara bakmaktan perişan
kalbimin öte yarısı
ceviz yaprakları arasında bir rüzgar
ocakta bekleyen azize, yanmaya hazır
uzak çok uzaklara bakmakla nişanlı.

İbrahim Halil Baran

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.