Her mültecinin içinde bir gül ağacı boylanırSıcağa susuzluğa dayanıklıÜlkesizlik tüm ülkeler sayısınca genişliktirSınırsızlığa sonsuzluğa dayanıklı Özlem değil hayır üzünç değilÖzleme üzünce karşı koymaydıAnsızın ve nedensiz fırlatılıp atılmış daYasasız tüzesiz suçsuzluğa dayanıklı Barok bedenine düşleri ve kuşlarıAynı incelikle yerleştirebilirVivaldi bir uçta Borges ötekiÇılgın kalabalığa sinsi yalnızlığa dayanıklı Her mültecinin içinde bir gül ağacı boylanır Gülten Akın
Kategori: Şiir
Şub 23
Bellek İle Ölüm
KISA ŞİİR / on beş Durur bellek çizmez olurbu bir tehdit midir hayatımızaanımsamak o daha mı bü- yüktür yoksa? BELLEK İLE ÖLÜM Bellek durduğunda unutuş tırmalar kapılarıaynı sözler tekrar yine tekrarkapandır, kısılıp dönülürbeynin içinde ağız söylüyormuş bunu bilmiyordum“hayır” diyormuşum durmadanolumsuzlanan o dar alandançıkıp kurtulmak istiyor-muşum denetle, çöz, boya, sıraya dizsenden mi geçmişti, salınır hayatasözcükler, yalan …
Şub 23
Yakışıklı Ütopya
Uyuştu baştanbaşa dokunduğun eşyalarKalbimi gözlerinde cehenneme uzattımYerlerini şaşırdı gökyüzünde bulutlarVe bir tufan içinde son uykuya uyandım Bahçem tarumar oldu ıslandı zambaklarımBir serabın ucundan tuttu diye aşklarımYaşlı gözlerle aktım içimdeki kahıraGüneşi öpmeliydim kararmadan ufuklar Yakışıklı bir tabut kesti yollarımıSardık içine koydum yirmi beşlik yaşımıNe yapsam sana doğru koşan ayaklarımı,Artık yakalayamam bak koynumda kement var Nazir Akalın
Şub 23
Bir Şair Ölünce
Bir şair ölünce yıkılır gökler,Düşer hayâllerin ipek kanadı.Bir şair ölünce yanar büyükler,Göklere yükselir çocuk feryâdı. Bir şair ölünce öksüzdür artık:Çiçekler, ağaçlar, çocuklar, kuşlar.Bir şair ölünce bin gönül yıkık,Geçit vermez olur küçük yokuşlar. Bir şair ölünce göklerden onaKucaklar dolusu rahmet yağacak.Bir şair ölünce, ey toprak anaGözleri mezara, nasıl sığacak? Bir şair ölünce… Ölünce mi âh!Kaç yürek …
Şub 23
Gözlerime Yağmur Yağıyor Anne
insanlar zamanı boğuyorlarkelimeler tükendiğindeşehirleri rehin alıyor göklergözlerim öksüzleşiyor anne sahipsizliği dolanıyor dilimeo eski çıkmaz sokakların/kapı önlerindesevince doyamayanların korkunç bir ihanete uğruyor evlerbir körelme giriyorbeynimin en izbe yerlerinegözlerim hüzne kesiyor anne bir yüzü valeye yorumlananbir yüzüne yürekkızı konulanbir madalyon adınagözlerin yağmalanıyor anne bir ulusal savaşta döktüğüm kanen son tükenişime rölansinsanlar süreğenliğimi yerle bil ettilergözlerime yağmur yağıyor …
Şub 23
Yok Artık Sandalla Çıkmak Mehtaba
Yok artık sandalla çıkmak mehtaba,Bitmese de gece kolay kolay,Gönlümde aşk ateşi yansa da hâlâVe hala tepemizde parlasa da ay. Eskitir zamanla kılıç kınını,Yıpratır insanı şu deli gönül,Kalp bile bir an keser hızını,Dinlenmeye yatar gül ile bülbül. Aşkın anayurdu olsa da gece,Ve dört nala koştursa da sabaha,Yağsa da bir ışıltı ince inceYok artık sandalla çıkmak mehtaba. …
Şub 23
Şairin Ölümü
Hüzün içinde yürüyen dört insan omzununAnlamaz birçokları sonsuz güzelliğindenSözcükler çıkagelir umulmadık bir vecdleDönülmez serüvenlerin gülünden dikeninden Yüzü kanlı kız çocuklarının göz uçlarındanSıyrılır da anlamı dört insan omzununDönülmez serüvenlerin sevincinden hüznündenBeslenir alevleri bu delişmen uykunun. Nazir Akalın
Şub 23
İkindi Güneşi
Bu oda – ne kadar iyi bildiğim bir yer burası.Şimdi bu da, bitişik oda da işyeri olarakkiralanmış. Acentelerin, tüccarların,şirketlerin yazıhanesi olmuş bütün ev. Ah, ne kadar bildik bir yer bu oda. Bir divan vardı kapının yanında,onun önünde bir Türk seccadesi;hemen yanında, üzerinde iki sarı vazo duran raf.Sağda, hayır, karşıda, aynalı bir dolap.Ortada yazı yazdığı masave …
Şub 23
Ondokuzuncu Asır
1.Erişti evc-i kemâlâta nûr-ı idrâkâtYetişti rütbe-i imkâna kısm-ı mümteniât 2.Besâit oldu mürekkeb, mürekkeb oldu basitBedâhet oldu tecârible hayli meçhûlât 3.Mecâz oldu hakîkat, hakîkat oldu mecâzYıkıldı belki esâsından eski mâlûmât 4.Mebâhis-i felek ü arz ü hikmet ü kimyâDeğil vesâvis-i ezhân ü vehm ü temsilât 5.Mesâil-i nazarîye tecârib oldu senedErişti hadd-i yakîne fusûl-i zanniyyât 6.Ukul-i zâhire sâid …