Kategori: Şiir

Yaş

YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.YAŞ 13 Annemle babamın elele tutusmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.YAŞ 15 Bazan hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını …

Devamını oku

Melahat’a

Saadetten mi bu şaşkınlığımPaltomu tutuşundanElimi alıp hatırımı soruşundanOrtak oluşundan mı sıkıntıma Böyle durma karşımdaBöyle söylemeGöğsünde sıkma başımıİlgilenme her halimle Ben dayanamam bu sevinceBen dayanamamYa ağlamak geliyor içimdenYa bağırmak sokak ortasında Nahit Ulvi Akgün

Sadece Renk

Gökyüzü daha bir mavi,Su daha bir mavi,Avludayım, Rânâ su başında. Rânâ elbise yıkıyor.Yapraklar dökülüyor.“Kasvetli bir mevsim” dedi sabahleyin annem.Ben de ona, “Hayat bir elmadır, onu ısırmalıyızhem de kabuğuyla” dedim. Dantel işliyor komşu kadın pencerede.Şarkı söylüyor.Ben de Hint ilahilerini okuyorum,Bazen de bir taş, bir kuş, bir bulut çiziyorum. Pırıl pınl bir güneş.Sığırcıklar geldi.Lavantalar yeni çiçekler açtı.Tanelerine ayınyorum bir …

Devamını oku

Gelinlik Kızın Ölümü

Salâ verilirken kalktık kahveden,Cumaydı, yılın en beklemiş günü,Yemeni gibi üstünde tabutun,Gölge veren ağaçsız bir gökyüzü.Kızın babası yanımızda, boyu uzun,Zayıf, ağzında mırıltılar.On köylü, iki subay, bir tezkereci er,Sıralandık ahşap mescidin avlusunda,Namaz kılmadı adam, ağlamıyordu da,Alnı bir uzun sabrın kabaran gelgiti,Sürgün duvarı bekleyişin,Dünyaya çok yakın bir gece gibi.Aldık cenazeyi sarsmadan, iğretiVe hafif, gözlerimiz yerde,Kayıp bir tayın izini …

Devamını oku

İlk Gözyaşları

Uysal öpüşüyle getirdi yeşili ve çağırdı filizleri ilkbahar güneşi.Mavi gözleriyle gülümsedi herkeseçocuksu bir saflıkla menekşe.Menekşenin bakire kulaklarınafısıldayan bir meltem esip gitti;bir kelebek geldi, çırpındıeteklerinde, o da uçup gitti.Baktı menekşe onların arkasından,yaralanmış bir insan misali düşünceyle:menekşenin kız gözlerinden düştüilk aşkın saf gözyaşları.Avetik İsahakjan

Eğer Bir Gün

Sevgilim, eğer bir günDurur bakarsan mezarıma,Ve taşın etrafında taptazeÇiçekler dalgalanırsa,Bil ki, çiçeklerin her zaman yaptığı gibiDalgalanmıyor çiçekler,Ya da ilkbahar onlara emir verdi deTaşa boyun eğiyorlar sanma!Onlar yüreğimdekiSöylenmemiş şarkılardır;Ölümün susmaya zorladığıAşk sözcüklerimdir.Yolun sonunun vardığıVe taşın önünü kapattığıBilinmedik bir dünyadan gönderilenAteşli öpücüklerdir onlar, sevgilim.Hovhannes Toumanyan

Ben rüyâların dokumacısıyım

Ben rüyâların dokumacısıyımRüyâ bekçisiyim ben.Yavaşça uykunda yürürümVe kalbine görüntüler yerleştiririm.Yumuşak gece rüzgarları üstünde yolculuk ederim. Rüyâ Ruhlarının ülkesinde kesintisiz.Uyurken seni korurum.Ben Koruyucu Ruhum…Senin Rüyâlarının Koruyucusu …Evet, ben rüzgârla dansettim…Sıçrayıp oynarız rüzgâr ve benGünışığının tarlalarında ve yüksek çayırda.Aslanağzı çiçeğinden ruhları göklere uçurturuzVe usulca yeryüzüne döndüklerini gözleriz.Ben ve benim rüzgârım güçlüyüz.Bilinmeyen yerlere dansettik başımız önümüzde,Dikkati bir kenara iterek.Bunlar …

Devamını oku

Çağdaş Kültür

I. Öğret bana Öğret bana Okumadan evvel yüzünü Hiç şiir okumadım ben Ve buğday tenini keşfetmeden Harabeydi bu dünya Öğret bana kadın dilini Bilmeme rağmen sevgiyi Hiçbir şey bilmiyorum Ezberlediğim halde halk şiirleri Ezberlememişim hiçbir şey İstediğim halde Çin’deki ilmi bile Fakat Çinli kadınlar Çay ikram ettiler yalnızca Öğretmediler sevgiden bir şey Öğret bana Öğret bana Aldığım diplomalar Gördüğüm eğitim Hayaldi tamamenII. Okut beni küçük bir öğrenci gibi Nasıl cümle kuracağımı göğüslerinden Dudaklarından nasıl öpücük yazacağımı Resmet bana şu …

Devamını oku

ne çıkar ateşböceği sansalar bizi

düşünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek. yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, naif yönlerimizin keşfedilmesi, cesaretsizliğimizin anlaşılması, korkularımızın paylaşılması sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti. kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız. ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında. hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden. deniz minareleri, midyeler. kirpiler ve kaplumbağalar gibi. sahi koruyor mu bizi çatlamamış sert kabuk? kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi? yoksa zarar …

Devamını oku

İnsanlar

İnsanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır. Bir yıldız sönünce ondan uzaktakiler bir şey duymaz. Herkes ancak biraz kendi komşusuyla meşgul olur. Herkes ancak bir iki düşman için kin, ancak üç dört dost veya akraba için haset veya muhabbet ve ancak …

Devamını oku