Kategori: Türk Şiiri

Soyunma Odası’nda,

çıplaktık ikimiz de…Benini gördüm. Sendeki beni.Sende beni gördün.Yıllar sonra, birbirimizi gördüğümüzde,birbirimizi gördük.Ben, sendeki beni hatırladım hep.Unutmadım.Gözlerin, gözlerimden gitmedi.Gözlerim, gözlerinden. Seyhan Erözçelik

Eyyûb’un Gözyaşları, Tesbih Olabilir mi?

Yağdım Allah!Yağdım Allah! Kandım Allah!Kandım Allah! Çektim Allah! Çektim Allah! Yandım Allah! Sen benimsin, ben senin, gördüm Allah!Gördüm Allah! Damladın, kördün, seni çektim Allah! Çektim Allah! Çektim Allah! Ağdım Allah!Ağladım Allah! Eyyûb’um, kaldım,sende kaldım. Kaldım Allah!Kaldım Allah! Seyhan Erözçelik

Yatılı = Şair

Kusa kusa, kusmamayı öğrendim. Seyhan Erözcelik

Gethsemâne

Gercekte nasıl düşündüğümü öğreniyorum. Adonay elehenu adonay ehad Lâ ilâhe illallah Süleyman ner’desin? Beni niye yalnız bıraktın? Kulağıma niye üfledin? Baba, yalnız kaldım… Beni bıraktıklarınla yalnız bıraktın. Hayâldin aklımda gezdin. Ben aklımda gezdim. Var mısın, var mısın, var mısın… Ya Râb! Ben sana inanıyorum,sen bana inanıyor musun? Seyhan Erözçelik

Benim kalbimi kırdın,

Kalbim katıydı, yumuşadı.Göz tuzludur. Seyhan Erözçelik

Biz,

unuturuz. Seyhan Erözçelik Yağmur Taşı / Simurg Kitapçılık / 2004

Davet

durma, kendini kendinden,çöz eski bir tekne gibi…kafa tasını bir yelkenolarak kullan ve de ki,“düşüncelerim esiniz!” yakındır o hain davet…muradına ermek için,hudut dışına firar et!seslere ses vermek için,de ki, “gelmiyor sesiniz!” Halit Asım

Baba

Çocuklar acıdan ölmezannesizlikten ölür.ay  denizin sessizliğinden Ölümün sesi evden yayılır dünyaya yaz bahçelerine kar yağar koparılır annesinden çocuk dalından koparılır gibi nar. Rüzgârını yitirmiş dağ gibi taşır kucağında tabutu baba Baba  gülen bir çiçeğe bakarken kırların kundağına gömülür  çocuk Mustafa Ruhi Şirin

Eziyet

Ağaç duruyor. Yol da, ot da. Duran bir şey var bende, ağaç gibi. Onu ayaklandırıp, oradan oraya gitmem zor. Bende bir ağaç duruyor, bir ot Eserse arada rüzgâr Ağacın saçlarını o tarıyor. Aşk ayaklandırmıştı bir kere hatırlıyorum, ama… Şimdi rüzgâr şimdi güz Ağacın dallarını zorluyor. Birhan Keskin

Ağustos Böceği Bir Meşaledir

Böcek ki akıtıyor damla damla ağzındanÜzüm ballarında süzülmüş ağustosuTitreyen şıngırdayan bir çocuk oyuncağıAğustos bu sesteBu durmayı unutmuş seste Çam diyor ağustos böceğiÇamlara kasideler söylüyorTanrı’ya yakarıyor nesli tükenmesin diyeBu hanedanınAğaçlar içinde şah ağaç olan bu hanedanın Ey masalcı adam iftira ettin senBu harikalar harikası böceğeOnu suçladın tembellikleEn çalışkan onu görüyorum benHiç bir karşılık beklemedenYazı ağustosu çamı …

Devamını oku