Düşleri Çıkmayan Kadınlar

ona göre biri, istediği
diyebilse, diyemiyor
çarpıcı bir işaretle kayboluyor
sonra döner gibi uzaklaştığında
ılık yumuşak hüzünlü

Onu düşünmemek istiyor
onu düşünmeden edemiyor
biri ve öteki biri ve öteki
an mı saatlar mı ne önemi var
giderek dönerek durmadan
yaşıyor acıyla bölündüğünü

kapı merdivenler işte şimdi sokak
gözleriyle gördü uzaklaştığını
sorsalar demesi gerekir, “o gitti”
ama kim var orda, kim dedi
kim ona sevgilim dedi

Gülten Akın
-Uzak Bir Kıyıda-

dusleri-cikmayan-kadinlar Düşleri Çıkmayan Kadınlar

Sevgilim Ne Zaman Sokaktan Geçse

Sevgilim ne zaman sokaktan geçse
serçeler barıştı güvercinlerle.

İncelikle basar basmaz kaldırıma
güzel ayak bileği ışıldadı usulca.

Efil efil titreşince omzu
baktırdı arkasından bir çocuğu.

Yürüdü salınarak – lâmbalar yanmaya
ve bakmaya başladılar hayranlıkla.

Ve güldü hepsi, umurlarında değildi
o benim doldurmuşsa yüreğimi.

Kollarımda salladığımı titizlikle
korktum elimden alacaklar diye!

Ama onların bu keyifli halleri
yok etti içimdeki kıskanç çiçeği.

Ve sevgilim yürümeyi neşeyle sürdürdü,
ardından incecik bir yel kıvrılıp büküldü!

Attila Jozsef
Çeviren: Kemal Özer

sevgilim-siiri Sevgilim Ne Zaman Sokaktan Geçse

Şiir Sanatı

Şairim ben; ama şiiri
Kendisi olarak umursamam bile.
Gece ırmağının taşıdığı yıldız
Çirkinleşir göğe tırmanmak isterse.

Zaman damla damla eriyip gitmede
Karnım tok sütüne masalların
Ben gerçek ve elle tutulan bir dünyayla beslenmekteyim
Göğün köpükleridir yükselen üstünde o dünyanın

Girip yıkanasın diyedir kaynak
Orada ürpertili ya da dingin sular
Birbirlerine karışıp sarmaşırlar
sevimli, akıllı şeyler konuşarak

Birtakım şairler- ırak olsunlar benden-
Tepeden tırnağa çamur içinde
Yalandan bir sarhoşluğun imgelerini kusarak
Yolculuk etmedeler birinci mevki bir esrimede

Meyhaneler de ırak olsun benden
Ben akla giderim ve daha öteye…
Hiçbir şey ruhumu alçaltamaz
Dalkavukluğa, ikiyüzlülüğe…

Sev, ye, uyu, iç: kendine
Ölçü olarak evreni almalısın.
Bizi yoksul ve tutsak kılanlara
Bir zerresini bağışlamam yaşama hakkımın.

Hiçbir uzlaşmaya yanaşmadan
Mutlu olma hakkımı haykırırım
Kızarır yanaklarım tutkudan
Tutuşur ateşler içinde kanım.

Hiç kimse beni susmaya zorlayamaz
Bilimdir bana omuz veren çünkü.
Çağ beni koruyor, onun oğluyum ben
Beni düşünüyor sürerken sabanını köylü.

İşçinin içine doğan şey benim
Mekanik iki hareket arasında
Şu hırpani kılıklı delikanlı
Beni bekliyor sinema kapılarında.

Ve benim yakıcı dizelerimi
Vurmaya kalkıştığında alçaklar
Yola çıkar kardeş tanklar
Gümbürdeyerek şiirlerimi

İnsan çocuk daha, bunu biliyorum
Ama büyümek istiyor, işte bu onun deliliği.
Ebeveynleri sevgi ve akıl
Ona göz kulak olsalar bari…

Attila Jozsef
Çev: A. Behramoğlu

siir-sanati Şiir Sanatı

Geçiş

Çok yıllar önce,
Geçmiştim bu sulardan;
İşte, günbatımında parıldayan o kale,
İşte, su bendi, her şey yerli yerinde.

O zaman sandalda benimle,
İki arkadaşım daha vardı;
Birini severdim babam gibi,
Umut dolu ve gencecikti diğeri.

İlkinin dingin bir yaşamı vardı,
Öylece de ölüp gitti sonra. Diğeri,
Yerinde duramaz, hep öne atılırdı;
O da, bir savaşta yitirdi canını.

Böyle özlerim hep işte,
Geçmiş günleri düşündükçe;
Ölümün elimden aldığı,
Sevgili dostlarımı.

Dostları bir araya getiren ve
Dostlukları yaşatan,
Ortak coşkulardır aslında; ben de hala,
Aynı coşkuyla bağlıyım dostlarıma.

Al öyleyse kaptan, al geçiş ücretini,
Üç kişilik olsun, ödüyorum mutlulukla;
Say diğer ikisini,
Ölmüş dostlarının ruhlarına.

Johann Ludwig Uhland

olmus-dostlar Geçiş

Mutlu Olanlar

Oturdum, o ıhlamur ağacının yanına,
O sevdiğim kızla;
Oturdum, el ele onunla.
Tek yaprak kımıldamadı rüzgarda;
Tatlılıkla parıldıyordu güneş,
Dingin kırsalda.

Sessizce oturduk,
İçten ve özel bir hazla;
Kalp atışlarını duyabiliyordu rahatlıkla.
Ne gerek var sözlere,
Ne gerek var sorulara;
Bildiklerimiz yetiyordu bize,
Birbirimiz hakkında.

Her şeyimiz vardı,
Sarsamazdı bizi hiçbir özlem;
Aşk, yanıbaşımızda olduktan sonra.
Sevgi dolu gözlerden bir selam,
O güzelim ağızdan bir öpücük;
Seve seve veriyorduk birbirimize.

Johann Ludwig Uhland

johan-ludwig-uhland Mutlu Olanlar

Sadece Birkaç Saatliğine

Oğlum
Geçen yılın
8 Mayısından beri kayıp
Sadece birkaç saatliğine aldılar
Söylediklerine göre
Sadece olağan sorgulamalar için..

Araba gittikten sonra
O plakasız araba
Hiçbir şey oğrenemedik
Onun hakkında.

Ama şimdi durum değişti
Duyduk ki bir arkadaştan
Yeni çıkan birinden
Beş ay sonra
İşkence ediyorlarmış ona
“Villa Grimaldi”de
Eylül’ün sonunda
Sorguya çekiyorlarmış
Bir zamanlar Grimaldi’lerin olan
O kırmızı evde
Söylediklerine göre sesinden,
Çığlıklarından tanımışlar onu
Öyle diyorlar.

Kuzum söyleyin bana
Ne günlerde yaşıyoruz
Bu ne biçim dünya
Nasıl bir ülke ?

Soruyorum size
Nasıl oluyor da
Bir babanın
En büyük sevinci
Bir ananın en büyük sevinci
Onların
Onların hâlâ işkence ettiklerini
Öğrenmek oluyor
Oğullarına?

Demek ki hâlâ yaşıyor
Beş ay sonra
Ve en büyük umudumuz
Gelecek yıl sekiz ay sonra

Ona hâlâ işkence edildiğini düşünmek
Kim bilir belki de sağdır yaşıyordur
Ölmemiştir diyebilmek.

Ariel Dorfman
Çeviri: Gönül Çapan

berfo_ana_evlat_hasretiyle_oldu Sadece Birkaç Saatliğine
“30 yıldır evine sıva yaptırmamış Berfo ana, oğlu gelir de evini tanıyamaz diye. evde kimse yokken evden çıkıyorsa kapıyı kilitlememiş, oğlu kapıda kalmasın diye.”

“Düşünce Özgürlüğü”

Ağzını düşündüğüm vakit
bana bir şey anlatır biçimde
işte o zaman düşünürüm
sözlerini
ve düşüncelerini
ve ifadesini
gözlerinin
konuşurken

Erich Fried

sevgiliyi-dusunmek "Düşünce Özgürlüğü"

Sevgiliyi anmak ve düşünmek de onun için “düşünce özgürlüğü“ kapsamında ve o denli önemli bir eylemdir.

Ali Osman Öztürk

Sözcükler

Sözcüklerimin heceleri döküldüğünde yorgunluktan
ve saçma sapan hatalar başladığında daktiloda
uykuya dalmak istediğim
dünyada olup biten
ve engelleyemediklerime
yas için nöbet tutmak istemediğimde artık

orada burada bir sözcük süslenip şarkı mırıldanmaya başlar
ve yarım bir düşünce saçını tarayıp
daha demin yutamadığı birşeyden yutkunan
şimdi bakınıp
ve o yarım düşünceyi elinden tutup ona:
Gel
diyen başka birini arar

Ve sonra o yorgun sözcüklerden birkaçı
ve kendine gülen birkaç tuş hatası
o yarım ya da tüm düşüncelerle birlikte ya da onlarsız
şu Londra sefaletinden kalkıp denizi ve ovayı ve dağları aşarak
uçarlar hep aynı yere

Ve sabah bahçeye açılan merdiveni inip
öylece durup baktığında dikkatlice
orda oturmuş çırpınırken görürsün onları
biraz üşümüş ve belki biraz da kaybolmuş gibi
ve gerçekten senle oldukları için şaşırmışlar gibi mutluluktan

Erich Fried

sozcukler Sözcükler

Seçenek

Seni yitireceğimi varsayalım
ve bir kez daha görüp görmemeye
karar vereceğimi
Bir kez daha gördüğümde seni
on kat daha mutsuzluk
on kat daha az mutluluk
getireceğini bilerek

Hangisini seçerdim?

Seni yeniden görmenin mutluluğuyla
kendimden geçerdim

Erich Fried

mutluluk Seçenek

Karmakarışık

Gittikçe
daha da iyi silahlarla
insanların birbirini öldürdüğü
ve birbirleri açlığa mahkum ettiği
bir zamanda sevmek birbirini
Ve bilmek
fazla birşey yapılamayacağını buna karşı
ve denemek
vurdumduymaz olmamayı
Ve yine de
sevmek birbirini

Sevmek birbirini
ve açlığa mahkum etmek birbirini
Sevmek birbirini ve bilmek
fazla birşey yapılamayacağını buna karşı
Sevmek birbirini
ve denemek vurdumduymaz olmamayı
Sevmek birbirini
ve zamanla
öldürmek birbirini
Ve yine de sevmek birbirini
gittikçe daha iyi silahlarla

Erich Fried

hayat-devam-ediyor Karmakarışık