biz üç güzel kardeştik ve ölüm,ölüm en gencimizdi bizim bize doğunun büyük şiiri kaldı o bir nehir gibi ve kendimizinnice ipek yollarına dökülüpve derin kollarına bir goncagül diye kapanıp ve tiftik,safran ve kilim gibi oncaacılardan sonra, mağrur ve yitikbir külliyeye benzer gurbetimizingide gide sonuna geldik biz üç güzel kardeştikve ölüm, en gencimizdi bizim bize doğunun …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Dua
Senin ak alnından gök gözlerindenÖnce dallar sonra yapraklar öpsün.Eğilsin yıldızlar tutsun elindenGecelerden sonra şafaklar öpsün. Aşk diyorlar en mukaddes hayaleVe sen de düşesin o sonsuz haleHazdan dudakların olsun bir laleGüller, karanfiller, zambaklar öpsün. Sende kemal bulmuş renk, şekil, biçimYaşamanın öz suyusun bir içimOlanca suların sağlığı içinSeni her gün göller, ırmaklar öpsün. Kumral saçlarında nisan yağmuruYazın …
Şub 23
Eski Sevda
Bakmayın dar dilimin haline dildâra bakınNice zâr olmaya bülbül ki şu gülzâra bakın Yine mestâne bir efsun ile nazmımda o şuhAllah Allah şu endâma şu reftâra bakın Sürüyor ömrümü ardınca da gölgem demiyorNe denir böylesi kafirliğe inkâra bakın Bunca müzmin arı mızmızlığı sızmaz mı balaPeteğimden revağımdan sızan efkâra bakın Ne gerek başka bir emmareye meydanda …
Şub 23
Kestim Kara Saçlarımı
Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dönYasaktı yasaydı töreydi dönİçinde dışında yanında değilimİçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgiBu nasıl yaşamaydı dön Onlarsız olmazdı, taşımam gerekti, kullanmam gerektiTutsak ve kibirli -ne gülünç öfke be-Gözleri gittikçe iri gittikçe çekilmezİçimde gittikçe bunaltı gittikçe bunaltıGittim geldim kara saçlarımı öylece buldum Kestim kara saçlarımı n’olacak şimdiBir şeycik olmadı – Deneyin …
Şub 23
Seyfi Baba
Geçen akşam eve geldim. Dediler:-Seyfi BabaHastalanmış, yatıyormuş.-Nesi varmış acaba?-Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.-Keşki ben evde olaydım… Esef ettim, vah vah!Bir fener yok mu, verin… Nerde sopam? Kız çabuk ol…Gecikirsem kalırım beklemeyin… Zîrâ yolHem uzun, hem de bataktır…-Daha a’lâ, kalınız:Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız. Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;Boşanan …
Şub 23
İstanbul’un Hazan Gazeli
Ne yapacaksın plaj yerleriniGidelim kâğıthaneye Sâdabad harabelerine Şâd etmek için Nedim’in ruhunuAğzımızı dayayalım kurumuş çeşmelerine “Sinemaya gidiyorum” de anneneCuma namazına gidelim onun yerine Bakalım hayranlıkla Süleymaniye’ye Sultanahmed kubbe ve minarelerine Sahaflarda kitapların sonbaharında Erelim geçmiş baharın menekşelerine İstanbul’un kaybolan geçmiş tarihini tabiatını Son kez tadalım başlamadan ahiret seferine Dünyadan daha dünya ahiretten ahiret Bir kent …
Şub 23
İşten Değil Aşk
işten değil aşk şiiri yazmakilk sözü bir bulsammermer desem değil biliyorumbi dakka desem değilceketimi verir misin değilbirden önümde bir yaz günü açılıyorbahçede kuruyan çamaşırlarınyere değdiğikoşup kaldırıyorum uçlarınıeriğin yaprakları değiyor yüzümedeğsin varsın hepsi geçernasılsa kuzey buz denizindebeyaz bir gemihatırlıyordur ilk seferini oralaraaşk bir sonbahar kimliğindesürdürüyor egemenliğinibirden bir bakıyoruz kiher şey yerli yerindeotobüsler tirenler yerindedükkânlar yerli yerindeacılar …
Şub 23
Doğunun Geçitleri
çok uzun anlatmak gerektive biz, sadece ima ile geçtik ‘yol verin sevdaya’gördük ve yol verdikacıdan kalkıp acıyavaran bir yol gibikendini göstere gösterebir cihannuma ile geçtik ve kalbimiz bize sahip çıkmadıdağdır, kızılca kopupve döne döne düştüdöner dağdan sonbaharhüzne geçit yok, ziganalarve kop’tan bu dönüşleribir sema ile geçtik ateştir eski geceler‘tut ve yan, tut ve yankül ol, …
Şub 23
kurtalan treni’ne gazel
kurtalan treni’nde unutulan bir kız çocuğuyıllardan kimbilir dokuz yüz kırk üç müdürsürdürür ömrü boyunca başladığı yolculuğu kurtalan treni’ni sanki rüyasında görmüştürkederli bir yağmur içinde bütün camları buğuluyolcuları bakışarak bir vehameti bölüşür gece rampalarında yalnız bir devin soluğuuyku bastırmıştır cıgaralar söndürülmüştürsessiz bir öfkeyle büyür dışarda simsiyah doğu içkiye dalmış bir subay yok bir kadınla öpüşürkarısı süheylâ …
Şub 23
Gençölmek
Ay mıdır kar mıdır penceredeBoğulmuş çocukları martılara taşıyanKara köpek karşı kıyıda uluyorBence o çocuk öyle gülmemeli Atları çayıra saldım diş kamaştıran erik ağaçları altınaNisan toprağı kalbimde ağarıyorBence o çocuk öyle gülmemeliŞimdi bir kadın çay demlese Bahçemdeki korkuluk nar ağacıdırErken ölmüş, iyi giydirilmişSular soğuyor ovada duran ince gölgesindeBüyük ateşler, kuytu köyler gibi Alınlarına vişne çiçekleri yağanO …