Kendinden geçmiş bir sarhoş, yol üzerine uzanmış yatıyordu. Bir âbid, yanından geçerken ona nefret ve hakaretle baktı. Sarhoş, başını kaldırarak şu mealdeki ayet-i kerîmeyi okudu: “Rahman’ın kulları, bir günahkârın yanından geçerken müsamaha ile geçerler.” Beyit:Suçluyu eyleme teşhîr, hâlim ol, setr etEy benim zenbimi takbîh eden insan, geç git! KıtaNe için yüz çevirirsin sûfî!Ehl-i isyâna mürüvvet …
Kategori: Şiir
Şub 23
Gece
Ah, sen ey, ölüm kadar sonsuz olanVe dar bir tabut gibi rahat uyku!Islak geceyi örtün kalbim, uyu!Artık uykuyla tek başına kalan Ruhum gemiler uğramaz bir liman Bir tanrı gibi her tarafta korku;İşliyor bütün saatler kurmadan,Dışarda yağmur yağıyor durmadan,Görmüyor pencereler sonsuzluğu. Beni dibine çeker misin kuyu! Bitti gücüne güvendiğim zaman,Gökler yakın bir ayrılıkla dolu;Aynasında yüzüm dalgalanan …
Şub 23
Hatıra
Dün, bir gölge gibi geçti yanımdanOydu, bir bakışta tanıdım onu;Rüyalarıma tayf halinde konan,Peşime bir korku gibi düşen o. Bazı yapraktı, bazı bir rüzgâr.Dolardı aydınlık olup, odama.Bahçemde süzülür giderdi baharSabahının fecri vururken cama. Ayakları kumda bırakmadan izYanıma geldiği hep gecelerdi;Sanki bir lahitten kalkar ve sessizUzak bir maziye dönüp giderdi. Bir avuç ışıktı incecik yüzü,Gözleri geceler gibi …
Şub 23
Cennette Sessizlik
bülbülleri, sakaları bombalarla susturduktan sonrahasbahçede hayallerin erişemeyeceği sessizlik başlar:büyük hayaletin, ‘insanlığın’ sessizliği…buzulların sessizliği,buzdan ve külden meleklerin sessizliği. tanrıyla, önce çığrışarak,sonra onun sessiz ve kıpırtısız diliylekonuşmayı deneyenfelluceli anaların çoğalttığı sessizlik… gökçe kozalaklarıhavan mermileri halinde başımızda patlayankutsal bilgi ağacının;tüveyçleri, katledilen bebeklerin beyinlerinin zarıve gözlerinin akı olup yüzümüze saçılangökçe minelerin, hatmilerin,hüsnüyusufların sessizliği. – akbabanın süslenip püslenipyüreğimin başına konmasından,orada …
Şub 23
Genizden Konuşan Prens
Tanrı sendenyazdıklarını suluboyaylaanlatmanı isteseydibay edward estlin cummingsmuhtemelenbiraz görünür olsun diyekanatlarının ucuhafifçeyeryüzünün toprağına bulanmışuhrevi bir kelebekresmi yapardın bir çocuğun alt çenesinekonacağı tutmuşşaşkın bir kelebek. ben sendeişte o resimdeki kelebeğiürkütmemek içinaltmış dokuz yaşına kadarçenesini kıpırdatmadan tutanyani genizden konuşanyahut pek pek arada ıslık çalanşairi görüyorve diyorum kibak estlin, ne ezra pound, ne t.s. eliotne de bir başkası değil …
Şub 23
Ölümfügü
Kara çalan sütünü şafağın içeriz biz akşamüstüiçeriz biz günortasında ve sabahleyin ve içeriz geceleyiniçeriz biz ve içeriz bizkürekleriz bir mezarı havada büzülerek uzanmayacağın seninbir adam yaşar evde oynar yılanlarıyla ve yazaryazar karanlık çökerken Almanya’ya senin altınımsı saçlarını Margaretayazar onu ve çıkar dışarıya kapılardan ve yıldızlar parıldar topluca ve ıslık çalar av köpeklerinekalsınlar yakınlardaıslık çalar Yahudilerine …
Şub 23
Gül Hırsızları
Gül ağacı olur birileriBirileri kızları rüzgarınBirileri gül hırsızlarıTırmanırlar gül hırsızları gül ağacınaBir gül çalar hırsızlardan biriSaklar onu kalbine Vasko PopaÇeviren: Şakir Özüdoğru
Şub 23
Ya o belsoğukluğu?
Arkamdan lâf etmişsin, sana yakıştıramadım;Beni rezil edip, bir köşeye kodu, demişsin..Dayını kışkırtacakmışsın da bir gece vakti;Parayla iki serseri tutup, ibreti âlem için,Kafamı gövdemden ayırtacakmış!Dur hele, madem ki iş bu yola döküldü;Hepsini dinle de gözün gönlün açılsın: Sana söylediklerimin çoğu yalandı;Ben kim, Fransa’ya gitmek kim..Hele o tüccarlık masalı?Nasıl yuttuğuna hâlâ şaşarım.Samsun’da enişteler,Zonguldak’ta teyzeler,Adana ilinde bilmemne hanı;Koca …
Şub 23
Puella Mea
Harun Omar and Master Hafizkeep your dead beautiful ladies.Mine is a little lovelierthan any of your ladies were. In her perfectest arraymy lady, moving in the day,is a little stranger thingthan crisp Sheba with her kingin the morning wandering. Through the young and awkward hoursmy lady perfectly moving,through the new world scarce astirmy fragile …
Şub 23
Düş
Sabahtı, günün ilk ışıkları süzülüyordupenceremin kapalı kepenkleri arasındankaranlık odama; uykumungözbebeklerimi kapadığı en tatlı, en hafif andabelirdi başucumda gölgesi o kadının;baktı uzun uzun yüzüme; bana önceleriaşkı öğretmişti; ne ki, sonraları bıraktıbeni gözyaşlarımla. Sanki ölmemişti;ama hüzünlüydü, tıpkı mutsuz insanlarınifadesi vardı yüzünde; koydu sağ elinibaşımın üstüne; “Yaşıyorsun sen,” dedi içiniçekerek; “kaldı mı bizden birkaç anı aklında?”“Nereden geliyorsun?” -dedim-“Ey …