akşam ıssız bir ağaç biçimindesırrı dökülmüş aynalarda görünür(bakmak, uzaklara dokunmaktırsen benim en alımlı gözlerimsin)bakışını duyar gibi güllerdentıpkı enli ve kalın hüzünlerdenbana bir gülümseme biçer gibisin benim özel bir tarihim olmadıbaşlamak için en ilkel gereçlerleilk kumaşı biçenlerin tüylü sıkıntısınaduyulurdu bungun ve boğunuksağrıları tere batmış at biçimlerininsazlıklarda doludizgin koşturulduğu(sen benim fırtına gecelerimsin) fırtına başlatılır ilk tecimevlerindeölü testiler …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Yeni Şeyler
Her gün bir yerden göçmek ne iyi Her gün bir yere konmak ne güzel Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş! Dünle beraber gitti cancağzım, Ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım… Mevlânâ Celâleddîn Çeviri: A. Kadir
Şub 23
İtiraf Ve Gizem
aşklarla halklarla yalnızlıklarladerlenmişve her sabah yenidenuzakları titretenbir mahşer bir coşku vardıki oradaboğularak çıldıran flamalardayalarken marşlarımı yabancı hışırtılarkan akar akar dayeryüzünün şahdamarı atardı dünya terütaze bir kadınüstündeydim yanaklarınınelime isyanın tomarları batardı ona her uzanıştacanım dünyayı dürtükleyen mızraklarla kanardıve kanımaher daim bir kadınıngözbebeklerinden girerdi hayat artık duymaktadır şehir kanına karışan çocuklarıve barışırken tanyeri ufku öpen atlarlabu koşanlarbu …
Şub 23
Kalbim Unut Bu Şiiri
Uğuldayan ve hep uğuldayan Bir orman kadar üşüyorum şimdi Yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda Yanlış ve zehirli çiçekler açıyor Kanımda kocaman gözleriyle bir cığlık Su ve ses kadar beklediğim Ne kaldı geride, bilmiyorum Uzanıp uyumak istiyorum gölgeme Yine sarılmak o kocaman gozlerin Uğuldayan rüzgarlarına Bir acıyı yaşarım bi zehirden Çicekler üretirim kömür karası Uçurum kadar bir …
Şub 23
Sözcükler IV.
I Bazı sözcükler yaralı doğmuştur. İyileşmez.Akışı uzun gece. II Anlam değildir sözcüklerden beklenen İçiçeriktir. III Sessizlik de üretir sözcükler. Ama kullanmazlar. IV Bazı sözcükler miyop, kısa boylu, kel kafalıdır. Varlıkları kuşkuludur.(Kabalistler kuşlarla konuşabiliyorlardı) V Her şey konuşur evrende. Sözcük sonra gelir. VI Ben nesnelerin tabuluğu gibi sözcüklerin de tabuluğuna bağlıyım. Bu uçurumu hep yaşarım. İlhan …
Şub 23
Kapı Ağzı
adam gibi çek bacaklarını değil yüzünü kaşının altındaki tazecik yarığı çek kaşından taşıma… şu parlak kırmızıyı korkulukta gevşeyen parmakları kırılan tırnakları çek flaşı kapat kız, ay çatlatan ondört şimdi anladın mı bazı sokaklar niçin gözetlenmez bazı kalın enseler, eşkaller seçilmesin diye yaz bunu geçmesin diye bazı plakalar kayıtlara bazı büyük siyah camlı arabalar büyük ve …
Şub 23
Ağır
ilkin onun çocuk gözlerine baktım yıldızlı bir gök dağlara doğru iniyor tembel tembel soluyan deniz sakin karanlıkta beraber yürüdük akşam vakti titrek bir mum ışığı kadar mahzun yarısı kapalı bir pencereden geliyor bir türkü kenara çekilip biraz durduk eskiden o türküden daha mahzunduk nasıl çatlarsa dal uçları arzuyla öyle istekle geçiyor bulutlar kurumuş ağaç kabukları …
Şub 23
Dilek
Mesut olmuş görmek isterdim hepiniziBu bahar gününde, dertliyi, ümitsiziTerfi etmiş memur, sınıf geçmiş öğrenciKadını, erkeği, yaşlısı, genci,Bir bayram sevinciyle, kol kola sokaklardaSevgililer, baş başa, muratlarına ermişÇocuklar el ele, bir halka oluvermişGörmek isterdim camlardan, odalarda oturmuşRadyoyu açmış, küçük sofra kurmuşYol, meydan, dere, tepe, dağ, bayır, kırVapurlar limanlarda yola çıkmaya hazırGazinolar, plajlar, sinemalar açıkHer dilden bir şarkı, …