inceciktigül dalıydıdokunsam kırılacaktıdokunmadımkurudu gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiçağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarınıneden akşam oluyorum tren kalkıncakırlangıçlar birdenbire çekip gidincemendiller sallanınca neden tıkanıyorumöyle çok acımasız ki öyle birdenbire kiaz önceki çiçekler nasıl da diken dikengitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bittio elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bittiartık çocuk değiliz, susarak …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
periler ölürken özür diler
Ayak izlerimizde ölüp erimiş peri pelerinleriPeriler birbirine düşman, pelerinler birbirine küs Sana bugün bir mektup yazdım:En çok En çok güllerden sözettimSaydam renksiz tutkun güllerdenBir gül olmak korkusundanNedenini hatırlamıyorum ama ağladım‘canım..’ diye başlanılıpVazgeçilmiş bir sürü kağıt parçasıRuh parçası Aşk parçasıBuğu parçası Haz parçasıVazgeçilmiş bir sürü kağıt parçası Her ihtimale karşı kurşun kalemle yazılanAyrılık mektuplarını rüzgar taşır …
Şub 23
İntihar
her insanaklında en az bir kezöldürür kendiniçünkü biliniyor artıktek içgüdü değilyaşam içgüdüsü sözcükleri seçen kişizamanı sorgular durmadanve bu güncel zorunlulukisteyelim istemeyelimtarihsel bir an’daontolojik bir sorun olarak dabelirir galiba şuintiharın kökenindeki soru:onaylıyor muyum? buradan bakıldığındabir “öteye geçiş”sorunu değildir intihartam tersinebir “burada oluş”sorunudursartre’ı anımsayalım:“intiharbir başka yoludurdünyada varolmanın.” Hiç kimse yaşamında bir yanlışlık olmadığı sürece intihar etmez.İntihar, geride …
Şub 23
Yeni Aşk
Yanında oturan ben değilimZamanla dirilen anılar Sorular soran ben değilimPişman eden merak Geçmişi kabartan ben değilimYeni biten maceralar Seninle yaşayan ben değilimYere düşen yaprak Duygularını şaşırtan ben değilimGelip geçen acımalar Kolunda uyuyan ben değilimUzaktan gülen aşk Karşında ağlayan ben değilimYürekte esen rüzgâr Süreyya Berfe
Şub 23
Vasiyet
“ki en kötüsüdürölümden sonra da istemek.” benden firar eden dünyadanson isteklerimi taşırken banadikkat et; aynı olmasın torbanın rengiayağına giydiğin galoşlarla şu bizim yan odadakürt kaşlı kız çok inledi dün geceboştu yatağıbugün iyileşmiş, tahliyesi olmuşinandıramadılar bana bir uçlu sakla da göğsüneteninin kokusu olsun izmaritindebu yalnızlığı biz yaratmadıkbilakis tütünü bile dost eyledik kendimize ya senellerini yıkıyorsun bana …
Şub 23
Son Anda
kaçan otobüse son andakoşarak yetişmek gibi bir şeysana aşık olmaknefes nefesedurduğu için şoföre minnettarbüyük bir zafer kazanmışçasına mağruryolcularla göz göze gelince mahcupve tam zamanında binmekleolamayacak kadar mesut Ebru Cündübeyoğlu
Şub 23
Ses (İm) Duvardan Düştü… /… Kaldırın
(ses düşerse, kelimeler yara alır) – pardon,’seni seviyorum’ diyen bir ses buradan geçtimi acaba?– hayır bayan, görmedik bir adam çıplak sesle şarkı söylüyor,sesi üşeyecek diye çok korkuyorumbir kadın limanda günah çıkartıyor,günahları denizi kirletecek diye tedirgin oluyorum tut(ma) beni gecekaranlığında şarkılara gebe kalıyorum – pardon, ‘seni özledim’ diyen bir ses uğradı mı acababuraya?– hayır bayan, uğramadı …
Şub 23
Dilimde ay tutuldu…/…dilsizim
(akşam şaraba yatıracağım yüreğimi../..yarına bi’şeyciğim kalmaz) korunaklı şiirler yaz bana, sevgilim olmayan sevgili sağanak yağışlı günlerimde sığınacağım bir yer bulunsun bari, şiirlerde bir ev’cağızım olsun üç oda bir salon yalnızlığımı kiraya vereceğim heveslenme, senin için düşlerim başka aklını başından alıp, gezmeye götüreceğim ne güzel gülüyorsun, dudaklarında eski Istanbul resimleri öyle kal lütfen, yüzüme baktığın anın …
Şub 23
Unutuyorum Sensizliğe Alıştığımı
Aşkın ve acının vadilerindenGeçerek yürümeyi öğrendi kalbimGözlerin var mıydı seninGörebilir miydin duygularımınMaverada açan çiçekleriniEllerin var mıydı seninTutabilir miydin uzatsaydım ellerimiNefesin zor fırtına dağıttı bedenimiParmaklar arasında duman duman her akşamÖlümle randevumu hatırlayıp yenidenMezarıma yürürkenUnutuyorum sensizliğe alıştığımıİçimin kan rengi okyanusundaZıpkın yemiş balık gibi yüreğim. Nurullah Genç
Şub 23
Savrulan Külleri Ömrümüzün
Bir kızın kocaman gözlerinde gördümbulutların dağlara sessizce çöküşünü Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda Harelenen sularda bir yanık kokusu ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi Işık zamana bağlı zamansa onun kocaman gözleridir artık Anladım tarih de yazılmaz bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa …