Özlemle dopdolu içim
Düştüm yâr yollarına
Bu gece ırmaktan esen
Buz gibi, buz şu rüzgâr da
Ve yağmur kuşları öten.
Renk aynı renk, koku aynı koku
Duygularımı ilk büyüledikleri gibi
Ne yazık ki yok artık yetiştirip-eden
Bu cânım ağaçlı yolu
Olaydı da sevindireydi gözlerimi.
Doğrusu ya evsahibinin
Kafası üzerine söz edemem pek
Ama onun o köhne evinde
Ben bildim bileli erik çiçekleri
Hep öyle tatlı… tatlı kokarlar.
Doğrusu ya köydeki eşim-dostum
Beni nasıl karşılarlar pek bilemem
Ama şu yaşlı eriğin çiçekleri
Gene geçmişteki gibi candan-gönülden
Kokuları ile karşıladılar beni.
Yaz geceleri ben daha
Yatsam mı yatmasam mı derken
Gugukçuğun
Tek bir nağmesiyle
Gün ağarıveriyor.
Dertli dertli öter balıkçıl
Bataklıktaki kamışlar arasında
Bir şey gelmiş de sanki
Aklına
Onu unutmak ister gibi.
Ki no TSURAYUKÎ
(883-946)












