Fotoğraftaki Mezar

sesine kına yakmışsın görüşmeyeli
kurşungeçirmez camdan yapılmış gözlerin kırılmış
kaç sene geçti kaç ışık yılı?
aramızdaki yer altı tünellerinde kaybolmuştum ben
sana doğru elimde krokilerle yürüyordum
omzumdan yukarısı ağlamaktan silinmişti
halbuki sevdiğin şarkılara sorgu odalarında işkenceler yaptım
sevdiğin karlı günleri ateşe attım
söylemediler yerini

uzaydan yıldızlar düştü üzerime görüşmeyeli, yandım
seni bulduğumda
bir paket rüzgar vardı nefesinde sardın yanıklarımı
o gün sevgilim bir aşk gibi siyahtın
tanrının insanoğlu kaldıramaz diye yaratmadığı

beni bulduğunda ise caddenin köşesinde ölmüştüm
üzerime gazete kağıtları koymuşlardı
kadınlar topuklu ayakkabılarıyla geçiyordu üzerimden
otobüsler, birkaç kahkaha, deniz kokusu geçiyordu
taşralı bir adamın durup okuduğu fatiha geçiyordu
beni bulduğunda üzerime gazete kağıtları koymuşlardı
kaldırıp, gölgenle kefenledin beni
beni öptüğün günü üzerime kürek kürek döküp
kaç ışık yılı sürdü hiç kımıldamadım
beraber çekilmiş fotoğrafımıza gömdün beni

Ayşe Sevim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.