Ey gönül! Ey gönül! Vazgeç, vazgeç bu sevdadan ve bu kavgadan.Akıllının nezdinde bir sivrisinek kanadı bile etmez dünya devleti.Bu vadide şaşkın olma; çünkü ayakların izini apaçıkBulursun; eğer bensem kafir, can ve gönülden uzaklaş.Ey Allah’ın cezbesi! Sensin her zerreye nüfuz eden;Gel, yukarıdaki âleme (gidişte) bize yardım et.Ne dünyanın ikbalini isterim, ne de büyüklerin ihsanını.Ben bu dünya …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Eğer elimi denize vursam, her defasında İnci ve cevher yerine çerçöp geliyor.
Bazen bana bir tebessüm geliyor,Bazen de menzilden bir zil sesi geliyor.Kâr ve zarar meşgalesinden uzak olmak gerek;Bilmiyorum ben, bu heves nereden geliyor.Eğer elimi denize vursam, her defasındaİnci ve cevher yerine çerçöp geliyor.Ey çaresiz gönül! Feleğin cevrinden feryat etme;(Çünkü) melek dedi, senin için hâkim geliyor.Nefesi, Rahman‟ın nefesinin kokusundan bir koku;O kimsenin kokusu bana Yemen tarafından geliyor.Ey …
Şub 23
Siper Sanatı
Alışmak geliyor, çıkmıştır yolaBıkmadan ölmek yok, insanlarından.Geçmiş aradan şu kadar zamanBurada hayat var mıdır, vardırHiç kimse olmasa da. Üzülürüm diye gitmediğin yerDoğduğun sokak, büyüdüğün ev-Göç alan şehirler gibi gözlerinYeşil bir harmandan dönersin her günHep aynı sevinçle, pek bilmediğin. Güneşi ezanla alıp bırakanSenin tertemiz dilin ve dininGeçerken içinden dağ köylerininDünya durdukça dönecek olanGörürsün orada kalplerden derin …
Şub 23
Yalnızlıktan Sarkan İp
Her dökülen yaprakta susayan bir şey gördümÇeşmelerin dibinde büyümeyen ağaçlarYaklaştıkça ışığa çözülüyor hâlelerSaklıyorum kendimi yalnızlığın yerine Öylesine doğmuyor güneşin yedi rengiUzunca bekleyişin buğusudur ısıtanÖzlüyorum elinin değdiği pınarlarıNe varsa besliyorum yalnızlığın evinde Semiha Kavak
Şub 23
Ey Süleyman
Ey Süleyman…Kurşun izlerini taşıyor şimdi, Sinagog kürsüsünde levhalarÖlümlerin bedelidir, yakılıyor Ulu Cami minberinde ağıtlarMıhlanan duaların ayinine şahit, Surp Giragos’da mihraplar Ey Süleyman…Şeyh’in meydanında, sabilerin yün saçını savurmuyor rüzgârAslanlı çeşmede şarıldayan bereket su yerine, ağzında kanlarHevsel gül bahçesinden, barut kokluyor elleri kınalı nişanlılar Ey Süleyman…Toprak kana doymamış Hüsrev’de, diri diri şühedayı ağlattılarÜstüne yağıyor Behram’da, günahlarının karşılığı …
Şub 23
Güneş Yaprak
Güneş Yaprak Kışın-tam ortasında bir bahar günü idi…Güneş! ışıl ışıldı… Hafif rüzgâr altında çırpınan sarı, yeşil yapraklar pırıl pırıl…Altın renginde iri bir yaprak gözlerimi öyle kamaştırdı ki.Kocaman bir çınarın bu tek yaprağı idi…Bir mevsimlik hayatın son yadigârıydı bu…Güneşin içmiş içmiş altın ışıklarını; benliğini kaybetmiş, şeffaf bir hale gelmiş… Bir avuç ışık olmuş, bir avuç güneş …
Şub 23
Muhayyer Münacat
Allahım biraz konuşabilir miyim bağışlaKonuşuyorsun sen, duymuyorum ben ah bağışlaBen de konuştum çok, çoğu boş, boşlukları doldurdumYarım kalmış bir çay gibi soğuttum kendimi,İçime şeker attın, tatlanmadım yineSeni anlayamadım, tişört yazıları, sokak isimleri,Plaka harfleri, medet umdum tümünden, bir tıkız idrakle tıkandım,Yağmurları anlamadım, karlarda üşüdüm, bilirsinŞemsiyeseverim, o uçarı, o gizemli şiirseverler aksineLodosta başım ağrır, malum sinüzit, alerjim …
Şub 23
baharat yolu
– Ben eskiden bilirdim tiryaki bir aktar vardıuzun birtakım saplar ve hazin kokular satardı bir aşktı günden geceye hazırlayıp durduğusağlam aşkları ahşap bir duman olarak savurduğu elleri üç-beş yüz insanın nemli karanlık gecesindeoysa o nemlerle ne renkler parıldardı bir yol gecesinde Haritasız bir coğrafya henüz, kansız bir aracılıkçünkü Akdeniz acemilere ve büyük odalara açık Kervanlar …
Şub 23
kalbiyle söyleşen
dağ köyünde körbağırsak sancısakonur karnın ağrıyan yanınaalev gibi tuğlalar/ Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarıBir dehliz kadar karanlıktır bazılarıKonuşurlarİsterlerSusarlarDinlememişseniz nice yıl kalbiniziEv meslek iş para geçim diyerekDüşünün şimdi bir deŞehirlerde kasaba ve köylerdeBaşını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu Cahit Zarifoğlu
Şub 23
İstanbul Ufuktaydı
Gurbetten, uzun yolculuk etmiş, dönüyordum.İstanbul ufukta’ydı…Doğrulduğumuz ufka giderken…Sevdâlı yüzüşlerle, yunuslarYol gösteriyordu. İstanbul ufuktan,Sîmâsını göstermeden önce,Kalbimde göründü;Özentili kalbimde bütün çizgileriyle,Binbir kıyı, binbir tepesiyle,Binbir gecesiyle. Yıllarca uzaklarda yaşarken,İstanbul’u hicranla tahayyül, beni yordu.Yer kalmadı beynimde hayâle.İstanbul’a artık bu dönüş son dönüş olsun.Son yıllarım artıkGeçsin o tahayyüllerimin çerçevesinde. Bir saltanat iklîmine benzer bu şehirde,Hulyâ gibi engin gecelerde,Yıldızlara karşı,Cânanla berâber,Allah …