Bağışlayın Alışmamışım Taşlanmadan ayrılmaya Bir ilk tuhaflığın sarhoşuyum Kovulmadan gidiyorum ilk kez Gidiyor ve şaşırıyorum Sırtımda utançlarım aşklarım belalarım Geçti gümrükten Oysa ben Tam da hazırlamıştım kendimi Altmışbir yılın utancını kaçak sokmaya içeri gidiyor ve hüzünleniyordum utancım aşklarım belalarım benden geriye kalacak diye gidiyorum ne eksik ne fazla hiç anımsamadığım kahramanlıklarım da varmış oysa böyle …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Dilenci
”Ölüm, mahşer günü bir siyah koç suretinde getirilip boğazlanır” bir siyah koç gibi öldürüldü ölümüm kızıl çığlıklara döndü izdüşümüm ölüm ölüm alacak elinizden ‘ıyşınız aşığınız diye delik delik kaçtığınız ölümlerinizden bir yudum ölüm bir yudum ölüm veriniz nerde yok mu ölümleriniz dininiz mezhebiniz aşkına ölememekten döndüm şaşkına rabbiniz taptığınız aşkına bir yudum ölüm bir yudum …
Şub 23
Elifbamdan Arta Kalan
az sonra beni çağırırlarburalı değilim yanımdamemleketimi bildirir bir belge getiremedimüzgünümhiç kimse fotoğrafımı çekmediizin vermediğimuygun durmadığım söyleniyor/-aksine efendimbenim annem belirlenemedi/birazdan beni çağıracaklarını umuyorumsigaramda yol görünüyorburdan da dengimi tutuyorumbol miktarda Eylül biriktirmiştim/aslında kasım demek istiyorum/ker*** duvfar diplerinden topladımkoynumdabütün ceplerimdeAkdeniz kıyısından devşirdiğimrenkli çakıllarkaydırak taşları midye kabuğuve ince kumun içindelersigaramda yol görünüyoryakında beni çağırabilirlerAnne’m en gizli sırrını sonuçta ‘Ay’a …
Şub 23
Gün Batar Kuşlar Döner
söylemedi deme gidiyorum geldiğim yere arkama çalı toynaklarıma telis bağladım iz bırakmadan en sessiz gidiyorum cari sadakam nakibim /yeryüzünde bid’atım/ menend ü rakibim terekem yok sıfıra çarpıldı hikmet-i vücudum alacağım kimseye borcum yok varis bırakmadan gidiyorum kimse bilmeyecek var olmuşum olmamışını gidiyorum kefensiz sedasız nam u şöhretsiz gece nevbetinde aydım şekibindim /olmayacak yoruldum/ gelmeyeceksin sabahı …
Şub 23
Acı
Acı, hassasiyetini kabuklaştırıyor insanın.Ölmek galiba bu.Ayrılığa alışmış gibiyim.Tevekkül, teslimiyet.Ve heyecanların gün geçtikçe kararan pırıltısı……Alışkanlıkların insanı pestile çeviren çarkı.Artık yanarak değil, tüterek yaşıyorum.Nemli bir tomar gibi.Kanatlarım her gün bir parça daha ağırlaşıyor.Galiba ihtiyarlıyorum… Cemil Meriç
Şub 23
Ağlamak bir şey değil
Eylül gölgesi düşmüş güneşeAğlamak bir şey değilHançer sokuyorlar adamın sırtına Murat Kapkıner
Şub 23
Hiç Kimse Beni Beklemiyor
beni görenalelacele dolaşan ayaklarımla sokaklardabir yerlerde birileri bekliyorbir yerlere gidiyorum sanırhalbuki hiçbir yerdehiç kimse beni beklemiyor ‘artık bu solan bahçede’ne gül kaldı nede gülistanaşk yalnız bende sadıkyalnız ben kaderle yaşamışımbenim dışımda aşk mutlak yalanrüzğar bende nasılda gerçekfırtına borayüzüm bu aleme ait degilsesimin büyüsüahrettenhem sığmıyorumhem dünya tutması varimansa işte müminimçile ise işte eyyubdayanmaksadayanamıyorum işte dayanamayarak/aklımı alanneden …
Şub 23
Kundak
davacı değilimsavcıyı geri gönderin geri durun şöylealışmadığımız şeyler bunlarne ilk öldürülüşüm bune ilk yıkılışı evimincesetleri yan yana koyunbüyüğümü küçüğümün yanınaayrılmasınlar /her dönemeçte bir eşkıyayakendim veriyorum gömleğimigönül rızasıyla/ sizin gurbetinizde ilk vuruluşum busanırım bundan telaşlandınızne var bundabir Robinson öldürülüyorşunun şurasındayahut Tarzanyani bir çocuk /kabahat kendisininditam kırk kez öldürüldüğü haldebüyümedi/ savcıyı geri gönderindavam yok fazla malum olduğu …
Şub 23
Gelmeden Evvel, Geldin, Birlikte
Gelmeden Evvel KalbimBenim bir ormandı,İsimsiz, asude,Bir büyük orman;Ve gölgelerinde revanOlan hafi suların aks-i şevk-i müttaridiDağıtırken sükutu bihude,Düşünürdüm ki, hangi gün, ne zaman,Ne zamanGirecektin o kalb-i mes’ude? Etmeden zehr-bad-ı fasl-ı elemReng-i eşcar ü abı fersude,Dolacak mıydı seslerin, bilmemO tehi saye zar-ı mesdude? Sanki hicrana bir teselliydiŞeceristan-ı kalb içinde revanOlan hafi suların musiki-i nevmidi. Geldin Bir günAkşamın …
Şub 23
Özlemin Kadar
Toprağın iştahıyla dallardankuruyan yaprakları topluyor rüzgarüşüyen çocukların teniyle kelebeklersindi solgun çiçeklerin dibinegöğün karaşın kıvılcımları kırlangıçlartel tel sıyrılıp bulutlardangöçtü uzaklarayaz bitti… Nasıl isterdim, ah yazgımı değiştirmeköpüşür gibi sessizliklesu içen bir ceylanınhalka halka dudaklarındançakılların, yosunların köpükteki nazına doğrubaşıboşakıp gitmek bir derede… Zift ve kemik arasında sıkışıpezilmiş filizin uğultusuylataşıdığım ruhumdan utanarakotları dinliyorumne başka sızım olsaydı keşkene başka sözüm …