Kategori: Türk Şiiri

Ellerimde Bir Demet Karanfil

Her sabahHayatın alışkanlıklarına karşı durarakEn yakın ve uzak mesafeleriBirlikte tarayarakBaşlarız güne Aşk ve ölüm iki yanımızda dururbirlikte ve iç içe yürürler hayatın yokuşlarındaBiri sonsuza kadar alınganDiğeri cesur Sen meydanlarda büyümüş çocukcaddelerde ve sokaklardaher söze açıkBir yapraktın belkiEsen rüzgarlarca kımıldayanHava kararır ve gökyüzüBütün yükünü boşaltırken üstümüzeUnutulmuş bir zamandanSesler ve sözler hatırlatan ellerinleDikkatli ve tedirgin basıyorsun hayatın …

Devamını oku

Manolya

Bana biraz gökyüzü getirTek bir kelime bile konuşmadan Suyun kıyısında durup Işaret ver kalbime Gözlerin hangi çiçekten renk almışsa Mecaz duruşuyla o dalga Beni de içine çağırsın Konuştukça azalıyor güzelliğim Dalından düşen bir yaprağın kaderini yaşıyorum Aynalar kırılınca Fotoğraflar da düşüyor suya Muğlak bir cümlenin peşine düşüp Üşüyorum Rüzgâra açık bir yanında oluyorum hayatın Merhametin, …

Devamını oku

Kadife Şairler

ölüyor kadife şairler…pazarların tozunda ve kulenin sisinde gömülü gün geceye akıyor…gece güne…ölüm yaşama akıyor yaşam bilince… bilinç de akar/daha karar vermedilergitse odalarından/gitse odalarından birileri… Yalnızlık ve melankoli… heryerdeydiler…dönecek yerleri yok şimdi… Lale Müldür

Oranj

Seni ilk gördüğüm gün, sonbaharın yabanılkahverengi geyiği benim için olduğunuanlamıştım. boynuzların iletken elektrodlargibi, tuzumsu bir karla kaplanmıştı.ağaçların etrafında yavaşça dolaşanbuğuların ve serpiştiren buzdan iğnelerinarasında mor’u tanıdım. Omurganda yanan ışıkla oryantal ikonlarınkaranlık gölgeleri ardında kırmızı vemaviyi karıştırıp moru elde ediyordun:gizin rengini. Beni ilk gördüğün gün senin içinolduğumu anlamış mıydın? bal peteklerindenbir yağmur yağıyordu. defne ormanlarınınarasında oranj’ı …

Devamını oku

Kapımızın Önünde Bir Salkım Söğüt

kapımızın önündebir salkım söğüt vardı her akşam benimle yalnız o oturup ağlardı. bir salkım söğüt vardı suskunluğumu bir o anlardı her şafak vakti gün doğarken kapımızın önünde. hıçkırık boğazımda düğüm düğüm olurdu kapımızın önünde yel vurunca hıçkıran ikindi serinliği bir salkım söğüt vardı. ne garip bir bilmece tanrının uzun eli elimin üzerinde bir ayrılık korkusu …

Devamını oku

Ankara Garına Usulca İkindi Yağıyor

ankara garına usulcaikindi yağıyor bir güvercin çırpınışı yüreğim gar bekçisi kadınlara bakarcasına bakıyor elindeki düdüğe delilik sınavıyla deniyor bir kadın kendisini elleri saçları kadar sarı bekçinin üzerinden sarılar dökülüyor tren seslerinden halkalar yapıp kadına bir taç örüyorum çocuklu anneler gülümsüyor bir ankara garına usulca iniyorum simsiyahlar giyinmiş bir bekçi görüyorum kin besliyorum zamana bitmeyen bir …

Devamını oku

Bırak Konuşmak İhanetim Olsun

kadrimi ve sabrımı biledimveyl ettim geceye ve sen ey beni yakıp yıkan ne bildin gözlerimdeki utkuyu ne gece örttü yalnızlığımı sesimi hapsettimse yüreğimde konuşanları kalleş bellediğimden vuracaksan vur artık beni arsızca bırak türküleri avuçlarımdan emziriyorum ne zaman ucursam bir kuşu boğulan bir yanım oluyor sesim bırakıp giderken beni içimin depremlerinde bir çocuk masum ve gürültülü …

Devamını oku

Yüzleştim Yüreğimle Ağlayarak

ağlama bebeğimsaat onikiyi vuracak soldurma gözlerinde açan çiçekleri bak sana bir nehirden beyaz köpükler sunayım bu yüzden kalem ellerim kırılsın susuz hazan yaprakları gibi kış ellerimi üşütmedikten sonra gövermesem de nice baharlar geçtim ne domur domur filizler ne erguvan çiçekleri açacak gövdemde ağlama bebeğim mutlaka nisan gelecek kirpiklerini bir yaz sayfasıyla sildin ve gittin kan …

Devamını oku

Gecenin İplerini Çektim

gece sağanakları -ı- gecenin iplerini çektim artık barış taraftarı değilim savaş baltamı çıkardım topraktan depremleri yadırgamıyorum sınır istiyor yorgun ellerim yolum memleketlerden geçiyor ırgatlar yollarda güneşi içiyorlar kızılca şerbeti kesin bir yargı belirtmiyor gülüşleri gecenin iplerini çektim zehir içmek bir avuçtan yudum yudum benim savaşı istemem yüzümün mimiklerinden belli sen bir yarısı aynada boğulan kendinin …

Devamını oku

Mes’ut Bir Tesadüf’e Altıncı Ve Son Mektup

-ve nihayet ikimiz kaçtığımız aşkların toplamıyız- sokakta yaralı bir it koşturuyor iki buluşmadır koluma girmiyorsun. ve birkaç milyon yıldır tutmadın ellerimi. benimle çıkmıyorsun bu yolculuğa. ve ben sırf bu yüzden yenilebilirim. bu resimden çıkıp gidiyorum. seni isteyen yanım ölümsüz yanımdır. bulutsuz da yağan nedir? şimdi öğreniyorum ki, gözyaşi! bu resimden çıkıp gidiyorum. seni isteyen yanım …

Devamını oku