Kategori: Şiir

Askıda Olma Hali

Giydikleri de yiyor insanıher şey yabancı her şey açılması istenmeden yumruklanan kapıların önünde-hayır sonunda- bir durulma ânıbaştan geçen bacağa oturan göğsü saranbedenin yoklukla çağırılışı kışkırtılışıtensever ve hazcı bir haykırışboğum boğum ilmiklerde sıkışmaher şey nasıl da uyum sağlıyor hayatın akışına              her şey kapıların yumruklanışına Taş yosun bilgisini öğreniyor sudanbir kadına …

Devamını oku

Edalı Zihin

             “Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir”                Bir haydar vardır heveste döner döner söylenir Zihin kekre meyvedir kurtlar da yer onu insanlar da kuyumcular nakış işler bakmazlar kimin bileğine dar gelir kimin kalbi dar gelir ona Antikadır zihin kimi zaman açık artırmalara …

Devamını oku

Kar Yağıyordu Karanlığa

sana da yağdı mı kargözlerine usul usulince bileklerine kirpiklerineson yapraklarınakalbindeki umutsuz dallarınusul usulsallandı mı seninsana da yağdı mı karMehmet Can Doğan dışarda kar usulca söyleniriçimde gidilmemiş parklar dedesi olmamış çocuklar üşür. Birhan Keskin Damdaki kar içeri akıyor:Odamda ilkbahar.Süreyya Berfe Size bir olay anlatayım, çok kısaBir kış günüydü, kar yağıyorduGök sapından boşalmış papatya yaprakları gibi duruyordu …

Devamını oku

Kar Mûsıkîleri

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu. Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı, Bir erganun âhengi yayılmakta derinden…Duydumsa da zevk almadım İslâv kederinden. Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta. Birdenbire mes’ûdum işitmek hevesiyle,Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle. Sandım …

Devamını oku

Irmak-Boyu Tacirinin Karısı: Bir Mektup

Saçlarım daha alnımın üstünde dümdüz kesiliykenÖn kapının orda oynardım, çiçek koparırdım.Sen atçılık oynayarak bambu değneklerinde gelirdin,Çevremde gezinirdin, mavi eriklerle oynayarak.Böylece yaşar giderdik Chokan köyünde:İki küçük insan, tasasız, kuşkusuz. On dördümde, Efendim, evlendim seninle.Hiç gülmedim, utangaçtım çünkü.Başımı öne eğip duvara baktım.Bin kere çağırıldım da hiç ardıma bakmadım. On beşimde, somurtmayı bıraktım artık,Toprağım seninkiyle karışsın istedimHer zaman …

Devamını oku

Cem’âh Süreya

                                    “Kan yok kelimelerin altında cemal süreya                                     Kanın altında kelimeler kazısan okunacak”                   …

Devamını oku

O Taraf

Gördüm ölüm diyârını rü’yada bir geceSessizlik ortasında gezindim kederlice. Durmuş saat gibiydi durup geçmiyen zaman.Donmuş sükût içinde güneş görmiyen cihan. Hâkimdi yerde ufka kadar uhrevî vakar;Bir çeşme vardı her tarafından ziyâ akar; Geçtikçe bembeyaz gezinenler üçer beşer;Bildim ki âhiret denilen yerdedir beşer. Baktım hüzünle her birinin benzi sapsarı.Sezdim ki gövdesizdi, hayâliydi boyları. Bir başka semte …

Devamını oku

Akşam üstü rüyası

Şimdi gemiler geçer uzaklardanGönlüm güvertede sereserpedir.Işıklı geceler, saz sesleri, peynir ekmekNe biletim ne param ne dostum varPır pır eder yüreğim bakındıkça…-Uyan Turgut um, garibim, uyanBura Terme’dir. Terme köprüsünden kamyonlar geçer,Irgatlar üç orada beş burada konuşurlarBir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızıCigaramı yakar evime dönerim…-Gidin gemiler, gidinVardığınız yerlere selam edinGün olur bütün kaygılardan uzakBen de gelirim… …

Devamını oku

Geçiş

Mazi köyünde, hatıralar gölgesinde kal !Yaklaştığın tâbiati günlerce seyre dal! Dağlar başında zevkini aldındı varlığın,Bulsun bu zirvelerde huzûr ihtiyarlığın. Akşam, çoban sadâları artar, güneş söner;Gür çırıgıraklarıyle davar yaylâdan döner; Havlar zaman zaman gece ufkunda bir köpek,Gönlün hüzünlenir bunu duydukça ürkerek. İnsan bilir cihanda nedir ömrünün sonu;Ömründe bir dakikacık etmez hayâl onu. Hiç şaşmıyan saat gibi …

Devamını oku

Aynı Topraklarda

Güneş solumda ve dikenlerin yolunu aydınlatıyor.Çocukluğumla aramda ölüm var.Ölümle hayat arasına sıkışmış, uykulu, kadim bir tepedeyim.Annem yoldan gelmiş yol olmuş kardeşime,Ölümleri gösteriyor. Birlikte ağlıyorlar.Ben güneşe ağlayacağım. Issızlığına bu tepelerin.Ve yanımda soyunmuş derisiyle bir yılanın, çok isteseLapis olacak mavi bir taşın rehavetiyle bakınıyorum.Neresi yurdum?Güneş belki de.O hep duran. Çocukluğumu tanıyan eski dostum kaplumbağa.Mezarları hatırlatarak, küçük bir …

Devamını oku