Kategori: Türk Şiiri

Zaman Kırıntıları

Ne kadar uzak, uzak
Yollardan gelir bize
Ve çok yabancı bir şey gibi sevinçlerimiz,
Keder durmadan çiçek açar içimizde.
Ne çıkar unuttuk hepsini!

Yalavaç Aleyhi’S-Selâm Ögdisin Ayur

ilâhî küdezgil meniñ köñlümi
sewüg sawçı birle kopur kopğumı

kıyâmette körkit tolun teg yüzin
elig tuttaçı kıl ilâhî özin

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder.
Senin sen olmadığını bile bilmeden,
Sen bile..
Seni ben geçerken,
Derim ki,
Saati sorduklarında;
Onu ”O” geçiyordur.
Kimse anlam veremez.
Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
Ettirmek istiyor musun demezler

Çocuk ve Allah

Bunlar ihtimal hiç okunmayacaktır,
Günahkâr ölülerin Fatihaları gibi.
Allah’a, denizlerle beraber, terk ediyorum,
Benim olan nasibi.

Küçük Tragedyalar

Hey yolcu; boş yere bakma ardına,
Anılarla avunma.
Acıyım ben, unutma sakın,
Borcun bitmedi bana.

Gönülden Gönüle

ama bir şeyler vermek isteyen sensen birine,
kendin yola çık hemen, onu bekleme.
gençleştirir, güçlendirir
bunun için teptiğin yollar seni.

Susma Sanatı

önce üç gün, sonra üç ay,
sonra belki üç sene
Tanrıdan başka
kimseyle konuşmamayı dene,

Sol Elle Tutulan Günlük

kitapların kendisi, dedim
puta tapınmayı men etmeselerdi,
benim gibiler için kolayca
puta dönüşebilirlerdi.

Geciken Dua

elbette seviyorum Seni,
seviyor olmalıyım yani,
ama yaşlandım, unutuyorum,
karıştırıyorum sık sık
Seninle ilgili duygularımı
ve yaşadıklarımı
başka yaşadıklarımla
bu uzun yolda.

Büyük Yol

yüreği hızlı çarpanları alıyoruz yanımıza,
içi mezar gibi daralanları…
ve çalmaya gidiyoruz Tanrı’nın kapısını.