Kategori: Şiir

Yaşlı Bir Adam

Gürültülü kahvenin içerlek bölümündeyaşlı bir adam oturuyor tek başınabaşını masaya eğmiş, önünde bir gazete. Ve sefil yaşlılığının küskünlüğü içindehayatını nasıl boşa harcadığını düşünüyorgüçlü, yakışıklı, sazı sözü yerindeyken. Biliyor artık çok yaşlandığını, duyuyor, görüyor.Oysa daha dün gibi geliyor ona gençlik günleri.Nasıl da hızla geçmiş zaman, nasıl da hızla geçmiş. Onu nasıl yanılttığını düşünüyor aklının,ona nasıl her …

Devamını oku

Gece Treni

Tren gece yarısı geçiyordu tuğla harmanının önünden;bir an, trenin nabzını duyuyordu evler duvarlarında,pencerelerinde, korkmuş ya da şaşırmış gibi.  Sonra uykuya dalıp unutuyorlardı. Bütün gece gözünü kırpmadı.  Damarlarının içinden geçmişti tren,Getirdiği, alıp götürdüğüyle. Ve o, kendi içinde, tarlaların ötesinde, ağaçların gerisindeSon tren düdüğünü bekledi kalkabilmek için. Yannis RitsosÇeviren: Cevat Çapan

Pencere

Sonra sessizlik, hareketsizlik. İkiyüzlülük bile diyebilirsin,çünkü, belki de bilirsin, kaç çarmıha gerilmiş çığlık,kaç diz çöküş gizlidiro dikey saydam görkemin gerisinde.Hele akşam olurken, şu bahar günlerinde, ve limanuzakta bir yangınken, yaldızlı ve kızıl,gemi direklerinin karanlık ormanında, balıklarıduyarsın, suların basıncında, küçük üçgen ağızlarıyladerin bir soluk almak için suyun yüzüne çıkan. Dikkat ettin mi?Böyle zamanlarda suyun yoğun aydınlığı …

Devamını oku

Şiir

Geçsin yıllar ölmüş olayımDağılıp toz haline gelmiş olayım Bir kız yürüsün üstümde yalnayak Derin ürperişlerle dolayım Papatya kokulu bacaklarını Sarayım için için yanarak. 1940 Stepan ÇipaçovÇeviren: Attila Tokatlı

Karakavak (2)

“Kimse kimseye doymadı ki, herkesi herkesinHerkesi herkesin elinden aldılar”Böyle söylemişti o zayıf, Avurtları çökük ve parlak gözlü, Siyahlar giyinmiş, siyah çoraplı hanım…Böyle söylemişti gıcırtılıİçimi üşüten sesiyle“Burada bir Nevin Hanım vardı degil miii? Sonra iki kızı ve kendisi, Zaman geçti ve öldüler degil miii?”Boğazım kurumuştu sessiz, Bir çığlıkla uyandığımdaHemen kayboldu zayıf HanımO zaman dokuz yaşındaydımŞimdiyse bir …

Devamını oku

Uyuyamıyorum

Yağmur ağaçları sarsıyor.Bahçemdebir bülbül ötüyordokunaklı, nerdeyse acı,sanki hiç bir şeyin olduğu gibi kalmak zorunda olmadığınıgöstermek istermişçesine Ne zamanBir mayıs böceği gibi Sırtüstü yatsambir bent üstünde koştuğumuve ardımdanbirinin güldüğünütahayyül ederim Hasta olmakVücudunhastalığa karşıkendisinisavunma teşebbüsüdür Hasta olmakVücudunbir başka yolbulmateşebbüsüdür Hasta olmakVücudun … teşebbüsüdür Anna Dau

Barışma Rubaisi

Sönmüş sanılan ışık, bir anda parlarDostun sesi, tekrar sevinç ısmarlarBir buzlu soğuk sisli bulut, nur kesilirKuşlar ötüşür yerde erirken karlar Hüsrev Hatemi

Karakavak (4)

Bir ney sesiyle hıçkırık, Karışık…Edirne yolunda tipi, Önce serpen, giderek yoğunlaşan karÖlüm yine salınıyor sekerekAh Ölüm, Ah Seeen, boğazına dursun ham çökelekSen Edirne, sen neşeli günlerimde bile…Hüznü kulağıma bağıran diyar…Uzakta tahammülfersa çay bahçeleri…Kenara yığılmış ve örtülüYaz mevsimini bekleyen masalarBenim beklediğim gelmiyecek ve ayrıcaBeni de bekleyen yok. Hüsrev Hatemi

Oğluma

Biliyorsun ki, oğlum, ortada ne sen varsın,Ne seni yeryüzüne getirecek bir anne:Bir gün cihâna gelmen mukadderse, anlarsın,Bu gelişten gözümü, göynümü yıldıran ne? Her gün saban başında topladığın kederlerSeni yorgun çıkarır sabahın altısınaÇalışkan ellerine bakanlar kirli derler,Leke derler alnında güneş karaltısına. İnce belin bükülmez zamanın dizlerinde,Öpülen eteklere ayağını silersin.Yoksulluğun yüzerek sonsuz denizlerindeGördüğün her kıt’aya açıktan diş …

Devamını oku

İsyanlı Sükut

Gitmişti makama arz-ı hal için,“Bey” dedi, yutkundu, eğdi başını.Bir azar yedi ki oldu o biçim…“Şey” dedi, yutkundu,eğdi başını. Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı,Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı…Bir baktı konağa alttan yukarı.“Vay” dedi, yutkundu, eğdi başını. Çekti ayakları kahveye vardı,Açtı tabakasın, sigara sardı.Daldı..neden sonra garsonu gördü,“Çay” dedi, yutkundu, eğdi başını. İçmedi masada unuttu çayı;Kalktı ki garsona …

Devamını oku