I
Bir hastalıktan sonra,
Mektup yazdım eşe dosta
-İadeli taahhütlü-
Ve yıldırım telgraf çektim yare
-Cevaplı-
Neler olmuş Rabbim, neler.
Ben tüberkülozdan yatarken, hastanede
Dostlar unutmuş adımı,
Yar kocaya gitmiş…
Şub 23
Bir Hastalıktan Sonra
Şub 23
Yankı
Her kelimenin iki anlamı olduğunu
bilmiş, baştan beri üçüncüyü aramıştı.
Ama bu bir şey değildi asıl aradığının
yanında : Başka bir düzen olsun istemişti
seslerin arasında, harflerle renklerin
birbirlerini itmedikleri bir dengeydi
ısrarla kovaladığı. Yıldan yıla dile
yüklediği zalim işi dizmişti kafasında,
ışığa ve karanlığa, sessizliğe ve uğultuya
verdiği değerleri elden geçirmişti tek tek.
Heceden heceye dörtnala ilerlemişti bakışı,
cümleden cümleye tekinsiz bir başdönmesiyle
geçmişti: Bir an boyu elinde tuttuğu kelime
onu kavururken durmuş, gözlerini uzağa,
sonsuz bir boşluğun ardında beklettiği
sonsuz bir aynaya dikmişti.
“Ben yoksam” demişti oradaki yüz, “siz
bekleyin”.
Şub 23
Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül
Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül
Kattı arakla gül-şeker minâ-yı mâlâmâle gül
Ebre düşüp berk-i şafak jale ne renge döndü bak
Güya mukattar gülerek doldurdu câm-ı âle gül
Bülbül olup yâre zenân görmüş tecelliden nişan
Her şahtan eylemiş ayan bir âteş-i cevvale gül
Geh naz edip mestur olur alâyişe mağrur olur
Bilmez sonu mecbur olur çent ruze bir ikbale gül
Bülbül yeter zar eyleme Esrâr’ı bîzâr eyleme
Bîhude ısrar eyleme guş etme ahu mâle gül
Şub 23
Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma
Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma
Zencîri kırar bu dil-i dîvâne dokunma
Gül-berk misâli ciğerim pâreliyorsun
Ey bâd-ı seher, o gül-i handâne dokunma
Feryâd-ı ene’l- hakeder âvâz-ı tanîni
Fâş etmesin esrârını, peymane dokunma
Bünyân-ı nizam-ı felek ol kuy-ı beladır
Âlem yıkılır bu dil-i vîrâne dokunma
İçtikleri hep hunı ciğerdir fukara
Şeyha kerem et hatırı rindane dokunma
Eğlenceleri zülf-ü dil aram-ı elemdir
Dinle ne siyah gûndur o efsâne dokunma
Şâhım senin esrâr sadâkatli kulundur
Lûtfeyle o derviş-i perîşâne dokunma
Şub 23
Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
Mutluluk gönüldeki hazinede kalmıştır
Bilinçten başka bir şey tanımaz akıllılar
Başıboşluğun keyfi divanede kalmıştır
Boşuna mescitleri dolaşma sofu dostum
Aradığın aydınlık meyhanede kalmıştır
Can vermeyi bilmeyen bülbül sussa ne olur
Aşkların pırıltısı pervanede kalmıştır
Açınca yüreğimi güldü bana, dedi ki:
N’olmuş yine Esrar’a efsanede kalmıştır
Şub 23
Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma
Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma
Gittin güzel ammâ, bu dil-efgârı unutma
Gâhice uyandıkça şebistân-ı safâda
Şol gice olan sohbet-i hemvârı unutma
Vardıkça şeker hâba, girüp bister-i nâza
Ne zehri içer, dîde-i bîdârı unutma
Kâküllerini şâneye çektikçe seherler
Yadına getür, kalb-i dil-efgârı unutma
Ayînede gördükçe, kaçan, hasta nigâhın
Lûtfeyle tabibâ, men-i bîmârı unutma
Ahvâlimi yazdım, bütün evrâk-ı dilimde
Destindeki mecmua-yi nâçârı unutma
Ben sabredeyim, derd ü gam-ı hicrine ammâ
Sen de güzelim, ettiğin ikrârı unutma
Ağlatmayacaktın, yola baktırmayacaktın
Ol va’de-i tekrar be tekrarı unutma
Hicrânın ile çektiğimi sen de bilirsin
Her vechile dîdâra sezâvarı unutma
Yok takati hicrânına, lûtfeyle efendim
Dilhaste-i aşkın olan Esrar’ı unutma
Esrâr Dede
Şub 23
Anladın mı?
Hicran destanını kendinden oku,
Mecnun’dan duyup da rivayet etme.
Aşkın Leyla’sını gördünse söyle.
Söz temsili bulup hikayet etme.
Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
Senin aradığın zevk, sefa düğün.
Tutacağın işi önceden düşün;
Daha ilk adımda nedamet etme.
Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.
İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın, gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.
Kabe’den maksadın varmaktır yara,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır’ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.
Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.
Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
Özründen çok büyük kabahat etme.
Neyzen Tevfik
Şub 23
Kuş sesi ürkek
I.
çağıran sesim
kuş sesi ürkek
korkunç uzuyor sessizlik
şimdi tüfekleri doldurmak vakti
çağıran sesim
kalbin saatini kurma vakti
o süslenmiş tabuttan hafiflik alınmalı
tren rayları ve çile
herkesin biraz ağzı ve kaderi
metalden gül dökmüş anneleri
kadın mutlu
adam kamyon kadar ağır
çağıran sesim
kuş sesi ürkek
II.
bir nefes olduğu için bu şiir
yola çıkmış olana ay ve çokça güneştir
nasıl da göresim var
söylesem utanır
yakın durmak için
yaslandım öylece denize
acemiyim yine
ezber edilmiyor aşk
zora düşmüşüm, yüzüstü
sevmişim aslanın gözlerini
benden doğru beyaz
kalbin saatini kurma vakti
çağıran sesim
kuş sesi beyaz
III.
balkız çiçeğinden yoğurmuşlar da
nazdan bir oyuncak yapmışlar
halini sorsan bana
bahçelerden bahçelere gül aşırmışlar
bir eksiğim olsa, çeşmenin suyu kesilse
geç kalmışlığın kalır aklımda
anaç kuşun ağzı ile tutturduğu
ve sonra saklandığı, çöpten yuvayım
çağıran sesim
kuş sesi kırmızı
ne mi olurdu erken uyusan
ayaklarım dolanır, gece aceleye gelirdi
şarabın aklında zehirli bir ok
testinin dibini vurmakta
IV.
pusatsız çıktım
nasıl hafifse yalınayak koşucu
bir gülü anlatmak için
sana başvuruyorum
meydana çıkarken
çelikten bir bilek olduğun için
çamurun apaydın olduğunu
daha yüce bir el arzuladığını öğrendim
kuş sesi beyaz
bir su kaynağından kalktı yürüyor
yalnız elleri ile direnir
kalbi yanında vur emri olan
V.
seni bilmek mi tehlikeli
yoksa unutmak mı felaket
sevince boyadın, dünyanın o eski şehrini
alnımdan geçen bu süt nehri
kuş sesi beyaz
senin elinde güneş doğuyor
yarından söz et; o uçan ak bir kuştur
uzasın saçların, bir kadından ilham alır
her denizin kabarması
sen az söyle ben çok bilenirim
benimle başla bir çocuğu büyütmeye
derimin altında harp sırası almışız
derimin altında zenciler yıkanıyor
iyi ağırla beni kadın kadın olsun
erkek erkekliğini doğursun, yorsun
VI.
çağıran sesim, kalbin sorgusu
kendine sakladığı neşidesi süleyman’ın
gönlüne Allah
uzuuun bir neşe olarak insin istedim
bir yağmur damlası gök kadar ağır
örtün, senin örtün beyaz yanımız
bir saadet gelip sokuluyor yanıbaşıma
durdu her şey kafamın içinde
kıpırdasam bozulacak düzen
kanatlarından kuşlar çıktı
senin kuşların
ak köpük ve yaratılması güneşin
tüylerine sürtünmesidir kanatsız bir kelebeğin
VII.
göz göze bakamasak da
parçalara bölünüyor zaman
kançiçekleri tutuyorum
gebe yanım şiirin içine düştü
çocukları seviyorum senden sonra
eşikte yatmakla sınıyorum kendimi
kızkardeşisin hasan’la hüseyin’in
ellerin ferahlık vermeli
çağıran sesim
kuş sesi yalaz
toprağın tenime sokulması var
inandım inandın inandım sana
inandım ellerinin sarhoş ediciliğine
VIII.
içinin ılık duru nehri ile gel
çağıran sesim
kuş sesi ürkek
bir saadet gelip sokuluyor yanıbaşıma
gelip durmuşsun dilimin ucunda
şarkı ve şiirlerin tarhında
ve de kalbin
ben illa gelirim üzümün bereketiyle
saçlarımda sevilmek ağrısı var
diyor gibisin, duydum
kuş olur gelirsin
bir kanatla bir kalbe
bir bakış zamanında kuşlar ancak girer
sevgili ellerin türlü tatlar yoğurur
kimsesiz çocukları alırsın soframıza
biter rızıktan yana korkumuz
ben daha ağlamadım
sen o zaman gör nasıl güzel oluruz
IX.
yağmur yağdı sana benziyorum
bir bahaneyle bir daha benziyorum sana
dileniyorsun çaresizliğim
biraz daha yanlızlık yağıyor
bu akşam, bir başka yerde olduğuna inanıyorsun ya
yanılıyorsun, işte şuradasın
ihtimal bir aynayı sevindirmeye kalktın
çok durmaz aynada görüntü
göğün sancıdan karın vermesidir ebemkuşağı
eski güzel kadınlar gelip sende durdu
kalbin saatini kurma vakti
imdaaat, kalbim
sen nerdesin ben nerde nerdeyim
X.
valide cami avlusunda kendi şiirimi okuyorum
ismihan sultan dinlesin diye
elinin en güzel parmağına
şiirden en güzeli bir yüzük yakıştırıyorum
ağustosu hazırladın getirdin eylülü
sözü dinlemek kolay sükutu duydum
delirmiş kadınlar kedilerle konuşur
şair adamın kendisi ile konuştuğu gibi
inandım inandım inandım sana
inandım ellerinin sarhoş ediciliğine
XI.
korkunç uzuyor sessizlik
şimdi tüfekleri doldurmak vakti
isyan isyanın içinde diş
isyanın çevresi tuzak
gülü sevme hallerinde hata yapar insan
kalbin kendisi için
et olmadığı anlamı için
bağışla, geç kaldım
kuşanmalar ve gitmek kadının getirdiğidir
sar beni, duvar diplerinde kalmasın serinliğim
her şey için aramızda bir yer olsun olmasına
kara olsun deniz olsun, insan olmasın
çekiç olan arzum bir kuştur
sen bir kuşsun, kuş sesi sıcak soluk
XII
tüm kelimelerin sabıkası var
kimi vurulmuş
kiminin yüzükara
bir suskunluğum var bana benziyor
nasıl dilersen öyle bil
kürtçede uçsuz bir namazgahtır mezopotamya
senin bakışına kardeş, kanatlan gel turaç
her bakışım aşk gibidir, odalarına girmelisin
odalarında güzel çocukların rüyaları, ellerini katmalısın
ben kadının yüzünde
cenneti ve cehennemi de gördüm
hoşgeldin turaç
kalbin saatini kurma vakti
Mahmut Avcı
Şub 23
Masada Senin Gülümsemen
yastığıma birikmiş saç tellerin
her birine yazılası bir şiir
en güzel yerin gözlerin desem…
seni seviyorum diye anla bunu.
gözlerini seviyorum,
gözlerin çingene çiçekçinin bahanesi
bir yavru kurbağaya dokunsan onu da…
bu sigarayı seninle içiyorum
masada senin gülümsemen
bir bakışın var ki,
masa ile aramızda dert oluyor
hani yoksun, hani bir ses olur
kokun sarar odayı,
en güzel ağzından genişler göğsümün kafesi
erisin istiyorum kınalı ellerin avucumda
hani ben, heybesinde karanfil kurusu çelebi
yaktım bütün eski haritaları
vakit şimdi tamam,
bir duanın en makbul yerindeyiz
ben solda duruyorum, sen sağ elim
hafifler gövdem sana gelirken
boğazda martı olurum
uzar gövdem tren olur
müjde taşır bir iç şehre
bilek olurum Ferhat’ın gürzüne
Zin’in saçlarında Mem’in elleri
kendimce seni seviyorum
bir dilek, bir dilek daha
dün geçti, yarın bir çocuk sevinci
Mahmut Avcı
Şub 23
Beklerken
Kötü bir şey demek değil bu kötü bir şey değil
Kötü bir şey değil bu şikayet etmiyorum
Bekliyorum..
Sual olunmaz hikmetinden meleklerin
Ben özlemek derim hasret derim aşk derim
Ne olur bir duble rakıyı paylaşsak derim
Sen gülümsersin uzaklardan
Ben beklerim..
Bu parkların hepsinden vazgeçebilirim
Bu kitapların bu oyuncakların bu meyhanelerin
Bunların işte ne varsa hepsinden vazgeçebilirim gelişini kolaylaştıracaksa
Ama senin bir saatin var bilirim
Bir saatin var senin yüreğime envai çeşit kuşlar konduracak
Kolay geçmese de vakit
Beklerim..
Çok zor geçmişti çocukluğum bahsetmiştim sana
Annemin hep işi vardı babamın hep işi vardı
Çok ağlıyordu kardeşlerim hepsinden bahsetmiştim
Bunları anlatmıştım şikayet etmiyorum
Yeter ki geleceğini söyle bana ara sıra
Ses etmem, beklerim..
Yattığın odaları nasıl da merak ediyorum
Kokladığın çiçekleri dinlediğin şarkıları
Çarşafının kokusunu, tenini ille de tenini
Nasıl da merak ediyorum sokak köpeklerini severkenki hallerini
Bazen koltuğunun altında tavlayla hayal ediyorum seni
Bazen kadere küfrederken geliyorsun gözümün önüne
Bazen sarhoş olup açık saçık küfürlerle giriyorsun rüyama
Uyu diyorsun sonra bana uyu diyorsun, geçecek
Herkes bilir değil mi melekler yalan söylemez?
Bekle der bana evrenin en güzel meleği
Beklerim..
Olur da yanlış anlarsan söylediklerimi
Çok özür dilerim
Bakma marifetmiş gibi anlattığıma
İcap ederse susup tek kelime etmeden
İçimden geçenleri buluttan bir kayıkla yollayıp sana
Beklerim..









