Efsunlu Şehir

Saçlarına nur yağmış dünyanın güzel kızı.
Kutlu fetih tacını takmış seher yıldızı.
Sana âşık sultanlar görmemiş böyle nazı.
           Sultan Mehmet misali hırslandığım İstanbul!
           Anne gibi göğsüne yaslandığım İstanbul!

Resûl’den selam gelmiş Ulubatlı Hasan’a.
Cennet bağrını açmış uğrunda ölen cana.
Fatih’i gördüğün gün, düğün gecesi sana.
          Her yıl fetih sabahı süslendiğim İstanbul!
          Anne gibi göğsüne yaslandığım İstanbul!

Senin adın lâledir, menekşedir, sümbüldür.
Mavi bakar gözlerin, yanağın gonca güldür.
Mor salkımlı bahçede uyandıran bülbüldür.
          Tarih akan çeşmeden beslendiğim İstanbul!
          Anne gibi göğsüne yaslandığım İstanbul!

Adalar kızlarındır: Burgaz, Sedef, Kınalı…
Boğaz ‘da Beylerbeyi , Küçüksu’ya sevdalı.
Asırlardır hisarlar birbirine vefalı.
           Her bahar Emirgân’da ıslandığım İstanbul!
          Anne gibi göğsüne yaslandığım İstanbul!

Dolaşır dilden dile bir aşkın hikâyesi,
Şahitmiş olanlara hüzünlü Kız Kulesi.
Çalınır Çamlıca’da o günlerin bestesi,
         Dinledikçe her akşam hislendiğim İstanbul!
         Anne gibi göğsüne yaslandığım İstanbul!

Servili bahçelerde Yahya, Sümbül Efendi.
Sonsuzluk aleminde, sultanın serbülendi.
Bir gece baktım sana saçların tütsülendi.
         Aşiyan’da düşünüp uslandığım İstanbul!
         Anne gibi göğsüne yaslandığım İstanbul!

Kol kanat gerer sana, Eyüp Sultan ve Yuşa.
Nöbette Sultangazi, nöbette Bayrampaşa.
İstanbul candan öte, söylensin uçan kuşa.
           Hüznünü, sevincini üstlendiğim İstanbul!
          Anne gibi göğsüne yaslandığım İstanbul!

Ebedi olsun ömrün, cihana bedel şehir.
Renklerin hiç solmasın, efsunlu güzel şehir.
Sende mutlu mısralar, süslenmiş gazel şehir.
          Her gün tepelerinden seslendiğim İstanbul!
         Anne gibi göğsüne yaslandığım İstanbul!

Hüseyin Emin Öztürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.