Kategori: Deneme

Nasrettin Hoca Fıkraları

Buyurun Cenaze NamazınaHuy çıkar can çıkmaz, derler; Hoca bu, çenesi durur mu? Bir gün nalbantta üç beş kişiyi bir arada bulunca, başlamış Aksak Timur hakkında atıp tutmaya. İçlerinden biri:– Hoca, demiş, maşallah adama söylemediğini bırakmadın!Hoca daha neler neler söyleyecekmiş ama içine mi doğdu nedir, işkilleneceği tutmuş. Renk vermeden adamın yüzüne bakarak:– Kardeşlik, demiş, memleket nere?– …

Devamını oku

şiir hakkında

“Şiirdeki ‘Ş’ vitamini, akıp giden zaman içinde hep diri tutar insanı.”  Mehmet H. Doğan “Şiir, karada yaşayan ve havada uçmak isteyen bir deniz hayvanının günlüğüdür.”  C. Sandburg “Şiiri tanımlamaya çalışmak, gökyüzüne merdiven kurmaya benzer.”  Bülent Özcan “Şiirin yüceliği, çok denenip varılamamasından değil, bir kaç şairin varmış olmasındandır.” Özdemir Asaf “Suya göre ‘ağır su’ neyse, öteki …

Devamını oku

Hamam Sefası

Bir gün Neyzen arkadaşı çaycı Hacı ile İbrahim Paşa Hamamına gitmişlerdi. Keyif bu ya, hamamda âlem yapma arzusuna kapıldılar. Yani hamamda rakı içmek, birkaç gün ardı ardına demlenmek istediler. İki dost ufak bir damacanaya o devrin çok meşhur rakılarından olan ve Büyükada’daki manastırda bir papazin çektiği rakıdan– ki o yıllarda buna “papazın düzü” derlerdi– doldurttular. …

Devamını oku

Düşe Çağrı

Severim gerçekçi edebiyatı. Bu yaşa değin en çok onun ürünlerini, o yolda yazılmış hikayeleri, romanları, hep o çığırı öven denemeleri, eleştirmeleri okudum. Bir hikayede, bir romanda anlatılanların, gerçekte olanlara benzememesi, çok kimseler gibi benim için de büyük bir suçtur. Peri masallarından, dev masallarından çocukluğumda bile pek hoşlanmadım. Olmayacak şeyler, benzerleri görülmeyecek insanlar anlatan hikayeler arasında …

Devamını oku

Furuğ Ferruhzad

Sunu Güzel bir zamandı. 1963 yılının Eylül ayı. Anadoluhisarının eski ve kocaman ahşap yalılarından birinde, hanımelleri, mor salkımlar, vişne ağaçlarıyla dolu kuytu bir bahçede, sabahları rıhtımı yalayan denizi, gün boyu satıcıların seslerini ve akşamüstleri İsfahan faslının gizli serinliğini dinleyerek geçirilmiş bir yazdan sonra birden başlayan yarı kanatlı yarı gölgeli günler. Celâlle birlikte, Hukuk Fakültesinin benim …

Devamını oku

Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni kalb…Ateşini bulsun hemen değişir.

“Etmeyin Reis bey! Siz ağlayamazsınız! Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz… Siz merhametten, acıma duygusundan, yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. Yerine göre haklısınız.. Fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için en büyük hakkı kaybediyorsunuz. Rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden.. Reis Bey! Mühürlü kalbinizin açılmasını dilerim, Allah sizi de arındırsın…” Necip Fazıl

Kokuna Özlem

Uzun bir aradan sonra, O’nun kokusuyla karşılaştım.Sanki birkaç saniye önce buradan geçmişti. Adımlarım mı, kalp atışım mı önce hızlandı, bilmiyorum. Gözlerim O’nu aramaya başladı. Bir köşe başında durup sokaklara baktım.Göremedim, ‘Yok işte!’ diyemiyordum.Kalbimi titreten bu kokuyu bir tek O kullanırdı. Öyle içime sinmiştin ki, ne zaman sarılsam alırdım kokunu.Bir defa boynunu koklamaya dalmıştım da gülümsemiştin; …

Devamını oku

Aşık mısın kızım?

   Ama…   Demişti ki babası;   “Aşık mısın kızım?”   Bu zaten hayrandı adama; hayran hayran bakmış; “Aşık olduğuma inanıyorum baba.” Demişti.   “İnanmakla olmaz. Aşık olduğunu biliyor musun?”   “Biliyorum baba. Aşığım, biliyorum.”   “Peki, aşığın akılla fikirle işi olmaz, bunu da biliyor musun?”   “Nasıl baba?”   “Akıl bir sürü şeyi dert eder kızım. Faruk’la evlenebilmen için ona kaçman lâzım; …

Devamını oku

Âşıkların ateşini söndüren bir sabâ esintisi

“Şiirin hikmetli olanları da mevcuttur.” (Muvatta II, 986; Müsned (Ahmed b. Hanbel) I, 303; Sahih-i Buhari VII, 30; Sahih-i Müslim I, 594; Mesnevi III. b.4079) Bir meyve, bir çekirdek… Göz, gez ve arpacık… ‘’Kaf ile Nûn”… O “Ol!” deyince olur. Mısra kapı kanadı demek, servi dalı ve merdiven… Beyit ki evdir; kapıdan girilmelidir. Bir evi …

Devamını oku

Her Şey Tamam Bir Şey Eksik

Eskiden dünyada, görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı. Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları dağınık. İnsansız kaldığımızda ruhumuzun yırtılacağını biliyoruz. “Yalnız kalmak istiyorum” demek için bile bir insana ihtiyacımız var. Bu yüzden ortak mekânlar oluşturup yan yana geliyoruz. Şakalar yapıyor, sırlarımızı anlatıyoruz birbirimize. Ama birden bir kurt düşüyor içimize. …

Devamını oku