1985
Tek önemli şey ZAMAN içinde ZAMAN bulmak… Bu muazzam zor, fakat yapılmak zorunda!
8/9 Mart, Stockholm
Berlin’in üzerimdeki etkisi korkunç oldu. Dehşet verici bir şehir.
Sonunda Maximilian Sohell’le iletişim kurmayı başarabildik. O da benim gibi bronşit olmuş, çok hastaydı. Aileme (Moskova’daki) 10 ruble verdi, en azından tefecinin hesabımı kapatıp acil borçları ödeyebilirler şimdi. Maximilian ayrıca Lara’nın onun bize borç verdiği parayla Berlin’de aldığı giysileri de onlara ulaştırmış. Yaptığı hiçbir şeyi kendine mal etmiyor ve çok doğal davranıyor.
Bu meseleyi fazla düşünmeden, dünyadaki tüm ince duyguların yapılan tek bir iyilikten daha değersiz olduğunu anladım. O yüzden bundan aşağılanmış gibi hissetmiyorum, çünkü verene bakmak verilen hediyeye bakmak kadar muhteşem bir haz veriyor. Yaşamımda ilk kez gerçek desteği yaşadım ve bu bana gelecek için ümit verdi.
Şimdi de patronlarımızla bizimle ilgili konuşmak niyetinde. Bu bir işe yararsa Maximilian ayın 26’sında Berlin’de olacak. Bu yüzden Larissa onu görmek için Berlin’de kalmak durumunda.
9 Mart, Stockholm
Dün Olga Surkova’nın bana dehşet verici önermeler, ithamlar ve bunun gibi şeylerle dolu korkunç bir mektup göndermiş olduğunu yazmayı unuttum. Ona yanıt vermeliyim ama onunla mektup aracılığıyla bile ilişki kurmak istemiyorum.
“Dürüst insanlar hiç zengin olamazlar, zengin insanlar da dürüst.” — Lao-Çe
“Kendi yapabileceğin hiçbir şeyi başkasından istemeye hiçbir zaman gerek duyma.” — Lev Tolstoy
Dün Yuri Vita’yla konuştum. Benimle akşam gazetesi için röportaj yaptı. Ona Palme’den yardım isteyebileceğimi açıkladım. Çünkü şu ana kadar gazete röportajlarındaki politik tutumu ve televizyonda verdiği beyanatlar bize yardımı reddetmeyeceğini gösteriyor. Dur bir dakika! Aklıma bir fikir geldi; Stockholm’de Sovyet elçiliğinin önünde sınırsız açlık grevi — İsveç’te Sovyetler her yere büyük bir başarıyla sızmış durumdalar ve İsveçlilerin arkadaşça işbirliklerine güveniyorlar. Açlık grevi farklı ülkelerden televizyon ekiplerinin mekânda bulundukları zamanlarda birkaç gün süreyle basına da yansıtılır. Başı çeken kültürel ve politik kimselerle yapılacak görüşmeler videoya çekilir. Her ülkeden bir temsilci ve “Solidarnosc”tan da biri bu grevde yer alırsa çok iyi olur.
Tek önemli şey ZAMAN içinde ZAMAN bulmak… Bu muazzam zor, fakat yapılmak zorunda!
10 Mart, Stockholm
Volodya Maksimov bana Yuri Petroviç Lyubimov’un Bologna’daki tiyatrosunu kaybettiğini söyledi. Ona açıkça söyledikleri şey şu olmuş: “Artık senin durumun değişti (yani artık Sovyetler Birliği vatandaşı değil), seni geri çevirmekten başka bir alternatifimiz yok.”
İnanılmaz. Bundan daha inanılmazı da Yevtuşenko’nun Hollywood’a kendi senaryosu olan Üç Silahşörler’i çekmeye yönetmen (!?) ve aktör (!!?) olarak davet edilmesi. Dartanyan’ı oynayacakmış (!!!???) Buna gerçekten inanamıyorum. Delilik bu, çılgın bir fars adeta. Tabii Ksenya bu konuda muhteşem bir itici güç. Şu anki politik dönemde bunun olacağını düşünerek şansını zorlamış. Amerikalılar bile filmin iş yapmayacağını biliyor.
Evet, bir insanın yaşamını değiştirmesi mümkün olsa bile (ya da en azından görüntüsünü) karma, karmadır. Bizim isteklerimizden bağımsız olarak.
Sinemacılar Topluluğu ve Londra, İtalya, İzlanda ve Fransa’daki Tarkovski komiteleriyle (benim için kampanya yürüten komiteler) olduğu gibi antroposofistlerle de temas halindeyim. Ve ayrıca İtalyan Movimento Popolare ile de. Ne olup bittiğiyle ilgili bir film yapıp Sovyetlerin bundan haberdar olmasını sağlamak, ayrıca filmi her festivalde göstermek gerek.
Bu yüzden film 16mm olmalı, video değil. İngiltere’deki T. komitesinin temsilcisi David [Gothard] ve Marco Parmigiano (Movimento Popolare’nin avukatı) ile konuşmalı, el ilanları yaptırıp İsveç hükümetine bir mektup yazılmalı. Tabii en önemlisi doğru zamanı seçmek. Yuri bunu benim için organize edecek. Belki biraz para toplamam gerekecek. Ne olursa olsun Paris’ten Filippo’yla görüşmeliyim.
10 Haziran
Bugün Moskova’yı arayıp Andruşka’yla görüştüm. Boyu 1 metre 68 olmuş, benimle aynı boyda! Ayak numarası 43, benimkilerse 42. Floransa’dan döndüğümüzden beri Lara kendini iyi hissetmiyor. Yolculuğumuz çok kötü geçti. Çok boğucuydu, Lara neredeyse bayılacaktı bu beni çok korkuttu. Lara Roma’dan Münih üzerinden Berlin’e ve ben de yarım saat içinde Kopenhag üzerinden Stockholm’e gidiyorum.
Yeni pasaportlarımızla, daha doğrusu yeni seyahat belgelerimizle seyahat edeceğiz.
Haziran, İtalya
Larissa bana en güzel yerlerden birini gösterdi: Roccalbegna, insan burada bir ev alabilir, daha doğrusu bir harabe alıp ondan yeni bir ev yapabilir, buna ek olarak da dokuz hektar arazi alır. Hepsi 23 milyona.
Temmuz, İsveç
Film iyi olacağa benziyor!
Floransa belediye başkanı şehir merkezinde, 120 m²’lik balkonlu bir daireyi bize tahsis edeceğini teyit etti. Larissa orayı bana stüdyo yapmak istiyor. Şimdilik bize binanın daha alt katına bir yere üzerinde çalışabilelim diye bir montaj masası koymamıza izin verdiler. Larissa, şu sıra Berlin’de mobilya alıyor. Floransa’daki dairenin Eylülün 20’sine kadar hazır olmasını istiyor. Bu pek kolay olmayacak!
29 Eylül, Stockholm
Her şey çok zor. Ve ben çok yorgunum. Andruşka’sız artık daha fazla dayanamam. Yaşamak istemiyorum.
10 Kasım
Tommasi’yle dekorlar üzerinde çalıştık. Henüz daha pek netleşmedi fakat doğru yoldayız.
St. Anthonius’u yapmalıyım. Formigoni aracılığıyla Papa’dan destek alabilirim.
Andruşka’yla ilgili hiçbir gelişme yok.
Yarın Palme’yle bir toplantı daha yapacağız. Larissa ile Roma’daki Dışişleri Bakanlığı’na gittik. Bize yardım etmek istiyorlar ama nasıl?
Hükümetle iyi ilişkileri olan avukat ve senatör Gino Giugni’yi görmeye gittik. Andreotti ondan ailemiz için davetiye işlemlerine girişmeden önce bir hafta beklemesini istedi.
Larissa evle ilgili sorunlarla ilgilenmek için Floransa’da kaldı.
Moskova’dan gelen haberler kötü. Ne kötü günler, ne kötü bir yıl. Tanrım, beni bırakma!
Krzistof Zanussi telefon etti. Çok hoştu ve ihtiyacımız olduğunda onun Paris’teki dairesinde kalabileceğimizi söyledi.
J. Lina ile konuştum. “Cadı” ile buluşmamız için gerekli ayarlamayı yapmış. Kadın benimle tanışmak istiyormuş.
11 Kasım, Stockholm
Bugün Palme’yi görmeye gittik. İki olasılığın olduğunu söyledi:
- Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla resmi yolla oğlumun İsveç’e gelmesine izin verilmesi için başvurmak. Yasal yollardan bu büyük olasılıkla imkânsız.
- Kendisinin SSCB hükümetine Tarkovski’nin oğlunun Batı’ya (nereye olduğu önemli değil) gelmesine izin verilmesini rica eden bir mektup yazması. Mektup kendi elçileri aracılığıyla SSCB’ye gönderilecek.
Tabii ikinci şık çok daha iyi.
Doktor röntgenleri uzmana göndermiş. Dün öksürürken kan tükürüyordum. Bugün de, ama fazla değil. Larissa’yı çok özlüyorum. Özellikle hasta olduğum zaman.
18 Kasım
Hastayım. Bronşit ve başımın arkasında ve kaslarımda sinirlere baskı yapıp boynumda ve omuzlarımda şiddetli bir ağrıya neden olan dehşet bir şey. Üşütme ve öksürük. Filmin senkronu yapılmak zorunda. Ve zaman geçiyor.
19 Kasım
Fizyoterapiste gittim. Devamlı stresten sırtım ve omuzlarım çok kötü durumdaymış ve omuzumdan ufak bir ameliyat olmam söz konusu gibi gözüküyor. İhmal etmemin riskli olacağını söyledi. Moskova’yla konuştum. Onlara yeni bir şey söyleyebilecek durumda değilim. Film Enstitüsü’ndeki işim de öylece duruyor, bir gelişme yok.
24 Kasım
Hastayım, aslında epey ciddi bir şekilde hastayım. Filmin uzunluğu (2 saat 10 dakika) konusunda prodüktörle aramda korkunç bir sinir harbi sürüyor.
Gorbaçov ve Reagan’ın zirve görüşmeleri tamamlandı. Gelecek yıl için biraz umut var.
30 Kasım
Filmin uzunluğuyla ilgili aptalca ayarlamalar yapılıyor. Hastayım. Kan testi yaptırıp röntgen çektirmek zorunda kaldım. Hâlâ sonuçlarını almadım.
7 Aralık, Stockholm
Kendimi ölü gibi hissediyorum.
Slava Rostropoviç geldi. Kesinlikle yardım edeceğini söyledi. Mektubumu Reagan’a ulaştıracak. Ayrıca Şubatta belediye başkanını görmek için Floransa’ya gelip bizim kalacak yer sorunumuzla ilgili konuşacak. Ondan röntgen filmlerimin hangi uzmana gönderildiğini öğrenmesini rica ettim.
Boris Godunov ile ilgili bir opera filmi yapmak istiyor. Ona bunun film aracılığıyla nasıl gerçekleştirilebileceğini bilemediğimi anlatmaya çalıştım. Bu önerinin Gaumont’u iflas anında satın alan Toscan du Plantier’den geldiğini söyledi. Burada bir karışıklık var gibi gözüküyor. Hepsi madem Boris’i sahneye koyup iyi bir sonuç aldım, o zaman bunun filminin çok daha iyi olacağını düşünüyor.
Tabii bunda yanılıyorlar. Tiyatro sinema değil. Ve ben operadan bir film yapmayı bilmiyorum.
10 Aralık, Stockholm
Dün Slava Rostropoviç telefon etti. İki günlüğüne Helsinki’ye gitmiş. Benden Reagan’a yazdığım mektubun tarihini 15 Mart 1986’ya değiştirmemi istedi.
Lara her şeyi bırakıp buraya, yanıma gelmek istiyor. Fakat ona, ben oraya 20’sinde varmadan önce dairenin organize edilme işinin şu an daha önemli olduğunu, böylelikle oraya gittiğimde dinlenip Uçan Hollandalı üzerinde çalışmaya başlayabileceğimi söyleyerek onu yatıştırdım.
Ayın 13’ü, Cuma günü doktor bana bir akciğer uzmanına görünmemi söyledi.
Ira Brown’la konuşup Covent Garden’a hastalığımdan söz etmesini ve bunun planlarımızı etkileyebileceğini söyledim.
Anna-Lena avukat Cao’ya bir telgraf gönderip eğer filmi anlaşmadaki uzunluğa indirmezsem bana ödemesi gereken 55.000 doları ödemeyeceğini yazmış. Bu biraz şantaj gibi gözüküyor. Film Enstitüsü’nün başkanından çok ağır bir mektup aldım ve ona ne yapmak istediğini anlamadığımı, bir Tarkovski filmi mi yoksa bir buçuk saatlik (genelde kabul edilen standart uzunluk) ticari bir film mi istediğini soran soğuk bir yanıt yazdım. Sonra Anna-Lena’yla bir buçuk saat konuştum. Sonra galiba kendisi başkanla konuşmuş. Başkana mektubumun geçerli birtakım argümanlar içerdiğini söylemiş.
İTHAF
“Tüm masumiyetine karşın büyük insanmış gibi acı çektirtilen küçük oğlum Andruşka’ya ithaf ediyorum.”
11 Aralık
Yaşlandıkça insanları daha gizemli buluyorum. Benim dikkatimden kolayca kaçıyorlarmış gibi gözüküyorlar. Bu benim değerlendirme sistemimin çökmesi ve insanları yargılama kapasitemi kaybetmem demek. Bir bakıma değerlendirme sisteminin çökmesi iyi ama tüm sistemler çökerse iyi mi? Tanrı beni her şeyi kaybetmekten korusun!
Neyim var? Tüberkülozum mu azdı? Zatürre mi yoksa kanser mi oldum? 13 Aralık’ta ne olduğunu öğreneceğim.
Yatıyorum, hastayım. Akciğerlerimde ağrılar var.
12 Aralık
Birkaç gün önce burada yatağımda yatıyordum ama uyumuyordum. Birden bire akciğerimi içerden gördüm, daha doğrusu akciğerimdeki bir bölgeyi, büyük bir delik vardı ve dışarı kan sızıyordu. Daha önce böyle bir görüntü hiç görmemiştim.
Durumum kötü. Şiddetli, kuru bir öksürüğüm ve ciğerlerimde parçalanıyorlarmış gibi bir acı var. Ve baş ağrılarım.
13 Aralık
Bugün gerçekten kara cuma. Klinikte doktoru görmeye gittim. Bana karşı çok nazik ve ilgiliydiler, doğrusu fazlasıyla iyiydiler.
Testleri boş zamanlarında yapıyorlar. Slava Rostropoviç etkisini kullanmış olmalı. Doktorun dediğine göre bir iltihaplanma durumu olabilir, ama bunun doğru olmadığı çok açık çünkü ciğerdeki siyah leke aldığım antibiyotiklerle iyileşmedi. Ya da tüberküloz? Ya da bir tümör?
Doktor, sonucun en kötü olasılık çıkması durumunda nerede ameliyat olmak istediğimi sordu. Ameliyat olmam şart mı? Neden nedensiz onca acıya katlanayım. Hem bu akciğer, kadın memesi değil ki. Ayrıca bir ay önce başımda nedensiz oluşan ne olduğu belirsiz yumrunun da hücre testini yapacaklar. Tüberküloz için test yaptılar.
Sonuçları 20 Aralık’a kadar hazırlayacaklar.
Artık nasılsa kendimi en kötüye hazırlamış durumdayım. Göğsümün önünden her şeyin silindiği ve ciğerimi gördüğüm an o karaltı bana tümörden çok bir delikmiş gibi göründü. Tabii bundan emin olamam çünkü bir tümörün nasıl göründüğünü bilmiyorum. Fakat vardığım kanı orada bir yaranın olduğu ve marazi bir oluşumun olmadığıydı. İtalya’da hayat sigortası yaptırmalıydım. Şimdi bunu yaptırabilmek de büyük bir olasılıkla zor olur.
15 Aralık
İnsan yaşamı boyunca er ya da geç öleceğini bilir ama bunun ne zaman olacağını bilmez. Yaşamını sürdürmesinin kolay olması için bunun gelecekte bilinmeyen bir tarihte olacağını düşünür. Fakat ben biliyorum ve şimdi hiçbir şey benim yaşamamı kolaylaştırmayacak. Bu çok acı verici. En kötüsü Larissa, bunu ona nasıl söyleyeceğim? Ben şimdi nasıl kendi ellerimle bu korkunç yeisin onun üzerine düşmesine neden olabilirim?
16 Aralık
Bütün günümü hastanede geçirdim. Başımı yarıp tümörden biyopsi için parça aldılar. Doktorun dediğine göre sonuçlar kötü, tümör eğer belli bir cinse dönüşmezse yapılabilecek bir şey yok, dönüşse de tamamen iyileşme şansı yüzde seksen. Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere kötü durumdayım. Larissa’yla nasıl konuşacağım?
21 Aralık
Ayın 23’ünde tüm eşyalarımı alıp İtalya’ya uçuyorum. Her gün daha da kötüleşiyorum. Boris Leonidoviç Pasternak benim dört film daha yapacağımı söylediğinde haklıymış. Roerich’in spiritizma seanslarını düşünüyorum. Boris Leonidoviç’in hesaplamaları tam olarak doğru değilmiş. Benim yedi film yapacağımı söylüyordu. Fakat o Silindir ve Keman’ı da saydı. Oysa bunun aslında sayılmaması gerek. Fakat genelde haklıydı tabii!
1986
Dün yürüyüşe çıktım ve içimden gelen nedeni belirsiz ani bir dürtüye uyarak ayakkabılarımı çıkarıp yalın ayak soğuk toprak üzerinde yürüdüm…
10 Haziran, Oschelbronn
7 Haziran akşamından beri Batı Almanya’da Baden-Baden’den fazla uzak olmayan bir yerde, Antroposofi kliniğindeyim. Ateşim yüksek, nezle, öksürük had safhada, önceki halimden çok daha kötüyüm. Doktorların dediğine göre her şeyi hafifletme, azaltma dönemindeyim ve kemoterapi yaptırmak bile zorunda değilim. Ölü gibiyim.
12 Temmuz, Oschelborn
Burada çalışanlar mükemmel. Özellikle hemşire Elizabeth. İtalyanca konuşuyor, sıcak ve cömert bir insan. Etrafa huzur ve iyilik saçıyor.
Dün yürüyüşe çıktım ve içimden gelen nedeni belirsiz ani bir dürtüye uyarak ayakkabılarımı çıkarıp yalın ayak soğuk toprak üzerinde yürüdüm, ateşim, öksürüğüm ve romatizmama rağmen. Gerçekten deliyim. Kafam karamsar düşüncelerle dolu.
3 Aralık, Paris
Bugün Anna Lena telefon etti. Dediğine göre:
Andruşka’nın eğitimi için ABD, İngiltere ve İsveç’in masrafları paylaştığı bir fon ayarlanmış.
Sovyetler Birliği Kurban’ı satın almak istiyormuş ve filmin telif hakkı bana aitmiş. Bu alışverişin detayları tartışılmak durumunda ve Sovyetler hiçbir suretle filmin haklarına benim sahip olduğumu öğrenmemeliler.
Ne inanılmaz haberler. Şu Anna Lena gerçekten müthiş!
5 Aralık, Paris
Şiddetli ağrılar.
Dün (her Çarşamba) kemoterapiye girdim (üçüncü kez). Çok kötüyüm. Yataktan çıkmayı, hatta oturmayı bile düşünemiyorum.
Schwarzenberg ne yapacağını bilemiyor. Bu kötü ağrılarımın nedenini de anlamıyor.
Film İngiltere ve Amerika’da gösterildi. Büyük bir başarı sağladı. Filmle ilgili yazılar inanılmaz derecede iyi.
Japonlar da bir çeşit fon ayarlıyorlar, anlamakta güçlük çektikleri tek şey bu kadar ünlü bir yönetmenin nasıl bu kadar fakir olduğu.
6 Aralık, Paris
Yazdıklarımın ya da onlardan yapılacak herhangi bir alıntının önceden yapılan bir anlaşma olmaksızın basılmasını yasaklayacak bir belge hazırlanması için avukatımla konuşmalıyım. Bu Figaro röportajının bize yaşattığı türden olayların olmasını engelleyecektir. Filmi “orijinal materyal” olmadan satın almaktan ne kastedildiğini öğrenmeliyim. Ne olursa olsun Carlo Tommasi’nin kayıplara karışmasına izin vermemeliyim. Kendisi temiz ve iyi bir adam, ayrıca konusunda da uzman.
Andruşka’yla sinema ve edebiyat hakkında konuşmalıyım. Ne bildiğini anlamalıyım.
15 Aralık, Paris
Hamlet… Bütün gün yatttım, hiç kalkmadım. Midemin altında ve sırtımda ağrı var. Ve sinirlerde. Bacaklarımı kıpırdatamıyorum. Schwarzenberg niye bu kadar acı çektiğimi anlayamıyor. Sanırım romatizmam kemoterapiyle azdı. Kollarım da ağrıyor, bir çeşit nevralji gibi bir şey. Düğümlenmiş gibiler. Çok zayıfım. Ölecek miyim? Bir başka seçenek var, o da Sarcelles kliniğinde beni tedavi eden doktorun hastanesi.
Hamlet? Eğer kollarım ve sırtımdaki ağrılar olmasaydı, kemoterapinin iyi geldiği düşünülebilirdi. Ama şu an hiçbir şey için gücüm kalmış durumda değil, işte bütün sorun burada.
Andrey Tarkovski, 29 Aralık 1986’da Paris’te yukarıda defterine yazdığı son cümlelerden iki hafta sonra, oğlunun Sovyet yetkilileri tarafından verilen izinle ülkeyi terk etmesinden yalnızca birkaç hafta sonra öldü.
Ölümüyle perestroykanın ilk günleri aynı döneme denk geldi.
1982 yılında başlayan zorunlu sürgünüyle Sovyet sinemalarında yasaklanan filmleri yeniden gösterilmeye başlandı. Şimdi çalışmalarını, filmlerini kutlamak ve incelemek üzere SSCB’de hem ulusal hem uluslararası seminerler düzenlenmektedir.
Andrey Tarkovski
Zaman Zaman İçinde
Günlükler (1970-1986)
Agora Kitaplığı
Çeviren: Seda Kervanoğlu












