Kategori: Şiir

Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri

Hayat hikayem mi?Tarlaların kıyısındaki gelincikler. Süreyya Berfe sandınız ki haz içindeydimşiirlerle, kitaplarla, dergilerle esriktasasız yaşayıp gidiyordum;dağ eteğinde mavi çiçekli hayıtlarınuzun saplı gelinciklerin donattığıyaz ırmağı kıyılarında yalıncak!Ahmet Uysal Bir sap gelincik iki taş arasındaBulmuş da boyunu uzatan hızı,Sallanır durur çiçeğiyle rüzgarda;Bütün gelinciklerden daha kırmızı… Metin Altıok Senin resmini yaparkenParlak kırmızıyla lacivertiBirbirine karıştırıyorum.Söyle bana ey gelincikToprakta ne …

Devamını oku

Ansızın bir vedalaşma öldürür seni

beklemediğin bir vedalaşma seni öldürür. öldürür seni aşka tuzak yolculuklar. denizi ancak deniz tanımlar güneşin ayazında gemi çığlığıhıçkırığı bol yolculuk sonu kaptanın anonsu: karmaşa ah veda, boşluğa yama… yarım bardak kırmızı şarabı unutmuşsun. küllüğü boşaltır, geceden kalan bulaşıkları yıkarsın. telaşla ararsın anahtarı. fakat akşamdan kalan anılara virgül koyma isteği başlar sende: matematik defterinde unutulan, edebiyat …

Devamını oku

Ben Su Kenarında Kavrulan Ağaç

Yaprak düştü dalımdan Kuş uçtu, soğuk vurdu çiçeğimi Üşüyor, titriyorum Hisseden, ısıtan nerde? … Ben su kenarında kavrulan ağaç Su akar, ben uzanırım, faydasızdır her şey Her şey; çaba, direniş, sızlamak bile Nafile… ‘Su fırsattır uzan oğlum! ‘ derim Çaresizim, böyleymiş kaderim Rüzgâr dağıtır söğütsü saçlarımı, ancak Bulutlarda ümitlerim… Yağmur yağar ardından Düşmez damlası dibime. …

Devamını oku

Muhayyer Sünbüle

                – Fırat Kızıltuğ’a- Bu rüzgârla, şimdi çoktan unuttuğumTarlalarda başaklar eğiliyor;Değirmen miydi depo mu, o yıkık…Terkedilmiş yapının bacasında,Derin düşüncelerde iki leylek;Birisi ayakta ve çökmüş diğeri. Bu rüzgâr, şimdi deniz kokusunu,O kadîm sâhilde gezdirirkenBir şeyi yapamayacak yalnız…Ölmüş güzellerin saçlarını, -Onları ben unutmamış olsam da-Artık dağıtmayacak bu imkânsız. Duyulan bir …

Devamını oku

Muallâka

1- Durun! Sevgilinin ve onun ed-Dahul ile Havmel arasındaki Sıktu’l Liva’da bulunan yurdunun hatırasına ağlayım. 2- Tudih ve el-Mikrat’a kadar uzanan, güney ve kuzey rüzgarlarının dokuması sayesinde henüz izleri silinmemiş olan hatırasına ağlayım. 3-Sevgilinin yurdunun geniş alanlarında ve oradaki su birikintilerinde, bembeyaz ceylanların karabiber tanesine benzeyen gübrelerini görürsün. 4- Göçlerini yükledikleri günkü ayrılık sabahında ben, …

Devamını oku

Yaşlı Bir Adam

Gürültülü kahvenin içerlek bölümündeyaşlı bir adam oturuyor tek başınabaşını masaya eğmiş, önünde bir gazete. Ve sefil yaşlılığının küskünlüğü içindehayatını nasıl boşa harcadığını düşünüyorgüçlü, yakışıklı, sazı sözü yerindeyken. Biliyor artık çok yaşlandığını, duyuyor, görüyor.Oysa daha dün gibi geliyor ona gençlik günleri.Nasıl da hızla geçmiş zaman, nasıl da hızla geçmiş. Onu nasıl yanılttığını düşünüyor aklının,ona nasıl her …

Devamını oku

Gece Treni

Tren gece yarısı geçiyordu tuğla harmanının önünden;bir an, trenin nabzını duyuyordu evler duvarlarında,pencerelerinde, korkmuş ya da şaşırmış gibi.  Sonra uykuya dalıp unutuyorlardı. Bütün gece gözünü kırpmadı.  Damarlarının içinden geçmişti tren,Getirdiği, alıp götürdüğüyle. Ve o, kendi içinde, tarlaların ötesinde, ağaçların gerisindeSon tren düdüğünü bekledi kalkabilmek için. Yannis RitsosÇeviren: Cevat Çapan

Pencere

Sonra sessizlik, hareketsizlik. İkiyüzlülük bile diyebilirsin,çünkü, belki de bilirsin, kaç çarmıha gerilmiş çığlık,kaç diz çöküş gizlidiro dikey saydam görkemin gerisinde.Hele akşam olurken, şu bahar günlerinde, ve limanuzakta bir yangınken, yaldızlı ve kızıl,gemi direklerinin karanlık ormanında, balıklarıduyarsın, suların basıncında, küçük üçgen ağızlarıyladerin bir soluk almak için suyun yüzüne çıkan. Dikkat ettin mi?Böyle zamanlarda suyun yoğun aydınlığı …

Devamını oku

Şiir

Geçsin yıllar ölmüş olayımDağılıp toz haline gelmiş olayım Bir kız yürüsün üstümde yalnayak Derin ürperişlerle dolayım Papatya kokulu bacaklarını Sarayım için için yanarak. 1940 Stepan ÇipaçovÇeviren: Attila Tokatlı

Karakavak (2)

“Kimse kimseye doymadı ki, herkesi herkesinHerkesi herkesin elinden aldılar”Böyle söylemişti o zayıf, Avurtları çökük ve parlak gözlü, Siyahlar giyinmiş, siyah çoraplı hanım…Böyle söylemişti gıcırtılıİçimi üşüten sesiyle“Burada bir Nevin Hanım vardı degil miii? Sonra iki kızı ve kendisi, Zaman geçti ve öldüler degil miii?”Boğazım kurumuştu sessiz, Bir çığlıkla uyandığımdaHemen kayboldu zayıf HanımO zaman dokuz yaşındaydımŞimdiyse bir …

Devamını oku