Şiir Antolojim

En çok yorum alan yazıları

  1. Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
  2. DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
  3. Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
  4. Son Hatıra — 2 yorum
  5. Çamur Etkinliği — 1 yorum

Yazarın yazıları

Anılar Öptü Dudaklarımı

(..çok zaman sonra belki de sen..) sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruzacılarımızı saramayacak kadar uzağız artık kirpiklerimizde beslenen düşler,yeni doğacak sevgililere mirasdüşünüyorum da,belki biz sevgiyi değil, hep ayrılığı büyüttük seninleçıplak bedenlerimizden akan özlemler yanılttı biziyağmur yağarken anımsadığın ben değil,yalnızlığındı belki deve ben yalnızlığını bile özledim desem,beni duyamayacak kadar sessizsin artık nakaratındayım anılarınbeni bu gece …

Devamını oku

Var

Deniz nerede pırıl pırıl,Nerede yolculuklar, yollar..Orada adımlarım var. Gemiler midir giden, dumanlarıyla,Trenler midir gelen, insanlarıyla..Orada gözlerim var. Sayısız yeşil rengi yapraklar mı verir..Tadları, meyvaları, gıdalarıAğaçlar mı verir, topraklar mı verir..Orada ağızlarım var. Renk renk, biçim biçim açan çiçekler mi..İlkyaz dolu bahçeler mi..Ses kaynayan geceler mi..Orada duyularım var. Nerede kuşlar, orada kulaklarım.Nerede taşlar, topraklar ellerim orada.Nerede …

Devamını oku

Bir Anda

Bir anda olur biter -Ölmek Hiç canın yanmaz diyorlar Solmaktır aşama aşama Sonra gözden tamamen yitmek Kara bir Şerit –günün üzerinde Şapkanın üzerinde bir tül Derken günün hoş ışıkları gelirYardımcı olur unutmamıza Yoktur O –gizemli varlık İçi bizim zekamızla dolu Çekildi derin bir uykuya Artık kalmadı yorgunluğu. EMILY DICKINSON Çeviri:Tozan Alkan

Aşk

sen ateşsin, hiçliğin inşa ettiğiarzu, acı dolu ve parlak, çölde kaybolangün iskelesi ağacın yelesindeki akşamgeyik boynuzundan aya tırmananeğrelti otu, kırılganve uçucu alev, tülsün senömürsüz hazzı yanılmalarıntatlı ormanda telaşsız dumanyalan yemişi adil ve bilge toprağın altın eşikli dağdayankısın sen, ıssız koruda rüzgârefsaneler yazan fısıltısı zamanınyer altı cennetisin, Hades’in vaveylasıbuz tutmuş çayırsın ateşin köklerinde sen isteksin, narda …

Devamını oku

İlkyaz

Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı Bakıp kapatıyorlar Geceye giriyor türküler ve ince şeyler “Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz Sisin dere ağızlarından sokulup akşamları Fındıklarımızı basıyor Neyleriz kararan …

Devamını oku

Âgape

Kimse gelmedi bugün bana sorular sormaya; kimse bir şey istemedi benden bu ikindi.  Bir tek mezarlık çiçeği görmedim  bütün o neşeli fener alayında.  Affet beni, tanrım: ne kadar az öldüm!  Herkes, herkes geçip gidiyor bu ikindi  sorular sormadan bana, beni sormadan.  Bilmiyorum ne unuttular, ellerimde  kalan bu fenalık yabancı bir nesne gibi.  Kapıya çıkıp,  bağırmak …

Devamını oku

Ah, bir zaman Donnycarney’de

Uçarken bir yarasa ağaçtan ağacaYürüyordum sevgilimle yan yanaVe öyle şirindi ki söyledikleri bana. Ardımızda yaz yeliMırıldanıyordu – ah, neşeden! –Ama beni öpüşü daha da ılıktıYazın soluğundan. James Joyce

Güneş Saati

Darılmışım kendi kendime Artık hiçbir şey açmaz beni Ne kadın, ne şarkılar, ne etrafta manzara Ah, her zaman insanın içi nasılsa Dışı da öyle Saatlerdir elimde değnek Deniz kenarı sazdan bir kahvede Toprağı eşerim Sanki Robenson’un adası Oturduğum masa ile iskemle Vakit ikindi Biri beni geçti Seni de geçecek Biz seninle sevişemedik Sevişemeyeceğiz de Gölgeler …

Devamını oku

Unutuş

Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta göz kapaklarının kırmızı yaprakları altında. Gömül vızıldayan sesin düşen sesin halklarına ve uzaklarda yankılanan dilsiz bir çağlayan gibi, davulların çalındığı yerde. Bırak kendini karanlığa, kendi etine gömül, kendi yüreğine; kemik, o mor şimşek, kamaştırsın gözlerini, kör etsin, mavi göğsünü göstersin akşam ışığı körfezler ve gölgeli koyaklar arasında. O sıvı karanlığında …

Devamını oku

Yağmurcuk ile Yasemin

Yağan yağmurcuktuVarıp kulağına dedi yaseminin :“N’olursun hep yüreğinde tut beni!…”“Ama ben…” dedi yaseminİç çekti yavaştan, ağırdanSonra toprağa düştü. Rabindranath Tagore