yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum

yuvasını bozduğum kuşların
ahı desem çocuktum
hesabı olur mu, ölüm denilen uçta?

Salih Mirzabeyoğlu

bu gece sen beni çocuk say allahım…

Zehra Betül Ç.

Tenin cam tapınağı. Arzu kör__
elirse, tekrarlanmaz kalpte,
çocukluğun o beyaz sabahları.

Vural Bahadır Bayrıl

Bilemiyorum yıllardır neredeyim?
Hergün yediğim ekmek, susayıp içtiğim su,
Kolundan tutup gitmek istediğim kadın,
Yaşamak kaygısı, gök hasreti, ölüm korkusu,
Ve Rabbim senin adın!
Yıllar var ki içindeyim hayatın.
Anıyorum gençliğimi, özlüyorum çocukluğumu,
Fakat bilemiyorum yarını.

Ziya Osman Saba

bazı çocuklar doğar bilirim bazı çocuklar doğmaz
doğmayan çocuklar için bilmem ne yapsam

Turgut Uyar

Annemin sonsuz giysileri, bir telaşı bileyen tramvay….
Ben ne güzel çocuktum yalnızlıkların ardından!

Turgut Uyar

çocukluğum geçiyor aklımdan
serin gölgeler akşam üstleri uçurtmalar saklambaçlar
anımsa son oyunda bu yana bulunamadığını

Abdullah Eraslan

bir çocuk nasıl kandırılır
daha kayıtlara alınmış tek bir sevişmesi bile yoksa
kendini dolu dizgin inandırabileceği bir yalanı

Seyit Pelitli

Tabut kalın ciltli bir kitaptır
Senin de çocukluğun bir ceviz tabut muydu
Usulca bırakılan denize?

Hilmi Yavuz

işteo an özleyeceksin
eski sevgilini değil
pili bitmiş oyuncak ayını.
yanından ayırmadığın, yatarken sarıldığın saflığını
tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.
o küçük kız çocuğu değilsin artık
ama birgün sen de ağlayacaksın!

Ceyhun Yılmaz

Bir yerde aldanma da bitiyor
Masaldan sıkılan çocuğun gözleri

Müştak Erenus

Anam kanları kuruyan
Kavga ayıran bir kargı elinde
Kara ocağın taşlarına
İşaret koydu çocuklarını
Belinde gezdiren babamın
Beyaz yazılarla kazandığı adları

Cahit Zarifoğlu

yukarda dediğime bakma aslında
başarısız boktan bir kış geçirdik
kanımız bile doğru dürüst akmadı
bir sürü çocuğu öldürdüler

Turgut Uyar

yüzüme bakıyor arada bir
bekler gibi bir okulun dağılmasını
Söylemek istiyorum ona
saçlarımı geriye tarama hakkının
yalnızca onun olduğunu
ve okşanarak uyandırılmak isteyen
o eski çocuğun
hala içimde uyuduğunu

Nuri Demirci

en çok çingeneye kızdı hayatta
çocuk fallarda çıkmadıkça
saydı sövdü. suçüstü yakalandı

Arzu Eşbah

Ben kara gözlü bir çocuğum, kendime masallar anlatacağım..
Bir masala tutununca ellerim kanasa da,
Uyuyunca geçecek, biliyorum,
Kendimi dizinde uyutacağım…

Ali Kınık

Kimi zaman çocuğum,
Bir müzik kutusu başucumda
Ve ayımın gözleri saydam.
Kimi zaman gardayım
Yanımda bavulum, yılgın ve ihtiyar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.

Metin Altıok

Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum!

Can Yücel

Her şey şiirdir, uğultusu rüzgarın
Bir ırmağa usulcacık yağan kar
Her gece okunan bir dua çocuklukta
Gökyüzünde bölük bölük turnalar

Ataol Behramoğlu

bugünün çocuklarının
yaşayacakları pişmanlıkları taşıyorum içimde

Salim Çalık

çok eskiden kalma o mırıltı
çocuk yaşta öğrenilmiş bir dua
rabbiyesi silinmemiş yüzler arar
sevap yazmak için melekler

Suavi Kemal Yazgıç

Çocuklara müjdeler veriyorum
Babası cephede kalan çocuklara…

Fakat güç oluyor bu işler
Güç oluyor yalan söylemek…

Melih Cevdet Anday

Çok zor geçmişti çocukluğum bahsetmiştim sana
Annemin hep işi vardı babamın hep işi vardı
Çok ağlıyordu kardeşlerim hepsinden bahsetmiştim
Bunları anlatmıştım şikayet etmiyorum

Ali Lidar

bir dilek, bir dilek daha
dün geçti, yarın bir çocuk sevinci

Mahmut Avcı

kimsesiz çocukları alırsın soframıza
biter rızıktan yana korkumuz

Mahmut Avcı

Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi

Sapanım, kalkanım ilk aşkım, son aşkım ve aksamayan o eski
Yürek
Ben şimdi annemin çağrısını beklemesem de çocuklar gibiyim
Ben şimdi kendime yanaşıyorum, biraz ürkek biraz tenha.

Cafer Turaç / Gece Yarısı Başlayan Bir Hüzünle

Parka girmem yasaklanmış çocuklar korkuyormuş
Oysa herkes basıyor ben çimlere basmıyorum
Ali Lidar

Bir şair olabilirdim; 
çünkü nereye gidersem gideyim 
tepemde dolaşmasını istediğim 
ipsiz bir uçurtma icat etmekti, 
çocukluğumdan beri, en derinlerdeki emelim.


Cahit Koytak

Evden kaçmak için yolu geçmeyi
yapsa yapsa bir çocuk yapar.
çocuk değil ki artık
bütün gün sokaklarda sürten bu adam
üstelik evden de kaçmıyor.

Cesare Pavese

* nedir yaşlılık? 
iki yöne büyüyen bir bitki: 
çocukluğun şafağı 
ve ölümün gecesine.

Adonis

Tanrı, biz çocukken,
Yanımızda dolaşır.
Küpemize dokunur
Ve kolyemize.
Pabuçlarımıza ve kurdelamızın
Kızçocuk olmak kıvrımına girer
Saklanır.

Bejan Matur

Toz toprak içindeki çocuk erik yiyor.
Şimdi inandım baharın geldiğine.

Süreyya Berfe

Sevgiliye özlem bir bisiklettir
Öte yandan yoksul çocuk düşünde
O kadar özledim ki sevgilim seni
Bütün yoksul çocuklar bisikletlerde

Abdülkadir Budak

Ansızın oyuna başlayan çocukların
Sesleri kadar canlı ve huylu
Sevinçleri kadar taze ve acemi
Bir duruş kuşatır seni o zaman
Gözyaşları da çiçek açar

Abdülkadir Budak

Ustalık kazanılır; ama çocuk olmak yitirilirse, şiirin büyük damarlarından biri yok olur.

İlhan Berk
Soğuklar başladığında
Atlılar gelmişti bizi almaya
Yaşlı ve tuhaf atlılardı
Korkutmuşlardı bizi
Kar yağmıştı bakışlarına.
Ve hiç konuşmadan bizimle
Bakmadan ellerimizin küçüklüğüne
Konaklara götüreceklerdi bizi
Rüzgârla uğuldayan konaklara

Bejan Matur

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Ataol Behramoğlu
Seni düşündüğüm zaman
İçimde bir çocuk bahçesinin kapıları açılıyor
Dünyanın bütün çocukları doluyor içeri

Ataol Behramoğlu

hiçbir şey avutmuyor beni artık
büyüyen çocukları izliyorum yalın düşlerle
acılarla büyüyen çocukları sessizce

Ayten Mutlu

Bir günlük çocukluğa, bin yılını verirdin
Ama çocuk olmadın bir gün bile
(Büyük insan gibidir benim yavrum)
Sen şimdi sessiz bir deniz kıyısında
Dönüşsüz büyümüşlüğünle durmadan
Panayırlar, balonlar, kayıklar özlüyorsun

Afşar Timuçin / Yaşanmamış Çocukluğun Türküsü

çocukluğudur insanın adı

gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
hiçbir yere gitmiyor.

Bir azarlanmayla ölümünü düşünen çocuklar gibi.

İçine çekilip de soğuktan
Oyuncağını orda bulamayan
Bir çocuk gibi
-Evet, hiç çocuk olmadı Cemal
Olmayacak da-

Edip Cansever

Bir ceviz ağacı tanıyorum çok eskilerden
Onunla biliyorum çocukluğumu.
Daha, kuru kabuk bir kozken
Toprağa ellerimle atmıştım
İçinde dallar saklayan tohumu.


Coşkun Ertepınar

Yaşım kırkı aştı diyordum, yaşım,
Başım hala çocuk,
Hala dayanacak yer arar başım…

Coşkun Ertepınar

Ve kalın erkek sesi, çocukluğundaki gibi incelir.
Son çağda bu olaylı tarih sona erer.
İkinci çocukla her şey biter.
Dişsiz, gözsüz, tatsız, hiç bir şeysiz..

William Shakespeare

yuvasini_bozdugum_kuslarc4b1n_ahi_desem yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum

ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş bir çocuksun

ki çocukluk diretirken hala çok uzaklarda
burda
avaredir gençliğim

Sıtkı Caney

Babam Kel Hasan Usta’ya

“Babam ve Ustam” çıraklıktan yetişen iki mektup
pulsuz, zarfsız, kâğıtsız
birbirine emanet iki çocuk

Haydar Ergülen

ona hemen: Baba hangimizin oğlusun sen?
Kardeş olurduk hemen ev büyürdü ikimizden
yok olurdu oğulda yer bulamayan babanın suçu,
yağmur çocukluğun çatısından gidince anlaşılır yokluğu
Şimdi bir başına kalan ev gibiyim gibiysem
bir başka yetim olan şiirin suçu yok bunda
ev neyse şiir odur, babadır neyse oğul da!

Haydar Ergülen

Kaçamadım şerrinden şamarından feleğin
Daha tüysüz bir çocukken dilim dağlandı
Yasaklarla korumaya alındı bütün düşlerim

A. Hicri İzgören

ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş
bir çocuksun. vazgeç sözcüklere kalbini eklemekten.

Murathan Çarboğa

Herkesin kaybettiği aşkı ben de bulamadım
küçük bir oğlan gibi, sanki acının mutluluk
olduğuna inandırmışlar da çocukluğumda
inanacak başka bir şey kalmamış bana

Haydar Ergülen

Neden ölmedik ki ikimiz de
çocukluğum ölüverdiğinde?

Pablo Neruda

İnsan kimi gemileri ne de çabuk unutuyor
Binmiştik sözde,
Bir çocukluk yatıyor
Battığı yerde.

Sağım solum doldu. Zil çaldı. Bu kaçıncı?
Bir telaştı geçti, oturdu hepsi.

Behçet Necatigil

 
yerli malı haftası’nda şiir okuyan çocuk 
anlattı durdu 
söylemedim ona yüzünü unuttuğumu 
sesin mandalina kokuyor da demedim 
dedim ki 
kirlenmiş bir yakayla dolaşma ortalıkta

Nuri Demirci

Çekip aldım çocukluğumu
mızıklanmış oyunlardan
Yoksun diye

Ahmet Günbaş

Günleri çocuk sesleriyle bezeyelim 
Duruşun yakışmıyor bayram sabahına 
Gitme baba

Ahmet Günbaş

Konuşuruz bunları yani çocukluğu
Yani yaşlılığı, yıkım taşlarını, nedense
Bize sıkça uğrayan parsı anne

Ahmet Ada

Sarkıttığım kuyuyu. Görebilir miyim
Ne kaldıysa, ne kaldıysa çocukluktan

Ahmet Ada

getirir akla çocukluktan bilinmez hangi soruları
kar gecesi uyandırır ölüme değgin korkuları
yalnızlık bir samanyoludur genişler düşüncede 

Attila İlhan 

kar yağarken serçeleri seyrettim
çocuklarım geldi birden aklıma
sabırsızlanıyorlar büyümek için
gelmeyin,burası derin! 

İbrahim Tenekeci 

hatıra değil içine düşen kar tanesi,
düş değil peşinde gördüğün kâbus
soluk soluğa çıkıyor yüzünün yeraltından
çocukluktan mahsur kalmış her ben 

Yücel Kayıran 

sen, güzel çocuk, göçüp gidiyorsun;
belki de solgun bulut karşılayacak seni
şuracıkta yalnızlıklarında
akşamın ve dağılıverecek senin gibi narin. 

Giosue Carducci 

yaprakları anlıyorum, yere yaklaşan
gökyüzünün dilini çözdüm
geçtiğim yerdeydi cennet, şimdi
buz tutmuş bir cehennemi yürüyorum 
güller vazgeçti, çocuklar bekliyor 

Nuri Demirci 

orda bir iğde ağacı kanar
silah susmaz, tanklar ezer, unutulur odyurdu
söğütgülü döker yaprağını, dünya susar
ağlar çocukluğum, yıkılır taht, susar sureler

Tuğrul Keskin 

seni sevdiğimden söz ediyorum herkese
kırlangıçlar gidiyor bir ırmak devrilip gidiyor
o çocuk yüzlerce fotoğraftan çıkıp gidiyor
sessizce bakıyorum, orada bir begonya soluyor 

Tuğrul Keskin 

Kalbim çocuklaşır ansızın
Ve haykırır. 

Else Lasker-Schüler 

Ruhum, karanlıkta kaybolan çocuk 
Gibi başucunda ağlamaktadır. 

Cevdet Kudret Solok 

En doğrusunu
yürek söyler
babalar gidince
kendi gölgesini görür çocuklar 

Neşe Yaşın 

Aradım büyülü günlerini çocukluğun
Otlar ve olgun başakta 

Ahmet Ada 

Gitsem gelmesem çocukluğuma Kevser
Siyah beyaz bir kare çiçekleri sulayan annem
Azar azar silinecek bir görüntü 

Ahmet Ada 

Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde 
Daha ilk güzelliğinde 
Alnını iki dağın arasına germiş 
Bir devin göğsüne benzer 
Göğsünden dualar geçermiş 

Cahit Zarifoğlu 

çocuklar baştan sona kadınlara düğmeli 

Cahit Zarifoğlu 

ve kalbinde allah yazan çocuk 
kızlar hızlanan gelinler 
erkeklerde insan uğultuları 
çocuklar ki mutlaka kutupta bırakılan 
ve dönülen bayrak 

Cahit Zarifoğlu 

yüzümü sürdüğüm
her kapı gibi
kapandım
beni büyük bir cezbeyle
yakan
aşkın ayakucuna.
oysa sırrımı verdim
kırıldığım veçocuk kaldığım
aşklara.

Metin Kaygalak

denizi yağmurdan korumaya çalışan
çocukluğunu seviyorum.

Şükrü Erbaş

Ah bu nisan yağmurları
Hüznünü kaybetmiş çocuklar gibi şaşkın
Yağıp bitiyor

Edip Cansever

İçine ağlayan içli bir çocuk gibi incecik bir yağmurla
indi akşam.

Oya Uysal

Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.

İsmet Özel

Bir ömürde kaç sokak izi kalır geriye
Saçlarımın ıslaklığından anlıyorum
Orda bir çocukluğun yağmuruna varılır

A. Hicri İzgören

Yağmurda koşan bir çocuk olsam
Vedalaşır gibi bildikleriyle.

İbrahim Tenekeci

Ve çocukluğumun oralardan
Bir gökkuşağı mesela
Sığdırabilir miyim diye…

Cahit Koytak

Ne güzel ıslanıyor ilkyaz
Ne güzel, ne güzel, ne güzel
Denize zorla sokulmuş
Ağlamaklı bir çocuk gibi.

Edip Cansever

işte hep böyle kocaman bir çocuk olarak kalacağız
kitabaralarında çiçek kurutarak
şiirler de kuruyacak. hayatımız gibi
ve şiir kurularını yakmak isterken
yağmur sonrasının hüznünde küllenecek aşkımız

Bayram Balcı

– gülümseme gözlü küçük çocuk
pişmanlığı yüklenip uzaklaştığın gemi
yağmurlara nokta koyan hangi limanda demirli?-

Neriman Calap

Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar 
Çocukluk kalkmış dünyadan gibi 

Erdem Beyazit

Ölüm bir melek elinde gelir 
Ve öper usulca çocuk yüzleri. 
Belki bir gün kurtuluruz 

Erdem Beyazit 

Oğullar ölür
Bir kafes olur ölüm
Ana kalbi bir kuştur
Azad kabul etmez 

Erdem Beyazit 

dolapderelerde çocuklar, ayağının su aldığı yerden büyür
sen, çocuklar çiçektir diyordun di mi
çocuklar çiçek/ he ya !

Dilek Kartal 

Çocuk olsam yeniden.. 
Bir tek düştüğüm için acısa içim, 
Ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece… 

Cemal Süreya 

Bulduğu her parayla bakkala koşan
bir çocuk olarak karşındayım, benim
aldığım en büyük hazzı
seninle paylaşabilirim

Müşir Fuat 

Sen aradığın yaşamı bulamayacaksın! 
… 
Artık bana çocuk sevinci verilsin! 

Gılgamış Destanı

cocukluk_hatiralari_kugunun_konmasi_gibi ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş bir çocuksun

hayat: çocukluktaki oyunları unutma süreci

Güneşe kavuşabilmek için çocuk,
gündüzün boş yere çırpınır durur.
Nihayet, nihayet geceleyin çocuk,
koynunda güneşle beraber uyur.

Cahit Sıtkı Tarancı

içdenizlerinde yüzme çocuk
hayallerin boğulur dedim de kendime
dile geldi eski bir soru
gelincikler büyüyünce gelin mi olur anne?

Aslı Durak

böylece, bizi bir kere daha,
çocuklarımızın önünde aşağıladılar;
kadınlarımızın önünde ağlattılar,
elin günün, komşu köylerin önünde
yere baktırttılar.

Cahit Koytak

Bir çocuk bile çeker sandala beni
Bu kadar ağır olmasam

Halim Şefik Güzelson

uçurtması kopup gitmiş bir çocuk
bakıyorum yalnızca
şaşkın ve umarsız gözlerle arkalarından

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Unutma
Hüzündür bu dile kolay
Aşkın arka bahçesinde hızla yetişen
Hırçın çocuk oydu
Başka çocuk sanma 

Yasin Erol

eğilip yeryüzünün en güzel yüzüne
dedim anne
senden başkasını sevse de bu adam
korkma ben varım
çünkü düşünen çocuktur baba

Yasin Erol

Dönemeyeceğim kadar benden uzak avungan çocuk yıllarım
Yanıtlanmayan sorularım hâlâ yanıtsız
Ömürlerden taşar gençliğimde zaptedilemeyen hüznüm
yine aynı hüzün
Ağlarsam yağmurda ağlarım kimse anlamamalı

Naim Kandemir

Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk

Turgut Uyar

çiğne ve tükür kem sözü
aşktan / şiirden yalın söz üret
o dilden anlarım o anlatır beni
masalda kanar çocuk yanım
güzel ve hüzünlü öyküler anlat 
kıtalar ötesinden kurgula düşlerimi

Emre Gümüşdoğan

Ama gönlüm hâlâ
oğlumun âşık olduğu yaşta
-sevdanın pusulası
anılarım olsa da

Refik Durbaş

Bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş
İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp
Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun
Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş

Ece Ayhan

Çocuk büyüyünceye dek bekler yangın,

Melih Cevdet Anday

Yalnızlık,
çocuk kılığında bir babadır
torunların büyüttüğü.

Hasan Ali Toptaş

Yiyecek götürürken çiftteki babasına,
Gülüp oynar mı çocuk çayırlarda bir başına,

Nikolay Alekseyeviç Neksarov

Kokusunu getirdi parmak uçlarım bana, bilemedim ben 
Burcuları adlandırmak üzere yetişmedi burnum daha çocukluktan

Aragon

Yarısını tuttum
çocuk doktoru
olmamı isteyen anneme
hasta yatağında verdiğim sözün
doktor olamadım ama
çocuk kaldım

Sunay Akın

İlkokul çantam,kurşunkalemim,boya kitabım
Çocukluğumun birinci dereceden görgü tanıkları,
Dinlenmelerini talep ediyorum Selim!
Yalnız kediler,ölecekleri zaman
Bir iz bırakmadan kaybolurlar
Bir kedi değildi sevgilim!;
Defterin sarı sayfaları arasında
Kurutulmuş çiçeklerden,
Küçük bir bahçe bıraktı arkasında.

Ali Asker Barut

ve kapının dışında bıraktık
elbeziyle silinen çocuk dudaklarımızı

Nuri Demirci

Çocukken gün battımı, bir köşede ağlardım;
Nihayet döne döne aynı noktaya vardım.

Necip Fazıl

ölüme ne kadar yakın
unutulmaz çocukluğumun
ağır çiçekli ıhlamur ağacıYelda Karataş

Tek bir çocuk kafasında ne kadar düş olabilirse o kadar
Ne kadar aydınlık içerebilirse bir hıçkırık o kadar hem de

Louis Aragon

Gül kokuları çocukların kaburga kırıklarından geliyor

Cahit Zarifoğlu

Ruhi Bey uzaklara bakar
Sanırsınız ki işte çok uzaklarda bir Ruhi Bey daha var
Bana öyle gelir ki durmadan geri çağırır onu
Ama durmadan
Ve alır karşısına – neden bilinmez –
Suçlu bir çocuktur da sanki o, gizli gizli azarlar.

Edip Cansever

hayat: çocukluktaki oyunları unutma süreci

Baki Ayhan T.

Şimdi düşünüyorum da
Korkmayan yanımızmış o çocuklar bizim
Ama biz korktuk.
Konuşan yanımızmış o çocuklar bizim
Ama biz sustuk.
Düşleyen yanımızmış o çocuklar bizim
Ama biz teslim olduk.

Şükrü Erbaş

tok
bir çocuk benim sevgim
kalbim
kırılan oyuncaklarım
gibi hep
özletir bana
güzeli
yorgunum

Kaan İnce

Gecesiz sabahlara
-Uykular öksüzü-
Bir çocuk uyanıyor
Bu da bir acıdır.

Şükrü Erbaş

Bir atasözü diğerini tutmuyor, kelimeler sırılsıklam
Yağmuru bekledim diyorum, koca gün, koca ömür
Kocadı içimdeki çocuk, bıyığı terledi
Yaş kırk iki oldu, tevellüt 963, ama hâlâ doğmamış
Dünyaya gözlerini açmaya çalışan bir kartal sabırsızlığı

Cihan Oğuz

büyümüş de küçülmüş çocukların konuşamaması şiirden
ömrümün hikâyesi her sayfası buğulu nasihat defteri senden
her anne bir anne yumağıdır çocukların kalp albümünde
çocuklar ağlasalar da birer gül inceliğidir annelerde
sahi, beni bir şiirden mi doğurdun anne anne hanginiz!
çocuk gitmekti anne kalmak hani! hani hep kalmaktınız!

Hüseyin Alemdar

Buğday başakları arasına daldığında,
Kaybolan o sarı saçlı çocuk,
Şimdi babasının evlendiği yaşta.

Erdem Arslan

çocukluğunu camii avlusuna bırakacaksın bir akşam 

Özge DirikSavaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur…

Orhan Seyfi Aras

çiçek bayramında 
annesiyle arkadaş
kör bir çocuk

Kikaku

Fakat mecburuz düşünmeye küçük ve solgun
Şeklini havuza dalıp gider gibi görünen yüzün
Ey çocukluk ey kaypak tartı
Nereye nereye

Rainer Maria Rilke

yani bazı çocuklar kuyuya düşer 
o su artık içilmez olur 
çocuklarla kapanan kuyu 
elbette taşlanır.

Kemal Varol

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti

Metin Altıok

çocukluğuma dair bir yara buldum dizimde, 

Suavi Kemal Yazgıç

İstesen kalkıp gelemem,
Uzaklık başka güzel.
Sen hayal gibisin çocuk!
Gelebilirsen, kalk gel!

Nurettin Özdemircocukluk-siirleri hayat: çocukluktaki oyunları unutma süreci

Bir gün ver Tanrım, Ta çocukluğumdan kalmış

İlkyaz sabahlarına benziyor
Yeni diş çıkaran çocuklar

Süreyya Berfe

uzun kanatlı kuş sürüleri diliyorum sana
ve severken seni,
sevdikçe seni 
hep çocuk kalacağım, biliyorum.

Sunay Akın

Yalnız bırakmayın beni hatıralar.
Az yanımda kal çocukluğum,
Temiz yürekli uysal çocukluğum.

Ziya Osman Saba

Bir çocuk artık insanlara inanmayıp 
Ormandaki mavi çiçeğe 
Anlatırsa derdini 
Ve o gece 
Ağlatırsa mavi çiçeği 
İşte o an 
O an kopar kıyamet 

Mevlana İdris

Ve aşk, aniden yola fırlayan bir çocuktu.

Furkan Çalışkan

Karanlıkta korkudan titreyen bir çocuk gibi
Rahat bir adam gibi gecenin ortasında

Jacques Prevert

Doğuştanmış kadersizliğim
çocukluğumun
sıradan bir şubat ayının
soğuk çarşamba akşamında
annemin ağlamaklı çığlıklarına
kurban gittiğinde anlamalıydım

Lou Salome

Evden kaçabilirsin artık çocuk,
ama kaderden asla!

Babam
Çıkarılmış bir adam bütün fotoğraflardan
Kader neydi sanki o zaman,
Masada açık unutulmuş
Turuncu kulaklı bir makastan başka. 

Didem Madak 

anılar gömülüdür zaten ben bir daha gömerim
çocuk olmuşum, hasta olmuşum, deniz olmuşum
yalnız bir sincabım belki
gömdüğü cevizlerine küsen

Ahmet Murat

Yüzlerce yıl geçiyor belki bir bulut geçiyor
Ben yeni doğmuş bir çocuk gibi
Herkesin konuştuğu dilden mahrum
Ama yepyeni bir dil konuşmanın sevinci 

Sezai Karakoç 

çocuktum, çölde okudum masumlarla ve çok susadım,
babaannem su verdi almadım, bir cümleden de şehit olurdu
insan ve ne yazsa şair olmak istemezdi Kerbelâ’dan sonra,
olmasın, Kerbelâ’nın şiiri kalbimde hâlâ, ve çöl sürüyor:

Haydar Ergülen

İlk İstanbul şiirden çıkıp yerini alıyor
Bir çocuk ilk gülüyor
Bir ağaç çiçek açıyor.

Eleni’den önce
Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım
Sabahları, akşamları bilmiyordum daha

İlhan Berk

Satmadınız mı elinizdeki şiir kitaplarını?
Ve çocukların gülüşlerini

Nizar Kabbanî

hızla havalanan bir salıncaktan inmedi hala çocukluğum

Didem Gülçin Erdem

Kaderini sev, diyor bana.
Kim çocukluğuma döndürebilir beni?
Yalnız, dilin masumiyeti…

Asuman Susam

kâgir bir damın ardında kalan çocukluk hatıralarında
ne kadar ödenmeli daha?

Furûğ Ferruhzâd

Annem yüzüme çarpıp çıkıyor hayatı
Babam hiç dönmüyor gittiği türküden.
büyüyorum içimde dünya kadar kimsesiz çocukla…

EzHer

Yağmurda koşan bir çocuk olsam
Vedalaşır gibi bildikleriyle.
Kendinden mahrum kalır mı insan?
Kalsam.

Duralım burada, güzel esiyor!

İbrahim Tenekeci

Olmuyor böyle
Daha doğurmadığım bir çocuk var
Ve şunun şurasında kaç yılım yaşayacak
Ölümler görecek
Aşık olacak.

Bejan Matur

ben çocukluk çağlarımdan beri 
görülen görünen gösterilen dünyaya 
alışmamak inadında kararlı takımı tuttum 

İsmet Özel

— bir çocuk neden korkar, yaşayamamaktan
bir kadın çocuğunun başını kaşıyamamaktan

Turgut Uyar

çocukluğun kendini saf bir biçimde
akışa bırakması ne güzeldi
yiten bu işte

Nilgün Marmara

herkesin gençliğinde
yaşanmamış bir çocukluğun,
yaşlılığında da yaşanmamış bir gençliğin
gömülü olduğunu biliyor
ve işte bunlarla geri döndüğüne
inandırmaya çalışıyor bizi.

Cahit Koytak

kaç asker vuruldu pusularda
dağlarda kaç gerilla
ve bilsen kaç kez üşüdü içimde tanrılar
çocuklar ülkemde vurulduğunda

Hasan Tan

Yağmur sonrası bir bahar sabahı hiç değilse
Ve çocukluğumun oralardan
Bir gökkuşağı mesela
Sığdırabilir miyim diye…

Cahit Koytak

dışarıda kar usulca söylenir
içimde kirli
kekeme çocuklar büyür.

dışarda kar usulca söylenir
içimde gidilmemiş parklar
dedesi olmamış çocuklar üşür.

suskunluğu ve dilsizliğinde
büyür kadının sorular
içimde yağmurlar boşaltan çocuklar
elimden şeker
yüzümden şaşkınlık düşürür.

Birhan Keskin

Çocukluğum, çocukluğum…
Uzakta kalan bahçeler
O sabahlar, o geceler,
Gelmez günler çocukluğum.

Çocukluğum, çocukluğum…
Gözümde tüten memleket.
Artık bana sonsuz hasret,
Sonsuz keder çocukluğum.

Çocukluğum, çocukluğum…
Habersiz ölen kardeşim,
Mezarı bilinmez eşim,
Her bir şeyim çocukluğum.

Çocukluğum, çocukluğum…
Bir çekmecede unutulmuş,
Senelerle rengi solmuş,
Bir tek resim çocukluğum…

Ziya Osman Saba

Giden olmadım hiç bir zaman 
Dönüp bakmak ardıma 
Suçlu çocuklar gibi 
Gücüme gider 

Gassan Satar

Ya ilahi!
Aşık olduğumuzda
Ne oluyor iç dünyamızda
Ne kırılıyor içimizde?
Nasıl dönüyoruz çocuksu tavırlara?

Nizar Kabbani / Allah’a Sorular

Üzgün bir çocuğun yalnızlığı
Kadar saydam kalabilseydim

Ahmet Telli

Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.

Can Yücel

İsmim gezecek pembe dudaklarda elemle, 
Gözler dolacak bir çocuk ölmüş gibi nemle, 
Bir günde doğup can veren altın kelebekler, 
Bizden daha genç bir şair öldü diyecekler!

Faruk Nafız Çamlıbel 

Akşamın tek bir ağaç gibi
Dal budak saldığı sular
Çocukluk rüyalarının bahçesi!
Sakın kimse el sürmesin dallara,
Yapraklar, meyvalar olduğu gibi kalsın
Benim uykum boyunca!

Ahmet Hamdi Tanpınar

Annesinin çarşıya gittiğine inanmış çocuk gibiyim,
Eve dönmeni bekliyorum. 

Zeynep Kamilov 

Anlayacaksınız;
hiçbir şey eskisi gibi olmayacak bir daha…
Çekip gitmek en güzeliymiş gibi gelecek
ama çekip gidemeyeceksiniz…
İşiniz,
alışkanlıklarınız,
derme çatma düzeniniz,
çocuklarınız,

Hasan Ali Toptaş

ne zaman baksam gözlerine
annemsiz kalmak korkuları gelir çocukluğumun 

Tekin Gönenç 

Baktım annem yoktu yanımda;
Sırtımda bahriyeli giysimle,
Ben bir kez kayboldum çocukluğumda.

Metin Altıok

yaşamın yolu doğudan batıya doğru gider,
çocuk , doğan güne sırtı dönük olarak yürür,
boyunun kısalığına rağmen uçsuz bucaksız
bir gölge gider önünden, geleceğidir bu onun, 

Michel Tournier 

Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur…

Orhan Seyfi Aras

Bu çocuk bu hüzünle büyümez fazla
Evlerinin arkasında gölgesiyle konuşurken yakalanıyor babasına

Ali Asker Barut

babam ne zaman gelecek diyen çocuk
bavê mın çı waxt weri diyen çocuk ya da

avutulur mu öğretmenim
nece

Dilek Kartal

öleceği zaman hayvanlar gibi
saklanmak istiyor ya insan
saklanacak bir yeri olmalı
aşka, çocukluğa, anneye, şiire
yoksa fazla gelir ölüm
ve eksik ölür insan

Haydar Ergülen

Ömrümden öteye taşıdığım çocuk… Ya sen bu ülkede doğmasaydın, ya ben aşkı herkes gibi bilseydim.

Şükrü Erbaş

çocuklar uyandı
çocuklar üstünü örttü annelerin toprakla
– çocuklar ki yarının cesetleri-

İbrahim Soylu

9166b-cocuk_siirleri_antolojisi Bir gün ver Tanrım, Ta çocukluğumdan kalmış

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum

Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde
İçimde kar yüklü geçit vermez anılar
Ve her şiir biraz ölüm
Bir bir çekilip gidince dostlar.
Tuğrul Tanyol

Yedi adam biri bir gün
bir aşk bir gün
gereğini belledi
ölüm girse koynuna
Ayırmaz aşkı yanından

Cahit Zarifoğlu

Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş, kim gülecek
Murat yalan, ölüm gerçek,
Dostlar beni hatırlasın.

Aşık Veysel


Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor.
Anlaşılmaz değin uzun
Uzun, katlanılmazcasına
kişinin alınyazısı.
Ivo Andrich

dört ayrı ölümle ölmeyi öğren
demişlerdi bana
dört bucakmış
anlattıklarına bakılırsa dünya
omzun güneş kokuyor demişti
kısa eteklikli kız
o da omzuma bir şey konduracak mutlaka.

İsmet Özel

işte o gün ve ondan sonra
çok önemli bir sözü unutmanın
şaşkınlığıyla
oturup bir şiir yazarsın ve ışık
ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer
başucunda


Tuğrul Tanyol
kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan.
Ali Ayçil
bir ağıt söyledim kadına, ölüme ve tekbaşınalığa
ipi, ağacı, kadını ve akşamı kendim seçtim
bir kadını astım, sonra oturup ağladım altındaBaki Ayhan T.

ben cem, daha dün yarım imparatordum
kestirdiğim paralarda soldu vücudum
öldüm binlerce ölümle, kıyıya vuran cesedime baktım
yağlı urganlar bağlayıp boynuma (iskele, günbatımı
rodos’a doğru batık tekneler) yürüdüm, artık
bana bu dünyada yer yok
ne saray, ne köşk; ne rütbe, ne taht
ağabey el ver yanına geleyim
al beni, sonra istersen boğdur
bir yanım zifiri karanlık, bir yanım… birden yağmur!

Tuğrul Tanyol

Ürperiyorsun denizin çığlıklarını duydukça
dudakların kaskatı öpüldükçe neden?
Kaç ölüm tasarlıyorsun çıkmazında
belli, yoruldun kendini denemekten.

Ahmet Oktay

ölüm asude bahar ülkesi değildir o zaman

ölüm:
yiğit ve sevecen bir yaşamın mutlu günlere
sunulmasıdır
canlı bir gül gibi somut
ayrılık yoktur artık zaman içinden
yaşamın ve sevdanın, ölümün kimi kez de
öpüşün kadar sıcak ve tatlı
vişne rengi dudakları vardır sevgilim…

A. Kadir

Kendi mezarını kazıyor insan.
Tekrar
tekrar.
tekrar
tekrar ölüyor, öldürürken.
Ve her defasında ihanete bulanmış aşklara
sevdalanıyor.
Bir karga geceye boyuyor sabahı.
Bir karga öldürdüğü kendi soyunu gömüyor toprağa.
Tekrar tekrar Habili öldürüyor Kabil.
Tekrar tekrar ölümü seçiyor Habil.

Zeynep Didem

Beni böldün
kendi acını sapladın bıçak gibi
sonra yas tuttun ölümüme

Neşe Yaşın

inci kolyelerle
süslü
boynuna hiç
ölüm yakışmazdı ki.

Behçet Aysan

ne söylersen söyle bir gün yiteceğiz
çam seli halinde kalabalık bir orman
alıp götürecek bizi kuytu ölümlere
yaşamanın anlamını sorsam da söyleme
konuştukça bir gemi açılıyor kıyıdan.

Behçet Aysan

Yıllar önce
Ölümü seçen sevgilim
Bunca sevgisizlik içinde
İyi biliyordu
Yetmeyeceğini
İki kişinin birbirine.
Bu yüzden döşeğinde
Ölümle buluştu.

Metin Altıok

Ha aşkın dikeni, ha ölümün dikeni

Melih Cevdet Anday

çünkü beni sevsen de bana güvenmezsin iyi bilirim
apoletim sırmasız hatta hiç yok
su içsem ağzımın kenarlarından dökerim
neyi hatırlatır benim sana uzak bir bakışım
bilirim
aslında mutsuz yaşayıp gidiyoruz
ölüme direnerek şimdilik
şimdilik alımlı bir başka mutluluklara özenerek

Turgut Uyar

Ölüm gelecek ve senin gözlerine bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirlemesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı
O derin burgaca ineceğiz sessizce.

Cesare Pavase

Neredeysen firar et, gel, hâlâ göğsümde mırıldanan
çocukluğunu anlat bana
Hayatın kovduğu ölümün geri çevirdiği
ne varsa yüzünde
usul usul uykuna karışırken
birlikte ölümden döndüğüm biri gibi seyredeyim seni
Bütün bunları, hazin bir kayıplar öyküsüne, kendine acımaya
dönüştürmeden, ağır, başlı, yalın bir ödeşmeyle kapatalım istersen:
Hiçbir yolculuk eskisi gibi değil ama, belki bu sefer sahiden
gidebiliriz bir yerlere,

Murathan Mungan

çünkü gözlerin
yedi gezegende oturan ruhların nazarı
bakışlarınla çiçeklenir arka sokaklar
inanır duvarlarına sırtını yaslayarak
dudaklarını öptüğün bu batık şehre
ölüme ve
aşka yatkın olduğuna inanır şiirlerin
paslanmış teneke saksılardan fışkırırken yaz
iki dudağının arasında durur gizli bir akşamüstü

Betül Yazıcı

Bazı çocukların kalbinde yitirdiğim gibi
Birçok kere yitirdim denizde kendimi.
Gidiyorum aramaya, suyu bilmeden,
Beni çürütecek, ışık yüklü ölümleri.

Federico Garcia Lorca

Ve ölümler ki sevdanın ikiz doğurduğu
Yetsin, taşımak istemiyorum hiçbirini yedeğimde

Edip Cansever

Hedefi olmayan yolcularız bizler,
Bulutlarız, rüzgârlarda dağılan,
Ya da ölümün soluğunda üşüyen çiçekler,
Yerimizden kopartılmayı beklemekteyiz.

Georg Trakl

Sakın sesini ölüme alıştırma

Refik Durbaş

bizim ilanlarımız çoktan verilmiştir
gelirse de bilinir nerden ve nasıl
böyle ölümün yücedir adı
ha kanağacı canım, ha gelincik tarlası
çünki ölümün kanıdır besleyen
bir başka baharın tohumlarını
şuramızda birşey var
bizi onduran şey
acıya saran
umudu kuşatan

Arkadaş Z. Özger


sen bir deniz kızısın, yaşamla ölümü
iki kaşının arasında öpüşür buldum
yaşamı seçtiysem sensin nedeni
ölümdeki sonsuzluğa seninle erdim…
Ahmet Erhan

kalbimle it dalaşındayız, hiçbir atlas kucak açmıyor içimdeki ülkeye
ölüme yıllardır küs olmasam bir akrebe sevda büyüteceğim

Charles Bukowski


Ölüm
erken gelir kimi zaman,
bir yıldırım gibi düşer,
alır götürür
yaşanacak onca şey varken.
Bilgin Adalı

Aslında hayatı ölüm tadında yaşamak,
Korkusuz aynı dem de korkutmadan,
Saatleri ve takvimleri kaldırarak.
Koşarak olmasa da yürüyerek,
Bir kaç yorgan ve yastıkla yetinerek,
Ölümüne anlar kalsa bile üzülmeyerek,
Tebessüm ederek gitmek.
Bir selâm gibi ölümünü bekleyen ahâliye.

Lütfü Şener

Muhabbet kuşumuz öldü
Arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak
Biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman
Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna

Didem Madak

Eşini çağlayana kaptırmış balığıyım bu nehrin;
aydır, geceden beri dişlenmiş kelebeğin
her sabah ağzımda ölümüyle buluşan.

Nihat Behram

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

Ümit Yaşar Oğuzcan

artık ölüm benim içime konmuş
umut etmem artık öleceğimi
kar yağar dizlerim yatağım donmuş
bilmezdim ürperip güleceğimi
neylersin yüreğim güle dokunmuş

Sıtkı Caney

Ben unuttum her şeyi.
Geldiğim yeri
Annemi, babamı,
Mezarlığa gitmeyi.
Orada yapayalnız kaldı meşe
Ölülerin arasında ölümü en iyi anlatan meşe.

Bejan Matur

her şey kalbimdir diyorum
ve işte o zaman
ölüme eşitliyorum aklığını..

Turgut Uyar

Bize dokun
Dokunmazsan uçacağız tozlar gibi uzayın derin soğukluğuna
Kahire’den Bombay’a, İstanbul’dan İsfahan’a, Kudüs’ten Paris’e
Sensiz neye baktıksa örgütlü bir yalnızlıktı
Ne yaptıksa sensiz, bir şarkısızlıktı
Hayatın bir durağından öbür durağına
Bir sevgili olmadan yürümek!
Bunu yapamıyoruz
Kundağı çıkarıp kefeni giymeden önce
Adına hayat dediğimiz o büyük sarhoşlukta
Bir ölüm adımıyla geçerken dünyanın bütün içlerinden
Ellerimizi açmış bekliyoruz
Açmış bir çiçeğin değil miyiz senin

Mevlana İdris Zengin

ölümü geciktirmek sonsuzluğu kısaltmaz
diyor birisi, evet ama
hayatı uzatır sanki

Turgut Uyar

zamansız özledikçe seni, gönlüme nakış,
sana yasin; ve yetim çocuklar için
ve nunu sakin kasesinde yepyeni umutlar biriktirdim
çöl yetimi bir sevdasın sen şu bükük boynumda büyüttüğüm
hiç duymayacağını bilebile şiirler söylüyorum sana
yetim ellerimle okşarken toprağını gurbet ellerin

Hasan Tan (Pejmurde Dilim)

Bir resimde yedi kişiyiz aramızda en güzel ölüm gülümsüyor

Mevlana İdris Zengin

Mahlukta devinen
Gürül gürül bir ırmaktır ölüm

Babalar ölür
Dolaşır eli ölümün
Saçlarında anaların oğulların

Analar ölür
Kök salar hasret yüreklere
‘Bir evlat pir olsa da’
O zaman anlar ancak neymiş öksüzlük

Oğullar ölür
Bir kafes olur ölüm
Ana kalbi bir kuştur
Azad kabul etmez

Sevgililer ölür
Bir hicret olur ölüm
Bir sıla

Sonra bir mezarlıkta

Bir çukurun başında
Bir kapının ağzında
Herkez susar
Konuşur ölümVe sürer hayat.

Ölümler vardır:
Can kuş gibi uçar gider
Bir martının süzülüp
Kaybolması gibi maviliklerdeErdem Beyazit

Sonra vakt erişir, toprak gülümser sana;
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın…

Yılmaz Odabaşı

En son ölüm gelir
Yine de erken deriz

Mevlana İdris

Can bir şaraptır, insan onun destisi;
Beden bir ney gibidir, kan o neyin sesi.
Hayyam, bilir misin nedir bu ölümlü varlık:
Hayal fenerinde bir ışık pırıltısı.

Hayyam

Okunu attı mı ölüm, siperler boşuna;
O şatafatlar, altınlar, gümüşler boşuna;
Gördük bütün insan işlerinin iç yüzünü:
Tek güzel şey iyilik, başka düşler boşuna.

Hayyam

benim bildiğim,açılmaz menekşe örtüyle kapanan naaş
veda,teşekkür ve gerçekleri fısıldamak için(gerçek nedir ki?).
belki o bu saatlerde gölgesini sarmalıyor,bizim gibi,
lakin o ağlamayan tek kişidir bu sabah
ve üstümüzde kartal gibi havalanan ölümü görmeyendir
(yaşayanlar ölümün amca çocuklarıdır ve ölüler
uyurlar sessiz,sakin,huzurlu..)

Mahmud Derviş

Ey ölüm, yaşlı kaptan artık gidelim!
Ey ölüm, haydi, bizi boğdu bu memleket!

Charles Baudelaire

Her şeyi tattım, acısını çektim.
Ölüme rızadan başka bir şey kalmıyor bana

Giuseppe Ungaretti

Kendi toprağına kök salmayan bitki gibi
Solar gider ölümlü kimsenin ruhu

Hölderlin

Ve ölüm gelip tüm yaptıklarımızın altına imzasını atacak

 
Cesare Pavase


Ölümü düşün, ey insan!
Erteleme artık; çünkü yapacağın bir o kaldı!
Christian Fürchtegott GellertBiliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın


Yannis Ritsos


Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni
Shakespeare

Ölüm büyüktür
Ve biz Onunuz
Gülümsemelerle dudaklarımızda
Yaşamın tam ortasında sanırken kendimizi
Ölüm hıçkırır birden içimizde
Ta içimizde


R.M.Rilke


Ne mutlu, bir an olsun ölümlü olduğunu unutmayana
Leke Matrenga
Sendendi ölümüm
ama yaşamımdın sen benim


Furuğ Ferruhzad


Her şeyi tattım, acısını çektim.
Ölüme rızadan başka bir şey kalmıyor bana
Giuseppe Ungaretti
Ölüp gideceğiz bir gün

François Villon
Ölüm gelir bulur ansızın
François Villon
Kara kanadını açıt önümüzde ölüm

Anna Ahmatova



Bir gün gelir ölüm de işe yaramaz
Carlos D. Andrade
Uzaktadır her şey, hep… yalnız ölüm,
Her yerde, her an yakınımız, ölüm

Ahmet Muhip Dranas



Ölüme bakmaktır,ölmek
Emily Dickinson

Garip bir şarkı,acımasız,kan rengi
Bana kendi ölümümden söz ediyordu


Endre Ady



Başladığın yerdir memleketin. Yaşlandıkça
Daha bir yabancılaşır dünya, daha karmaşıklaşır düzeni
Ölümle ve hayatla
Maria Grech Ganado
Sordum sarı çiçeğe,niçin benzin sarıdır?
Çiçek eydür derviş baba,ölüm bize yakındır

Yunus Emre



Çiçeğiz,ölümün soğuk ikliminde titreyerek,
Koparılmayı bekleyen
Georg Trakl
Vakit geç.
Ölüm geri çeviriyor beni.
Hayat istemiyor.
Ben şimdi nereye gidebilirim ki?

Yannis Ritsos



Ölüm işaret ederek sadece sorar:
Hangisi?
Ve biz şaşkınca, lal, birbirimizin yüzüne bakar dururuz
Sorar: hangisi?
Ve alır sizi bir küfenin içine koyar,
Uzaklaşır.
Langroodi

iki hecem;
aralık kapıdan belki sen gelirsin birgün,
belki ölüm.

Şiraze


Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.

Cahit Sıtkı Tarancı

Ömür boyu aşktan mı konuşmuşlar
ölüm boyu yaşamaktan

Refik Durbaş

Bir dağ başına gömün beni gözlerimi kapayınca
kirlenmeden içimin kar beyazı
gönlümün düş martısı susmadan
kırılmadan dudağımdaki mor menekşe
yürek vuruşlarına
yürek yanışlarına
bir baba’nın, bir anne’nin gözyaşlarına
bir çocuğun avuçlarına gömün beni
kalbime gömün acılarımı
ölüm bilmesin
kirpiğime dokundukça yel
iki mezar taşı narasında dinlensin başım

Bahar kokulu sabahlara gömün beni kuşlar uçarken
gül ve karanfil kokularına, papatya dolu kırlara,
bir suyun akışında, bir gülün kokusunda yıkayın
rüzgarın soluğuna gömün şiirlerimi gözlerimi yumunca
özlemim gözlerimde, yüreğimde şiirler öylece bırakın toprağa
serin çimenlerin üstüne gerçekleşmeyen hayallerimi
durmadan şarkılar söylesin kalbim, şiirler okusun baharlara

Nuri Can

Yüreği büyümüş bir çocuktum ben
Gizli gizli ne kadar çok ağladım
Bir gün öleceğini düşünerek onun
Annem yok artık,
Onun yüregindeki ben de yokum,
Yani annemle tanımlanan ben de öldüm onunla
Şimdi,
Yeni bir tanıma alıştırmalıyım kendimi,
Şimdi ,
Ben kendimi düşünmezken bile
Kim düşünür beni…

Ataol Behramoğlu

birşey söyle
kırk yıl sonra seni bulmasına yüreğimin
birşey söyle
hayat kimin ölüm kimin aşk kimin

Sıtkı Caney

Ölüm bir melek elinde gelir
Ve öper usulca çocuk yüzleri.

Bekleyin geliyor ölüm usulca
Usulca girer koynunuza.

Erdem Beyazit

Her zaman kısa şiiri savunmuşumdur
Erken ölümü savunmuşumdur her zaman
Uzadıkça çünkü şiirde hayat da
Usanıyor insan

İsmail Uyaroğlu

allah kimseyi ölümden korumasın

Alper Gencer

bu kadar mezarın arasında ne büyür
ey ölüm gel otur şuraya ve düşün
İbrahim Tenekeciama sorarım, mesela samatyada
kimin bahçesi daha büyük
ölümden.
İbrahim Tenekeci


ben bu kadar üşümezdim
ölümden ve şiirden düşmeseydim hayat’a

Bünyamin Durali

dünyanın ölümünü gördüm, suyun toprağın
en yakın dostlarımın birer birer
vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların
ölümünü gördüm; ama kimse
inandıramaz beni öldüğüne sevgilerin
yaşam ki bir kum saatidir usulca akan
dolan sevgilerimizdir biz boşaldıkça

Ahmet Erhan

sen ölüm!
seni hiç düşünmeden yaşadık
seni hiç düşünmeden yaşayacağız bundan sonra da

Edip Cansever

gidince çürümeyeceğini bilsem
ellerimizi değiştirelim derdim
ellerimin ellerinde verdiği güzel ve uzun mola
ayrılık allah’ın emri
ölüm olmasa

Özge Dirik

balık düşünmüyor çünkü balık biliyor
her şeyi
bazı mandolinler duyuyoruz uzaktan
ölümün arabasında hayattayız”

Lale Müldür

sözlerin ölümsüz sanılması boşadır
susarsanız hepsi ölür hanımefendi
oysa cümleler için yapılmalı en şaşalı ölüm törenleri
ölüm törenleri için cümleler yapılmalı sözlerden
zira bir cümleyi öldürmek zor meziyettir
bir kere öldürdünüz mü, hep öldürürsünüz

İrem Nas

yalan ölümden daha çok yitirir yaşamı
saklamak düşürür ağır ağır
insanın düşeceği en alçak ortamı
sözden korkmak, korkup susmaktır

Özdemir Asaf

Sevgilim periler ölürken özür diler
Sevgilim.

Küçük İskender

ölümün kenarına düşen kıvrımlardan
daha güzel olamaz güzel bir öpüş
ibadeti öğretir gibi başlıyor
bir dua gibi sonlanıyor

Ali Cengiz Akdeniz

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu

Öğrendim.

Mevlânâ Celâleddîn

çünkü ben, bir ardıç kuşu gibi
kendi ölümüyle beslenen
güncesi ayrılıklarla dolu
ve teni her yaz
ayrı güneşlerde yanan bir çocuğum.

Zerrin Taşpınar

çünkü beyaz bir gemidir ölüm

Behçet Aysan

Bana ne ölümden?
Şair değildim ben

Haydar Ergülen

Yine sabır taşıyoruz evlere
Sabır ki doruklardan yüce
Her adımda
Gelecek türkülenirken ince ince
Apansız bir ölüm fırtınası
Bir kanlı yağmur
Yaşam yasımızı tutuyor sessizce

Adnan Yücel

Geldi de geçiyor taşın kıvılcımı
Bahçeden bahçeye Gılgamış
Arıyor hâlâ ölümsüzlüğü
Asma kuşunun çatallanan sesinde
Susarken patika, sedir ormanı,
Ölüm geçiyor yaprağın içinden

Ahmet Ada

Günün bir ucundan ölüm giriyor
Bedenin üşüsün de yüreğin üşümesin

Haydar Ergülen

Kimse bilmesin üzgünlüğümü
Taşırım ölümüm gibi bu duyguyu
En gizli kuytularında ömrümün
Bir yer var gizlice sevgilimin uyuduğu

Ataol Behramoğlu

Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.

Cesare Paveseoysa ölüm, bir uçtan bir uca
bir uzun kervansaraydır ki
savrulur günü saati gelince
yıkılır yırtıla yırtıla

Hilmi Yavuz

değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.

aynı gökyüzü aynı keder.

Behçet Aysan

Tüllere sarılmış çölde ölümümü bekliyorum. Sakinim.
Yok bir gece bu.
Sabah uyanacak aşkı konuşacağız.
Ne çok sürdü diyecek bana.
Ne uzun sürdü hayat.

Bejan Matur

Belli bir bozgun yaşamışız
Her şeye ölüm dadanmış sanki

Erdem Beyazit

benim ölümüm mûnisleşirken,
seninki kanlı zalim oluyor gözümde.

Hüsrev Hatemi

alacaklı değilim hayattan
en acısız sözcük ölüm artık

Fulya Codal

ve ben geceleri fraili malum şiirler yazarım
gökten müruz ve ölüm yağar şehirlere
siren sesleri telsiz sesleri karışır ağıtlara
ölüm hayata düşen son kırağıdır beyazmı beyaz
tedirgindir anneler kaygılırdır babalar
herkes kendi çemberindeki ölüme ağlar

Hasan T.. (Pejmurde Dilim)

Bir kuş kalbi misin ki ürkmek için bahane
Arayıp duruyorsun.
Bize dönecek oysa o güzel ölüm
Yatacağız beraber güzellik uykusuna

İbrahim Tenekeci

ölümün yalnızlığı yoktur ama;
ölüm, bir başına yalnızlıktır

Hasan Ali Toptaş

Kişi de, işte, tam olarak, ölümünden sonra
geride bırakabileceklerinin toplamıdır.
Kişi ölümden sonra geri kalandır.
Kişi, ölümün yokedemediğir.
Kişi, ölümden sonra da yaşayandır.

Oruç Aruoba

Ve ölümden korkmayalım,
(ölüm güvercinin sonu değildir.)
Bir cırcır böceğinin ters dönmesi ölüm değildir.
Ölüm akasyanın aklından geçer.
Ölüm düşüncenin güzel ikliminde yaşar.
Ölüm köy gecesi derinliğinde sabahı anlatır.
Ölüm üzüm salkımı ile gelir ağzımıza.
Ölüm gırtlağın kızıl hançeresinde fısıldaşır.
Ölüm kelebek kanatlarındaki güzellikten sorumludur.
Ölüm bazen reyhan koparır.
Ölüm bazen votka içer.
Bazen gölgede oturur ve bize bakar.
Ve hepimiz lezzetin ciğerinin,
Ölüm oksijeni ile dolu olduğunu biliriz.

Sohrab Sepehri

Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.

İsmet Özel

Oysa her âşık önce kendine sonra yanındakine cellat.
Ve aşkta ölümün bir anlamı vardır, görklü kılınan

Birhan Keskin
artık anlaşılmıştır günün akşamlılığı
kesin mat yok
iyi oyun vardır sadece
ve satranç aslında dalgınların oyunudur
dalgının ölüm karşısındaki sükuneti
düşmana
ölümün dehşetinden korkuludur
İlhami Çiçek
kaç kez intihara teşebbüs etti içimdeki sefil çocuk
yıkık dökük im(h)a hatalarıyla avuttum hep
senin ….n bir melekti çocuk, biz bize yeteriz
hayatın rahminden ölüme kayıp düşmek an meselesiydi
ki büyümek ölmek demekti
yirmibeş defa öldüm mesela
öldüm dirildim
yaşamla ölüm arasındaki yedi fark neydi?
pardon bayım; kırk defa ölsem gerçek olur mu?

Dilek Akın
O en gergin tele şöyle bir dokun
Son tınıyla tel kopsun
Ayak sesleri duyulsun ölümün
Her yanın her yönün çıkmaz
Nereye baksan yok
Hiç bile herşey sayılır o bulunduğun yerde
Kurtarırsa kurtarır ancak
Yine şiire tutunmak.
Aziz Nesin
içimde bir merak
öyle bir merak ki
ölümümden bir ay sonra
bir güncük yaşamak
ve
dostu düşmanı
suç üstü yakalamak.

Aziz Nesin
ölümü sevdim, uzun zamandır beklenen
bir dost gibi, gelse vaktinde, kollarında
eski dostlarım, ninelerim, dedelerim…
usulca fısıldasalar kulağıma: zamanı değil daha!
Selahattin Yolgiden
Bana ölümden söz etme mektuplarında
Bir sırrı tutar gibi tut ellerimi
Bir sırrı ağzından kaçırır gibi söyle beni sevdiğini…!

küçük iskender
Kalkıp haykırdım: “Getirsin ayrılışı bu sözlerin!
Rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!
Hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!
Dağıtma yalnızlığımı! Bırak beni, git kapımdan!
Yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan!”
Dedi Kuzgun: “Hiçbir zaman.”
Edgar Allan Poe
ölüm neye karşılık aşk neye
hayatın ortasında suratları kemiren
ceza neden gizlenir yazısız kitaplara
çığlıkların dibinde bu kusmuk neden

Sıtkı Caney
Bir düelloda
Daha büyük bir şey vardır
Ve daha acıdır bu
Ölümden de ölüm korkusundan da
Bakarsın dün en güvendiğin kişi
Karşı tarafın şahidi olmuş
Işte acıdır bu da
Ölümden de korkusundan da
Cemal Süreya
Ağır adımlarla yaklaşıyordum Seine nehrine.
İçimde ölmüş ormanların ateşi şarkı söylüyordu.
Garip bir şarkı, acımasız, kan rengi
Bana kendi ölümümden söz ediyordu.

Endre Ady
kim devam etmek istiyorsa yaşama-devam etsin, buyursun
ona sağlık dilerim, ölmek zamanı geldiğinde, ölümü kolay olsun
bana gelince, ben sana geliyorum, tanrım
sonunda huzuru bulmak için, buna hakkım var.
umarım, buna hakkım var, umarım
Edward Stachura
herkes içindir aşk da ayrılık da
yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan

Murathan Mungan
son saniyelerimi oynuyorum bu aşkın,
sen gelmezsen,
kuruyacak avuçlarımda bütün günebakanlar,
kuruyacak geceye ektiğim dut ağaçlarım…
sen gelmezsen,
sürü sürü
ılgar atlar getirecek sana ölüm haberimi…
mirasım bir kitap,
bedenim birkaç şiir olacak.
gelincikler morgundan alacaklar cesedimi…
İbrahim Halil Baran
Yar, ipek böceğini bilir misin?
Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını

Gassan Satar
suyu ayakları sanan nilüferin dilinden kim anlar
bir koçan makbuz bile çok görülürken ölüme
Ali Emre
zannediyorum ki böyle bir ilk bahar sabahında
bir yürekten diğerine geçerken gelecek ölüm
 
Önder Yılmaz
kör akşamların hışırtısını duyduğumda
artık hakkım yoktu
kimsenin otağında söz dökmeye
hile ve hevestim herkesin huzurunda
sim yeşili sularla örttüklerinde beni
uzak, mor bir örtüydü doğu’nun rüzgârında
duydum: herkes başkasının ateşiydi sonunda
böylece uzadıkça uzadı ardımda tüten akşamgeceye ellerini açanların sancısı sararken beni
ey hâlâ yollardan bir göz uman
ey kör, dedim
her nefes kafestir artık
her nefes kafes
beni senden soracaklar, şahit ol!
inandım: biriktirdiğim nal sesleri ezel
inandım: her şey ben gittikten sonra güzelKemal Varol

ah beni şiirlere gark ettiren karanlığım, hücremin izbe yalnızıyım
bu dünyada bedenime hapsolmuş bir ben ki; kavuşmam ancak ölümümledir
ölümledir sabrımı zamanın kıskacından hidayete vardıracak olan dehliz
bütün kilitleri denedim, hiçbir kilidi açmayan bir anahtar koleksiyoncusu çıktım!
denedim, diploma gölgelerinde bronzlaşmıyor tenim
bana gözümü gör edecek yakıcı bir güneş gerek ya rabbim!
isterim ki bu şiirle sana biraz olsun yakınlaşabileyim

Alper Gencer

Ölümün ve göçün dokunmadığı tek nesne
var mıdır
ölüm yok eder göç değiştirir
kendisi kalamaz kimse

Gülten Akın

Yolcuyuz işte yok bizde hiçbir erek,
Bulutuz, rüzgârla sürüklenen,
Çiçeğiz, ölümün soğuk ikliminde titreyerek,
Koparılmayı bekleyen.

Georg Trakl

şu dostların hepsinden ölümle görüşmekten başka

kimseyle bir görüşme ümidim kalmadı.
Ali Şeriati

Ve insan ölüme ancak anılarını götürür…

Şükrü Erbaş

Vakit akşam.
Gün ölmek üzere.
Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden.
Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın.
Kara kefenini giyiniyor gün.
Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.
Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün.
Ömrünün ışıkları solacak.
Hayatının perdesi çekilecek.
Dudaklarında donacak gülüşün güneşi.
Zaman uçurumun olacak; gelen günün güneşi sana doğmayacak.
Şimdi akşam.
Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki,
sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın.
Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet.
Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak.
Hatırını yalnız O bilecek.
Sen de O’nu an şimdi.
Şimdi akşam namazı vakti.

Mevlânâ Celâleddîn

Urşanabi, böylece ölüm suyuna dek vardı.
Urşanabi ona, Gılgamış’a dedi:
“Sakın Gılgamış! Bir kürek al!
Ölüm suyu eline değmesin.

Gılgamış Destanı

Alışılır ölümlere de demiştin
Siyahlara bile alışılır
Günün birinde demiştin

Alışılmadı!

İsmail Haydar Aksoy

Şu Azrail’e kızmamalı valla emir kuludur nasılsa
Bunca aşkın çıkarıp canını, gömebiliyorsak gönül mezarlığımıza
Hiç aramamalı hatırlamak için ölümü mezarlıklarda
Sen farklı mı düşünüyorsun bu konuda, unutma ki;
Her kalp bir mezarlıktır sevip de bitiyorsa bir aşk orada…

Sertaç Öner

savunmasızım, sus ey kalbim intizarın sende kalsın
gizle, vuslatı arzulayan bir kor ol yan kalbim, kimse bilmesin
bütün çığlıklarını kuşansın gelsin ölüm…

Nuri Can

Bize ne başkasının ölümünden demeyiz
çünkü başka insanların ölümü
en gizli mesleğidir hepimizin
başka ölümler çeker bizi
ve bazen başkaları
ölümü çeker bizim için.

İsmet Özel
işte öldüm, işte son kadife çiçekleri
son defneler, badıranlarla kefenlediler beni
bütün kaçaklar için inci bir melhem oldu benim ölümüm
bütün hoşnutsuzlar yanlarında saklayacak
bemin ölümümden yayınlan kırpıntıları
boğaz tokluğuna çalışanlar
özenle kilitleyecek göğüslerine
benim ölmüş olmamı
hiç bir yaprak damarından
hiçbir su özünden atamayacak beni
ortaya benim ölümüm sürülecek
pey akçesi olarak
tanrıların ölümünü bir üstlenen çıkınca
ama neler olup bittiğini hiç bir ayetten
hiçbir vakit anlamayacak şehrin insanıİsmet Özelinsanlar birbirlerine göre değil
yaşarken ölüm gibi diyorlar aşka
birbirlerini öldürüp aşk diyorlar buna da

Haydar Ergülen

Gündüz gece,tatlı ezgileriyle
Bir ses türküsünü söylesin aşkın..
Yeşil dallarıyla ulu bir meşe
Eğilsin üstüme ve hışırdasın..

Mihail Yuryevich Lermontov

Varsın, üstünde ölüm döşeğimizin
Uçuşsun bir karga sürüsü, bağırışlarla –
Tanrım, seyretsinler âlemini senin
Kimler daha lâyıksa!

Alexandr Alexandrovich Blok

bize hep beyaz mendil
sallayan
ölüm ki,
iki kapısında
haki bir yalnızlık
dikilirdi

Behçet Aysan

Bu cihanda her şey kırılmış diğeri içinde
Suskunluk dışında hiçbir şeyi kalmış insanın.
(Bir başıma ağlayayım bu ölüm geçidinde, bırakın)

F.G. Lorca

burası sebepsiz hüzünler sultanlığı
gözyaşlarıyla ağlanmayacak çünkü şehzademiz yok
ancak gözlerimizi biriktirebiliriz içimizde
kırdık kafasını zekanın ölümden öte ölüm-çok!

Hüseyin Atlansoy

-Sizsiz ben, canım efendim,
Sükûnete, o soylu acıya müptelayım
Ve varıp varacağımız ölüme

Ömer Şişman

yaşam ve ölüm
iki hasım şimdi
iki şüpheli şahıs
her an biriyim, Tamara
her an ikisi,

Selim Temo

susmuşsam bana kahretme
kelimelerim ölümün ta kendisidir

Müştehir Karakaya

yolumu uzatmak istemem
bir sevgilinin
bir aşığı rededişi
bir isyanı başlatabilir
kimbilir
bir halk ansızın bir sabah
özgürlük tadabilir
yaşasın derken yaşamanın
ne yaman bir çelişki olduğunu
ölümün bir çeşit galibiyet olduğunu
ansızın bir gece iplerin koptuğunu

Müştehir Karakaya

Sen hangi aşkları içinde taşıdın da
Şimdi ölümün
Yorgun tayını gözlüyorsun

Mustafa Özçelik

gün geceye akıyor…gece güne…
ölüm yaşama akıyor yaşam bilince…

Lale Müldür

Bir rüya görmek içinde ölümün, gün batışında
altından yapılmış bir hüzün—işte budur şiir,
alçak gönüllü ve ölümsüz, şiir,
geri gelen, şafak gibi, gün batışı gibi.

Jorge Luis Borges

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki iki soluk arasında
Gelip geçen zaman.
Hangisi ölüm hangisi yaşam?
Ya sizinki?

Tuğrul Asi Balkar

Biliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.
İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
sadece küçücük bir gül benim özlediğim.

Yannis Ritsos

Şiire, aşka ve ölüme inanıyorum, diyor,
işte bu yüzden ölümsüzlüğe de inanıyorum.

Yannis Ritsos

ölüm içtim
ölüm içtim
ölüm içtim

yarıldı dünya

duymadın mı sevgilim?

Kemal Varol

bu yaşımda da gel gör beni.
gel sen kapa gözlerimi!

Kemal Varol

artık buruşuk bir çarşaf gibi dağılan
yüzüne bakınca duydum ancak:
anneler erken
ölümlerine yakın sevilir babalar.

Kemal Varol


kendime kuytu bir ölüm arıyorum yalnızca kendime
Altay ÖktemÜmit için.
Sokaklarında bu şehrin, ölüm
Denizi bu şehrin, ölüm
Göğü ölüm. Sevgisi bu şehrin,
bu şehre sevgi, bir insanına
sevgi bu şehrin,
ölüm. Kostantiniyye, İslâmbol
olup bir vakitte, donanıp
ışıklarını artık bu şehir
Her şeyi ölüm, bu şehrin. Kirpikleri
ölüm. Orası ölüm.
Belalısıyım ben bu şehrin,
ölüyüm

Seyhan Erözçelikbir çocukluk kederinde uyuşurdum
ölümler geçerdi iç çekişimden

Neşe Yaşın

hüzüne kıyısı olan her çocuğun içinde
ölüme giden gizli bir gemi vardır

Jan Ender Can

Büyük bir şiir yazmak istiyorum
Ağlayan bebek, vurulan genç kadar sahici
Kelebek ve ölüm kadar güzel ve korkunç
Hayat kadar, hayat kadar
Büyülü, ince ve vahşi
Ömrüm, bana bağışla bu şiiri

İsmail Uyaroğlu

ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için

Arkadaş Zekai Özger

seni tanımıyordum evet, tanımıyordum, fakat
seni, öyle haksız, öyle mızıkçılıkla
oyundan çıkarılmış bir çocuk
gibi gördükten sonra, dostum,
büyük kalkış gününde
aynı oyuna çağınlan iki kafadar gibi
kalkıp da koşabilmek için
sana komşu mezardan,
belki daha cesur, daha kanatlı şeyler,
delice mizansenler hayal etmeli
ve diyebilmeliyim ki,
vursalardı beni de, senin gibi, Hrant Dink,
bu yaşlı şakağımdan,

Cahit Koytak

Adınla yaklaşsa bana birisi
Havalar değişir, yer-gök gül kokar.
Bir aşk mağduruyum umut dirisi,
Dilekçem cebimde elimi yakar.
Kiraz devşirmeye gitmiştin hani
Çilek kokuyorsun vakte yabani
Unutma sana bergüzarım var
İntizarım yoktur, inkisarım var.

Bahaettin Karakoç


Anıların bir iğne batışıdır dudaklarıma,
hayatının masallarını kurdum bugün
bir elmanın ince kabuğunda.
Bu ara hep tedirginim,
bir pencerenin açılışını bekliyorum şimdi
arkandan gideyim
ya da parçalanayım diye üzgün kaldırımlarda.
Ama öylesine bir ses gelir ki dağlardan
acıdır uyumak, anmak ölümdür seni.

Efrain Huerta

sen yenisin galiba; diyalektiği ve aşkı şaka sanıyorsun
kış serçesi gibi pencere önlerinde telaş yapıyorsun
aşk ile alışkanlığı birbirine karıştıran sayısal tarih
kuşların doğu’ya ölüme gitmesi içini üşütmüyor

Sezai Sarıoğlu

Yürek,
bir sese dolanmışsa,
Bir ses dolanıp kalmışsa
boynuna , kulağına,saçlarına
Aklına dolanıp kalmışsa bir ses ;
Bir susuş
bir küçük sessizlik
vurur öldürür adamı..
Sen bana susmayı değil
ölmemeyi öğretsene..

Dilek Kartal

adını ağzımda köz tutar gibi tutardım, ölüm
harfi harfine çınlardı akşamları alışırdım

Cafer Turaç

Ey ölüm
Bekliyorum seni
Bir çocuk gibi bekliyorum
Dayanıp alnımı
Dizlerime…

Gökhan Akçiçek

yağmurun değdiği her yerdi yüzün
seni sordum da irkildi toprak
ölümü bildim, büyüdüm

Çiğdem Sezer

söküp nallarını atların
koşturmak gibi karanlığın evine
öldün. yokluğunda
varlığı bildim

insan nasıl alışır içindeki cam kırıklarına
baba?

Çiğdem Sezer

Güzel bir günde salâ
güneşli günde
Okunurken dört koldan şehri basınca
Canın sıkkınken yakından bir de ölüm
ayyuka çıkıyorsa ölüm sesli bir salâ
Herkesin bir avuntusu olmalı diyorum
Herkeste bir yanılgı: yakını uzak tutan
Olmalı affedecek bir düşman

Hayriye Ünal

Sevmek biraz ölümdür..hele yaşlandıkça
ne çok seyrederiz, mûnis
ve kimsesiz odalarda kendimizi.

Ali Emre

Sevmek en çok ölümdür.. ve narin bir melek
gelir gibi düşer göğsümüzden
ömrün en güzel kelebeği

Ali Emre

Şimdi çağırıyor o güzel aşka beni yalvarıyor beni
Duruyorum ve çeşit çeşit ölüm omuzumun binileri

Cahit Zarifoğlu

Hangi nehrin akışı teselli eyler bizi
şimdi kimin derdidir kim bilir yağan yağmur
kim bilir bu ölümlü kalbimizin kaçıncı sevişmesi


Hıdır Toraman
Bir gün gelir ölüm de işe yaramaz.
Bir gün gelir bir komut olur yaşamak.
Yalnızca yaşamak, hiç kaçış olmadan.Carlos Drummond de Andrade

Ey ömr gel imdi başa sen hem
Çeşmime tire oldu alem

Alem hoş idi ki var idi yar
Çün yar yok, olmazın ne kim var

Ey can, ten-i hasteden veda’ et
Bir haste ile yeter niza et

Müştakınım ey ecel kerem kıl
Def-i elem eyle ref-i gam kıl

Kurtar beni ızdırab-ı gamdan
Ver müjde vucuduma ademden

Fuzûli

Geceyle ölümdür asıl sevgili
Bu ikiz aynada toplanır yollar
Karanlık yaratır, ölüm tamamlar.
Kaçalım seninle biz de geceye
Ölümün kardeşi saf düşünceye…
Yeter büyüsüne aldandığımız
Güneşin…biraz da yalnızlığımız
Kendi aynasında gülsün, gerinsin
Güvercin topuklu sükût gezinsin.

Ahmet Hamdi Tanpınar

hiç inanmadım alnımda dolaştığına yazgının
inanmak boyun eğmektir, orada biter söz
işte, sabaha ilişkin bilinen ne varsa hazırım
ölüm ta kendisiyle yaşanacak da olsa

Rahmi Emeç

tutup bir dağın eteğini yeryüzüne
dağıtmayı, iki semender arasına uzanarak,
çakıllı ırmak yatağında böğürtlen dalına
sarılıp uyumayı ay altında, ölümü

Ahmet Uysal

ölümünden çok sonra bile ışığı hâlâ bize ulaşan bir yıldızın

Oswald Lewinter

bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına
ölümden anlayani ciddi bir yaprak
unutulacak diyorum, iyice unutulsun
neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı
karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.

İsmet Özel

Tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
Sararmış yaprakların usulca savrulduğu
Köprüler yıkıldı artık kendimleyim
Parmak uçlarımda ölümün soğukluğu…

Attila İlhan

Neye baksan göçe hazır görünür;
Bir mevsim ki, sırf ölüme yürünür…

Fethullah Gülen

Fecre kapalı sanki gönlümdeki tepeler;
Hep ümide koşsam da sarsılıyor hissiyat,
Kaplıyor ufukları siyah siyah perdeler.
Yok yaşamanın bu ülkede ölümden farkı,
Sisli, dumanlı geçiyor inadına zaman;
Hiç duyulmuyor hayattan dinlediğim şarkı,
Tın tın nabızlarımızda ruhumdaki hafakan…
İç murakabe deyip kendimi dinliyorum,
Gördüğüm çerçevede yapayalnız efkârım;
Bir mum macerası; yanıyor ve eriyorum,
Olsaydı aydınlatmak bari yanarken kârım.

Fethullah Gülen

ben bir yasak işledim sorgum yapıldı
suçsuzum dedim, ama değildim:
imrenerek bakmışım uçan bir kuşa
katilini emziren bir ananın acısı bendeki
bir seyyahım ki ölümümü sırtımda taşıyorum
sanki yaşıyorum bu minval üzre
bir gün bana darağacı olacak

Mustafa İslamoğlu

yürüyorum; mezarım oluyorsun ansızın

Nurullah Genç

Bilirim fiyakalıdır bazı itiraflar, bende
ne fiyakalı bir itiraf var ve ne de bir cümle
acı ve trajedi, aşk ve ölüm üstüne, şöyle;
Aşk tek kişilik cinayettir ve herkes
kendine kıyar sevdiğini öldürmeden önce!

Haydar Ergülen

Ve ölüm, birinin ardın sıra seslenip
durmasıdır
ve sen artık dönüp bakmazsın bile
seslenen kim diye.

Yehuda Amihay

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya herşey bitmiştir çoktan
Ya hiçbir şey başlamamıştır
Öyle bir zaman geldim ki yaşama
Ölüme erken sevgiye geç
Sevgiye on kala ölüme beş…

Aziz Nesin

ölümdür bekleriz hükmü dünya bir duruşmadır sürer
ellerimizde yüreklerimiz vurulmuş kumrular gibi

Attila İlhan

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

Erdem Bayazıt

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya:
Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;
Fark etmez anne – toprak ölüm maceramızı.

Yahya Kemal Beyatlı


İnce yazıyla yazılan bu şiir
Kalın duyarlıklara seslenecektir
Kimse yaşarken bir şey okumasın artık
Ölümün şiir herkese yetecektir…

Ahmet Erhan

İnce yazıyla yazılan bu şiir
Kalın duyarlıklara seslenecektir
Kimse yaşarken bir şey okumasın artık
Ölümün şiir herkese yetecektir…

Ahmet Erhan

Ölüm kapıma dayanıyor
Adımı unutuyorum
İsmini fısıldıyorum ölümün kulağına
Sırata kayan bir yıldız oluyorum

Ömer Ertürk

Bir ölüm düşlüyorum ey insanlar
Bir ölüm…
Ölümüm evlere yas.

Şükrü Erbaş

ben ki yatağımdan tedirgin bir suyum
besbelli ki aşka ve ölüme çalışıyorum.

İlhan Berk

Hem ölüm korkusuna benziyor,
Hem ölümün çaresine benziyor.

Cahit Koytak

Ah bakire hüzün
parmaklarımızın arasında duruyormuş ölüm
taşları doldurup cebine
yürür suya bedenin ..

Sacide Bayraktar Sezgenç

Ürperen vücudunu yavaşça koluma ver.
Gözlerinde okunan bütün hüznü eylülün,
Karanlıktan, geceden, ölümden korkan gönlün.

Ziya Osman Saba

Kimse bilmeyecek yerini ölüm ülkesinin
Ölüm ülkesi karanlık bir gece
Kimsenin tanıklığı yok sevgimize
Gece kimsenin bilmediği bir ölüm ülkesidir
Sevgilim bu sonbahar günlerinde

Ahmet Güntan

Yaşamın, en temelde, bağımsız, kendine yeterli olmaya
çalışmanın süreci olacak — doğumda, tam bağımlıydın;
sonda, ölümde ise, —başarabilirsen— tam bağımsız
olabileceksin.

Oruç Aruoba

düşünceyi kaptan köşküne koyuyorum
hayâlgücünü güverteye
uykuyu yelkenlere
ve ölümü dümene

Cahit Koytak

Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gövdesine sarılıyorum.

Cemal Süreya

ölüm dileniyorum
maruf ölümler
sizler asilsiniz şovalyesiniz
merhamet ediniz merhamet ediniz
bir yudum ölüm
bir yudum ölüm veriniz

Murat Kapkıner

Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim,
Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı
bekçi gizleri.
Ne zamandır ertelediğim her acı,
Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,
-bu şiir –
Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,
Dost kalmak zorunda bana ve
sizlere!
Nilgün Marmara
öleceği zaman hayvanlar gibi
saklanmak istiyor ya insan
saklanacak bir yeri olmalı
aşka, çocukluğa, anneye, şiire
yoksa fazla gelir ölüm
ve eksik ölür insan

Haydar Ergülen
Eşikten başımızı uzatıp:
“Nasılsın?” dedik. Sanki
bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi
“Ölüp gidiyoruz işte!” dedi,
kaldırmadan başını.
Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.
İlhan Berk
parmak izi tutmayan tek şey insan teniymiş
yalan!
tenimin denizinde hâlâ yakamoz
bana balıkları sevdiren adam…

Özlem Çiçek
İki güvercin ey ömrüm
yılların omuzuna tünemiş
biri hayat, öteki ölüm
yaşadığım olsa da
Refik Durbaş
ölüm girmeden aramıza
kavuşacağız elbet
öpüşürken iki güvercin

Nuri Can
Ansı bir gün mısır serptiğin güvercinleri
Nasıl mutluydun ölümsüzdün cömerttin
Necati Cumali
Evin içinde uçsam
Kapılara duvarlara çarparım…
Ama sen yüreğime, ruhuma
Bir pencere oldun

Osman Serhat Erkekli

Say ki bu bir rüyaydı
Say ki ben konuştum sen dinledin
Beni merak etme
Uzun ölümlerimi yarıladım bitmek üzere

Yasin Erol

Dinleneceksin artık ebediyen,
Yorgun yüreğim benim. Öldü artık o son hayâl,
Benim ölümsüz sandığım. Öldü o. Hissediyorum,
Yüreğim, içimizde o tatlı hayâllerden,
Arzu da söndü, yalnız umut değil.
Dinlen sonsuza dek.

Giacomo Leopardi

sevişmek bir direnme biçimidir ölüme
sevişmeler upuzun akmayı gerektirir

Tozan Alkan

ayet gibi, karanlıkta, sessizce,
ölüm yüzüme indi ve gördüm
iyilik olsun diye sustum ve öldüm.

Tozan Alkan

Cılız bir haziran güneşinin sevinciyle belki,
unutulmuş olabilir birkaç günlüğüne ama,
böyle günlerde dank eder yine insanın kafasına:
tüm hayatlar eksik, tüm ölümler vakitsizdir.

Roni Margulies

İki güvercin ey ömrüm
yılların omuzuna tünemiş
biri hayat, öteki ölüm
yaşadığım olsa da

Refik Durbaş

ağzın gül kokulu ağzın
ölümler anlatıyor
durgun sularda
kıpırdayan

İzzet Yaşar

Açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın Fırat ama
Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların
Bir cenaze töreninde daha ölümü karşılamaya götürüleceğiz

Ece Ayhan

ve ölüm yerleşti dudaklarıma

şükür ey sonlu şölen
büyük hayat
aldığın verdiğinden çok
örneğin bir gün alanya’da
bir sevdikle karşılaşıp
hemen ayrılmış gibi
rasgele değil

Turgut Uyar

ben öldüğümde
sana verdiğim kolye parlayacak
bir fotoğraf alev alacak, bir kuş havalanacak
yere düşürdüğün kitaptan etrafa sözcükler saçılacak
bozkırda babasının sırrı bir oğul doğacak
ben öldüğümde
bu venedik bayramı son bulacak

Alper Çeker

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lakin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.

Yahya Kemal Beyatlı

Yok artık pek konuşmuyoruz

Benim sözlerim eskidi
Onunki de eskidi
Zaten kelimeler sonludur
Öyledeğil mi
Donuk donuk bakışıyoruz
Ben ölüme iyice yakın
O yaşamaktan uzak
Öyle bir gök içinde durmuş gibiyiz
Karanfiller ölürken
Karanfillerden bir deniz.

Edip Cansever
Beni yavaşlat Tanrım!
Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğiyle rahatlat.
Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt!
Bana güncel kargaşanın ortasında,
Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver.Wilfred A. Peterson’Yalnız bırakıp da
İkinci kez öldürmeyin beni
Mezarıma sadece menekşe dikin
O toprağa alışkın
Bense acemi.

Fatin Hazinedar


Gün gelip yuvarlanırsam
Tepeden aşağı
Adım böyle bir şiirde anılsın

Sezer Özşen

Öleceğiz; müjdeler olsun , müjdeler olsun !
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun !

Necip Fazıl

Ölüm güzel şey; budur perde altından haber ….
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?….

Necip Fazıl

Sizde ölüm var mıdır?

Ece Ayhan

ölüme ne kadar yakın
unutulmaz çocukluğumun
ağır çiçekli ıhlamur ağacı

Yelda Karataş

Baba genişledi nalbantı bildi
Toprağın içinde oğlun ölümü
Artıkça ve gezdikçe denizlerin dibini
Çünkü ölüm artık canlı oldu
Nasıl kuduran boğa canlıysa
Ve bir şeye koşarsa

Cahit Zarifoğlu

Uşaklar bir köşeye sinerlerdi, hiç konuşmazlardı, bir kristal sürahi
rüzgardan ürperir titrerdi. İniltiye benzeyen bir ses yayılırdı.
Karanlığa yapışırdım, bir kapı karanlığına, bir duvar karanlığına, bir
yokoluş karanlığına. Ölüm çok uzaklardaydı, o zaman çok uzaklardaydı
ölüm.)

Edip Cansever

bir eski zaman ölüsü resimlerden nasıl bakar?
kurutulmuş çiçeklerde bebek unutkanlığı
ne zaman ulaşır özlediği yıldıza
gözlerinden hiç durmadan
yükselen o merdiven?

Hamdi Özyurt

Ölüm bile geç kaldıktan sonra
Bütün ilkleri sona bırakmanın belki de tam zamanı

Aynaya baksam kalbim görünür
Aklımda gitgide büyüyen yara
Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür
Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra

Ahmet Erhan

Hayır hayır hayır hayır
Ölüm ki ancak bir başka ölümle yıkanır
Teneşirler bu yüzden hep beyaz kalır

Ahmet Erhan

öpüyorum
öper gibi gözlerini son defa
ölüm gibi bir aşkın gözyaşlarını

Ayten Mutlu

iki yakanın arasından aldım seni
n’aparsak yapalım
ikisinde de
çırılçıplak kalıyor sonunda insan
ve sanırım
bu yüzden birbirine benziyor ölümle aşk

Akgün Akova

Artık ne yazarsak ölümü yazarız, ölümü ve zamanı.
Neden bilmem ölümü artık dikey okuyorum.
Siz de deneyin.
Değer bu.
Burada kesiyorum.
Duydum bir ot konuşuyor kendince.
Hem kuşların doğum gününde olacağım.
Gece beni bekliyor.
Yolu biliyoruz.

İlhan Berk

Yine de yetmez zaman
gecenin ve kitapların söylediğini çözmeye,
kaç kent, kaç aşk terk edilmiştir;
sinmiştir ölümler
satırlara bir koku gibi;
hep bir şeyler kalmıştır geride
asla unutmak istemediğimiz

Ahmet Oktay

ayrıkotu ipi geçiriyorsa boynuna bir gelinciğin
sütten yeni kesilmiş taylar gibi koşar ölüm

Mehmet Hameş

bağışla, hastalıktan mı yaşlılıktan mı ölüm duygusundan mı ne
insan kendini yas aşireti içinin doğusunda buluyor

Hüseyin Alemdar

E hiç düşündünüz mü tanrı sesse anne tanrıdaki ses midir!
âh, hatıralar da ân gibi ölümlü müdür yoksa–
dünya dursa, tüm gidenler dönse, hayat herkese anne olsa
neden uzaklar gözanne de yakın herkeste bir kekeme
Doğum şiir de ölüm ne?

Hüseyin Alemdar

ovdun ve okşadın beni
çıktı içimdeki cin;
ondan ölümümü diledin.

küçük iskender

O kadar çok ki ölümüz
Ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
Ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
Ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.

Pablo Neruda

Çünkü ölüme yakın, görmez olur ölümü artık insan.
dışa diker gözünü, iri iri hayvan bakışıyla belki de.
Ötekisi olmasa böyle görüşü kapayan,
sevenler yakındır ona, şaşarlar …
Sanki yanlışlıkla açılmıştır onlara
ötekinin ardından … Ama hiç kimse onu
aşamaz ve gene dünyadır önündeki.
Yüzümüz hep yaratılışa dönük,
bir onun üzerinde görürüz özgürün yansımasını,
gölge düşürdüğümüz. Ya da bir hayvan, dilsiz,
kaldırıp gözlerini öyle bakar içimizden. Alınyazısı denir buna: Karşıda olmak,
başka hiçbir şey değil, hep, hep karşıda.
……………………….
……………………….
……………………….
Kim bizi tersine çevirmiş böylesine,
her ne yapsak, yola çıkan
birine benziyoruz? Nasıl o, son tepede,
vadisini görünce sonuncu bir kez döner, duraklar ,ve oyalanırsa -,
biz de öyle yaşıyoruz, “hoşça kal” diyoruz hep.

Rainer Maria Rilke

Olaylar geçip gitti, yüreğim yerinde saydı
Bir yere varamadı, ölümse arkasında,
Suç onda sevgiye ne gerek vardı?
Hep başka şartlar düşlerdi, bir de uzak iklimler
Gidenlerden güzel miydi gelen mevsimler?
Yolda düşüp kaldılar şimdi unuttum kimler,
Lütfen lâkin ama tekrar söylemeliyim,
Kimse sevgiye muhtaç olmasaydı.

Hüsrev Hatemi

Ve ölüm hayatı kuşatalı beri
İki şey yan yana gelişiyor evlerde
Babalar bıçak biliyor
Analar yaslı

İsmail Uyaroğlu

Bir şey yağıyordu babaya, bir şey: kara buğday, ölmüş kelebek, bir ikindi sessizliği ya da. Baba sanki durmuş bir saat, hışıltısı dinmiş bir akasya. Olduğundan zayıf, olduğundan kara, olduğundan tenha.
Ne düşünüyordu baba, üzgün uzun baba, parkede bitmiş apansız bir gülü mü seyrediyor, o güle uzanacak babaa! babaa!

Birgül Oğuz

Bir derin uykudaydım ölümün içinden
Açtım ki gözlerimi
Bir suyun gölgesi gibi
Kendisi adeta bir suyun
Ayakucumda sen oturuyorsun

Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum!

Can Yücel

ölüm bir aşirettir doğuda

Hilmi Yavuz

Güneşin batımını, ve uykuda görebilmek ölümü
Ne altınsı bir kederdir- tıpkı şiir sanatı,
Hangisi ölümsüzlük ve belki de üzücü. Şiir sanatı
Sürgit yinelenen ha güneşin batımı ha şafağın sökümü.

Jorge Luis Borges


ölüm değil beni
endişelendiren, bu hiçlik
yığını ile kalacak olan
karım.

Charles Bukovski

Düşün ki coğrafyanın en güzel yerindeyiz
En güzel günlerinde gençliğimizin
Ölümden ötesini aklım almıyor
Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
İstesek cenneti kurtarabiliriz
Ben bir ışık için tepmişim rahatımı
Bu güleç yüzlülerin, bu acı türkülerini
Bu yoksul yerleri anlayarak seviyorum
Delicesine anlayarak güzelim
Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek.

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Mezar taşıma rastlayanlar okusun:
Dünyadayken şiir de yazmıştır.

Süreyya Berfe

ölüm diye mırıldandı gün boyu
sonra duru duru sustu hep

yalan yok, onunla dalga geçtik
nerden bilirdik ki
sıcak bir kumru ölüsü gördüğünü

bir periye aşk dokuyordu hiç usanmadan
aslanağızları geçiyordu, iğneler, dervişler
fırdöndüler, koyun postları, kor bir yelek
simli gelin telleri, tut ki rüzgar gülleri
ölüyordu
yanında duruyor, garipsiyorduk
bir delinin de kumru gibi ölebileceğini

Akgün Akova

püsküllerine uzanır mor bir aşk
çanağında üşüyen ölümün
ölüm, ölümle savaşıdır şairin
sonuna gelmez
sayfalarına sürer toprağını
açılır menekşeler bahara
hercai yanık bir şarkı olur
sonbahara
ölülerdir işte, ölüme uyananlar
ötesindeyim bugün

Maksut Koto

Bir azarlanmayla ölümünü düşünen çocuklar gibi.

Edip Cansever

sarılayım diye sana geldim
oysa gördüm yapraksız bir dalsın
umudumun gözünde sen
ölümün gülümsemesisin

Furuğ Ferruhzad

İşte böyle gülüm,
iyice yaklaştı bana ölüm.

Nazım Hikmet

aşkım ölümün sınırında omayra
olduğun yerde kal kımıldama !

Murathan Mungan

İnsandır…
Sonunda solacak,
kurumuş bir yaprak gibi rüzgâra ilişerek
geldiği toprağa dönecektir.

Nihat Behram

Bir burnumuzdu ezilmeyen,
Ölüm okudu canımıza,
Şimdi ne can kalır, ne ten
Ölüm dayandı kapımıza,
Bir kez yazılmış alnımıza,
Kız da kadın da yalan bütün
Ölüm almış gemiyi azıya
Ölüp gideceğiz bir gün

François Villon

Sonunda çıkıp gittin.
Gözlerim peşinden yeni bir mezar taşımı
Okumaya gidiyor.

Birileri soracak biliyorum
Bu saralı günün sonunda
Cesediniz hangi çiçek koksun-anı olmasını
bekleyeceğim-
Bir giz gibi tükenecek kehribar avucumda
Söylemeyeceğim.

Metin Fındıkçı

Sana geri dönmedi kadınların
“Hüznün Şehri” koydular adını
Gözlerimin suyuyla kim uzaklaştı gemi gibi -kutsal kitabın zamanıyla- kim girdi,
Benim ve çığlığımın arasına..
Sana ölümümü sunuyorum… şiirin rengiyle…
Nasıl da şarkı söylediğimi sanırsın hala?

Nizar Kabbani

Biliyor musun
Huzûr, ölümü de güzelleştirmiş
Bu eskittiğim şehirde..

İbrahimî Feyzullah Yalçın

Herkes yüzümün bir parçasını dinlerken
Geçmişimde yarım kalmış yüzünü buldum onun
Bana baktığında gövdeme üniforma gibi yakışan
Göğüslerinden mürekkep damlayan bir kadına inandım
Nefesimi teninde gezdirirken
Bir ölümlük hatıralar edindim
Yaz gecelerinde ıssız çay saatlerinde
Taşradan taşan kötü mutluluklarda
Ben onun gençliğinin düşünü gördüm
O orada değildi ben gördüğümde
İkiye biçildikçe günahlar coğrafyası
Gençliğime sunulan kefaret gibi sevdim
Şehre tepeden bakmak gibiydi onu sevmek
Uykulu sesinde bahçelerle tanış olmak gibiydi

Süleyman Unutmaz

İnsan üzülmeye görsün hayat hep tutuktur
Kar, ölümün üstünü bembeyaz bir örtüyle kapar

Küçük İskender

Seninle içimde bir yakın ölüm sevinci;
Sen vaktini şaşmazsın salgınlar gecikmeli.

Metin Altıok

yanılgı çiçeğiyim
n’olursun hayat kopar beni, kopar a kirlendiğim
şu alem benden soyunsun…

Mehmet Sadık Kırımlı

artık tutunacak kimsen kalmadı,
nasıl biliyorsan öyle düğümle zamanı.
bütün ölümleri gör,
birini evlat edin kendine.
oysa sen, boş bir kabın taş darası.
yine de denkleştirip gidiyorsun hayatı.
tuzağa yem, hançere bağ oluyorsun.
zehire katıyorlar seni, şair ne duruyorsun
gemilere bin, trenlere atla.
kimsenin umursamadığı, hiçbir işe yaramayan
kaldır şu gereksiz tanıklığı ortadan.

Metin Altıok


böyle parçalanarak dağılarak
mı ölünür?
dünyaya bir bütünlük bırakmadan
oysa ölüm bile usul usul
yaşama benzer yaşama benzer

Sunay Akın

“oysa” diyordu birisi
“sabah yeniden hatırlamadır yaşamayı”
bana kalırsa “oysa” diyenlerden hep korkmalı
“oysa ölüm var” da diyebilir aynı kişi

Turgut Uyar

Hoşçakal, dostum, el sıkışmadan, suskunlukla
Sakın üzülme, nedir bu gözlerindeki hüzün?
Şu yaşamda yeni bir şey değil ki ölüm,
Ama pek öyle yeni sayılmaz yaşamak da.

Sergey Yesenin

Ey aşkın kutlu kitabı
Uçarı hayallere yataklık eden
Peri bacalarının yasağı
Gönlümün celladı acı mezmur
Bana bıraktığın yazıt bu mudur
Ölüm geldi bana düğün armağanın gibi

Sezai Karakoç

Seni alıp kaybolmuş zamanın çağıltısından
Bana getiren
Yasamız vardı
Öfkeyle yazardın sen bir yüzüne
Ölür ölür okurdum öbür yüzünde ben…

Sezai Karakoç

Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden bir şeyler bekler
Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler…

Sezai Karakoç

Ben sevgilim…
Bir çocuk bayramı gibi yaşamak isterdim her aşkı
Cezaya kaldım.
Bir mutluluk şiiri yazamamaktan dolayı
İmlamı iyice bozsam da farketmez artık.
Kime ne “de-da”ları ayırmasam?
Noktalarda durmasam,
Bir ünleme koşsam yalnızca,
Sonu uçmak olan çığlığa.
Kime ne anlatarak bitirsem hayatımı?
Ölümüme de bir şiir yamar nasıl olsa birileri artık.

Didem Madak

ölüm de bir miraçtır tersinden
kıyası mukassim olsa da
ey uçurumlarda açıp
uçurumlarda solan çiçek

Arif Ay

bilmediler içime dökülen bu kuyular sendendir
ruhuma diktiğim bu lekeler emanetindir bilmediler
dediler: kalbi susmuş bir adamdır bu! terk edin!
eli düzgün yüzü güzel bir ölüm getirin ona!

Veysi Erdoğan

ama Tanrım
nasıl korkulabilir benden
ben, ben ki hiçbir zaman
gökyüzünün sisli çatılarında
başıboş ve hafif bir uçurtmadan başka
bir şey değildim
aşkımı ve hevesimi ve nefretimi ve derdimi
mezarlığın geceden yalnızlığında
adına ölüm denen fare kemirmektedir” dedi

Haklısınız
Hiç aynaya bakmadım ben
Ölümümden sonra
Öylesine ölüyüm ki artık hiç bir şey
Kanıtlayamaz
Benim ölümümü

Furuğ Ferruhzad

Güzel bir ölüm beğenerek kendime
Güllere, leylaklara aldırmadan ölüyorum

İlhami Atmaca

yaşamayı bilmek kadar ölüme de yakındır insan
susmayı sonsuza değin bir armağan gibi sunarak başkalarına
ayrılmayı göze alır, aradan çekilir birgün.

Mehmetakın Güre

Sindi sîmâsına akşam hüznü,
Böyle yastıkta görenler yüzünü,
Avuturlarken uzun sözlerle,
O susup baktı derin gözlerle,
Evi rüzgâr gibi bir sır gezdi,
Herkes endîşeli bir şey sezdi.
Bir sabah söyledi son sözlerini,
Yumdu dünyâya elâ gözlerini;

Yahya Kemal

dalgalar vuruyor gözbebeklerime
ben sana mülteciyim sevgili
mumları eriten ateş düşerken damarlarıma
ezberlediğim yollar yakınlaştırır seni bana
dağlar ağırlığında özlemler getirdim
‘sana kendimi getirdim’
kelebek ömrü kısalığında da olsa
ölüm de olsa sonu
inan, razıyım ben bu aşkın tekrarına

Zafer Şık

Minarenin kapısında bir çocuk halkası
Müezzinle inecektir ölü
Ölü çağırır çocukları alıştırır camiye
Ve ölüyü eve ulaştıran çocuk
Kutlu çocuktur

Cahit Zarifoğlu

mesela dost için ölüme yatıp orda
teslimiyet doğuran bir uykuya dalmaktır

Alper Gencer

Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık ölümün diğer ismidir

Cahit Sıtkı Tarancı

O kadar bekledim ki, geliyorum
Ölümümü bekledim, geliyorum
Bir ölüyü ve ölünün bütün inceliklerini
Bekledim geliyorum.

Ben Ruhi Bey, mutlu olan Ruhi Bey
Ölümü gömdüm, geliyorum
Bir sonbahar günüydü, geliyorum
Güneşler buz gibiydi, geliyorum
Ve bütün kötülükler
Ölümün armaları gibiydi
Size anlatırım, geliyorum.

Edip Cansever

Dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr
Yerde bulmuş yaşayanlar da, ölenler de huzûr.
Ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan,
Göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan,
Sarmaşıklar, yazılar, taşlar ağaçlar karışık.
Hâfız Osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
Bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
Belli, kabrinde, O, bir nûra sarılmış yatıyor.

Yahya Kemal Beyatlı

Bir mayıs çiçeği soldu mu hiçbir çiçek
Başkaldırmayacak vuruşlarına yağmurun;
Çılgın ve ölü olsalar da çiviler gibi,
Başları çekiç gibi vuracak papatyalara,
Güneş batıncaya dek güneşte kırılacaklar,
Ve artık hükmü kalmayacak ölümün.

Dylan Thomas

Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.

Nazım Hikmet
pencerede oturmuş
yaşlı adam
gözleri yorgun
saçları ak
ağzı kötümser
kimin yolunu bekler
ölümünden başkaAttila İlhanzaman yanınca
ölüm de bırakır arkadan vurmayı
gelip evlerimize yerleşir
giyer geceliklerimizi
kan kabuklu bedenine
yataklarımızda yatar


Adnan Özer
şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar
(zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur
senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmazzambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulurAdnan Özer

Meleklerini çağırıyorum tanrım, meleklerini
bana sızılı bir ölüm bağışlayacak meleklerini..

Ahmet Bozkurt

Yaşamak kadar ölüm de çağırıyor bizi,
Geçiyorum sokağı fenerle konuşarak

Hem yaşamın imidir hem ölümün her fener

Ahmet Oktay

Ayık kalmak gerekir ve tartmalıdır ayık kafayla
İlişkinin değerini, benimsemeden önce-zincirin öğretisidir,
Söz vermemektir göklere ama hiç değilse vermektir toprağa,
Söz vermemektir ölüm ayırana kadar, ama hiç değilse bir yaşam vermektir.

Yevgeni Yevtuşenko

Babam on altı yıldır ölüme saçmalığını anlatıyor…

Şükrü Erbaş

Bir akşamdı, evimizde ecel kanat germişti,
Anneni – bir cellad gibi – vurup yere sermişti.
Ölüm ile pençeleşen bir hayatın güreşi,
Sekiz yıldan sonra dinmiş; nihayete ermişti.

Rıza Tevfik Bölükbaşı

Her şeyi tattım, acısını çektim.
Ölüme rızadan başka bir şey kalmıyor bana.
Huzur içinde çocuk yetiştireceğim demek.
Yaşamı överdim, kötücül bir iştah
ölümlü aşklara iten beni.
Aşkı, ben de türün bir güvencesi saydığım
şu an, ölümü görüyorum.
Giuseppe Ungaretti
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.

William Shakespeare
onlara ün mü gelir bazı ses mi duyarlar
yumuşak bir kedere ufalır bakışları
idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar
ölüme koşullanmış bütün davranışları
yorgun öksürükleri oturup kalkışları
yaşayıp durmaktan gizlice utanırlar
her gece artık gitmek vaktidir sanırlar
geçmiş günlerinden bir destek aranırlar
uysal bir gülümseme tek sızlanışları
idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar
ölüme koşullanmış bütün davranışları
Attila İlhan
Toprakta o baş döndürücü koku
Ve ölüm, gece ucundaki çoban.
Gel yetiş, ey pişmanlık! İşte yaman
Bir gecedir, yaman bir gecedir bu.

O derin gözlerin ne güzel, puhu!

Ahmet Muhip Dıranas
Onu gezdiriyorum şimdi; o garip, anlaşılmaz
Ben ki ölmedim daha, ölümün yüzü bu
Bir çiçek kırılsa, bir dal eğilse
Yok diyecek doğrusu ölümün zaferine
Yani bu uzaklık zorunlu
Edip Cansever
Beni böyle kitaplar mı yaptı ne
Kağıtlarda gidenlere içlenip ağlayan ben
Hayattaki ölümlerde put gibi duruyorum.

Behçet Necatigil
hakkâri
dağların kenti
ters lâlelerin çiçeklerin şiir armonisi
çığların ve bebek ölümlerinin
ıtır ıtır esen hüzün ve ağıt senfonisi
Abdurrahman Adıyan
Büyüyor elinde bomba
bombanın gerçeği yumuk çocuk eli
ama çocuk
aykırı görülür ölüme

Nuri Pakdil
Nerde bir yalnızlık görse
konuna almaya yetinen Edip
her şeye gecikilir demişti ya
hiçbir şeye yetişilmez
kimbilir, belki de ziyade ciddiye aldım şairi
hayata geciktim, ölüme yetişemedim
istesem kusurumu sırtına yükleyebilirdim
ama ben güneşi seçtim
Adnan Satıcı
Hey Allah’ım, en güzel çağında Sait’e
Dört beş yıl ömrün kaldı denir.
Sait, Sait olurda nasıl dayanır,
Mavi gözlü çocuk boş verir ölüm haberine.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu
uykuya baktığım yol uzamakta
uyumak, nasıl uyumak, daha bilmiyorum
iki perde arası soğuk bir limonata
belki de çıkınca evden taşıtlar beklediğimiz
ve taşıtlar beklediğimiz durakta
birini gördüğümüz ya da, geveze, kaypak, sıkıcı
bitmesi bir olayın -ölüm mü geliyor aklınıza?
kim bilir, belki de ölüm
ama korkmayın, bütün iş korkusuzlukta
öyle ya, ha dibinde ölmek gümüş şamdanların
ha bir cellat elinde, gözleriniz kapalı
belki de yürüyorken, iki taşıt arasında
belki de bir intihar; güzdü, çiçekler vardı
Edip Cansever

Ve ben bembeyaz bir atın üstünde ölüm meleğini bekliyorum

Mehmet Baş

İşte ölüm güvercini yaklaşıverdi,
Ne arzularsan o verilir sana ey benliğim…
Nefsim bir isteksizlik var sende,
Savaşacaksın dilesen de dilemesen de.
Hani çoktandır yoktu sende ölüm korkusu,
Ca’fer, ne güzel geliyor Cennet kokusu…
Abdullâh Bin Revaha (Ra.)

Şimdi düşerken kar
kefenin, toprağın, kalplerin üstüne
ve yaşamın boğulmuş sesi
dağılırken soğuk havada,

sen, güzel çocuk, göçüp gidiyorsun;

Giosue Carducci

Sorduğum tek soru vardı kendime
(Öbürleri herkese ilişkindi)
şimdi gitsem benden ne kalır geriye?

Ne ölümler gördüm de yaşamak hırsızlık gibi geldi bana
Bulmalı derdim, bulmalı ölümün erken dilini
O da oldu. Gördüm celladımın gözlerini ve gülümsedim
Hepimize benziyordu, şaşırarak öldüm
Bir duvar dibiydi sanırım, ıssızdım ve soğuktu gece

Mahmut Temizyürek

arkasına bakmadan kaçan bir karanfil gördüm
ölüm de kirlendi aşk gibi
yararı olacaksa söyleyeyim,
ellerim temizlik çabasından, yorgun..

Pelin Onay

Sakın ha!
Yine de dönüş gelsin aklına. Ben de dağ özüyle büyüdüm ya…
Bu uçurum gibi yüreğimden öteye gitmeyesin.
Tökezlersen ölürsün Soran…
Ölürsen düşman olurum anneme, bütün tarlalara, bahara ve yaylalara.
Dudağım değmez olur toprağın yüzüne, öpmem ölümünü bile.

Fatma Savcı

çarklara sokulan bir el gibi hatırlatır kendini
ve sevda ve ölüm
hala akıllardadır

Sıtkı Caney

Ağıtçılar da gitti sessizliği bizde unutup
bir daha bakmasın ölümün güzel yüzü
kış gelmesin senin uykusuz alnına
kış gelmesin ölüm dönsün postacı kılığında
kimse evini açmasın
ölüm dönsün toprağına
yaprağı çürümüş dal olsun ölüm
ölüm de çürüsün burada
ölümü çağıran kış da çürüsün

Haydar Ergülen

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum

Cemal Süreya

yaz dedi, bütün insanların sokağında
ölüm ve aşk aynı renkle dolaşır
sen İstanbula aldırma!..

Arife Kalender

De ki öyleyse:
Ölümden başka her şey ödünçtür
ödünç bir bıçak gibi elden ele gezen aşk da
ve bir kadının ‘herkes bıçağını bende biledi’
demesinden daha kötüsü, bıçağını o kadında
deneyen herkesten biri olmaktır, olsa olsa!
Sen de denedin, ‘zor’ olduğu için aşkı
yalnızca ondan istedin,
oysa aşktan daha zoru, istemekti,
bilmedin!

Haydar Ergülen

Ey nefis, vuruşup öldürülmezsen de ölüm seni bulacak.
Bir değirmendir ölüm, bir gün seni de alıp öğütecek.

Abdullâh Bin Revaha (Ra.)

Artık güneş görünmez olur, gök bulutludur,
Rahatça dal, ölüm sonu gelmez bir uykudur.

Yahya Kemal Beyatlı

Gördüm ölüm diyârını rü’yada bir gece
Sessizlik ortasında gezindim kederlice.

Yahya Kemal Beyatlı

Güneş solumda ve dikenlerin yolunu aydınlatıyor.
Çocukluğumla aramda ölüm var.
Ölümle hayat arasına sıkışmış, uykulu, kadim bir tepedeyim.
Annem yoldan gelmiş yol olmuş kardeşime,
Ölümleri gösteriyor. Birlikte ağlıyorlar.
Ben güneşe ağlayacağım. Issızlığına bu tepelerin.

Bejan Matur

Gri giysili törenler bitti
Ayın ipuçlarını vereceği ânı bekliyorum.
Bir ömre kaç ölüm sığdırılır
Hangi korku adak testisini doldurur bilmiyorum
Büyücüm gecede yıldızlarımın olması günah olur mu
Üstelik birbirlerine göz kırptıkları yok
Ölümlüyüm,
Bundan büyük mutluluk olabilir mi büyücüm.
Susuyor, kıvrılıyorum

Bejan Matur

haklısın ‘kan var bütün kelimelerin altında’ halâ
iki güvercinin arası ters dönmüş Üvercinka gibi
senden sonra kadın da, aşk da ölüm gibi bir şey Cem’âh abi!

Hüseyin Alemdar

O halde neredeydiniz? Tabutumu taşıyan siz olun isterim
Şairler çırağı, onca sayfanın dut karası, şiirlerimin göz hakkı
Ölü kâğıtları arasına şiirce not bırakalım:
İstemeden öldü, kaldı mı size imgelerin mirası, şerefe dediğimiz her satır başı
Şairlerin ölümünü bir kez daha bağışlayın, kalın direklere bağlayın
Kalan dizelerin arasını, şiirlerin kurdelesini birlikte keselim
Oyun, resim, çığlık bir arada kopsun!
Ayak tırnaklarında gezdiği yerlerin küfü, patlattığı toprağa çömelen
Nasırların anası siz olun; şairleri öldürmeyelim, uçuralım göğe doğru

Hüseyin Peker

getirir akla çocukluktan bilinmez hangi soruları
kar gecesi uyandırır ölüme değgin korkuları
yalnızlık bir samanyoludur genişler düşüncede

Attila İlhan

Sen, kurumuş çatırdayan
ağacımın çiçeği,
sen, ölümlü yaşamın
tek ve son çiçeği,
soğuk topraktasın
kara toprakta;
artık ne güneş seni neşelendirir
ne uyandırır aşk seni

Giosue Carducci

nasıl mıyım? Ölümlü, düşündükçe kanayan yerlerimi.

Tuğrul Keskin

Yolların son güzelliklerini topluyorum….
Bir melek bana ölüm giysisi dikiyor-
Kendimde farklı dünyalar taşıyorum.

Else Lasker-Schüler
Evden çıkar çıkmaz omuzdan tabut,
Sen de eller gibi adımı unut.
Kapımı bir kaç gün için açık tut,
Eşyam bakakalsn diye arkamdan..

Ahmet Kutsi Tecer

Yarattı yarası, o kayalar görünümü,
Bir ölüm vadisini kımıltısız bir gök altında.
Dönüp gene bütün camlara, yüzü
Işıdı yıllanmış ölüm ağaçlarıyla.

Yves Bonnefoy

Aydınlık bir ölüm arayıp durur
İçimde alevden pençeli bir pars

Baki Süha Ediboğlu

Burada oturuyoruz dünyanın kıyısında
Portakal suyu içiyoruz
“Ölüm sorununu çözmedikten sonra
Neye yarar varlığımız?” diyor Celâl.
Saati gösteriyor ayın direği.
Pars kapıda.

Ahmet Ada

Ölüm tek başına gidilen
Sis basmış göl
İki bulut altında

Ahmet Ada

yağmur alınlara doğruldu
secdeye durdu süslendi ölümle sözleşen
ateşli hastalar gibi


Cahit Zarifoğlu
bir fotoğrafı andıran
beni büyük bir hararetle ölüme
ve aşka dönüştüren… ah, zaman…
soğutuyorum,
hiç bilinmesin kalbimdeki
engereğin dili,
dokundukça her yanım
çürüyen zaman…Metin Kaygalak− Ölüm nedir baba?

Durmuştuk bir çeşme başında
inerken Mut’a doğru

− Ölüm nedir baba?
ölüm nedir peki?

Ah!
Bıyıkları yeni terlemiş bir ağbi.

Ahmet Oktay

Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür
Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra

Ahmet Erhan

Bir gün olur, hepsi biter
Endişeler, o çocuk üzüntün
Hepsi biter

Behçet Necatigil

Büyük randevu…

Bilsem nerede, saat kaçta?
Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?
NFK
Belli bir bozgun yaşamışız

Her şeye ölüm dadanmış sanki
Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar

Erdem Beyazit

Bekleyin geliyor ölüm usulca

Usulca girer koynunuza.
Erdem Beyazit
Ölüm bir melek elinde gelir
Ve öper usulca çocuk yüzleri.
Belki bir gün kurtuluruz 

Erdem Beyazit
Ölümler vardır:
Can kuş gibi uçar gider
Bir martının süzülüp
Kaybolması gibi maviliklerde
Erdem Beyazit
Bir de bir örümcek ağının ortasına düşmüş
Bir sineğin titrek bacaklarında seyretmiştim ölümü 

Erdem Beyazit
Sonra bir mezarlıkta
Bir çukurun başında
Bir kapının ağzında
Herkez susar
Konuşur ölüm
Ve sürer hayat.
Erdem Beyazit
Oğullar ölür
Bir kafes olur ölüm
Ana kalbi bir kuştur
Azad kabul etmez 

Erdem Beyazit
Analar ölür
Kök salar hasret yüreklere
‘Bir evlat pir olsa da’
O zaman anlar ancak neymiş öksüzlük
Erdem Beyazit
Babalar ölür
Dolaşır eli ölümün
Saçlarında anaların oğulların 

Erdem Beyazit
Ya ben! her geçen gün başımı daha bir eğerek,
Tatlı ışıkları altında güneşin, titrek,
Şamatanın ortasında çekip gideceğim,
Sonsuz yeryüzünden hiçbir şey eksilmeyecek.Victor HugoKiraz devşirmeye gitmiştin hani
Çilek kokuyorsun vakte yabani
Unutma sana bergüzarım var
İntizarım yoktur, inkisarım var. 


Bahaettin Karakoç
Babalar ölümü dengede tutar
Erdem Beyazit
Yağmur bu kadar inceyken 
Ağır açan bir gül kadar hafifken merhamet 
Ölüm çok ağır Allah’ım, 
Ölüm çok ağır affet! 
 
Hüseyin Atlansoy
Her zaman kısa şiiri savunmuşumdur
Erken ölümü savunmuşumdur her zaman
Uzadıkça çünkü şiirde hayat da
Usanıyor insan
İsmail Uyaroğlu
Bir müzik parçası çalıyor içerde:
İçimde bir parça; ne kopuyor ne ölüyor.
Gitmek ölüm bana, kalmak haram.
Adını bilmiyordum sonra öğrendim:
She Left Home

Birhan Keskinbunların hepsi, ey Kader, gel gör ki, bunların hepsi,
kıyılarımızı döven bu dağ gibi varlık dalgaları,
bir damla ölümün yanında ne ki?Cahit Koytak

-her zaman paylaşılan duygular vardır
yeri gelince ölümler de paylaşılır
bölüşmek bir ölümü dostluğu ve şiiri
benzemez beyaz evlerden mavi sulara
aynı pencereden iki yabancı gibi bakmaya-

Haydar Ergülen

Oysa hayat
ve yazgıydı şiir
Geniş hazırlığım gelen ölüme
Tek silahım var:
Sözcükler sözcükler sözcükler!

Kadir Aydemir

senden sonra biz, mezarlıklara yüz sürdük
ve ölüm, büyükannenin çarşafının altında nefes alıp veriyordu
ve ölüm, öyle güçlü bir ağaçtı ki
başlangıcın bu tarafındaki diriler
kederli dallarına adak çaputu bağlıyorlardı onun
ve sonun öbür tarafındaki ölüler fosforlu köklerini kemiriyorlardı onun
ve ölüm o türbede oturmuştu ki
dört yanında ansızın dört mavi lale
beliriverdi

Furûğ Ferruhzâd

Kem bahtını aynalara nakşetsen de
ölüm senin eğninde
mengü süte dönüşür.

Hüseyin Ferhad

yuvasını bozduğum kuşların
ahı desem çocuktum
hesabı olur mu, ölüm denilen uçta?

Salih Mirzabeyoğlu

trende öğrenilen trende kalacak
indiklerinde üç türlü ölüm
boşaltmış olacak kompartımanları
trenli hayatların bir gereği bu
trenin bütün yolcularına ölüm
iltimas olsun diye
bir kalkış noktası hediye ederek
her birini tek tek
üç tarzda uğurluyor
durulan her istasyonda onları
yine ölüm karşılıyordu ru be ru
gizli pazarlıkların mahfillerinde ölüm
onları eliyle koymuş gibi enseliyordu

İsmet Özel

ılık bir süzülüşle
geri dön hayat
bırakma yeryüzü salına
tünemiş pek kara kuşlar
örtsün bakışımı
görmek acısı sürsün
pencere tutsağının
düşsün hayatı suya

Nilgün Marmara

Odur değil mi
Kokusundan gelir kokusuna koşarken
Harcar ölümsüzlüğünü
Fesleğenin bir yaz akşamı dalgınlığında.

Edip Cansever

ve ayakta tutar hüzün imparatorluğunu,
ayakta alkışlatır kendini ölülere;

günü gelince de yorulur her ölümlü gibi
pıhtılaşır ve donar;
o zaman da buzdan bir şehir olur

Cahit Koytak

Kımıltılar içinde tırısa kalkmış küheylan zaman
ben eksilirken kum saatinden biz alıyor yerimizi
bu aşk deryasında aklımdan hiç çıkmıyor ki ölüm
ömrünün son virajlarındasın ey Bülent Güldal
nasıl da bırakıp gideciksin sımsıcak elleri?

Bülent Güldal


Bir soğuk yel eser
Üşür ölüm bile

Ülkü Tamer

Kimse karşında belki titremez gönlüm gibi,
Bense hala korkarım dizinde ağlamaktan.
Teması korku veren tatlı bir ölüm gibi
Daha cana yakındır görünüşün uzaktan…

Faruk Nafiz Çamlıbel

işte bir söyleyişin solgun yüzü:
artık ne bir anıdan arta kalanlar-
dan söz var! ne bir şey!
-boşuna!..
ölüm, olmak’tır ve bir söz kanar;
yalnız yalnızlıklardır bizden olanlar!
onlardı, gittiler… daha gelmeden…

Hilmi Yavuz

“Ağır ağır çıkılan bir merdiven” yok…
Eskittiğin yıllardan değil,
Sızlayınca yüreğin, anlıyorsun:
Yine gecikmişsin…
Sen, yeni yeni öğreniyorsun sevmeyi,
Bense çoktan düşürmüşüm aklıma ölümü.

Tayfun Talipoğlu

Sevda Tepesinde geçen gün
Karşıki masanın altında
İki tane tavuk gördüm
Toprakla yıkanıyorlardı
Eşeledikleri çukurda
İnsanlar için de belki ölüm
Toprakla bi tür
Yıkanmaktır diye düşündüm 
Can Yücel
Gördüm yaşarken vadesiz ölümümü.
Ördüm de ilmek ilmek
Sırtıma giyemedim ömrümü.
Metin Altıok
Sıralı ölüm, iyi ölümmüş.
Neden hâlâ sızlıyor burnumun direği?
 
Süreyya Berfe
 
 
Sen de yoksun başucumda
Gözlerimi kim kapayacak?
Şinasi Özden
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
İsmet Özel

annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü.

Ah Muhsin Ünlü

Çiçekleri düşünen yok!
Balıkları düşünen yok!
İnanmak isteyen yok:
Bahçe ölüyor!
Yüreği kabarmış bahçenin güneş altında.
Boşalıyor bahçenin zihni usul usul
yeşil anılardan!

Furuğ Ferruhzad

Acıya kurşun işlemez artık
ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir

Adnan Yücel

Söylesem inanmazsınız
Kalkıp verecek oldum
Düşürünce mendilini
Öldüğümü unutmuşum

Cahit Sıtkı Tarancı

Yalnızlık nedir göreceksin
öldüğün zaman.

Cahit Sıtkı Tarancı

Şayet ölürsem,
Helallaşmaya vakit kalmadan,
Hatırdan çıkarmayın beni;
Dünyaya benden selam olsun,
Her nefes alıp verişiniz.

Cahit Sıtkı Tarancı


Mezar taşları gibidir hayatım,
Mahcup, boynu bükük, sakin.
Bir ırmak gibi sessizdir adımlarım,
Bir fatihaya muhtaç gibidir lakin.

Yağız Gönüler

Bir sürü adam çiçekler getirdi
Nutuklar bile söylendi
Ben hiçbir şey söylemedim
Seni düşündüm.

Philippe Soupault

Dün akşam gün batmadan
Yaşlı ölülerin arasına
Bir küçük misafir geldi.
Çocuk bahçesinde kovası kalmış
Kumların üstünde küçük küreği.
Besbelli çok yorgun hemen uyudu.
Doğruldu yerinden yaşlı bir ölü
Örttü üstünü:
Madem ki annesi burada yok,
Bu küçük kız bize emanet,
İlerde yatan bir başka ölü
Yavaşça seslendi:
Başındaki kurdelayı çözüp katlayın
Ütüsü bozulmasın.

Baki Süha Ediboğlu

Bir gün dünyaya edince veda
Peşimden istemem gözyaşı ,susun
Ağlayıp sızlamak yerine dostlar
Herkes bildiğince şiir okusun

Captain Hook

Günler geçer ıstırap içinde,
Ten mahvolur ah-u zar içinde,
Mes’ut görünen azap içinde,
Rahat nerede, mezar içinde…

Yaman Dede

Anarlar haşredek elbet şiirden zevk alan ahbâb
Ölüm tarihi olmuş Nedim’i şah’ı ceys’i enbiyâ yarâb.

Ahmed Nedim

senden sonra biz, mezarlıklara yüz sürdük
ve ölüm, büyükannenin çarşafının altında nefes alıp veriyordu
ve ölüm, öyle güçlü bir ağaçtı ki
başlangıcın bu tarafındaki diriler
kederli dallarına adak çaputu bağlıyorlardı onun
ve sonun öbür tarafındaki ölüler fosforlu köklerini kemiriyorlardı onun
ve ölüm o türbede oturmuştu ki
dört yanında ansızın dört mavi lale
beliriverdi

Furuğ Ferruhzad

Bazı ruhum kararır kefenlerden,mezardan;
Yok mu,Rabb’im,ölümün bir güzel şekli,derdim.
O kayalıklarda ilk seni gördüğüm zaman
Hayalimde ölüme en güzel şekli verdim.

Faruk Nafiz Çamlıbel

Donuk donuk bakışıyoruz
Ben ölüme iyice yakın
O yaşamaktan uzak
Öyle bir gök içinde durmuş gibiyiz
Karanfiller ölürken
Karanfillerden bir deniz.

Edip Cansever

Hüseyin bir cinaslı avazdır
kişiye özel bir temrin,
bengisuda boğmak gerekir
onu öldürebilmek için

Hüseyin Ferhat

Öleceğim anda üzerime gelse Azrail
Aynı anda cenneti müjdelese Cebrail

Ey ocağı yıkık! O ilahın kazasıdır kabul et
Seni ateşe götürebilir konuşmalarından bir buket

Ehmedê Xanî

Üryan geldim gene üryan giderim
Ölmemeye elde fermanım mı var
Azrail gelmiş de can talep eyler
Benim can vermeye dermanım mı var

Karacaoğlan

Hacı’m Memiş’ini dile getirdi
Ecel bir gün vâdesini yitirdi
Bir gün nezle geldi aldı götürdü
Vay Memiş’im çeke çeke zor öldü

Âşık Baba Karakılçık

Bîmaram ey ecel, bu gece bekle yânım al


Rûz-i firak-i dilberi gösterme cânım al
Âl ile gönlün almağ içün cümle âlemin
Geymiş zerafet ile o gonce dehânım al
Ol kaşları kemâna ilet bir nişânımıEy murg-ı kûy-i yâr ölücek üstühanım alTaşlıcalı Yahya Bey

Kendine hiç güvenmediğini ikimiz de biliyoruz.

Kapılarımdan içeri girmeye bile cesaret edemiyorsun.
Hep eşikte.. Gitmek üzere..
Tıpkı şu an bulunduğun dünya gibi belki de..

Güneş Bor

meraklıdır ölülere çocuklar.


Vasfi Mahir Kocatürk
Ağlatmayacaktın, yola baktırmayacaktın
Ol va’de-i tekrar be tekrarı unutmaHicrânın ile çektiğimi sen de bilirsin
Her vechile dîdâra sezâvarı unutmaYok takati hicrânına, lûtfeyle efendim
Dilhaste-i aşkın olan Esrar’ı unutmaEsrâr Dede

Ne zaman bir çocuk ölse
gözü evlerinde
annesinin kavurduğu
helvada
kalır

Sunay Akın

Biri çıkıp öldürsün beni
ve kaza süsü versin
cansız bedenime
nasıl da sevinirdim

Sunay Akın

Şiir diye bir uğuldama,
ölüm diye bir ufalanma var galiba Cemal abi
sen sessiz korkunç upuzun ölmüş de ölmemiş gibisin ya
orda, Kulaksız’da-
bağışla, ağlamam geçmiyor ne yapsam
sesimi kar soğuğunda yıkasam da!

Hüseyin Alemdar

İsmim gezecek pembe dudaklarda elemle,
Gözler dolacak bir çocuk ölmüş gibi nemle,
Bir günde doğup can veren altın kelebekler,
Bizden daha genç bir şair öldü diyecekler!
Faruk Nafız Çamlıbel
yeni ölmüş birinin gözlerini örter gibi,
siyah uzun saçlarından
usulca geçirdim üzgün elimi.
Metin Altıok

Bir gün öldüğümde
Ardımdan ağlayacak karım ve kızım
Topu topu birkaç dostum üzülecek
Yahu diyecekler haberiniz var mı Kadir ölmüş
Başsağlığı dilemeye gelecekler kızıma ve karıma

Bütün bunları merak etmiyorum
Ha bir gün önce olmuş ha bir gün sonra
Anacığım duyacak mı mezarında
İşte onu söyleyin bana

A. Kadir Paksoy

Bu hâlet ile ey dil sağ olmada âlemde
Derd ü gam-ı dilberle ölmekte letâfet var

Bâkî

Adam ölmüş, bak.
Sakal bunu bilmiyor,
uzuyor tırnak.

Jorge Luis Borges

Aynı yalınlıkla ölmek isterim
Kırda bir çiçek gibi, sakin, gösterişsiz

Jose Marti

Firâz-ı zirve-i Sînâ-yı kahra yükselerek
Oradan,
Savt-ı ümmîd-i kalbi dinlemeden
Cevf-i hüsrâna düşmek istiyorum.

Ahmet Haşim

Beni terk etmek istiyordu, daha üstün olduğunu düşünüyordu,
Ve kendisini bilgilendirmiyordum, ve kızgındı –
Günlerini heba ediyordu yarı bir cesedin üstünde!
Ve benim ölmüş olmamı umuyordu içten içe.
O vakit ağzımı ve gözlerimi örtebilirdi, beni tümüyle örtebilirdi,

Sylvia Plath

Yabancı gibisin miyop gözlerin kısık
Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor
Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil
Belki ölmek hakkımı kullanıyorum
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git

Attila İlhan

Hem ölmüş de olabilir taşıdığım yaralı
Bu bendim son konuşan, son susan da bendim
Galiba ölmüştüm sırtında ve sırttaki bir ölü
Bu bendim ve kendiliğimden


Hayriye Ünal
Çünkü yâr ağyâr ile dem-sâzdır
Bana günde bin kez ölmek azdır
Necâtî
Dil ü cân derdine çun çâre hemân ölmek imiş
Öleyin derd ile nâ-çâr elimden ne gelir

Ahmet Paşa
Eskiyebilen bir evde ölmek isterim.
Süreyya Berfe
Sen tutunca ellerimden
Avlunun beyaz taşlarına dökülürdü
Kızıl yaprakları bir çınarın
Ve ben günlerce
O yapraklara gömülüp ölmek isterdim.

Tuğrul Tanyol
Madem ki ayrılığa hüküm giymiş bu yürek
artık ölmek için yaşamak gerek
hayatımın gözlerinden
damıttığım bu şiiri bin kez ölerek
sana adamamı bekleme benden
gün gelir tütmez olursa ocağım
acılar var bende duvağı açılmamış
bekle
sana onları adayacağım…Mustafa İslamoğludoğulu belli
belki bizim oralı
nerde görsem tanırım ben
hüznünde asi dağların şivesi bozuk dumanını taşıyan
bu eşkiya duyarlığını
yaşı kırk beş elli, belli uyumamış Ankaran’nın derdine
ceketi küçük geliyor, elleri biraz büyük, yüreği yaralı
karısı yeni ölmüş, sığınmış oğlunun evine

Murathan Mungan

Biz de ölmüş olabilirdik dedi Leman
Bu söz nedense aklımda kaldı.

Didem Madak

Ben iyi ölmek istiyorum
ben ölmeyi iyi istiyorum
ama iyilikler üzerine…
ne olur ellerini çekme başımdan olur mu?
saçlarım çok acıyor,
Keşke bir parça İsa olsaydım, tükrüğümü sürseydim ellerime
dokunduğum her yara kapansaydı…
Ölen yanlarıma sarılsaydım

A.Kadir Bal

Annemi ölmüş gördüm rüyamda.
Ağlayarak uyanışım
Hatırlattı bana, bir bayram sabahı
Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp
Ağlayışımı.

Orhan Veli

ne garip duygu şu ölmek
öptüğüm kızlar geliyor aklıma
bir açıklaması vardır elbet
giderken darağacına

Nevzat Çelik

Sevip ölmek istiyorum gönlünde,
Ve sana son kez bakıp,
ulaşmak istiyorum gözlerinde ki sonsuz derinliğe…

Meclup Berker

Karın rengi erik çiçeği gibi kırılganmış
Penceremde sayıklıyor bir sardunya
Ölmek üzere kelimeler alıyorum

Nergihan Yeşilyurt

O nazlı ismini son nefesimde
Anıp da bahtiyâr ölmek isterim.

Rıza Tevfik Bölükbaşı

Şu yaşamda
en kolay iştir ölmek
Asıl güç olan
yepyeni bir yaşama
başlamak.
V. Mayakovski

doğduğum sokakta bir terzi vardı
O’nu görmeye gittim bu gün
– ölmüş-
paltomun ceplerini büyütecektim
ellerim, tufan ve yüzün
yüzün, ellerim ve tufan
bir de tufan; yüzünden ellerime bulaşan
sığabilsin diye
ceplerimi büyütecektim
– ölmüş-
iyi değilim ben

İlhami Çiçek

Panter merdivende
Yukarı çıkıyor.

Sylvia Plath


sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle.Yalnızlıkla ben kaldım
sevindiniz işte alın kurtulun. Aha size son atım

Cahit Zarifoğlu

rüyalarıma ölü değil
ölümün kendisi
şiirime
bana birşey vaad etmeyen
deli atlar girer

Murat Kapkıner

Üveyka
bir bütünlüksün sen hayatla ölümün
seni sevmekle başlayan ölümlere
hayatla karşılık verensin sen

Bilal Can

Keder bir fener gibi döner geceleri,

Ve bezgin seher gelir ardından
Her tanışmayı bir ayrılma say;
Her doğum bir ölüm habercisi
Kavuştuğumuzda ayrılmıştık bu kesindi,
Her güne ayrılığın korkusu sindi

Hüsrev Hatemi

Gideceğim, ey gemi, bilinmedik ellere.
Demir al, sallayarak direklerini. Sızlar
Yürek ümitle, ama sonra her şeyi anlar.
Belki de fırtınaları çağıran direkler,
Şu anda, rüzgarla gelecek ölümü bekler,
O zaman ne yelken, ne ümit…ama sen yine
Kalbim, gemicilerin sarkılarını dinle.

Stephane Mallarme

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.

Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir…

Üstü kalsın…

Cemal Süreya

olum-siirleri-antolojim Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

Yeni Kantolar’dan Mısralar

“Ama onlar bir türlü anlamıyorlar
Hüznün de bir ölçü olduğunu”


“Kapısı çarpıp duran bağ evinde”
“Benden toprağa gitmekte olanı görüyorum” 


Kayanın sümbülünü leylağını, çılgın aylarını
Mevsimlerin bırakıp gitti. Yeni oldu öleli.


Kimdi dünyayı güzelleştirmek isteyen
Durdurup parmaklarından akan zamanı
Geleceğe başlangıç çizgisi çeken?


Annelerinse kırgınlıklardan hüzne döndüğünü
Hüzün varsa yerleşen bir şey olduğunu


Bizi yılların acılarıyla bırakıp gittiler
Her gölgeye her ağaca ateş ettiler


Anılar kalır daracık sokaklarda
Girsen ara sokaklara öpersin
On yedi yaşının alnından


Konuşuruz bunları yani çocukluğu
Yani yaşlılığı, yıkım taşlarını, nedense
Bize sıkça uğrayan parsı anne


Acının yaşı yoktur, biliyorum
Çağımıza özgü acı kökü tattım


Türkçe sapak, dilim tutuk, sözcükler yırtık
Bekliyorum minibüsler getirmiyor sesini
Tıka basa dolu çarşılardan, ölü sulardan


Kenti bir orman yalnızlığı sardığında
Dünya içinde bir başka dünyayken insan,


Portakal ağaçlarının çiçekleri senin için
İçimde yıkılan kuleler, ormanlar bile


Elleri deniz bahçelerinde şamdanlardı
Görkemli bitkiler vardı iri gözlerinde


Geç mi kaldım geldim işte Kevser
İçimdeki hüzün anıtlarını yatıştırdım
Buğulanıp taşan göğü getirdim


Dolardı ruhuna yıldızlara baka baka
Dünya, gürültülü o koca orman


Ağaca bakarım seyretmek için kendimi
Tutkuya bürünmüş ağaç benim işte
Köklerim derinlerde ısıtır denizi
Yapraklarım yağmuru çağırır sürekli


Bu şiirde her dize kendi başına uçar
Uçmasını bilen fıskiyeler için deniz
Rüzgâr değişmelerin olgunluğunu getirir


Eşyanın düşey konumu yalnızlık ortamında
Eşyanın çiçek açan yalnızlığı için deniz


Acı verir güneşler sabahlar ikindiler
Suyun yüzeyi şimşeğin tadı ısırganın öpüşü


Dön dolaş yayıldım dört bir yana
Dünyamı şaşırdım Kevser. Ben turna, ben yonu,


Topluiğne başı olalım, nesnelerin uzantısı,
Vakit geldi, büyük olsun yalnızlığımız


Boşalan yağmurlarız, su kenarlarında saz
Birkaç kişiyiz Ayşe Celâl Veysel
Konuşurken hüzün anıtları devriliyor

Vakti mi sordunuz, vakit tamam
Dönelim kış bahçesine denizin


Yapraklarının altında deniz desem
Ağaç desem bir kara ağaç
Yürüyor içimde denize doğru


Pars gök rengini solduran güç
Gizliyor parçalanmış ağzını rüzgârdan


Sesini kokladım kokusunu gördüm
Akdeniz bu


Yaşlı bir denizci gibi
İçimde sürüp gidiyor denizin serüvenleri


Gitsem gelmesem çocukluğuma Kevser
Siyah beyaz bir kare çiçekleri sulayan annem


Üstümden dönü döne geçen turnalar
Da yok. Neye baksam nerede dursam
Düş gücüm kilitlenmiş ruhum çalınmış
Elimden alınmış taşların dinginliği de


Bir çiçeği bozguna uğratır, dönersin denize
Derine, en derine, yüzünde yüzlerce dalyan


Esmer bir çiçek çelik yelekleri deler
Ruhum buna bir anlam veremez


Bağırasım geliyor sesim yırtıcı kuş sesi
Kimse yaşamın anlamından söz etmiyor


Sarkıttığım kuyuyu. Görebilir miyim
Ne kaldıysa, ne kaldıysa çocukluktan


Kırılan bir zaman belki ânın ağırlığı
Baktıkça sıkıyor ruhumu kımıldayan gök


Bir hüzün salkımı
İki kaşın arasında


Silmeye çalışma çıkmıyor Kevser
Çocukluk lekelerini


Dipte, taa derinde uğultusu dalgaların
Bunalıyor derya içinde


Annem öleli bir yıl oldu, oturduğu kanepedeki
Boşluğu ver. Bu nobran bu pörsük dünya
Avlamadan beni çekip gitmeliyim


Bir şey söyleyecek değilim sana
Bugün kenti dolaşırsın ite ite bir çiçeği

Öylece akıp gidecek avuçlarımdan günler
Öylece yatacağım suların ağırlığı altında


Ne zaman can alıcı sözcüğü bulsam
Benim o kılıç yüzü kendine dönük kırılgan
Benim o bahçede sessizce dolaşan kaplan


Bu acı çekmiş gök, bu acı toprak
Bu hızlı hızlı büyüyen ot
Sulardan kurtulmuş bu yıldız


Düşünü kurdum yıkıntılardan doğacak kuşun
Düşünü kurdum denize açılan kapıların
Düşünü kurdum yıldızlı gecelerin


Sonra gider çocukları öldürülmüş annelere
oğul olurum
Ey Beyrut! Öğrenci çantaları, kırık oyuncaklar..


Kudüs’te çatılarda güvercinler olur
Yağmur yüzlü çocuklardır onlar
Terk edilmiş semtlere doğru uçarlar


Daha çok, göl uzakta kaldı,
‘Kimse kamış olmayı düşlemiyor göllerde’

 

Öyle derinlere küllerinden doğan sözcükler denizine
Gömün beni gömün beni taşın yüreğine


Ruhum kanıyor gelmeyeceğini bildiğimden,
Arka bahçeden Akdenizli çocukluğumun.


Bir Pars değil miyim kendi kendime ben?


Hiçbiri olmuyor ama, acısıyla kalıyorum
Bileklerini kesen genç kızın
Kim bilir nasıl da umarsız kalmış
Yok anlaşılan denize açılan kapısı

Ahmet Ada

96a40-kantolarahmetada Yeni Kantolar'dan Mısralar

Şiirlerden yağan yağmurlar

Bir yağmur damlasına çizdim
o küçük gölün kıyısında bana verdiğin ilk öpücüğü…
Şemsiyenin ucu yırtıyordu bulutları

Özkan Mert

Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne

Mevlana İdris Zengin

Üzünçlerle dolu yağmur
gözyaşları gibi düşüyor
acıklı dünyanın üzerine

Jorge Luis Borges

sana yaz yağmurlarından selâm getireceğim

Bünyamin Durali

iyi şeyler de vardır hayatta
iyi şeyler de… karın yağması,
yağmurun ıskalamaması gibi iyi şeyler…

Beşir Sevim

Size kendimden bahsediyorum doktor
Biraz yağmur kimseyi incitmez.

Kemal Sayar

Ustaların bir kaçı atladıktan sonra,
tüm korkularını bir kenara bırakıyor acemi yağmur damlaları..

Sen hala düşmekten korkuyorsun..

Düşsel

yine de bir çiçeğe bunca yağmur yağarsa
kökleri toprağı saramaz olur
üstüne titrediğim her şeyi yitirmeyi öğrendim çoktan

Ahmet Erhan

yitirdim cebimdeki bütün adresleri
yağmurlar, yağmurlar ortasında kaldım
aklımı boğacak o selleri
ben kendi damarlarımda yarattım

Ahmet Erhan

pencere kenarında yağmuru seyrettik yalnızlığımla,

Pelin Onay

Yağıyor incecik bir yağmur dışarda
Yüzün çamurlar üstünde tüten buhur
Islak toprak kokusu
Doluyor odama

Ahmet Erhan

Yağmurdan bile usanalım
Yağmurla sevişirken

Ahmet Erhan

yağmur değil
yalnızlıktır yağan

Sunay Akın

Bu yağmurda ne mi arıyorum kapında?
Islandım, üşüdüm, bunu söylemek isterim belki
Kırıklarım var karnemde senden sonra anneme göstereceğim

Cihan Oğuz

Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım

Ahmet Telli

Gece…
suyu seyrediyorum…suyu ve yağmuru…
gecenin kalbine iniyor her damla
…rüzgâr…yağmur…rüzgâr…
kadın, adamın hüznüne eşlik ediyor
g e c e
yağmur yağıyor
yağmur yağıyor
yağmur yağıyor
kalbimde rüzgâr
bekliyorum…

“geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.”

Umman Şahiner

Yağmurlara gömün beni öldügüm zaman

Nuri Can

ne yağmurlar bitiyor ne de işlerim anne
ıslanmış kağıtlar gibi günler ve dağılıyor yaşamak
artık kırklara karışır giderim anne

Sıtkı Caney

Bir kitabı sallarsanız ama farkında olmadan sallarsanız bir harf yağmuru başlar,
ahmakıslatan sanır aldırmazsınız, ama bir süre sonra harfler sağanak olur dökülür…
Ferhat Uludere

okumak budur
yani yağmur bekleyen toprağın durmaksızın kuruması

Alper Gencer

denizi yağmurdan korumaya çalışan
çocukluğunu seviyorum.

Şükrü Erbaş

yağmurlu bir saçak altından
aşktı uçup giden üstümüzden

Necati Cumali

Senin gibi bir aşk çiçeği ne yapar
Seher vakti yağdığında yağmurlar?

Victor Hugo

Yağmur yağsa da, rüzgâr esse de-
uydurmalı mutluluğu kaderine,
Her gün yağar çünkü yağmurlar

W Shakespeare

Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

Turgut Uyar

Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

Ahmet Telli

bekle, sarı yağmurlar
hüzün getirdiğinde.

Konstantin M. Simonov

Her hayata birazcık yağmur yağmalı
Bazı günler karanlık ve kasvetli olmalı

Henry Wadsworth Longfellow

Sen ey, ilahi kader!
Tam alevleri parlamıştı ki,
Yağmur yağdırdın üstüne!

Jorge Manrique

Yağmur bulutu, kaynağın kurudu mu?
Benim sessiz annem ağlar tüm insanlara

Paul Celan

Ayışığında dolaşmak değildir aşk.
Yağmuru da var bunun karı da

Stepan Çipaçov

Kalp,
Yitik bedende;
Yağmur değil, sanki efkâr yağıyor kente…

Yılmaz Odabaşı

Bugün iki kez yağdı yağmur;
iki kez eskidim sanki.

Yılmaz Odabaşı

Ve ben seni sevdiğim zaman
Bu şehre yağmurlar yağdı

Ahmet Hamdi Tanpınar

Kulağımda karla karışık yağmur uğultuları,

M. Ragıp Karcı

Bir yerlerden çıkıp çıkıp yağmur geceleri geliyor

Rabindranath Tagore

serseri bir yağmurla ıslanıyor şehir

Derya Önder

Yaprağa düşen yağmurdur
yapraktan düşen damla
Ne yapabilir, rüzgârından
merhamet dilemekten başka.

Mahmut Temizyürek

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle

Edip Cansever

kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

Turgut Uyar

Bir resimde telefon çalıyor açıyoruz ve yağmur

Mevlana İdris Zengin

ama sen bu yağmuru eski bir kayığın mırıldanması say

Şirin Tatlı

Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa
Yağmur yağdıkça
Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor

Didem Madak

Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
Bir yağsam pahalıya malolacağım.

Didem Madak

nisan yağmurları ne zaman gelir
kurak aşkımıza bir pınar gibi

Sıtkı Caney

kaç damla yağmur yedim de böyle şişmanladım

Devrim Murat Dirlikyapan

sen ve ben , gökyüzü soluk , kahverengiye kesmişken ,
bulutlar toparlanırken hışımla boğum boğum ,
yağmur , baharı açmamış fundalığa damla damla düşerken ,
aldırış etmeden fırtınaya , gök gürültüsüne , dolaşacağız birlikte ,
ve bakışacağız birbirimizle – sen ve ben..

Voltairine de Cleyre

usuldan bir yağmur başlıyor sonra
bir damla düşüyor aramıza ve giderek bir ırmak
oluyor da, biz iki ayrı kıyıda
bakışıp duruyoruz el sallayarak…

Ahmet Erhan

yağmura durdu gözlerin 

Akgün Akova

Hatıralar kervanlar gibi gitti gider
Yağmuru bile kalmamış bulutların.

İlhan Berk

-Sevgili, bu şiirle başlayan şölen
Yeryüzüne yağan ilk yağmur duasıdır

Metin Cengiz

Yağmur damlasının sesiyle biz bize kalalım

Louis Aragon

Öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
Dam saçak demeyecek, yağacak
Yağacak bir hışım gibi canevine kentin

Edip Cansever

Herkesin bir yağmuru vardır ve bir rüzgarı
Aşk biraz ıslanmaktır
Al götür beni o uzak yağmurlara

A. Hicri İzgören

her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.

Behçet Aysan

ıslatmasa da sesini bir daha
bir isyan türküsü gibi sürdüreceğim yağmurunu
düşlere ömürler veren o duygu bulutunun…

şükrü erbaş

Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor
Bir bulut görüyorum sana benzeyen

Ümit Yaşar

Sessiz bir yağmur gibi başladı bende
Konuşmak ihtiyacı.

A. Kadir

senin gittiğin her yerde yağmur yağar üzerime

Bayram Balcı

ben ona sıkıntılı güz günlerinde
yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim

Şükrü Erbaş

İşte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden
On temmuz cumartesi
Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
Ve yağmur hızlanıyor biraz
Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
Tam öyle yapıyorum
Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum

Edip Cansever

birden yağmur! ve yüzümün yarısı akıp gider

Tuğrul Tanyol

Ben bu gece çok çıraklık ettim
Yarılan yağmura aşılanan ateşe
İnsanları birden gökyüzüne ayarladım
Gecede bir göz oldum bir sabah doğurganı

Sezai Karakoç

birgün gideceksin buralardan
yaz yağmuru gibi süzüleceksin.

İbrahim Karaca

Yarım bir aşk, yarım bir dudaksın
sıkıntılı ikindi yağmurlarında

Ahmet Oktay

Ama ellerimi açık artırmaya sunulmuş bir gökyüzüne değdireli beri ziyankar bir yağmurun hamiliyim.

Muhsin Kalender

Kime ne desem
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

Arif Damar

Her adımda çamur
Bu karanlık bu yalnızlık bu yağmur
Hele bu kadın
Her adımda çamur
Bu karanlık bu yalnızlık bu yağmur

Gece
Rüzgâr sırılsıklam
Uzaklarda bir yere yıldırım düşüyor
Evin yolunda yalnız adam
Yalnız adam üşüyor

Suat Taşer

yağmur geceyi sağıyor hâlâ

Enver Ercan

Şimdi hangi kentte
Yağdığını unuttuğum bir yağmur
Ertelenmiş bir aşkın saçlarını yıkıyor

A. Hicri İzgören

Yağmaktan bıkmış bir yağmur gibi dindim

Baki Ayhan T.

yağmurunu dökmüş bulut hafifliğinde,

Cevat Çapan

ve gece
yağmur’la

kalbinde üşüyen her kelime
bir sessizlik olup çöküyor göğsüme
kıyamet gibi

Umman Şahiner

Sen ve yağmur.
Başa dönemezsiniz.
Öyle bir yol yürüdünüz ki ancak
dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz
inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine.
Yağmur yalnız yağarken yağmurdur

İsmet Özel

Biz yağmuru
çamurlu yollara rağmen
Gökkuşağı hesabı yapmadan sevdik.

Dilek Kartal

Bu sefer etrafım ıssız
Gölgemi bile göremiyorum
Yağmur yağmasa daha da ıssız olacak
Artık ne yağmuruysa işte o yağmurun ıslattığı

İbrahim Kiras

Son birkaç yıldır içimdeki fırtına dindi,
kıpırdamıyor gözlerindeki yeşil seninse;
Ankara yağmurlarla geçiştiriyor kışlarını!..

Hüseyin Atabaş

Getirdiğin yağmurlar aşkına söyle

Hicabi Kırlangıç

Ey tatlı yağmur sesi
Damlar üstünde, yerde!
Bungun kalp hediyesi,
Ey yağmurun türküsü! 
Paul Verlaine

ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda,
yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
o yıkanmış zamanlara…

Murathan Mungan

Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız

Bahaeddin Karakoç

Acıklı sözler kraliçesiyim ben
Yağmur bir daktilo kız kadar hızlı

Didem Madak

Sonra gittin
Gözlerin bir yeşil fanila unutulmuş balkonda
Sicim yağmur taklidi
Artık iyice inceldi.

Didem Madak

senin aşktan anladığın
benim yağmurdan anladığım
sen ıslanırken
ben yandım

Jan Ender Can

indir ve göster bütün yağmurları
bulutsuz gözlerin denizdir üveyka

Bilal Can

ya da bir yağmur
sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu…
kaybolup gittim 

Okan Savcı

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Attila İlhan

Boşuna yağıyor yağmur…
Birlikte ıslanmayacağız ki…..

Aziz Nesin

Yine yâr, gidecek
Yağmur damlaları, yanan naylondan akan
Ateş damlalarına dönecek

İbrahimî Feyzullah Yalçın

Birden serçelerle indi yağmur
Hangisi serçe
Hangisi yağmur

Melih Cevdet Anday

Yağmur günü kahve kokar elbette
Mevsimleri penceresiz bir kadın

Nilay Özer

Giriştir gök gürlemesi
yağmur denen kitaba.

Cemal Cuma

Yağmurlar yağsın başından aşağı
Beni düşün ayışığında yağmur çiselerken,

Tom Waits

Tutulur da çiseleyen bir yağmura
Bir yanlışlık var bu yağmurda, bu aşkta

Ahmet Ada

Sana vedaya gelmedim

Bu yağmuru getirdim sana

Refik Durbaş

bulutun doğurgan gölgesi,
yağmurun hüzünlü ezgisi,

Cahit Koytak

bulutlar, yüreğinin terennümlerine
ses katmak istemeseler senin,
yağmur olup da niye
insinler yücelerden?

Cahit Koytak

yağmur benim sevincimi silmekmiş
yağmur ben yokken gelmekmiş…

Sinan Oruçoğlu

İçimin denizinde bir kayık yüzüyor bir de küskün kır çiçeği.
Seni düşünürken boynumun sokağından bir fayton geçiyor.
Seni düşünürken parmaklarım yasak meyveye dokunuyor.
Seni düşünürken bu şehirde kaybolmuş gibi oluyorum. Sanki
kalbime yağmur yağıyor. İçimden ılık bir ürperti kopuyor
ve ensemden başlayan sıcaklık hüznün buğusuna karışıyor.
Kulağıma deniz kokusunun o mavi sesi geliyor. İnsan bu
masmavi sesle yıkanır da kurulanmak ister mi hiç?..

Engin Turgut

o halde gel biz de çıkalım
içine yağmurlar yağan bu şarkıdan

Kemal Sayar

Sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında
seni ve yağmuru görüyorum

Ahmet Güntan

Yağmur,
Gözyaşı…

Ve kadın,
Çaresizce sonsuza uğurlar biten bir aşkı..

Nilgün Sarıgül

Çisil çisil yağan
Hoş yağmurda
Kiraz çiçekleri sarhoş.

Takahama Kyoshi

Ah bu nisan yağmurları
Hüznünü kaybetmiş çocuklar gibi şaşkın
Yağıp bitiyor

Edip Cansever

Yağmura boyun büken susuz topraklar gibi
Kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin

Nurullah Genç

bu yağmur bu yağmur niçin yağar ki
görmez mi bir çift göz suluyor yeri
vurulanlara su sunma be saki
kavrulsun garibin yansın yüreği
bu yağmur bu yağmur niçin yağar ki

Mustafa İslamoğlu

Kulaklarımız alışmıştı tıpırtısına yağmurun
şehre sıkıntının rahatlığı basmadan giriyorduk

İsmet Özel

yağmura çok teşekkür ederim
bu gece yalnızca bu şiire yağdı

Küçük İskender

keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olsaydım

İsmet Özel

boynumda yağmurdan bir kolye…

Lale Müldür

bana bir yağmur bulutu ısmarla n’olur 

Fatih Yavuz Çiçek

Korkuyorum her yağmur damlasından
Beni ezecek diye

Bertolt Brecht

Tüm gece kulağım güz yağmurunda,
kirpiğim kirpiğime değmeden.

Ryokan

ve o yağmur bu şehri hiç görmeden öldü

Jan Ender Can

susma artık bakıp bakıp uzaklara
şimdi seninle gerçekten yaşamak vardı
ve şiiri tam burada bırakmak
ve çıkmak
yağmurlara
yağmurlara.

Sıtkı Caney

90644-yagmursiirleriberceste Şiirlerden yağan yağmurlar

Şairlerin Yağmurlu Mısraları

güzelsin, küçük yağmurlar topladın da yüzüne
sana sığındıkça ıslandı yorgun saçlarım

Haydar Ergülen

Yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor

Şükrü Erbaş

Yağmur yağıyor Ömür hanım…gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına…

Şükrü Erbaş

Şemsiyeleri kapatmalı.
Yağmur altında yürümeli.
Düşünceleri, hatıraları yağmur altına getirmeli.
Şehir bütün halkıyla yağmur altına gitmeli.
Dostu yağmur altında görmeli.
Aşkı yağmur altında aramalı.
Yağmur altında bir kadınla sevişmeli.
Yağmur altında oyun oynamalı.
Yağmur altında yazmalı, konuşmalı, nilüfer dikmeli.
Yaşam sürekli ıslanmaktır.
Yaşam “şimdi” havuzunda suya girmektir.

Sohrab Sepehri

uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın

Attila İlhan

Hangi yağmur yüklü bulut
Taşıyabilir boşalmaya hazır gözlerimi

Necat Uslu

her zaman bir aralık var
pencere ile görmek arasında
niçin bakmadım niçin
bir adam yağmurlu ağaçların altından geçerken baktığım
gibi?

Furuğ Ferruhzad

İnsan bir kez olsun,
Yağmur sonrası toprağa yalın ayak basabilmeli..

Dilek Kartal

şehri şerheden şahane bir yağmur vururken kaldırımlara

Alper Gencer

kara bulutlar biriktirdim
yağmurları göz pınarlarımda

Orhun Basat

Yağmurlu bir gece, çıt çıkmıyor yollarda
Onun kalp atışlarından ve yağmurdan başka

Mahmut Derviş

Yağmur yağarken sığındığımız,
Ve adımızı yazdığımız o incir ağacının,
Artık bilsin çoktan kuruduğunu,

İbrahim Berber

kirpiklerim yağmur kokuyor
üstüm başım rüzgar

Ahmet Uysal

Sevdiğin yağmurlar iniyor kente

Okan Savcı

Geceyi atlattık amenna..
Rüya da görmüyoruz eyvallah..
Peki yüzünün ne işi var, dalda titreyen yağmur damlasında..

Dilek Kartal

ben masum ışıltılı beyaz bir sonbahardım
üşenmedim bütün yağmurlarımı sana yağdım

Pejmurde Dilim

Birgün bir yağmurla garip garip
-Çoluğu çocuğu terk edeceğim-
Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım
Alıp başımı gideceğim.

Turgut Uyar

Birgün bir parkta otururken biliyorum
Bir el yağmurlarla dokunacak omuzuma

Turgut Uyar

Bilir misin mutluluğun ne olduğunu?
Yağmurdan sonra, toprağın kokusudur mutluluk,
Yarım saat sürer.

Sahir Üzümcü

gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış
gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak

Haydar Ergülen

Susardın, durmadan susardın
Ve yağmurlar başlardı

A. Hicri İzgören

Ben neden hava durumu sunucularının bölgelerdeki gözyaşı miktarlarını da belirtmesini bekledim,yağmurlarla birlikte !?

Küçük İskender

yağmur beyhude yağıyor hani camdan,
bakacak arap kızları da nerde?

Hüsrev Hatemi

Benim yağmurum içime yağar

Adige Batur

Yağmurlar kurak yüreğime faydasız.

EzHeR

İçine ağlayan içli bir çocuk gibi incecik bir yağmurla
indi akşam.

Oya Uysal

Asık suratla karşılanmaz ilk bahar yağmurları

Nizar Kabbani

benimle evlenir misin, dedin
gözlerime yağmur yağdı

Pelin Onay

Sırılsıklam seni baştan yaşarım,
Bir yağmur yağmasın hani, ipince.

Feyzi Halıcı

Yağmur yağarken yüzüme düşen sendin

Erdem Beyazit

Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik
Sen konuşuyordun
İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun

Erdem Beyazit

o sevdirmişti yağmur damlalarını bana
çöldü dudaklarım, o ise
kurak tenime armağan edilmiş bir vaha

Seda Aydın

Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.

İsmet Özel

Gözlerinin mavi limanında
Yağmurun renkli ahenkleri esiyor

Nizar Kabbani

Sinsi yağmurlar yağıyordu
Arif Damar

gidiyorum

bu şehri bu yağmuru
bu düşleri

bu aşkı bu kavgayı bu kederi

size bırakarak.

Behçet Aysan

aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.

Behçet Aysan

Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim

Dilaver Cebeci

yağmur yakışmıyorsa..
güvercin gözlerine yakışmıyorsa yağmur
nasıl açabilirim bulutlara derdimi

Nurullah Genç

seni yatıracağım gözlerimde
bir yağmur suyu gibi…

Lale Müldür

sevdalılar bilir
bir kuş yağmurudur ilkbahar

Akgün Akova

Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovalardan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.

Rainer Maria Rilke

Yalnız insan yok ki yüzü
Yağmur çarpan bir camekan
Ve gözünden sızan yaşlar
Bir parçadır manzaradan

Louis Aragon

Dünya, dönecek mecali bulabiliyor
Yağmur, rahmet olup yağabiliyorsa

Dilek Kartal

yağmurun şarkısını öğretti bana

Zeynep Köylü

Yaz yağmurları misali yıllarca
Yağmış durmuşum kendi içime.

Turgut Uyar

gök sadece yağmura anlatır sonsuzluğu
oysa unutur damla toprağa değer değmez
yağmurun da kederli bir ülke olduğunu

Ayten Mutlu

bana düşüyor, her yağmur tanesini
suya götürmek, o serin ırmaklara

İbrahim Tenekeci

yağmur bitti. kızın gülümsemesi bitti. yol bitti

İsmail Kılıçarslan

Aynı yağmur altında ıslanacak
Çiçeği açmış birini
Arıyorum.

Hasan Varol

Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen

Edip Cansever

Yorgun gülüşünü tanımasan da
Sürgünde söylenmiş şarkılar gibi
Yüreğine sessiz bir yağmur düşürecek
Sana bu gece bir konuk gelecek

Haydar Ergülen

Ne çok yağmur yağıyor. Bu havada gidemessin,
Öyleyse kal… Evet kal, anlaşmaya çalışacağız…

Paul Geraldy

Gelip geçenler, yağmur altında
Bu adam tek başına ne geziyor, diyecek.
Yapraklar yollara dökülecek.

Cahit Külebi

Yağmur mahvoluyor çarparak
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur
silkiniyor vuran her damlayla.

İsmet Özel

bulutların vardı deniz kokulu
yağmurların denizlere ağlayan.

Selahattin Yolgiden

Ey yağmurda açılan pencerelerin komşuları
Onu bağışlayın
Onu bağışlayın
Çünkü büyülenmiş

Furuğ Ferruhzad

Gökyüzü mavisini vermez
Göğsündeki buluta.
Kirlenir yağmurun rengi,
Yağmaz ben yazmazsam.
Yar saçı kadar ince
Bir rüzgârla öpüşerek
Bulutlar üstümüze.

Şükrü Erbaş

Ya yeniden başlayacak o yağmur
Ya da dinecek bütün sancılar

Adnan Yücel

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara

Yavuz Bülent Bakiler

dizilir göz bebeklerime alacalı kasım yağmurları
Selma Özeşer

kal ve unut
göreceksin
yeni yağmurlar getirecek sana
gözlerindeki bulut.

Selahattin Yolgiden

yağmurlar iner ve kalkar üstümden
su döner durur bütün gün gövdemde
ne çok yaram var açıp baksana.

Selahattin Yolgiden

kendi teninde bir bıçakla oynaşıyor rüzgârım ve
kaba bir yağmurun elleri kalıyor içimdeki kasabada
taş toza dönüşüyor.

Aydın Şimşek

Bir sonbahar yağmuru gibi içim ağlardı

Sabahattin Ali

Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini.

Can Yücel

Zamanın billur çağlayanı
Gürül gürül akarken avuçlarımızda
Bir damla yağmur adına
Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz
Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam
Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz

Adnan Yücel

Kış gelir, alabildiğine yağmur yağardı
Evlere çekilirdik erkenden

Afşar Timuçin

bazı şarkılar vardır
cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır,
o zaman bir yavru yengece bakan
insanların şarkısı olurdu o şarkının adı.
keşke ismim iris olsaydı,
keşke ismim herkese
sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı.

Didem Madak

Bilsen öyle seviyorum ki seni
Bir tavşanın ürkek kaldırıp başını dağda
Yağan yağmuru seyretmesi gibi;

Küçük İskender

Çünkü aşkı üstünüze serpiştirip kaçan o yağmur
Bir gün sizi de ıslatacak

Kemal Sayar

Bir gün yağmur yağsa
Sırılsıklam o yağmurda ıslanacak
Ve elinde tutuğu karanfille
Gözyaşları, saçlarından sızan yağmurla karışacak
Onun kapısının önünde duracaktı
Onun kapısının önünde duracak
Ve asla zile basmayacaktı

Kemal Sayar

Bir ömürde kaç sokak izi kalır geriye
Saçlarımın ıslaklığından anlıyorum
Orda bir çocukluğun yağmuruna varılır

A. Hicri İzgören

Sana yağmurlu bir günde geleyim
parkta ıslanalım birlikte

A. Kadir Bilgin

beni iyi sakla tanrım yağmurdan geldim
ateşleri azdıran karanlık bir yağmurdan
bir yağmur yanağında kırıldı çömleklerim
bir yağmur yanağından geçtim uçurumlara
yüzüm ıslak camlarda
aklım uçurtmalarda
gökyüzüyle sınanmış bir maviye düşerdim
düşerdim uzaklara
kalktığım her sahurdan

Sıtkı Caney

Şimdi ipince yaz yağmurundan incinirim.

Hüseyin Cahit Kerse

8c36d-yagmursiirleri Şairlerin Yağmurlu Mısraları

Yağmura Kaçan Şairler

Yaz yağmuru sıcak:
Nasıl ki ağır bir damla düştüğünde
sarsılır tüm yaprak.
İşte öyle sarsılır yüreğim
sen düştüğünde içime

Erich Fried

Bu yağmur kanımı boğan bir iplik
Tenimde acısız yatan bir bıçak
Bu yağmur yerde taş ve bende kemik
Dayandıkça çisil çisil yağacak.

Necip Fazıl

Kırık ikindiler üstüne
Kuşkulu bir yağmur yağıyordu

Bekir Sıtkı Erdoğan

yağmur dindi sevgilim bak dinle
her şey dindi, acıysa dinmemiş halde.

Behçet Aysan

yağmur başlıyor fotoğrafta
kurak bir ağaç bir giz her yüz

Emre Gümüşdoğan (Abdullah Çelik)

Yağmur damlalarını kıskanırım
Öpücüklere fazla benzediğinden

Louis Aragon

Yağmurda öleyim, su çeksin bedenim
Sokağın ortasında serseri bir ağaç gibi
Anlasan, sen anlardın kalbim
Göğün toprağa akıttığı o şehveti

Ahmet Erhan

Yağmurlar yağdı ve hiç dinmedi
Her biri saydam çiçeklenen saçında
Yağmurlar daha çok pencereler içindi
Öksüzdüm gözyaşıydım dudağında

Afşar Timuçin

çünkü ben bir buluttum öldüğümde
yağmur olacak kadar kelime yoktu elimde

Haydar Ergülen

İyi ki bilmiyor kalabalıklar
Yağmura bakmayı cam arkasından
İnsandan insana şükür ki fark var

Şükrü Erbaş

Unutmak istemiyordum oysa.
Güzel kalan yaralarda vardır çünkü…
Limon kokulu, yağmurlu kadınlar vardır.
Hiç unutmayan kadınlar vardır… limon kokulu…
herşeye rağmen… yağmur kalan kadınlar vardır…

Lale Müldür

Büyük konuşmamalı insan birgün yenilebilir
ıssız bir patikanın dar bükümünde
neler bekler insanı kimler karşılar
belki güneş yağmuru belki çığ

Ahmet Satıcı

Zulümler yağmur gibi yağmaya başlayınca
“dur!” diyen olmaz artık,

Bertolt Brecht

Gözlerine baktınız mı hiç uzun uzun
Yeşil gözlü bir kızın
Çayır çimen ferahlığı doluyor içinize
Ve ipince ıslanıyorsunuz
Sanki yeşil bir yağmur
Yağıyor usul usul üstünüze

İsmail Uyaroğlu

Hiç kimsenin yağmurun bile
Böyle küçük elleri yoktur

E.E.Cummings

elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

Attila İlhan

Yağmurdan kendini anlatması istenecek olsa,
“Tohum olun ve bunu toprağa sorun!”
diyecektir.

Cahit Koytak

Yağmur bizi izliyor sevgilim
Bir bardak yeryüzünde yeniden fırtına.

Akgün Akova

Yağmurda parkta oturulmuyor,
İstasyon çok hüzünlü;
Acaba nasıl geçirmeliyim,
Bu koskoca günü?

Şükran Kurdakul

yağmur ormanlarında her ağaç konuşamaz
köklerimizin yanıp yapraklarımızın üşüdüğü
yağmuru, ince uzun dallarından düşürmeyi
salkımsöğüte bıraktılar

bugün çok fazlayım kendime
birazımı al

Arife Kalender

Elimden tutarsan
altından geçtiğimiz saçakların gölgesi,
saksı saksı fesleğenlerin kokusu
sinecek bakışlarına ve soluklarına.

Cevat Çapan

yağmurun kederle yağdığı her yerde
üşüyen resimler düşer kalbime
gitmek sızar aklıma sevdiğim her kadından

Bayram Balcı

…bende hiçbir şey yok bir çığlıktan başka… yosun…
…denizaltı odaları… bir yağmur yatağından başka…

Lale Müldür

Yağmurdan bir ev yapsam sana,
Kış güneşinden bir balkonu olsa.

Sahir Üzümcü

Sesinde ürperen yağmurlar diziliyor kirpiklerime
içime doğru ince ince ağlıyor gözlerim
ne zor şimdi yutkunmak boğazımda buz tutan damlaları.

Buket Cihan Temür

Bilmez miyim içindeki kederi
Yüzü yağmura gömülü düşüm
Böyle buğulu camlarda dalgın
Gözlerin iklimini yitirmiş iki bulut
Bulanıp durur bir uzak rüzgarla
Aykırı mevsimler içinde
Saçların saklar omuzlarındaki yükü

Şükrü Erbaş

kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
bir yer sızlar yanar içinde büsbütün
her şeye rağmen ellerin üşür
üşürse beni unutma

Gülten Akın

O demiyor, ben diyorum. Demiyorum, yağmur diyor.
Sana sarılmış kalmış ilk günüm ben. Böyle demişim o gün, bugün öyle diyor.
O günden bir yağmur çiçeği, önümde duruyor.

Birhan Keskin

Sen ey , ilahi kader!
Tam alevleri parlamıştı ki ,
Yağmur yağdırdın üstüne!…

Jorge Manrique

Yüreğimde ince bir sızı…İşsiz ve yalnızım
yıllar önce bıraktığım yerde sen yoksun
birkaç gündür sicim gibi yağmur yağıyor
bulutlarda bana düşman kesildi
üstüne üstlük ayakkabılarımda aşındı.

Umman Şahiner

Bugün hiçbir söylediğimin anlaşılmadığı gündür:
Yağmurlar yine güzel, ellerin de

Nergihân Yeşilyurt

Hep en karanlık yağmurlarda suladım sevinçlerimi
Düşlerimde bile hüzünlerimi besledim

Nurullah Gümüştaş

Güneş gecenin kuyusunu kazarken,
Düşünü yağmura batırıp dilek tutmuş annem
Ondanmış gözlerimin ela oluşu…

Ezher

Yağmurda koşan bir çocuk olsam
Vedalaşır gibi bildikleriyle.
Kendinden mahrum kalır mı insan?
Kalsam.

Duralım burada, güzel esiyor!

İbrahim Tenekeci

susak çatlağı toprağa
ceviz gölgesine
bir yağmur damlasına gömün onu

Azer Yaran

Yağmurlar da diner, ölür gibi sonunda
Gecede bir yıldızdır hüzün yanar da söner
Acıya süreğen yurt olamaz insan
Bulut olup dağılır içimizdeki keder

Adnan Satıcı

Acı dindi diyorum bazen yağmur dindi der gibi

Didem Madak

Bir yağmur hükmü olacağım
Mutluluğu pişmanlığı bir bileceğim

Şükrü Erbaş

yağmur durdu ve şimdi kış bitiyor
oysa kimse yokmuş dışarda
içim dışıma vuruyor
sardunyalara su vermekle unutamadığımız
şeymiş aşk:

Birhan Keskin

Sıcaklığın beni alıştırıyor
Soğuk ve yağmurlu akşamlara
Üşümüş bir kedi gibi sığınıyorum
Ellerine ayaklarına saçlarına

Afşar Timuçin

Koynumda, koltuğumun altında
Bazı rüzgârlar, bazı yağmurlar,
Baştan sona bir İstanbul baharı olmasa bile,
Yağmur sonrası bir bahar sabahı hiç değilse
Ve çocukluğumun oralardan
Bir gökkuşağı mesela
Sığdırabilir miyim diye…

Cahit Koytak

yağmur mu yağıyordu kederin mi çarpışıyordu bulutlarla

Mahmut Temizyürek

Suskunluğu ve dilsizliğinde
büyür kadının sorular
içimde yağmurlar boşaltan çocuklar
elimden şeker
yüzümden şaşkınlık düşürür.

Birhan Keskin

yağmur alelacele.
bulunduğun yerden büyük gürültüler geliyor.

Necmettin Topçu

hatıralara saplanır, İstanbullu bir yağmur.

Necmettin Topçu

kokusundan tanıdığım
ince ıssızlıklar çiçeği
dokunsam kırılan
yağmurlu nisanlar dalı
otların yüzüme değmesi
uzanınca toprağa

Ahmet Uysal

dönmeyen kuşlar yüzünden,
tutup bir uzaklığı sevdim;
gözleri eylül yağmuruydu,

Ahmet Uysal

yağar siyah bir yağmur yağar biteviye-
sana aşktan söz edebilirim saatlerce
öpebilirim seni saatlerce
upuzun bir kış girmese upuzun aramıza

Perihan Baykal

Hele kuşları, güvercin kanatları
İnce-ince sızan yağmuru
Hepsi, hepsi, tabiat fırçasıyla,
Kurşun rengine boyanır.

Çelik Gülersoy

Nedendir gülümseyince bize sevdiğimiz
Yasemin yağmuru olup
Boşalır üzerimize dünya
Nedendir ağlayınca dizlerimizde
Mahsun bir serçeye dönüşür dünya…

Nizar Kabbani

Günah defterim kadar ağır bir sıkıntı var kalbimde
Bulutsuz yağmurların peşinde ağlarken gece vakti

Mehmet Baş

‘Boş ver’ diyor, yağmurun dindiği
göğe benzeyen bir gülümsemeyle.

Ahmet Oktay

Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu
Bulutlar geldi altında durduk

Sezai Karakoç

Üşüyor mu deniz üstüne boşandıkça yağmur?
Ondan mı dersin tüyleri böyle ürperiyor?

Can Yücel

masamıza düşüp kırılan yağmur damlası,
susuyorduk da suskunluğumuzu noktalıyordu.
bir tentenin altında ikindi sonrası.

Metin Altıok

sarıl/sıklam yağmura tutuldum rüzgara tutundum
suyun gizli gözdesi oldum
şiir sandınız!

Ahmet Uysal

birkaç damla yağmur karışıyor içtiğim çaya
sonra bir bulut gemi gibi yanaşıyor masaya

Arif Ay

ince ince yağan yağmur,
iskeleye yanaşan vapur
haydarpaşa garı
seni hatırlarım

Behçet Aysan

yağmur yağınca şairler aranmalı
ve onlara elmadan sormalı, nedir sır
yoksa elma da, sır da, şair de
unutulmalı yağmurda ve “susanlara
hiçbir şey sormamalı”

Haydar Ergülen

Ağaç anlatabilir kendini yağmura,
hiç değilse fısıldayabilir-bunu biliyorum.

Birhan Keskin

Dünyanın bütün yağmurları yağacak iki söz arasında…
Ellerimi geçmişe mi geleceğe mi koyacağımı şaşıracağım…

Şükrü Erbaş

sen sandım gül üstü yağmur ıslaklığını
– gül ki dillerce kurutulmuş bir kelime –

İbrahim Soylu

İşte bu yağmurun ilkidir diyorum
Güneş doğacak birazdan ıslaklığımıza
Eskitecek çok kaygımız var
Yürüyecek çok yolumuz
Oysa ben
Bismillah demeyi ve seni seviyorum

Hicabi Kırlangıç

güvercin gözlerine yakışmıyorsa yağmur
nasıl açabilirim bulutlara derdimi
nasıl geçebilirim mayınlı köprülerden..

Nurullah Genç

Fakat rüzgârlı, yağmurlu ve sabahları
Bir sinir birikintisi olarak karşılamaktan
Bakışları gizlice köreliyor onun da

Nihat Behram

Seni bir gün yağmurda yalnız gezinirken
Kısacık saçlarından tutup dudaklarından öpeceğim

Yasin Erol

Sen şimdi camların ardında buğulanan gözlerinle
Yağmura sarılacak kadar hüzünlüsündür

Yasin Erol

Bir gün çıkıp geleceğim
Yağmurlar altında şemsiyesiz

Naim Kandemir

Ağlarsam yağmurda ağlarım kimse anlamamalı

Naim Kandemir

Yağmurlardan gelmiştir bir elinde çiçek, öbür elinde çilekli pasta
Yaz denizi üzerinde gülümseyen bir martıdır, kokusuyla dolaşır aşkın

Engin Turgut

Ve yağmur- yağmurlar-
Ah şu yağmurlar durmasa ya
Ne güzel ıslanıyor ilkyaz
Ne güzel, ne güzel, ne güzel
Denize zorla sokulmuş
Ağlamaklı bir çocuk gibi.

Edip Cansever

atmaca bulutu anlat
bereketli yağmur serinliğini

Emre Gümüşdoğan

ben yağmurun altında bu taştan adamla sevişmek istiyorum ey şehir!

Şeyda Mohammedi

Bir yağmuru dinlercesine bütün
Anları iç içe bilirim.

Melih Cevdet Anday

Yağmurların boş yere yıkadığı
Bitkilerle böcek1erin her türüne
Uzak dişilere tutkun ağaç tohumlarına karışmış toprak

Aragon

Bu karanlık bu yalnızlık bu yağmur
Gece
Rüzgâr sırılsıklam
Uzaklarda bir yere yıldırım düşüyor
Evin yolunda yalnız adam
Yalnız adam üşüyor

Suat Taşer

işte hep böyle kocaman bir çocuk olarak kalacağız
kitabaralarında çiçek kurutarak
şiirler de kuruyacak. hayatımız gibi
ve şiir kurularını yakmak isterken
yağmur sonrasının hüznünde küllenecek aşkımız

Bayram Balcı

anladım hiç bir aşta yer yok bana
beklediğim yağmurdan da ümit kalmamıştır

Bayram Balcı

çabuk gelir geçer yaz yağmurları
bu gece ne bir yıldız ne ay var yaslı gecede
yine de hüzne yer yok yüreğimizde

A.Kadir

Sen incecik bir yağmur olmalısın ovaların kalbine iyi gelen
Küsmesin gözlerindeki martı, gözlerini al da gel adalara kaçalım

Engin Turgut

bulutlar ertelese yağmurlarını
bulutlar ertelese yağmurlarını
,geceleri ıslık çaldı yollarda
yağmurda ıslandı
aslında yağmurdan da yalnızdı
olsun varsındı
hiç utanmadı

Arzu Eşbah

– gülümseme gözlü küçük çocuk
pişmanlığı yüklenip uzaklaştığın gemi
yağmurlara nokta koyan hangi limanda demirli?-

Neriman Calap

zeynep beni bekle / gece ağaçlarına
yağmur çiseliyorum / cam tozu su beyazı
yalnızlığını mutlaka değiştireceğim.

Atilla İlhan

şimdi o gözlerde,
vakitsiz yağan yağmurlar var,
hasat mevsimi bitmiş bahçelere
sağnak sağnak yağacaklar.,

Ahmet Muhip Dıranas

Toprakta yaralar açıyor her damla yağmur
Kovulacak bir kapı daha bulmak için
Yangın merdivenlerine tırmanıyorum ben

Ahmet Erhan

Yağmur yağdı bugün, savrulan yapraklar
Sürüklendi bir süre dilsiz sokaklarda.

Şükrü Erbaş

Islak süpürgesiyle yağmur süpürür
Döküntüsünü kırlarda söğütlerin.

Sergey Yesenin

Evine geç dönen şiirler yazmaktan sıkılmadım
Ama yoruldum, beni efkârdan yağmur yapacaklar

Engin Turgut

Yağmuru bekledi koca gün, beklemek zûlmüş gibi
İçinde gezinen yedek bulutu gözlerine sakladı

Cihan Oğuz

Benden sonra bir daha usul ağla ağlarsan
Yağmura hörmetinden ağladığın zamanlar

Süleyman Çobanoğlu

Dokunuyorum soğuk ve hummalı bir yağmura
Ah! Bahçeler baştan başa eylül

Ali Emre

Birazdan kan kırmızı bir akşam yağmuru da dökülebilir
Neler olabilir birazdan

Edip Cansever

bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini!
usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan
yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım

Haydar Ergülen

Bu şehrin yağmurları mısra mısra ezberimde
Üzerinde zarif bir gökkuşağı
Yuttuğu denizi kusuyor boğulmuş bir martı
Düşürüp boynunu bir çöpçünün sıcak avucunda
Hayat affet! Kalbim hoş gör beni
Çünkü artık mümkün değil aşk
Çünkü artık mümkün değil şiir

Ali Asker Barut

Yağıyorum durup durup bütün yağmurlarımı.

Ahmet Erhan

oysa bilirsin nicedir
bir yağmur bedduasıydı aşklar
ve her şey ne kadar da aşağılıktı.

Devrim Murat Dirlikyapan

Şairlerin yağmuru es geçtiği yıllardayız

Cihan Oğuz

Elimin yarısı dağılıyor, hiçbir ucunu tutamıyorum hayatımın
Artık beni anlatacak kadar yağmur yağmıyor sokaklara

Cafer Turaç

Yağmur yavaşlayınca
hızlanır mı açışı
çiçeklerimin-
çilelerimin
azalır mı acısı
duraksayınca
yüreğimin atışı?

Oruç Aruoba

Yağmur yürüyüşüne çıkmıştık o gün,
Unutmam ben ayrıntıları, kimdi
Hatırlayamıyorum tabii, ne önemi olabilir

Enis Batur

ruhun pınarlarını besleyen
en güzel ve en duru yağmur
bedenin bulutlarından yağan yağmurdur.

Adonis

kederlerimizi rafa kaldırdık
yağmurlu bir günde indirmek için
yanı başında titrediğim sakin akşamları hatırlıyorum

Tom Waits

Üzülünce ağlarım
Gökten de yağmur yağar
Ne sanıyorsunuz

Mevlana İdris

kolay değil ozanın ağlamaması
gülmesi kolay değil
bulutlar her zaman yağmur getirmez
şimşek gülmez bulutlardan herzaman
bulut var ki yaz yağmuru güzelim
geçip gider gül kokulu yel gibi
bulut var ki taş başına yoksulun
orman söken köy göçüren bir karabasan

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Yağmurdan kaçarken taşa tutuldum
Dönüp bakamadım bile
Şimdi kendi içine yağan bir bulutum
Kağıtlar yeşeriyor toprak yerine

Ahmet Erhan

Canlanıverdi
yağmurun sesini duyan papatyalar.

Süreyya Berfe

son çare Tanrıyla konuş,
Tanrının rüzgârlara, yağmurlara
ve yalnızlara öğrettiği kelimelerle.

Cahit Koytak

Toz toprak üstün başın gözlerin ışık
Sesin bir yağmur hışırtısıdır şimdi

Necati Cumali

yağmur bir dua gibi geçerdi pencerelerden;
yetim insan topağın vicdanıyla doyardı…

Demem o ki,
gözyaşlarının gücü vardı eskiden.

Adnan Özer

O gecelerden birinde
Yağmur girmişti uykusuna.
Saçlarını bana bırak
Saçlarını bana bırak
Diyen yağmur,
Büyülemişti oğlumu uykuda.

Bejan Matur

ne zaman yağmurla insem ormanlarına
senin dallarında kuşlar uyurdu
ne oldu?

Ayten Mutlu

gecedir
durdum ortasında hüznün
yağmur mermi gibi iniyor sabrıma
bu dar havadan bıktım artık

Türkan İldeniz

Ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor dışarda inleyen rüzgar
yıldızlar küs
ay üzgün
yağmur dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor
kimse duymuyor

Nuri Can

İşte şu yağmurlar, işte şu balkon, işte ben
İşte şu begonya, işte yalnızlık
İşte su damlacıkları, alnımda, kollarımda
İşte yok oluşumdan doğan kent
Hiçbir yere taşınıyorum, kendime sızıyorum yalnız

Edip Cansever

göğe bakmak ayıptır
dinmez içimizin yağmuru

Sıtkı Caney

Yağmur, kopan bir inci kolye gibi yağar

Küçük İskender

Kızıl saçlı ağlayışların kışından
Penceresine yağmurlar indirdim

Süleyman Unutmaz

sevgilim
ben nerede yağmur yağarsa orada şemsiye kırmanın kitabıyım
ve en güzel cümlen sensin

mevlana idris zengin

Güneşin yeni doğduğunu sana haber veriyorum
Yağmurun hafifliğini toprağın ağırlığını

Sezai Karakoç

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Sezai Karakoç

Bu bir aşk şarkısıdır ve adı sevilmemektir.
Geçmedi sancısı savurduğun okların göğsümde
Yağmur her düştüğü yeri yakıyor

İlhami Atmaca

O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi

Muzaffer Tayyip Uslu

İnsan yürüdüğü yola benziyor,
günlük defteri oluyor gözleri.
Okunuyor, nasıl bir yağmur yağmış hayatına
ve nasıl bir kar.

Metin Cengiz

yağmura, nisana ve yaşıma aldanıp
uçurumları kıyı sanarak

İbrahim Tenekeci

Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
içimde yağmur duasına çıkmış birkaç köy
Birkaç köy sular altında

Didem Madak

Orada yitik bir anne ağlıyor
Sen aralıyorsun yağmuru
Acıdan sırılsıklam alnına siper edip elini
Sonra bir umut koşuyorsun

Nevzat Çelik

sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

Attila İlhan

Bir o kadar cesaretli olmalı.
Yağmurdan ıslanıp, fırtınadan kaçmamalı.
Ayağı taşa takılınca kayadan korkmamalı.

Can Yücel

Ama bir rüzgar haykırıyor ve camıma vuruyor.
Gökyüzü karanlık balıklarla dolu bir ağ.
Buraya geliyor çarpmaya bütün rüzgarlar, buraya, hepsi.
Soyunuyor yağmur.

Pablo Neruda

Gönül ufkunda yağmur bulutları

Rıza Polat Akkoyunlu

diyelim yağmur yağıyordu
nicedir ilk
o yağmurca sevdim

Serdar Ünver

Yaslıca yüzü
Düşlerime giriyor
Gece yağmurları gibi.

Rabindranath Tagore

Nasıl da kararıyor bulut yağmurun tonları da koyulaşmakta çok azı yağıyor

Ingeborg Bachmann

Bir fasulye çimleniyordu
Çiseledikçe yağmur.

Can Yücel

Biraz yağmur yağdı bana
Biraz ben yağmura…

Ceyhun Yılmaz

Yağacağını düşündüğüm ince yağmurlar başlayacak ve ıslatacak, gece ve gündüz, usulca.
Unuttuğum sözcükleri anımsayacak mıyım?
Bilmiyorum.

Ali Püsküllüoğlu

Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa…

Can Yücel

Eteklerin şehla ama sen derinsin sevgilim son yağmurda kuşlarını hızlandır.

Veysel Çolak

Güz erken geldi,sen gelmedin gelecektin,ben sigarayı bırakacaktım nikotin bantları yerine yağmuru akıtacaktım damarlarıma

Refik Durbaş

Yağmur altındaki bir trenden daha hüzünlü başka bir şey bulunur mu ki dünyada?

Pablo Neruda

Denize yağan yağmur uzakta: sen ne kadar yakınsın?

Matsuo Basho

Bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı
Hisseden kimse hakikat sanıyor hulyâyı.

Yahya Kemal

bir bir dağıldı gözpınarlarımda sevda yağmurları İstanbul’un

Hüseyin Avni Cinizoğlu

İşte karın karına vermiş motorlardaki balıkların üstlerine yağmur yağıyor
Bir defa olsun akıllarına gelmemiştir
 Gözleri pırıl pırıl balıkların
 Bir İstanbul göğü altında ağlamak

İlhan Berk

hüzün hüzün üstüne yağmur yağmur üstüne şemsiyemde yok

Nuri Can

istanbul yağmur yağmur sevdiğim
kah ince ince kah bardaktan boşanırcasına
hele bir yağmur yağmaya görsün
ölürcesine yaşanır bu şehirde sevdiğim
ve yaşanırcasına ölünür

Ümit Yaşar Oğuzcan

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

Yavuz Bülent Bakiler

Ve böylece,
Sen yağmura,
Yağmur benim gözlerime hasret
Yaşardık…

Esra Güzelipek

sanırım biri ezdi kalbimizi ve biz hissetmedik
bir bulut yağmur damlası hafifliğinde taşıdı bizi
sanırım kırdık onun da belini ve biz hissetmedik

Zafer Şenocak

Sonuç daha bir güzel olacaktır.
Yağmur bulutları ile kaplı gökyüzündeki bir aralıktan
Gelen güneş ışığı, kasvetli tepelerin üzerinden
Ansızın süzüldüğünde…

Heidegger

Yağmurlara bıraktığın kahırlar,
Bir gece kabrine yağar mı dersin?

Nazir Akalın

Yağmur selleri
Onlar bile yatağını değiştirmiş
Aynı sokaktan geçmiyor

M. Hanifi İspirli

Düşen yaprakları dağıttı akşam yağmuru.

Yu Hsuan Chi

Ayışığında dolaşmak değildir aşk.
 Yağmuru da var bunun karı da var,
Birlikte yaşanacak koca bir hayat.

Stepan Çipaçov

Bu gece yağmur yağacak ona dur deme sakın
Su yaramazdır, toprağın yorgunluğundan ne anlayacak

küçük iskender

Yağmur çiseliyor sözcüklere camlardan
Bütün çiçekler yağmurun altında

Ahmet Ada

Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.

Şükrü Erbaş

Ve çiçekler arasındaki erik ağacı
Güneşe ve yağmura dikmiş gözünü –
-Güneş ki olduracak meyvasını
Yağmur ki besleyecek meyvasını
Meyva ki sürdürecek erik ağacını
Ağaç ki çiçekler arasında
O ben’im işte

Zareh Yaldızcıyan (Zahrad)

kızdı mıydı haklıydı yağmurlar kadar merhameti engindi dolu başaklar kadar

Edward Estlin Cummings

kimsenin yok, yağmurun bile, böyle küçük elleri

Edward Estlin Cummings

şu yağmurlu güz dünyadaki son güzü mü
bir daha yiyecek mi yediği şu üzümü

Attila İlhan

sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek
artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle…

Ataol Behramoğlu

Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi
Yağmurdan ve yalnızlıktan ürkek

Ataol Behramoğlu

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar

Can Yücel

Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,

Ahmet Muhip Dıranas

En çok güz ayları ve yağmur yağınca
Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
Uzanıp alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Behçet Necatigil

konuşursak akşam olur ve yine yağmur yağar
gidersek gülüşler azalır buralarda

Ahmet Telli

Ve yağmur sesini
İnan çok özledim

Nizar Kabbani

Senin gözlerin için
Yağdırırdım yağmuru…

Nizar Kabbani

bir buluttan ağdın yağmurdun nehirlere katıldın -yolculuk hangi ummana- soramadım

abdurrahman adıyan

çoğalınca ağıtlar,
işte o zaman, yerden göğe doğru
esmeye başlar rüzgarlar,
yerden göğe doğru çakmaya şimşekler,
yerden göğe doğru yağmaya,
yeri de, göğü de değiştiren
ve değişimden, dönüşümden daha büyük,
daha kahhâr,
daha âdil yağmurlar…

28 Aralık 2012
Cahit Koytak

Yağmur damlaları gözlerinin göllerinde derin ve sessiz mercan kayaları

Neşe Yaşın

Ilık yağmur yalnızca saçlarımı yağlandırıyor, söndürmüyor hiçbir şeyi.
Ağaçlar gibi alev alıyor damarlarım.

Sylvia Plath

seni hatırlayınca kendimi unutup
kızgın bir kaya gibi yağmurun altında
için için eririm

Adnan Satıcı

boşandı taptaze üçler halinde bir yağmur
kim bilir, bu saatte, onu anlıyorum belki de unutmuştur.

Edip Cansever

Sanırım ki bizim yürek yarıklarını,
Yeni yağmurlar değil
Ölüm kapatacak artık

Hüsrev Hatemi

susuyorum
ve yağmur aksanıyla konuşan bir aynadan kopup geldiğimi
kurda kuşa söylemeye dilim varmıyor

Fatih Yavuz Çiçek

Geçiyor eşiklerden yağmur kokulu saçlarıyla iki sevgili

Özcan Ünlü

Ölüp ölüp dirildim usta, yağmurla yıkadılar cesedimi

Özcan Ünlü

Öldüğüm gün
Hava yağmurlu olsun istiyorum
Cenezeme gelenlerin hepsi ıslanmalı

Erdoğan Tanaltay

Rüzgar esecek ve yağmur yağacaktır.
Zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur !

Neyzen Tevfik

Sarılır uyur incecik bir yağmura gecenin üstünü örttüğü sokak,
gelir, usul kanatlarıyla küçük beyaz bir peri,
fısıldar ilk dizeyi.

Oya Uysal

salyangoz yalıyordu
gecenin yağmur şölenini.

Dilek Değerli

tanıdık biri gibi davranıyorsunuz yağmurlara

Yasin Erol

Habersiz bir yağmur gibi
Her gün yağıyorsun içime

Yasin Erol

yağmur damlalarına alışık olmayan
tam bir çiçekti
adı şakayık

Yasin Erol

Nasıl bir selama mutlu oluyorsam
Sensizliğimde bir yağmur damlası bazen kahrediyor beni

Ceyhun Yılmaz

Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
Adam bulut gibiydi, hatırladı

Cemal Süreya

yağmurun sesini,
buğday gövdesinin ağırılığını,
yasemenlerin bağışlayıcı ruhunu?

Nizar Kabbani

Susadım kuş cıvıltılarına
Meltemin fısıltısına ve yağmurun sesine!

Ebu’l Kâsım Eş-Şâbbî

yağmur herkese yağar
 ama çok az insan tutar yağmurun ellerini

Murathan Mungan

üzülme kuşlar bir gün dönecek,
sen de bana döneceksin,
sırt çantanda yağmurlar.

Koray Feyiz

Leyl-i ruzem filizlenir yağmurda
Ruhumdan akan hatıraların yağmurunda;

Muhyiddin Şekur

yüzümün üstünde bulutun duruyordu
yıldırım saklıyordu içinde
birikmişti damla damla yağmurun
sevdim yazlarının fesleğen kokusunu

Arife Kalender

Giyinir akşamları düşerim yollara
Bir yağmur bir ben olurum

Arif Ay

Sararıyor yanaklarım işte yüzüme düşen yağmurdan

Bülent Parlak

kendimi çok ölü hissediyorum bugünlerde
bir güneş düşüyor bir yağmur damlıyor

Eren Safi

uzak beni çeperlerimden dışarı zerk edebilecek bir yağmur sesinden bile!
halbuki ayın kendini gizlediği bulutlardan rahmet boşansa bir
boşansa göğsümü kilitleyen bu kalın zincirlerden halkalar…

Alper Gencer

Yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla

Şükrü Erbaş

Yağmuru alınmış bir güz bulutu
Al, rüzgarının mavi kanatlarına
Beni ülkene götür çocuğum.

Şükrü Erbaş

Eylül yağmurları başladı sular damlıyor yalnızlığımdan

Şükrü Erbaş

Anmamak olmaz yazılmış güzel şiirleri,
Bağışlayan edebiyatı,
Dorukları okyanus yapan yağmuru.

Ülkü Tamer

Bir damla su bile birikip aktığında
Akıp gider de denizde dalga olur
Gökyüzüne çıkıp da bulut olur
Tekrar toprağa iner yağmur olur

Gim So-Vol

Sevgilim dinle, yağmur olup
Şu bulut sana yağarsa
Düşün gece gözyaşımı

Gim So-Vol

yağmurlarla inseydin içime

Kadriye Yılmaz

içimin ırmakları kurudu bütün yapraklar soluk
hüzün kokuyor çiçeğim
hangi yağmurları müjdelersen müjdele
yeşermez bir daha yangının düştüğü yer
aşk da küstü
kim dinler kalbimin kırık sesini artık

Nuri Can

Eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini
Deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar birikir

Attila İlhan

kedi gözleri… korku… dolanır yanımsıra
bütün gün yağmur yağar barakalara

Lale Müldür

82f1f-yagmurdac4b1slanansairler Yağmura Kaçan Şairler

Şiirdir Baba

Bir şey değişmemiş, sanki daha dün.
Dışarda sükûnu yaz akşamının,
Bahçemiz sulanmış, ıslak her çiçek.
Kapı çalınacak, babam gelecek…

Ziya Osman Saba

çünkü düşünen çocuktur baba

Yasin Erol

Babam; terleyen alnını sildiğim dua gibi bir adam!

Engin Turgut

Babalar ıssız ağlar
Ansızın devrilen koca çınarlar.

Süleyman Çelik
buyurun kibar hanımlar beyler…
Babanız sizi sevdi de ne oldu?

Perihan Mağden

Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.
Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız,
Takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz,
Korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.

Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık.
Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen,
Sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık…
Büyüyorsunuz o zaman işte.

Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur…

Orhan Seyfi Aras

bir kızın babası olmak yoğun bakımın camında bir
hıçkırık biriktirmektir çünkü
adak kurbanı, yaşlanmak, pazarlık, namaz, boş
bakış, bir düş incecik

İsmail Kılıçarslan

ve biri gözyaşlarına boğulsa, derdi ne olursa
babamın parmakları dinginliği sunardı ona:
çıt çıkarmaktan korkardı ses bile boşu boşuna
çünkü dağların büyümesini seziyordu babam.

Edward Estlin Cummings

Sesinin yankısı var hâlâ kulaklarımda
Sevdiği sözler kıvranıyor dudaklarımda
Hasret yakacak yurdumu yıllar yılı artık
Emanetini bir gül gibi kabrine bıraktık

Nurullah Genç

Uzaktaki teyzene gidemezsin ya
Bakarsın teyzen gelir sana
Sevdiğin oyuncağı alamazsın ya
Ne de üzülürsün
Bakarsın hediye gelir sana

Ya babam

Betül Zarifoğlu

Anam, küfür yetiştiremedi dünyanın hallerine
Benden bu kadar deyip dün gece çekip gitti
Belki sorgucularına kazık çakıyordur şimdi de.
Babamsa karıncayla kelebekten
İncelik ilmi dersinde hâlâ.

Mahmut Temizyürek

Bu şiirleri toprağa gömeceğim
Sözcükleri tohum olacak
Çiçekler fışkıracak topraktan
Sevgilerin dal olacak baba
Uzanacaksın uzaktaki bir ışığı yakalamak için
Işık köklerine dolacak bir gün
Yorgunluğun o çiçekleri sulayan
Koca bir nehir olacak
Baba, acıların sürgün…

Ahmet Erhan

Anama iyi bak baba
Onun gözlerinde sana adanmış koskocaman bir ömür göreceksin !!!!

Ersin Hoşgenç

İşte bir minder daha koydum yanıma
Henüz sıcak
Sanki yeni kalkmışsın üstünden
Terliklerin şuracıkta, getireyim
Çayı da ocağa koyarım istersen.

Ahmet Erhan

artık babam sümbül kokan toprakmış

“ rabbim babamı başa sar..
ve biraz da öyle dondur”

Hasan Tan (Pejmurde Dilim)

Baba, senin aldığın bu pantolonum bir gün yırtılır,
Bu ceketin rengi solar,
Bu ayakkabı delinir, biliyorum..
Sonrası ne olur baba?…
Bir daha gözlerim hiçbir zaman böyle bakmaz
Hiçbir zaman büyüyemem ben sensiz
Baba, bu film başlamadan bitmiştir, bunu unutma..
Baba…Ne olur gitme!….
Baba…Beni unutma…….

Ali Kınık

Baba, lütfen affet
Beni anlamaya çalış,
Baba,bilmiyor musun,başka çarem yoktu.
Gece seslerle dolu olsa bile..?
Dua ederken beni görüyor musun
Her söylediğim şeyi işitiyor musun?

Yıldızlar eskisi gibi parlamıyor
Baba,seni ne kadar seviyorum..
Baba, sana ne kadar ihtiyacım var
Baba, seni ne kadar özlüyorum
Öp beni babacığım, iyi geceler de.

Barbra Streisand

İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp
Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun
Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş

Ece Ayhan

Gurbet habersizce çıktı karşıma
babamın sert bakışlarıyla
ergenliğimin hayallerini
şehirler arası otobüslerin
camlarının buğusuna kurban ettim

Lou Salome

gözler var aramızda
hasan’ın gözleri
selahattin’in gözleri
ece’nin gözleri
seyhan’la konuştuk da
ece gibi bakmış sona doğru
onun babası da
‘beni bırakma’ der gibi
çocukluğuna baktı babam da

Haydar Ergülen

ey, yüzleri
bir babakuş gölgesine
çakılmış olanlar,
üzgün adım, ileri marş!

Nilgün Marmara

Ana baba çocuğu doğduğu zaman, âdet,
Akıllı olsun ister.
Oysa akıllı olduğum için değil mi,
Başıma gelen bunca belâ?
Ondan işte şimdi bütün dileğim,
Budalanın biri olsun çocuğum.
Ömrü boyu rahat eder, en azından
Müdür olur, nâzır olur.

Su Tung Po

Bir gül düşün, gönülsüz açan
Olan her şeyi solduran zaman;
Çocuklardan önce yatan babalar
Gelmiş ve kalmış o yorgunluklar…

İbrahim Tenekeci

ailem dedim o sararmış resimden baktım geçmişe
ikiniz yan yanasınız, kucağınızda kırılgan çocukluğum
babam genç bir gülüşle süslemiş yüzünü
sen, ciddi duruşla bezgin bakış arasında med cezir
bölünen evlilik, çatlayan evren, sızan sır

Aslı Durak

Bu çocuk bu hüzünle büyümez fazla
Evlerinin arkasında gölgesiyle konuşurken yakalanıyor babasına

Ali Asker Barut

elbet aklımı alacak bir öpücüğü daha vardır
babamın

Yasin Erol

görsün diye
önünden geçtim babamın
yolu sordum, bahane işte
çok eski bir resmine bakar gibi baktı bana
dudağında ağlamayı andıran bir gülümseme

Nuri Demirci

Dedemin ölüm haberini, bir an durakladıktan sonra,
babam vermişti telefonda. Babamınkini dayım.

Roni Margulies

Babamın öldüğü yaştayım artık

Refik Durbaş

Terzi olsa da babam
sökük dikmesini beceremem
beni yalnızca sen anlarsın
iğnenin deliğinden geçsin
diye ipliklerin
bir anlık ıslatıldığı dudaklara
takılıp kalan annem

Sunay Akın

Genç cesedin ölüm gölünün başında
Diz çökmüş olan baba
Hınç ayırdı
Hayret ve üzgünlük şerbeti
Ve abes ayırdı
Çok yıl sonraki tanrı tanımaz savaşlara
Ve yenilip ve yenip dönerken ordu
Neyi algılarsa çiftleşip çoğalmaktan

Babanın yüreği ordu yüreği
/ Zırhını kırdı /
Narası göğe vurdu
Daha gür bir ses duyuldu
Belki bir melek gülümsedi
Çünkü sıyrıldı gergefi dizinden
Belki ayağının dibine vuran sesten

Cahit Zarifoğlu

kokusu babamın
kokusu nasıl desem
masal göğü
düş kırığı
hiç bitmeyen inşaat
taksiti tükenmeden kırılan pikap
kokusu şimdi şu an
şurasında burnumun
kokusu kar kıyamet
kıyısında ağustosun

Hamdi Özyurt

babamı vuranı bile affettim
nolur taşa değmesin
ayağı oğlakların
martılar ah martılar
kırılmadan kanatları
çıkabilse fırtınadan

Hamdi Özyurt

Babamı hatırlıyorum
Babamın ölümünü
Kırbacıyla birlikte bir çam ağacına gömülü
Annemse odasında babamın
Hasta yatağında
Kımıldamadan yatıyor
Pencerede sapsarı bir limon görüntüsü

Edip Cansever

bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra

Turgut Uyar

Neden her çocuğun ille de bir babası vardır

Oğlum, zaman ağır, gün ağır, gece acıya aşinadır.

Ahmet Erhan

Çocuklarda bir telaş
Her akşam kapılarda
-Bize ne getirdin baba?
Bu da bir acıdır.

Şükrü Erbaş

İyi bak, ben de bir babayım, üç kız babası hem de
sen geldin ya duygularımın toplamı 3+1
:ne gereği var ki şimdi sizi geçmişime götürmenin
kim bilir kaç kez eridi içimde aşkın kum saati
merak mı ettiniz! 

Hüseyin Alemdar

annemin içine hüngür hüngür ağlayınca babam
alnında oğul terleri birikince
dünyaya bakma vaktim gelmiş


Seyyidhan Kömürcü

Babam başucuma duayı koyardı.

Erdem Arslan

bazı sevdalarda hafızasını kaybeder ya insan
telaşlanır, ağlar
babasını sorar çevresindekilere
öldüğünü bildiği halde


küçük iskender

Seninle büyüyecek bil ki
Uzaktaki şu baba
Ahmet Erhan

Ve ölüm hayatı kuşatalı beri
İki şey yan yana gelişiyor evlerde
Babalar bıçak biliyor
Analar yaslı

İsmail Uyaroğlu

tiril tiril teriyle açılır mıydı özleyen babaların gözleri

Faris Kuseyri

kurudu kuyu, babamın gözyaşları doldurmaya yetmedi

İbrahim Halil Baran

Nereye gitti
çocuğu olduğu zaman utanan babalar?

Süreyya Berfe

Çocukluğum olmadı benim Gençliğim olmadı. Babam karanlık bir adamdı Korkularla besledi bizi Annem zayıf mı zayıf Sevgisini göstermeye korkardı.

Şükrü Erbaş

Babası daha ölmemiş Oktay’ın,

Melih Cevdet Anday

Ona göre baştan beri iflâh olmaz biriydim
Babam korkuydu bana,
annem yürek serinliği

Abdülkadir Budak

Annemiz
Siyah kadife elbisesini okşadığında
Saçlarını düşürerek bakışlarına
Babamızı hatırlardı:

Beyaz bir dağda olduğunu söylüyordu onun
Beyaz ve her bahar küçülen bir dağda

Bejan Matur

Şimdi bu erken sabah saatinde
Acıtıyor kalbimi özlemle
O sabah vaktin görüntüleri
Babamın güzel, ağır başlı yüzü
Annemin azıcık hüzünlü
Ve hep azıcık telaşlı gölgesi

Ataol Behramoğlu

Dallarda ilkyazı muştulayan o göksel koku
Balkır babamın yüzü gibi
Güneş karşı tepelerde

A. Kadir Paksoy

“babam nasıl?..O’na sarılmayı çok özledim” dedi..

Galip Sevindir

Baba yaşamadaydı geçmiş zamanı
Bir pencere açık dururdu düşüncesinde
Bir kadın eşsiz elbiselerinin içinde
Ne uzun zaman sevmişti onu

Sabahattin Kudret Aksal

Dağa çizilmiş resimdir
Bir çocuğun babası olmak
Yakından balınca anlaşılmaz
Uzaktan belli eder kendini.

Salih Bolat

Ve babamın yüzünü taşıdım yüzümde
Saçlarından saçıma düştü aklar
Eski bir oğul gibi baktı bana
Boğazından boğazıma bir
Bir…
Düğüm aktı
Bir düğüm aramızdaki yıllardan

Süleyman Unutmaz

Kendime baktım da şöyle bir babamım
Kendime baktım da şöyle bir babayım.

Celal Fedai

Neden gitmeyeyim ki?
Baba korkusu yok, usta korkusu yok

Şükrü Erbaş

(Dargındım babama
söylemek zor

annemin kefeni solmamıştı)

babam da bana dargındı

Sennur Sezer

ve bunlardan payına düşeni söyle.
ne kadarı kaldı babandan,
sen ne ekledin üstüne,

Metin Altıok

Babanızı sevin diye öldürdüm babamı

Şükrü Erbaş

Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;

Necip Fazıl

bir evde anne çay, baba ekmektir
ne kadar demlenir ve ne kadar pişersin sana kalmış
bir an evvel görün, kaderin gözü üzerimizdedir

Yağız Gönüler

Babam
Çıkarılmış bir adam bütün fotoğraflardan

Didem Madak

benim için
“benimle oynayan baba” diyebiliyor

Muhammed Palewi

ütüldüğüm sokakta babam vuruluyor!
bu bendeki son düş onu vurma!

Gazze Avazı

baba evine döndüm misal beni düşünme

Selma Özeşer

baba olamayacağım örneğin
toprak olmak ne garip şey anne

Nevzat Çelik

Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.

Cezmi Ersöz

Düşünüyorum… Bu mevsimde baban,
Her akşam bir yerine iki içerdi.
Miyoplaşınca gözleri “Şair, iç be oğlum
bahar dişidir doğurur” derdi.

Rıza Polat Akkoyunlu

Senin bu şehirden gidişini izlemek,
Bir babanın; sırtını sıvazlayarak oğlunu askere göndermesi gibi.

Yağız Gönüler

Karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor,
Yanımda ölü arkadaşlarım.
Artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım.
Buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın,
Hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.
Işığım azalıyor, hoşçakalın..

Şerif Erginbay

Öğlene doğru ninem döndü,
Daha da kocalmış,
Babamla annem döndü,
Gözleri hâlâ nemli.

Suat Engüllü

şimdi eminim, içindeki korkunun annesi sensin
ben babası değilim, dönmeyeceksin

Jan Ender Can

babası erken ölen her çocuk gibi
dinsel şeyleri düşünmeyi
benden daha çocuk olanlara bıraktım

Jan Ender Can

Babam gelirdi ve akşam olurdu.

Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım.
Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam.

Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya.

Babam en çok kışa yakışırdı.

Babam neden yalnızca içince güzeldi.

Babam on altı yıldır ölüme saçmalığını anlatıyor…

Şükrü Erbaş

babalar, içlerine cehennem kadar büyük,
cehennem gibi harlı ve uğultulu bir öfkeyi
gömmeye çalışırken
ağlamamak için yumruklarını dişliyor,
yüzlerini bizden saklıyorlarsa hâlâ,

“Uludere, Uludere, Uludere!” deyince,

Cahit Koytak

Odalar sığılmaz olur artık
Baba, elma ağacını kökünden keser

Dilek Kartal

babamın, ak saçlı babamın açtığı yara
bir tarla konusu
oy bre dolduran doldurana boşluğu
babamın akıttığı kan
bilmem ki neresiydi, neresidir vahalam
babamı tanıyorum: çorabı, tütünü, acılarıyla o adam
eksiği yok küfürden başka
onu buğdaylar öldürecek, sapsarı öldürecekler onu


Edip Cansever

Mavi kareli gömleğiyle hatırladıkça babamı
Kırpıp kırpıp fotoğrafları, döküyorum başımdan aşağı
Sanırım ben assolist oldum maviş anne
Şimdi mutluyum
Geçmişini mi yok ettin kızım diye soran
Bir babadan kurtuluşumu kutluyorum
Babama söyle, o gelmesin maviş anne

Didem Madak

uzun bir hayatın yorduğu baba
sessizlikle dinlendiriyor gözlerini

ve şubat ömrünü yarılamışken
kar kokusu eşliğinde işaret bekliyor
kervan

her şey dönerken aslına
fatiha af dilemedir baba adına.


M. Aşır Karabacak

“Babam neden kapattı dükkânını?”
Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına”
diye düşündü
16 yaşında.

Nazım Hikmet

pardon bayım; sizin adınız neydi?
ben size yanlışlıkla baba dedim

tüm noktaların (….) bir tek anlamı var şimdi; baba !

Dilek Akın

Ben hep bir baba aradım; bana anne olabilecek…
Bütün fahişeler annem olmak isterken
ve bütün fahişelerin babam içindeyken…

Dilek Akın

babaların hüznüdür şemsiye
yüzünde değişen manzara
tedirginliğini ele verir

Metin Celâl

Bir eli alnında
benim gibi.
Ama
biraz daha mı hüzünlü?
Otururken de
Biraz daha mı çıkarıyor
kamburunu?

Biraz daha mı benziyor
babama?

Bir eli alnında
benim gibi.
Ama
biraz daha mı hüzünlü?
Otururken de
Biraz daha mı çıkarıyor
kamburunu?

Biraz daha mı benziyor
babama?
babam öldü
koptu çalar saatlerin
gergin yayı

Mustafa Ruhi Şirin

Babam öldüğünde el kadardım ben, beni herkesten kıskanır gibi sarıl


Ali Emre

babam her gece ölüyor şimdilerde
annem nihavent bir çığlık oluyor

Kadriye Yılmaz

bazı şeyler… bir gün kendiliğinden silinir gider
yok olur gibi değil, babamın elinden sımsıkı tuttuğum günler,
-oğlum, hayatı karanlık sularda sanma;
taşların soğuk yüzünü oyna!
orda mısın baba?

Mustafa Erdem Özler

babam elin eskilerini giyerdi. ben bu yüzden ezik
olurum bayram sabahlarında. yani bir sömürgede
doğan kırılgan olur. çünkü insan öldüğü yaşta..

Selim Temo

Susku
beklenmesidir bir babanın akşama


Bülent Parlak

tunçtan bir yalnızlık kalesi babam
gözleri çakır.

Tuğrul Asi Balkar

babam, şarkılarla karışık
savaşlarını anlatırdı
karıncalarla hamamböceklerinin.

Mehmet Müfit

babamı affettiğim gün, sevdalarımı da affedeceğim 

Pelin Onay

aşkı
ölen bir baba özlemi kadar…

Muharrem Özcan

ben nasıl öldürürüm şimdi babamı
tek bıçak darbesiyle?

Altay Öktem

beş yıldızlı otel yapmışlar
sırtımda annemin hırkasıyla
babamın kucağında uyuyakaldığım
yazlık sinemanın yerine

Sunay Akın

keşke yaşasaydınız öğretmenim
sorardım; hangi babanın pazusu
oğlunun tabutunu taşımaya yeter, diye

babam ne zaman gelecek diyen çocuk
bavê mın çı waxt weri diyen çocuk ya da
avutulur mu öğretmenim
nece

Dilek Kartal

Bazen babamla gideriz, çok uzağa değil şuralara
Babamın gençliğine gideriz, benim gençliğime
Birer sigara yakar, vay anasını deriz.
Babamın sol yumruğu vardır oralarda,
Benim solaklığım, kalemi sol elimde tutmam
Ellerine bakarım babamın, sol yumruğuna,
Eğilip öperim sağ sol fark etmez,
Babamın elidir sonuçta.
Babam, devrime inanırdı eskiden, ben Allaha daima
Babam eskide polisten korkardı; ben Allahtan daima

Dilek Kartal

Babalar ölümü dengede tutar
Seçerek en sağlam vakti arabasına.

Erdem Beyazit

insan nasıl alışır içindeki cam kırıklarına
baba?

Çiğdem Sezer

Bak, dünya serçe şarkıları ezberliyor, bir bak
Yetim bir çocuğun babasız geçirdiği ilk günden başlıyor sanki

Mustafa Akar

üzgün annelerin zalim babalarına bir kemik buluyoruz bıçakları dayamak için

İsmail Kılıçarslan

Gidişini sorsam, zamansız bir yaprak dökülür takvimlerden
Gel diyemem, yüzlerce mum birden söner kalır içimde.

Cihan Oğuz

toprağın burnumda tüttüğü bir kış günü
bir cümle eklemişsin babamın mektubuna
sade ve kırık
karların eridiği zaman çözdüm düğümü

Mustafa İslamoğlu

Bir babamız vardı katı yürekli,
Ektiğini biçemeden
Gürledi gitti.

Metin Eloğlu

annemin gözleri acınacak bir ağaçmış
babamın teni durulmaz bir rüzgar

Sinan Oruçoğlu

Önemli babalar / eve gelmez
Çünkü cennete götürmek isterler herkesi

Hayriye Ünal

Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama

Ayla Aydemir

zaman korkunçtur, bir babanın sarsıla sarsıla ağladığı.

Enis Akın

çocuğu babasına baktıran bir pencere
babasını getiren sürgülü bir kapı var mı
babasını kucaklayan, ertesi günü olan?

Mehmet Efe

çünkü şiir babamdı ve amin derken bile
kulu olmamı istedi kendimin.

Ayşe Sevim

Erkek yazgımızın hüzünlerini
Paylaştığım babamın elleridir

Ataol Behramoğlu

Babam karanlık bir adamdı
Korkularla besledi biz

Şükrü Erbaş

Babam lambanın ışığında okurdu
Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık

Sezai Karakoç

Annem vardı, babam vardı.
Bahçemizde, ılık, uzayan günlerdi yaz,
Bir beyaz âlemdi kış.

Ziya Osman Saba

çocuğun bakışında çelişkidir büyüyen
ağlamak bir soru olur sevginin yarım payında
-ah baba
niye baba

ve bir gün babalar ölür

tanrı bir ürpertidir çocuğun yüreğinde
her tanrı biraz baba gibidir

Arkadaş Z. Özger

Her dokunuş bir baba öpücüğü
Görünmez; sınırları aşardık

Merih Akoğul

oğul bir babadan değil baba bir oğuldan bilinir
ve çok bilinir ve kahırla söylenir ki babalar bir soğan erkeği çok kere

Celâl Fedai

Çok az şey biriktirmişim yaşamımda ;
hiçbir andaç yok babamdan,
verdiği mineli çakmağı
unutmuşum bir Amerikan Bar’da ;
ah umursamaz gençlik!
Sımsıkı tutsaydım şimdi
avucum ısınır mıydı acaba ?

Ahmet Oktay

‘Zaman en iyi ilaç’ derdi babam.
Toparlanmaya çalışıyorum.

Erhan Güleryüz

Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş

Gülten Akın

ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam…

Yılmaz Erdoğan

her şey masallar kadar yakınken gerçeğe
sabahları umuda yoran babalar
akşamları yarı bunak ve kambur
yokuşu sırtlanıp da gelirler eve

Portatif Zenci


oysa hem ittim hem itildim kuyuya
her ihtimal dönüştüm babamı kör bırakan bir evlada

Alper Gencer

her çocuk cümlesinin gizli öznesi baba

Sıddık Ertaş

İspinoz beslerdi babam
Ahşap kafesinde yalnızlığın
İçinde beslerdi
Gidebilme isteğini

Derya Önder

içerde bu garip bu yalnız babam
bir geyik postunda kıyama durmuş

çözülse babaların kaşlarındaki bulut.

Şükrü Erbaş

Ben anneme benzerim
Babama da tabii.

Bejan Matur

zamansız özledikçe seni, gönlüme nakış,
sana yasin; ve yetim çocuklar için
ve nunu sakin kasesinde yepyeni umutlar biriktirdim
çöl yetimi bir sevdasın sen şu bükük boynumda büyüttüğüm
hiç duymayacağını bilebile şiirler söylüyorum sana
yetim ellerimle okşarken toprağını gurbet ellerin

Hasan Tan (Pejmurde Dilim)


Babalar ölür
Dolaşır eli ölümün
Saçlarında anaların oğulların

Erdem Beyazit

Yollar kapanmış
Dönmemiş eve baba

Mustafa Özçelik

Bir babanın serzenişi nasılsa öyle

Cahit Külebi

Merhameti engindi dolu başaklar kadar…

Üzüncü gerçekti yediği nimet kadar…

Bizi kendimize sala yaza göçtü babam,
şarkılar söyleyerek dalından düşen her taze yaprak aşkına…

Ve hiçbir şey o denli az değil gerçek kadar…

E. E.Cummings

tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.

Ceyhun Yılmaz

bir baba’nın, bir anne’nin gözyaşlarına
bir çocuğun avuçlarına gömün beni

Nuri Can

içimde gencecik bir keder var
babamı düşündükçe oğlum geliyor aklıma
diyorum şimdi Fatih de beni anar
ama alışamadım işte benim de bir baba olduğuma

Sıtkı Caney

durdum binlerce sene kendime ki ağlarım
anam babam diyorum her an ölebilirler

Alper Gencer

Babam Kırlangıçların iki göç dönüşünün arkasında,
iki kar düşüşünün arkasında
Babam iki balkonda yatışın arkasında,
Babam zamanların arkasında ölüdür.
Gökyüzü maviydi babam öldüğünde,
Annem habersizce uykudan fırladı, kız kardeşim ansızın güzelleşiverdi
Öldüğünde babam, bütün bekçiler şairdiler.

Sohrab Sepehri

Babasına masal anlattıran bir genç kıza

Süreyya Berfe

-babam, doğum günümde ölmüştü benim-

ibret-i âlem için göreceksiniz
beni doğum günümde vuracaklar

Bünyamin Durali

ezber ettiğim hatıralar olmalı çıkınımda
babamdan kalan şapkadaki terin kokusu

Bünyamin Durali

“her şey alnımıza yazılı” der din baba
“her şey olacağına varır” der bilim baba

Metin Üstündağ

ablam
babamın ilk acısı

Sıtkı Caney

Akşamı göğüsleyemez o yalnız
İncinir evlerin gölgelerinde
Evine boş dönen baba

Şükrü Erbaş

İyi yürekli babacığım
Bunları çok severdi…

Fatos Arapi

Gözümden bir damla yaş düşüyor yastığa
Korkuyla izliyor oğlum ve
“Ama baba diyor, bu gözyaşı, şiir değil!”

Nizar Kabbani

Yarin yüzünü ve baba ocağını
Ebeddiyen görmeyeceğim bir daha.

Sergey Yesenin


bir babanın kızım tadında kokan,
iyi geceler öpücüğü düşüyor fotoğraflardan


Pelin Onay

babam;
hayatımın en anlamsız ve en izdüşümsüz
çığlık çığlığa çıldırtan suskunluğudur

Hasan Tan (Pejmurde Dilim)

İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı 


İsmet Özel

Babam Diyor:
“Geçti benden!
Benden geçti!
Eledim unumu,
Astım eleği.”
Ve odasında sabahtan akşama dek
Ya Şâhnâme okuyor
Ya Nâsihüttevârih.
“Lanet olsun balığına da kuşuna da!
Ben öldükten sonra
ne fark eder
ha bahçe olmuş
ha olmamış!
Yeter emekli maaşım bana!”

Furuğ Ferruhzad

İşte şimdi babanı düşün Azize
Bu dünyadan göçende bile aklı sende kalan babanı

Kadir Bal

Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.

Kimi zaman asarlar kendilerini tütün dumanına
bir akşamın en ince yerinde
yorgun yorgun,
kimi zaman iç kanamalı bir şilep gibi
rakıya demirlerler yüreklerini;
kimi zaman dayanamayıp kusarlar
bizi hızla,
kimi zaman silerler görüntümüzü
kızları olmamış bir kızla
ve dönüp dolaşıp baba kelimesinde yaşarlar.
Bu kelime biricik evleridir onların
ve onların,
koşulsuz sevmek gibi
sonsuz bir mahkûmiyetleri vardır;
severler.

Babalar ki, bizim tamamladığımızdır;
döverlerse,
yalnızca kendilerini döverler.

Babalar ki, yalnızlığın en uzun tarihidir
içlerinden gelip geçtiğimiz.

Yalnızlık,
çocuk kılığında bir babadır
torunların büyüttüğü.

Ve
her terekede bir yalnızlık vardır
sulh hâkimlerinin göremediği.

Hasan Ali Toptaş

Babamın yüzü gözümün önüne geliyor. Anılarımda hep başımı kaldırıp onun yüzüne bakıyorum. Küçük elimi kavrayan elinin ne kadar büyük ve kuvvetli gördüğünü hatırlıyorum. Sanki sinirlerimin de kendi belleği varmış gibi göğsümün ta içinde hissettiğim bir başka anımda babama onu ne kadar sevdiğimi bir türlü söyleyemeyişim. Bu kadar açık ve dünyasal kelimelerle konuşma âdetinde değildik. Babamın sert fakat hassas profilinin her çizgisi gözümün önünde. Elli yıl. Her biri önemsiz bir sürü şeyle dolu. Asıl önemli olanlar belleğimden yıkılıp gitmiş. Zaman zaman babama acıdığımı hissederdim. Ona kendisini çok sevdiğimi söylemediğim için. Ama aslında kendime acıyordum. Benim söylemeye duyduğum ihtiyaç, onun işitmeye olan ihtiyacından fazlaydı.

Şibumi

herkesin yalnız klarnet çalarken duyduğu
kendinin öksüzü ıslak bir adam.
benzemem diye düşünürken
müsvedde oldum ona.

kavmim kadar ümmîydi babam
ya da herkes kadar sis.
dağılır bu kirli yarış diye düşünürken
yekûn oldum ona.

çünkü boşaltılmış köylere fısıltıyla bakan babam
katarlar boyunca gözyaşı şişelerini görmezdi
o, karın kapadığı rayları temizleyendi sadece
yorulunca klarnet çalan, boş vagonlara.
yürürüm diye düşünürken
sebep oldum ona.

babasız büyüyen babamın
oğulsuzluğuna dokunurdum.
ummam, diye düşünürken
sebep oldum ona.

babam kuytu konuşur ve susardı.
katrana bulanmış bir ağacın aleviydi o.
dönmem diye düşünürken
tavaf oldum ona.

çiğnedim babamın sancı sırtını
gittim raylarda unutulan hikâyelerin kahrına.
ben o dişi taşların oyuklarında duaydım artık.
alışır, alışır, diye düşünürken
merak oldum ona.

fermandır: babayla bozgun her çocuk
hoyrattır elbet aşklarına.
çünkü zamansız yolcuya susar kavşaklar.
dedim, dedim ve
revân oldum ona

çünkü kara örtüler atılırken üstüme
canıma kesilen paralar da hebâ.
hiç gitmedim kendimden uzağa, diye düşünürken
sıla oldum ona.

yaşlandıkça neden yalvaran kabirler
gibi bakardı babalar.
neden! diye düşünürken
medet oldum ona.

rüzgarda dalgalanan bir perde kadar
dokunaklıydı onca aleve susan babamın gözleri.
bakmam diye düşünürken
nişân oldum ona.

sararmış istasyonlara yanaşması gibiydi babam.
herkesin kulak kesildiği bir salâ oldu sonunda.
unuturum diye düşünürken
mürekkep oldum ona:

artık buruşuk bir çarşaf gibi dağılan
yüzüne bakınca duydum ancak:
anneler erken
ölümlerine yakın sevilir babalar.

Kemal Varol

af5eb-babasiirleri Şiirdir Baba