Kategori: Türk Şiiri

Ateşten Künyeler

olan oldugökle açıldı aramve bütün sırrını söyledi dünya benimse bir denizden kanardı yaramyorulduğunda atlarımtitrediğinde yolculuklaryepyeni kapılar açardı rüya ağlar bakardım suyayazgım çarpıp durdukça beni hayatadualar uçururdu anamkendi çocukluğunu anlaşılmaz kılan bengökgürültüsü kadar haytauykularıma çelme takıpkarışırdım ay doğarken suya giden kızlaraakardım suya geçmedi oysa ömrüme çaldığım ateşten karaartık kuyulara kapanır insankapanır göğünde cennetten hülyavedalara vakti olmazokunmaz …

Devamını oku

memleket fotoğrafları / istanbul

iflah olmam, belki de bu derdile yanarım usul usulnere gitsem kaybolsam bulur beni istanbul arar ve bulur beni bebek’te kalan yanımtekkenin dervişleri, surdibinde sarhoşlarsokak sokak istanbul gezer yaralı canımsabah olmak üzere şimdi ezanlar başlar şimdi senin koynunda olmak vardı istanbulbeşiktaş’da çay simit beyazıt’da nargileve hayatı suyunda bulmak vardı istanbulaşka hoşgeldin demek şiire güle güle yine …

Devamını oku

Artık dua etmemesi insanın / Allah’ı öldürmesi değil mi?

Kendini öldürmesi insanınDüştüğü yerde kalması değil mi? Bana bir saat verdinGeçmişe akıyorSaat şakağımda dünyanın kalbini Kabe’den duyuyorumTik takCanımı dişime takıp secdeden kalkıyorumYüreğime çıkışıyorumYaşamak ölmek meselesi değilKumsalla çöl arasındaki bir deniz farklaYaşayacağımAkşam göğünden bir salkım yıldız koparıyorumSırtımı Kıble’ye dönüyorumArtık dua etmemesi insanınAllah’ı öldürmesi değil mi? İçindeki… Kaynak: sezininaltingunu.blogspot.com.tr/

Destan Önü

İşte zamanın karanlığı, gece gibi,Geçer bir gölge komadan.İşte Tanrı nefesli sahiller,İşte Bizans kopmuş Romadan.Sakalları uzamış keşişler sırtında,Bahar halinde bir yük:Sur örülmüş kıyılarda yokluğa taraf,Taşlarla, kıskançlıkla ağır ve büyük.           Eski İstanbul, ruh kadar eski,          İnsan daha fazla eskiyemez ki. Bir boşluk ki göller tadında uzun,Ya hiçe uzanmış …

Devamını oku

Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir

Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendirMiyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsınEğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir Veren bu sûret-i mevhûme revnak reng-i hüsnündürGülistân-ı hayâlim nevbâharım varsa sendendir Felekden zerre mikdâr olmadım devrinde rencideGer ey mihr-i münîr âh u zârım varsa sendendir Senin pervâne-i hicrânınam sen şem’-i vuslatsınBe-her şeb hâhiş-i bûs u …

Devamını oku

kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi

sana her geldiğimde ölüm hissiylekurumuş ve ağacından ayrılmışbir yaprak gibigeri veriyorsun hayata benisaçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun senağacın toprakta gördüğüsünseni ben ufalayamamsen ben dağıtamamben sana hiç kıyamamseni toprak çürütsünağacın toprakta gördüğüysembilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan

Nasihatler Kitabı Yunus Emre

Bismillahirrahmanirrahim Padişah’ın hikmeti gör neyledi;Ateş, su, toprak ve yele söyledi. Getirdi toprağı çekip besmele,Kendi de hazırdı orda heybetle. Toprakla sudan yaratıp bir cisim,Verdi bu cisme Âdem diye isim! Sonra rüzgâr gelip kuruttu onu,Âdem’in cismi ondandır, bil bunu! En son ateş gelerek ısıttı onu,Isınınca girdi bedene canı. “Can tene girsin!” diye ferman oldu,Padişah emri ona derman …

Devamını oku

Aklıma Düştüğünde

                                                          eşime, Sen aklıma düşünce ellerim tutuşuyor ellerimSen aklıma düşünce yetmişinde ihtiyarKüçük bir sokakla arkadaş, biraz daha yaşasa sanki kıyamet kopacakSen aklıma düşünce Parmak izlerinden tanınıyor; parkta …

Devamını oku

Çalab’ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde

Çalab’ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde;Bakıcak di’dar görünür, o şâr’ın kenâresinde. Nâgihan ol şâr’a vardım, anı ben yapılur gördüm;Ben dahi bile yapıldım, taş u toprak âresinde. Şâkirdleri taş yonarlar yonup üstada sunarlar;Allah’ın adın anarlar, ol taşın her pâresinde. Şehirden oklar atılır, gelir canlara batılır;Ârifler cânı satılır, o şâr’ın bâzâresinde. Şâr dediğikleri gönüldür, ne alşidir …

Devamını oku

İçerde

Pencere, en iyisi pencere;Geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;Dört duvarı göreceğine Orhan Veli