Kıtalar

Şu otuz yıllık ömür terceme-i halimdir,
Şimdi kırkındayım, on yıl arada kaldı nihan.
Ahiretten dönüşümde o ölen Neyzen için
Karşıma çıktı şu suret ile Eşkâl-i zaman

1335

Câh ü mevki, karı çok oldu gözümden düşeli,
Bunların hiçliğini ben bilerek öğrendim.
Şimdi de kalmadı nakdin nazarımda kadri,
Kirli ellerde görünce paradan iğrendim!

Ayasofya, 1912

Sarıma ciddiyet ile sarf ederim sanatımı,
Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir.
Bezm-i meyde süfehânm saza meftun oluşu,
Nazarımda su içen eşşeğe ıslık gibidir!

*

Mahrem ettim ruhumun esrarına peymaneyi,
Dinlemez gönlüm bu emri nakzeden efsaneyi.
Secde kıldım sakiye pîr-i muganın aşkına,
Can ü dilden Kıble yaptım gûşe-i meyhaneyi.

1921

Hâl-ı fecre düşen beni anlar,
Bil-irade değildir ef’alim,
İhtirasatımın ayakucuna;
Yirmi yıldır gömüldü amalim.

Sermedi bir iştialin şule-i fanisiyim,
Türk’e ait ülkenin feryad-ı ruhanisiyim.
Aldığım kâfi bana Gazi-i Ekbef den nasip
Gölgesinde mabed-i vicdanımın bânisiyim!

Balıkesir, 1926

Çile-i cinnet ile oldu tamam,
İtikadım daha eksikti benim.
Toptaşı’nda hedef oldum garaza
Ehl-i iman dinimi …ti benim.

Toptaşı Tımarhanesi, 1927

Gözünü aç daha meydan var iken,
Dizginin cambaz elinde Neyzeni
Girmedim ya kapısından baktım,
Cennef ‘ı atpazarı sandım ben.

*

Borç götümden akıyor, lutf u kerem ağzımdan,
Menba u munsabını anlamayan bir lâğımım!
Bir elim ağzımı tutsa, bir elim de kıçımı
Birleşirdi o zaman belki sürurumla gamım!

Beyoğlu, 1931

Düşeli derd-i firakın ile sevdaya, meye
Müptelayım, deliyim, sinmişim esrar-ı neye.
Feleğin kahpe başında paralansın parası,
Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye.

Beyoğlu, 1933

Dersimi aldım musibetten, nasihat istemem,
Haddini bilmek cihanda bir vazifeyse eğer.
Varsa istidadı halkın hakkını idrak için
Zalimin her yumruğu binlerce Cebrail değer.

Beyoğlu, 1933

Gönlümün zaviyesinden dedi bir pîr-i mugan:
Gözünü yum, sağır ol, yut dilini, kes sesini!
Bilenin ağzına önce sıçıyor kahpe felek.
Sonradan sille ile patlatıyor ensesini!

Beyoğlu, 1933

Boka basmış gibiyim arza hübut eyleyeli,
Âdem’in sıçtığı balçık daha hâlâ yaştır.
İşimi emr-i İlahiye menut eyleyeli,
İşe bak ki başımı derde sokan kardaştır.

*

Hekimin hikmetine kim karışırsa ezilir,
Sekiz-on tek rakı mişvarımı menfur etti.
Her şeyi görme diye bak, beni ahkâm-ı zaman
Gözümün bir tekini yummaya mecbur etti.54

Bakırköy Tımarhanesi, 1934

54 “ … 1934 senesi Haziran’ında bir gün iki sivil polis komiserinin muhaazası altında Bakırköy Müessesesi’ne getirildi, ayakta duracak halde değildi, burnunun üzeri, eli yaralanmıştı. Kan sızıyordu, sol güzü mosmor bir çürükle çevrilmişti. Göz kapaklan şişmiş ve gözünü kapamıştı. Ertesi gün kendine geldi, bir gün evvel çektirmiş olduğumu aşağıdaki resminin arkasına -bir sene evvelki muhaveremizi hatırlatan ve bir gün evvelki sergüzeştini anlatan- şu satırları yazıp bana hediye etti. Neyzen o sene aylarca bizd e kaldı…” Doktor Rahmi Duman Canveren Sultan, sayfa: 37. .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.