Kategori: Türk Şiiri

İthaf

Zaman sevdikçe uzar, bilirsin
Hayal, taştan, topraktan geçer, yapraktan geçer.
Bir yeşil duman olur yaşadığımız
Yakından, ıraktan geçer.
Sevdiğim kadar bilmeliyim de
Ne olursun?..

kanlı masal

bazı sevdalarda hafızasını kaybeder ya insan
telaşlanır, ağlar
babasını sorar çevresindekilere
öldüğünü bildiği halde
adını unutur, yolunu kaybeder oturduğu evin
bir titreme gelir yerleşir ya ortasına mayısın

Notlar Düştük Yetim Gövdelerimize

acılar bizimle
bizimle ayrılık.
işte yabancı bir mekanı soluyoruz umutlarımızı terkettik
kutlu atların yelelerine / hani o eskil tarihlerdeki
bilgeliğimizden eser yok ortada
gerçek olan biz yetimiz güzelim.

Yıkılan Dağlar Sevgilim

Sen kalbini uzaklaştırmayı seçtin
Sen çoraklığı
Başka kelimeleri…
Ben bir ağıtçı gibi bakıyorum rüzgâra
Bakışımı acıtan anların
Ağırlığına.
Ve zaman geçmiş.
İncilden bir sahne gibi
Uyuduğun o sessizliği hatırlıyorum.

Senin Omuzuna Yaslanmak

Şimdi kavuşmayı beklerken
Gözyaşları içinde
Geçmişten gelen karanlığın bizde açılması
Ve ışığın kalp demek oluşu

Kader Denizi

Sarmalanmış hiçliğim
Huzur içinde!
Varlık benden çekilirken.
Çünkü harcadım
Gücümü.
Soluğumu harcadım
Son ana dek.
Buraya itilmişsem
Kalmanın anlamı
Tükendiğinden

Güz Ormanı

Bütün sözler
Penceremden uçup gitti.
Bana bakışın
Kollarında uyuttuğun sabahlar
Karışıp gitti rüzgâra.

Zeytun, Dönüş

Bir yerde yaşamakla
İyiliği öğrenmeli,
Taşa baktıkça mesela
Dağa baktıkça
Dokundukça dalına bir ağacın
Görmeli iyiliği.

Güneş Yarası

Bir yabancıyım
Kelimeler iki dağın arasında
Gurbet gibi bakıyorlar bana.
Öylesine gidip geliyorum
Gölgem yok
Ve güneş yaram benim
Hiç kapanmamış.

Mahya

Bir yanından ötekine gökyüzünün,
dayayıp kara bir buluta dirseğimi,
yazmak geliyor içimden, mahya gibi:

“Ben o kadını çok sevmiştim.
Olmadı, başaramadım,
Özür dilerim.”